Etiket arşivi: başarı

Verimlilik ve Ekip Çalışmasında “Çekim Yasası”

Diyelim ki bir yöneticisiniz ve personelinizi bir işi gerçekleştirmeleri ya da bir arada çalışabilmeleri konusunda cesaretlendirmek istiyorsunuz. Aslında daha önceden oldukça verimli çalışan ekipler görmüştünüz. Çatışmaların az, verimliliğin yüksek olduğu ekiplerdi bunlar. İş yapmayı seven ve işe gelmekten mutluluk duyan insanlardı onlar. Ve bu insanlar bir araya geldiklerin hem konuşacak hem de paylaşacak bir şeyler bulabiliyorlardı.

“Teşekkür ederim”, “Senin burada olmandan çok memnunum, yaptığın işi takdir ediyorum” demeyi biliyor musunuz? Pozitif bir geri besleme -tabiki hak edildiğinde, o kadar önemlidir ki şaşırırsınız. Ama burada teşekkür baremini çok yüksek tutmakta marifet değildir. Her zaman sadece “mükemmel” olana teşekkür edilmez. Teşekkür etmek bir zaaf değildir.

Birileri iyi bir şey yaptığında “teşekkür etmek” ki bu bazen size çay getiren çaycı, faksınızı getiren asistanınız, size kapıyı tutan hiç tanımadığınız biri olabilir, çok normal bir şeydir. Hiç tanımadığınız kişilere “merhaba” “günaydın” “size nasıl yardımcı olabilirim?” demek gerçekten çok mu zor?

Eğer çevrenize pozitif mesajlar verirseniz pozitif mesajlar alırsınız. Aslında neyseniz onu kendinize çekersiniz. Pozitif bir insansanız pozitif insanları ve olayları kendinize çekersiniz.

Verimlilik dediğimizde ise size odaklanmamız lazım. Okumaya devam et

Paylaşın:

Nasıl başarıyorlar?

succeedŞeytan gerçekten ayrıntılarda gizli ve başarı oralarda geziniyor. Aslına bakarsanız kiminle konuşsanız mutlaka çok iyi bir fikri vardır. Öte taraftan nelerin başarılı olduğuna bakarsanız aslında küçücük şeylerin yarattığı farkların başarı getirdiğini görürsünüz.

Örneğin bir web sitesine girdiğinizde site sahibinin küçücük noktalardan para kazandığını görebilirsiniz. Örneğin google reklamı varsa, sayfasında bannerlar varsa ya da belirli bir bölüme bir marka sponsorluk vermişse farkedersiniz. Bu küçük küçük gelir getirici noktalar ve farklılaşmalar başarı ve kazancı getirir. Örneğin faremizin(mouse) imleci yerine bile reklam konuldu.

Benim burada dikkat çekmeye çalıştığım şey aslında gözünüzün önünde duran ve henüz farkında olmadığınız(farkında olmadığınız diyorum çünkü ergeç farkedeceksiniz, belki rakipleriniz yaptığında) şeylerde başarı gizli.

Öte yandan başarı, bir iki küçük farklılık ya da fikir yaratmakla değil aksine yüzlerce fikri değerlendirip belki birleştirip bir şeyler ortaya koymaya bağlı.

İnsanlar başarmak için ne yapıyorlar?

Cilalıyorlar

Etrafınıza dikkat ettiğinizde satılan bir çok ürünün aslında konsept olarak aynı olduğunu sadece rengi, dokusu, şekli ile oynanarak yani ufak değişikliklerle size sunulduğunu görürsünüz. Ör araba. Arabalar 4 teker, bir şase, kaporta ve motordan ibaret. Aynı yapıya sadece ufak tefek değişiklikler yaparak satıyorlar. Araba büyük bir buluştu ama yerine bir şey konamadı.

Kopyalıyorlar

Gerçekten başarılı olmuş şeyler kopyalanıyor fakat burada sıkıntı ana noktaları kopyalarken detayların atlanması. Başarıyı getiren detayları önemsemezseniz kaybedersiniz. Çünkü tüketiciler detaylara bakarak sizin yaptığınızı değerlendirirler.

Bir çok kişi özel hayatındaki başarıyıda kopyalayarak yakalamaya çalışır. Komşusu gibi sabah erken kalkıp koşmaya, iş arkadaşı gibi diyet yapmaya başlar.

Kendinizi yağlıboya bir resim yaparken hayal edin. Resimdeki her küçük fırça darbesi ve renk ona bakan kişide bir şey hissettirecek. Belki sarı bir yaprak hüznü, deniz ise tatili. Bu yüzden hayatınızın resmini çizerken detaylar her aşamada önemlidir.

