Aylık arşivler: Temmuz 2008

Hesabınızı iyi yapın!

ClearCheckbook logo

Bir zaman sonra Türkiye’de de benzerlerini göreceğimiz uygulamalardan birisi ClearCheckbook diye düşünüyorum. Öncelikle birden fazla hesabı, kredi kartını vb. birleştiriyor. Şu anda PayPal2ın türkiye’ye gelme girişimleri olduğunu biliyorum ama onlar gelmedende bankaların internet şubeleri PayPal‘i bir şekilde sistemlerine adapte edebilirler diye düşünüyorum.

Bankalar artık internet şubeleri içerisinden kişilerin kendi parasal yönetimlerini yapabilecekleri(harcamaları, ödemeleri vb.) ajanda şeklinde bir alan açabilirler. Aşağıdaki gibi bir ekran iş görecektir.

Expenses report

Raporlamalar hesap ve borç durumlarımızın görsel açıdan kolaylıkla anlaşılması için bence en ideal yollardna birisi. Bankalar bu konuda pie chart yada çubuk grafiklerin ötesine geçebilmeliler.

Yine internet şubelerinde olmayan bir uygulama ise “Search”. Ben istediğim bilgiye internet şubesi içerisinde arama yaparak ulaşabilmeliyim.

Transactions

TR’de güvenlik sebebiyle alternatif platformlar üzerinden işlenm yapmak çok kolay değil ama. Buradaki gibi AIM, MSN, Yahoo, Gtalk vb. uygulamalarla entegrasyon sağlanmalı.

Yine bence otomatik ödeme vermeyi tercih etmiyorsam banka sistemine herhangi bir ödememi bana hatırlatmasını, özel bir günü hatırlatmasını, her ay başında X birikimli hesabımda şu kadar para biriktiğini bana bildirmesini isteyebilirim.

Ayrıca şubedeki hesabımı personalize edebilirsemde çok iyi olacak. İnşallah yakında bunlarda olur.

Zemanta Pixie
Paylaşın:

Yeni İş Modelleri

BookGoo – Online olarak herhangi bir site yada dokümanda iken bunu paylaşabilme

GasForFree – Arabanıza alacağınız reklamakarşılık bedava benzin uygulaması. Bence Türkiye’de kesin tutar.

InfiniTube – İstediğiniz etikete yada şarkıcıya göre otomatik Youtube listeleri oluşturup aralıksız film oynatabilme.

MoviesFoundOnline – Bedava film ve blgesel izleyebilme(yasal olarak:)

PutPlace – birdne fazla bilgisayardaki dosyaları tek bir hesapta yedekleyebilme.

QuickMaps – Google Map’e kolaylıkla çizgi çizip etiketler koymanıza ve bununla birlikte haritayı paylaşabilmenize olanak sağlayan uygulama.

TextSnip – Herhangi bir kodu (HTML, CSS, XML vb.) formatı bozulmadna paylaşabilme.

Vocaroo – Online ses kaydı yapıp başkalarıyla email yada kendinize özel sayfadan paylaşabilme.

WebToMail – Beğendiğiniz sitenin web adresini send@webtomail.co.cc ‘ye gönderin size web sitesi email attachment olarak geri gönderilsin.

Paylaşın:

Osmanli’da Ev Kulturu

Email’den alıntıdır

Toplumun temel birimi olan ailenin yasadigi ev icin, dilimizde; hane, beyt, dâr, menzil, dam ve mesken gibi kelimeler de kullanilmaktadir. Bu kelimeler icinde en fazla kullanilani “mesken”dir. Arapcada “yerlesilen yer” anlamindaki bu kelime, dilimizde; “huzur ve sukûnet icerisinde yasanilan yer” mânâsinda kullanilmaktadir. Ecdadimizin yaptigi ve yasadigi evlere baktigimizda ise, “mesken” kelimesinin anlaminin bu sekilde zenginlestirilerek kullanilmasinin altinda, tarihî bir gecmis ve gelenekle olusmus hakli bir gerekce bulundugunu goruyoruz.
Okumaya devam et

Paylaşın:

Project Management: The 14 Most Common Mistakes IT Departments Make

A vectorized image of project dimensions.Image via Wikipedia

Project Management: The 14 Most Common Mistakes IT Departments Make

By Meridith Levinson
poor resource allocation or some combination of the three. This story lists the 14 most common project management mistakes companies make, assesses the impact of these mistakes and offers ways IT groups can avoid them.
CIO.com – Research & Analysis – http://www.cio.com/

Zemanta Pixie
Paylaşın:

Solace

Yazar: Sunay Akın

Pearl Harbor’u hatırlarsınız. Bilmeyenlere de geçen yıllarda filmi öğretti. Japon uçakları Amerikan donanmasını bir sabah ansızın bastılar ve tam 96 zırhlıyı batırdılar. Oysa, Hawaii’deki bu limanda, 97 donanma gemisi vardı.

