Allah aşkına kıyaslamayın

Ben kıyaslanan bir kuşaktanım. Daha ana sınıfından itibaren yüksek notlar almak, sınıf birincisi olmak, komşunun oğlundan daha hızlı koşmak vb. bir çok konuda kıyaslandım. Kıyaslanmaktanda yoruldum, kıyaslamaktanda.

Sürekli bir rekabet ortamı içinde yetiştirildik. Ailelerimiz, öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz bizi hep birileriyel kıyasladılar ve kıyaslamaya devam ediyorlar. Hata eminim özellikle özgüveni yeterince gelişmemiş olanlarda kendilerini diğerleri ile kıyaslıyorlardır.

Bir ana sınıfı düşünün: Çocuklara resim yaptırılmış ve en iyi 1-2-3 diye duvara 3 resim yapıştırılmış ve bu bir sergi şeklinde sunuluyor. Olacak şey mi bu?

Bütün çocuk resimleri güzeldir ve birincidir. Siz daha en küçük yaşlarda diğerlerini geçmeyi erdem olarak öğreteceksiniz ancak bunu yaparken ahlaki ve etik kuralları yeterince öğretmeyeceksiniz, sonuç ne olur? Şimdi çevrenize bakın ve sonucu görün. (Tabiki her şeyi böyle bir geçmişe dayandırmıyorum ama belki sizleri biraz düşündürebilirim diye yazıyorum.)

Şimdi şu senaryoya bakalım. 2 kişi var: Ahmet ve Mehmet. Ahmet kıyaslamalar sonucu hep herkesi geçmeye kendini zorlamış, okul ve iş hayatı derken artık kıyaslama kendisnde kalıcı davranış değişikliğine neden olmuş olsun. Her şeyi bir diğer şey ile kıyaslayarak başarısını ölçüyor. Rakibinin satışlarının gerisinde kalırsa her türlü strateji ve taktik ile öne geçmeye çalışıyor, birisi son model biraraba alırsa kendisi özel yapım başka bir araba alıyor. Başkalarının giydiklerini giymiyor çünkü hayatını kıyaslanma belirlediği için “kıyaslanmak istemiyor”

Mehmet ise hep birileri tarafında geçilmiş, hatta ailesi tarafından da “bak komşunun oğlu neler yaptı sen yapamadın” tenkitleriyle büyümüş, içine kapanık, üniversiteden sonra zar zor iş bulmuş, “gözlerimi kaparım işimi yaparım” diyen biri haline gelmiş. Kıyaslanmaktan yorgun düşmüş, yenilmiş.

O kadar çok böyle insanlar var ki çevremde, gerçekten üzülüyorum.

Bence eğitimin en önemli unsurlarından insanlara herkesin ayrı bir birey olduğunu, herkesin kendine has bir güzelliği ve özelliği olduğunu belletmektir. Bu konuda anne-babalara, öğretmenlere çok zor bir iş düşüyor. Çünkü tüm hayatları boyunca “kıyaslanmış” olan bizlerin “kıyaslamamayı başarmamız” ve bunu ”çocuklarımıza öğretmemiz” gerekiyor.

Hem herkesin şartları eşit değil hemde herkesin yetenek ve beceriler iaynı değil. Kıyaslama ancak eşit özellikteki şeyler arasında yapılırsa anlamlı olabilir ki buda belki 2 şirketin pazarlama sonuçları yada 2 farklı maddenin ateşe karşı hassasiyetini karşılaştırma gibi. Aam o kadar yani bilimsel anlamda bizlere bir şey katmak adına kıyas-karşılaştırmanın gerekli olduğunu kabul edebilirim.

Son sözüm: Lütfen insan hayatını/yaşamını hiç bir şey ile kıyaslamayın.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Allah aşkına kıyaslamayın” hakkında 1 yorum

  1. Dilaver Seitumerov, Kiev, Ukraine

    %100 hemfikirim, Savaş Bey, teşekkürler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nineteen − eleven =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.