Ayrıca her küçük detayın bütün içerisinde daha büyük bir enerji ve sinerji yaratacağınıda unutmayın.

Zincirleme Etki ya da Çığ Etkisi

Şöyle düşünün dedeniz her ay 1 lira bankaya koysaydı bugün eminim milyarlarca liralık bir servetiniz olurdu. Başarı işte böyle bir şey. Küçük küçük ve yılmadan yapılan şeyler bir süre sonra size daha çok değer getirecektir. Bu örneği somutlaştırmak gerekirse diyelim ki bir şirketiniz var. İlk yıl personelin %20’sine eğitim, 2. yıl %30’una ya da kişisel olarak hemen gelirinizin %10’unu biriktirmeye başlayın. Ya da gelirinizin %3’ünü çocuğunuz için açacağınız bir hesaba düzenli olarak yatırın. Burada katlanarak kazanç söz konusu olacak ama sabırlı olunursa.

Blog yazmakta aslında böyle bir şey. Burada verdiğim bilgiler, hoşa gidecek yazılar biriktikçe zaman içerisinde belki birçok kişinin işine yarayacak. Bugün 3-5 kişi okusada zaman içerisinde yüzlerce insan bunları okuyacak. Bu yüzden inatla ve ısrarla devam etmek önemli.

Tüm bunların yanısıra yakaladığınız başarılarda neyin ne kadar etkisi olduğunu iyice irdelemelisiniz. Örneğin aldığınız bir eğitimin faydasını görüp %10 tasarruf ettiyseniz, %10 tasarruf ettiğiniz için yeni mağaza açabildiyseniz ve yeni mağaza açtığınız için gelirinizi 2 katına çıkarabildiyseniz, bu zincirleme etkiyi görebilmeniz önemlidir.

Şimdi tekrar yaptığınız işe, yaşadığınız hayata bir bakın. Hangi detaylar farkedilmek için sizi bekliyor acaba?

Paylaşın:

Satış Becerileri Geliştirmek – Ağacı Yumruklamak

Yazar: Warren Tattersall

Gençliğimde, henüz satış ve pazarlama alanında yeniyken, hayatım boyunca unutamayacağım bir hikaye duymuştum. Hikaye, uzun zaman önce yaşamış bir Japon dövüş sanatları ustasıyla ilgili. Hikayenin kaynağını belirtemem ya da gerçek mi yoksa şehir efsanesi mi olduğunu söyleyemem; ama, satış ve yaşam konusundaki öğretisi nedeniyle tekrar tekrar anlatılmaya değer.

Hikaye, Japonya’da dövüş sanatlarında her zaman lider olan saygın bir samuray ailesini anlatıyor. Yeni neslin en büyük oğlu, çok yetenekliymiş ve yeteneğinden fazlasıyla eminmiş. Her işin kolaylıkla üstesinden gelir, yaptığı her dövüşü kazanırmış.

Ulusal unvan kazanma günü geldiğinde, yeteneklerinden son derece emin bir biçimde dövüşmeye gitmiş.

Ne var ki, dövüş umduğu gibi gitmemiş, kaybetmiş, fena halde yenilmiş, aşağılanmış, ailesi utanmış.

Turnuvayı bırakmış ve şehri terk etmiş. İnsanlardan uzakta, ormanda yaşamaya başlamış. Okumaya devam et

Paylaşın:

Okuduklarımdan: İş hayatında kadınlar

kadınCatalyst ve McKinsey & Company ‘ e göre üst yönetimde kadınların olması Yatırımın Geri Döüşünü(ROI) artırıyormuş.

London Business School ‘un yaptığı araştırmaya göre ekipleri kadın-erkek yarı yarıya oluşturmak verimliliği artırıyormuş. Aynı cinsiyetin aynı bakış açısına sahip olduğu ve farklı cinsiyetlerin bu at gözlüğüne engel olduğu belirtiliyor.

CERAM Business School’un raporuna göre  CAC 40 ‘ta (Dow Jones’un Fransızı) üst yönetimde kadınların olduğu firmalar krize daha iyi direnç göstermişler.

Benim fikrim: Belli ki her güçlü şirketin arkasında akıllı kadınlar vardır diye değişecek bildiğimiz klişe.