Birine dokunmadılar. Niye?.. Çünkü o geminin tepeden bakılınca bembeyaz görünen güvertesinde bir kızıl haç vardı. O hastane gemisi idi. Bombalar ve kamikazelerle dalan Japon uçakları hastane gemisine dokunmadılar. Çünkü, o gemi orada, öldürmek değil, yaşatmak için demirliydi. Adı “Solace”. Türkçesi “Teselli”. Üzüntü azaltan. Solace savaş boyu Amerikalı annelerin üzüntüsünü azalttı. Tam 25 bin genci ölümden kurtardı, Amerika’ya taşıdı. Ülke limanlarına her gelişinde, umutla umutsuzluk karmaşasındaki kafaları ile anneler iskeleye koştular. “Benim oğlum da geldi mi?..”
Okumaya devam et

Paylaşın:

İçten Gelen Liderlik

Fort Lauderdale skyline, featuring Las Olas Ri...Image via Wikipedia

Yazar: D. Luke Iorio

Çoğu kurum kültüründe, odak noktası, “Yanlış olan nedir?” üzerinedir. Dünya genelinde çok az şirkette, “Doğru olan nedir?”, “Buradaki fırsat nedir?” ve “Bunu çalışır hale nasıl getiririz?” gibi sorular üreten yaratıcı ve pozitif düşünce biçimi hakimdir. Oysa, bu tür sorular, güçlü kârlılığı olan ve tutarlı, hatta eğlenceli bir kurum kültürüne sahip, gelişen işletmeler yaratır.

”Yanlış olan nedir?” bakış açısı, çoğu çalışanın ve liderin, zamanının önemli bir bölümünü, işi, artan sorumlulukları ve meslektaşları ile ilgili “sorunlar”a odaklanarak geçirmesine neden olur. Doğal olarak, araştırmalar, ülkedeki işgücünün yarısından fazlasının, mümkün olsa işten ayrılmayı tercih edeceğini gösteriyor (Spherion Corp., Fort Lauderdale, Fla. ve Harris Interactive Inc., Rochester, N.Y, 2003). Ortalama işçinin iş memnuniyetsizliği, ücretlere, işyüküne ya da uzun saatlere dayanmıyor; aksine, temelde “liderlik sorunları”ndan kaynaklanıyor. (Watson Wyatt, 1997, Gallup Organization, 1999).
Okumaya devam et

Paylaşın:

Ahmaklara Yer Yok!

Yazar: Robert I. Sutton

Southwest ve JetBlue Airlines/Havayolları’ndan alınacak ders, “ahmaklara yer yok” kuralının, işe alma ve işten çıkarma politikalarının içine sindirilmesi gerektiğidir. Örneğin, Seattle’daki hukuk firması Perkins Coie, “hödüklere geçit yok” kuralını savunuyor ve bu kurala göre davranıyor; bu da, onların, Fortune dergisinin 2006’daki “Çalışılacak En İyi Yüz Şirket” listesinde, dört yıl art arda yer almalarını sağlamış. Bu şirketin, iş görüşmeleri sırasında bu kuralı nasıl uyguladığına bir bakın. Perkins Coie’nin ortakları olan Bob Giles ve Mike Reynvaan, bir keresinde mucizeler yaratan birini işe almayı akıllarından geçirmişler, ama bunu yapmanın kuralı çiğnemek olacağını anlamışlar. Kendi deyişleriyle, “Birbirimize baktık ve ‘Ne hödük adam,’ dedik. Ama bu sözcüğü kullanmadık.” Reynvaan, kullandıkları sözcüğün aslında, çoğu zaman olduğu gibi, ahmak olduğunu doğruladı.

Dünyanın en başarılı yenilikçilik firmalarından biri olan IDEO, aynı zamanda, aşağılayıcı ve saygısız kişileri de güçlü bir tutumla ayıklayıp eliyor. Pek çok adaya – gerçek çalışma koşulları altında, ahmak olmadıklarını gösteren insanlara – ancak stajyer olarak çalıştırıldıktan sonra iş teklifi yapılıyor. Adaylar daha önce IDEO’da çalıştırılmışlarsa, şirkettekiler, ahmakları bulup ortaya çıkarmak için uzun süre uğraşıyorlar. İçeriden biri olan Diego Rodriguez şu açıklamada bulunuyor:

1. Biz, güvendiğimiz kişilerden gelen referanslara gerçekten değer veriyoruz. Ayrıca, yönetici kadromuzu, üniversite dersleri vermeleri ve işe aday olanların sınıfta – özellikle de iyi iş çıkarma ve işi hızlı yapma baskısı altındaki ekiplerde – nasıl performans verdiklerini öğrenmeleri konusunda teşvik ediyoruz.
2. İnsanlar kapıdan içeriye girdikten sonra, belki pek çok büyük şirketin ölçütlerine göre seçme yapmaya çalışıyoruz ki iş görüşmesi sürecinde bir kişinin insanca niteliklerine (ya da bu niteliklerin bulunmamasına) odaklanabilelim.
3. Bir kere kapıdan içeri girdikten sonra, belki – pek çok büyük şirketin ölçütlerine göre “makul görünüşlü” – oldukça çok sayıda insanla konuşursunuz. Onlarla yemek yersiniz. Onlarla birlikte ofisleri dolaşırsınız. Sorulara yanıt verirsiniz. Konuşursunuz. Sorular sorarsınız. Tasarım deneylerine katılırsınız. Bütün bunlar, karşılıklı “uyum içinde olma” duygusu yaratmakla ilgili şeylerdir.
4. Her bir adayla, konumları açısından kendisinin üstünde, altında ve yanında olacak insanlar görüşme yapar. Bağlantılı olmayan disiplinlerden insanlar da bu görüşmelere katılırlar. Bu yolla, işe alınırsanız, yalnızca özgül, yüksek konumdaki bir yöneticinin – bu arada, o kişi tam bir ahmak olabilir de olmayabilir de – değil, bütün şirketin sizi istediğini hissedersiniz. Bu yöntem, işe alma konumunda bulunan ahmakların, kendilerini kopyalayarak sayılarını arttırmalarını da engeller. Ahmaklar, birbirlerine tutunma eğilimindedirler ve bir kez yapıştılar mı, onları ayırmak kolay olmaz.Diego’nun belirttiği bu son nokta can alıcı önemdedir. İş görüşmeleri ve işe alma kararları üzerinde yapılan araştırmalar, işe alan kişinin, erkek olsun, kadın olsun, şu gezegenimizde en çok sevdiği kişi – kendisi – gibi görünen ve davranan adayları işe alma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Harvard Business School’da profesör olan Rosabeth Moss Kanter, bunu “homososyal yeniden üretim” olarak adlandırılıyor; bu da işe alma sürecinin, (farkında olmadan) pek çok organizasyonun “klonları içeri alması”na neden olduğu anlamına geliyor. Bunun anıştırdığı şey, ahmakların tavşanlar gibi üreyecekleridir. Yöneticiler, işe alma sürecinde kendilerini yeniden üretirler; çok geçmeden, Diego’nun da söylediği gibi, sizin şirketiniz ahmaklardan oluşan grupların egemenliği altına girecektir – bu gruplar da, daha sonra başka gruplara karşı savaşmaya, daha da kötüsü güç kazanmaya ve zehirlerini her yere bulaştırmaya başlayacaklardır. IDEO, işe alma kararlarını daha geniş bir gruba aldırarak bu eğilime karşı savaş veriyor; bu tutum da, ellerinde çok küçük oranda ahmak kaldığından yararlı oluyor.Pek çok şirket için, çok büyük paralar üretebilirmiş gibi görünen zorbaları işe alma kışkırtmasına karşı direnmek epeyce zordur. Yöneticiler için, şirkete yığın yığın para getirmeye başlamış olan yıkıcı hödükleri işten atmaya karar verebilmek daha da zordur. The Men’s Wearhouse, konuşmaların elle tutulur eylemlerle nasıl destekleneceğini gösteriyor. CEO George Zimmer ve başka yöneticiler, çalışma arkadaşlarıyla karşılıklı saygı içinde olmanın, bir ekip yaratmanın ve mağazanın toplam başarısına katkıda bulunmanın önemi üzerine konuşmak’tan daha fazlasını yapıyorlar. Men’s Wearhouse, web sitesinde şu gibi öneriler postalamanın ötesine geçiyor: “Olağanüstü bireysel uygulayıcılar, müşteriye hizmette kendilerini desteklemeleri için ekip arkadaşlarına güvenirler. İşe alma, aktarma ve terfi ettirme kararları alırken ekip kimyasına bakmamızın nedeni budur.”

George Zimmer’in, bunların yalnızca boş sözler olmadığını nasıl kanıtladığını anlamak için bir örnek üzerinde düşünelim. Bir şirketin (toplam satışlardaki dolarlar açısından) daha başarılı olan elemanlarından biri, kendisiyle sayısız konuşmalar yapıldıktan sonra bile, kendi performansını hâlâ aynı seviyede tutmakta ısrar ettiğinden dolayı sonunda işten atıldı. Jeff Pfeffer’in ve benim, The Knowing-Doing Gap’i yazarken öğrendiğimiz gibi, bu satış elemanı, arkadaşları olan satış elemanlarından müşterileri “çalıyor”, firmanın kültürünü kötülüyor ve satış elemanı arkadaşlarına