Intel orta seviye kadın mühendisleri için özel kariyer geliştirme atölye çalışmaları düzenliyor. Bu çalışmalarda gelecek 5, 10 ve 15 yılda bayan çalışanların kendilerini nerede görmek istedikleri irdeleniyor. Bu sayede kadınların gelecekleri ile ilgili stratejik düşünmeleri sağlanmaya çalışılıyor.

Johnson & Johnson ise “Crossing the Finish Line,” adını verdiği bir program ile farklı kültürlerden direktör bazında kadın çalışanının beceri ve kabiliyetleri artırıcı bir çalışma içinde.

UBS iki yeni program ile kadın yöneticileri desteklemeyi hedefliyor. “Connecting with Clients in Turbulent Times” programı ile müşteri ile yüzyüze olan kadın çalışanların kar getirici becerişleri bir üst seviyeye çıkarılmaya çalışılıyor. “Charting Your Future” ise Asya’daki güç sahibi çalışanlara kariyer danışmanlığını hedefliyor.

Paylaşın:

Kişisel Değerlerimiz

degerDoğumumuz ve ölümümüz arasındaki bir zaman dilimine sıkışmış durumdayız. Kendimize karşı bu zamanı en iyi ve doğru şekilde değerlendirmek zorundayız. Bu ise kişisel değerlerin belirlenmesi ve önceliklendirilmesi ile mümkün çünkü ancak böylece hayatı istediğimiz gibi yaşayabiliriz.

Kişisel değerlerimizi berlirlemek ve önceliklendirmek tabiki 1-2 dakikalık bir iş değil aksine üzerine belki genç yaşlarda konsantre olunması ve sürekli güncellenmesi gereken bir liste.

Soru şu: Benim hayatımda gerçekten önemli olan şeyler nelerdir?

Diyelim ki aşağıdaki gibi listeniz oluşmuş olsun:

Aşk
Sağlık
Zenginlik
Huzur
Neşe
Başarı
Öğrenmek
Barış
Heyecan
Güvenlik

Size önerim ilk defasında 10-15 adedi geçmemeye çalışmanız. Marjinal beklentilerinize bu listede şimdilik yer vermeyin.

Önceliklendirin – İşte işin en zor yanı bu. Hangisi diğerinden daha önemli sizce. Pes etmeyin, aynıdır demeyin ve bir sıraya sokmaya çalışın.

Bir yöntem biri olmadan diğerinin olmaması yöntemidir. Ör. Huzur olmadan aşk olmaz vb. Bu durumda huzur aşk’ın üstüne çıkacaktır. Bu liste size özel olacağı için dürüst ve samimi olun. Yani zenginliği en üste koyabilirsenizde. Yada kararsız kalırsanız, örneğin öğrenmek ve barış arasında diyelim, eğer fırsatınız olsa kitap mı okumak istersiniz yoksa meditasyon mu gibi bir soru ile seçmeye çalışabilirsiniz.

Bakalım liste ne olmuş;

Sağlık
Huzur
Güvenlik
Öğrenmek
Barış
Zenginlik
Neşe
Başarı
Aşk
Heyecan

Şimdi bu listeye bakarak o kişi hakkında yorum yapabilirsiniz değil mi? Eğer birinin kişisel değerlerini bilirseniz hem ona göre davranabilirsiniz hemde onun hareketlerini rahatlıkla yorumlayabilirsiniz.

Birde şuna bakın:

Başarı
Zenginlik
Heyecan
Öğrenmek
Sağlık
Neşe
Huzur
Güvenlik
Aşk
Barış

Tanıdık geliyor mu? Zengin ve hırslı bir iş adamının değerleri olabilir mi?

Herkesin değerleri farklıdır. İşine, hayatına ve gündeme göre bu değerlerde sürekli değişebilir. Bu yüzden içinde bulunulan duruma ve gelecek beklentilerindeki değişikliklere göre herkes listesini güncel tutmalıdır. Bu liste sabit değildir. Çünkü sürekli aynı değerlerle yaşanmaz. Klişe bir laf geliyor aklıma eski komünistlerin şimdi kapitalist olması gibi. Belki öz değişmiyor olabilir ama faaliyetler değişecektir mutlaka. Bununda ötesinde siz her zaman sizin için doğru olana yönelmek zorundasınız çünkü kendinizden ve geleceğinizden siz sorumlusunuz.

Diyelimki bu listenizdekile hiç ulaşamıyorsunuz. Birçok şey ters gidiyor. Ne olacak? İşte o zaman değerlerinizi değiştireceksiniz. Sizin için gerçekleşebilecek değerler haline getireceksiniz. Benim örneğimdeki sağlık bu kapsamda değiştirilebilecek bir şey değil ama çok zengin olmak varsa bunu belki biraz yumuşatabilirsiniz.

Yaptığınız listeyer göre hareket etmeye ve sonuçlarını incelemeye başlayın, bakalım neler değişecek.

Şimdi bu değerler konusunda tecrübeniz artınca aşağıdaki gibi bir listeyi çıkarmaya başlayacaksınız;

Kilomu 50 kg’a çekmek
Güneye taşınmak
Danışman olmak
Kitap yazmak
Güney Amerika’yı gezmek
Köpekbalığı dalışı yapmak
Bir filmde oynamak
Ay’a gitmek vb.

İşte bu noktada bu spesifik hedeflerinize doğru koşmaya başlayacaksınız. Yine yukarıdaki gibi arada bir bu listeyi gözden geçirip yapılabilir hale getireceksiniz.

Paylaşın:

Yönetenlere öneriler

yoneticilereSözlerim sadece kartvizitlerinde yönetici ibaresi olanlara değil. Bir öğretmenseniz öğrencilerinizi, bir pilotsanız uçak mürettabatını, bir basketbol koç’u isenin takımınızı, ev kadını iseniz evinizi yönetmek zorundasınız. Aslında herkes belirli zamanlarda ve yerlerde yönetici oluyor.

1.Sinerji yaratın. Söylemesi kolay dediğiniz duyar gibiyim. Aslında ekibinizi iyi tanırsanız yani memleketleri, sevdikleri müzik, hobileri vb. onların enerjisini harekete geçirecek iletişimi kurabilirsiniz diye düşünüyorum. En azından bir arada bir arada bir şeyler yapmanın tek başlarına bir şey yapmaktan daha verimli olduğunu görmelerini sağlayabilirsiniz.

2. Gereksiz ve fuzuli işleri ayıklayın. Gereksiz sorumlulukları yeniden düzenleyin.

3. Verdiğiniz talimatların yerine ulaştığından ve anlaşıldığından emin olun. Askerde “Emir Tekrarı” diye bir uygulama vardır. Komutan bir emir verdiğinde ast’ı emri sözlü olarak ekrar eder. Böylece emri dinleyip dinlemediği ve anlayıp anlamadığı anlaşılır. Ayrıca anlaşılır olmaktta sizin sorumluluğunuz olmalı. Yani 5 N 1K olmalı. Ne nerede nasıl niçin neden ve kime gibi bir talimatı açıklayıcı kılacak tüm unsurlar sözünüzde yer almalıdır.

4. Çalışanlarınızın sizin söylediklerinizi yapabilecekleri, koyduğunuz kurallara uyacakları bir güven ortamı yaratmalısınız.

5. Yaptıkları işten keyif alacakları şekilde ilginç işlerle onları görevlendirmelisiniz. Ancak burada sıkıntı ve heyecan duyma arasındaki ince çizgiyi iyi kollamanız gerekir. Çok heyecanlanan ya da mutlu olanların tembelleştiği görülür.

6. Profesyonellik her alanda korunmalıdır. Örneğin birini işten çıkarmak kolay değildir ama bunu kişisel olarak algılamadan uygun bir şekilde yapmak gerekir.

7. Sakın çalışanlarınızı birbirleri ile kıyaslamayın.

8. Herkesin şahsına münhasır olduğunu, farklı bir kimlik ve dünyası olduğunu unutmayın.

9. Mecbur olunmadıkça verilen bitiş tarihlerine uyulması konusunda ısrarcı olun.

10. İnsanlarla çalıştığınızı unutmayın. Onlar robot değildir. Bu yüzden onlara saygı duymalı, duyguları ve tavırlarını dikkate almak durumundasınız.

11. Samimiyetle laubaliliği karıştırmamalı, başkalarınında buna dikkat etmesini sağlamalısınız.

12. Başarıları herkes ile paylaşmalısınız.

13. Sıkıntılı bir durumda sıkıntı kaynağını bulmalı, eğer bir çalışanınız ise onunla konuşmalı ve durumu düzeltici pozitif eylemi belirlemelisiniz.

14. Çalışanlarınızın kişisel problemlerinde empati yaparak onları anlamaya çalışın. Onları anlamanız yaptıkları işin kalitesini belirleyecektir.

Paylaşın:

Okuduklarımdan Notlar – 1

Okuduğum şeylerden aldığım notları zaman zaman paylaşmaya karar verdim. Umarım sizinde hoşunuza gider;

Başarı insan hayatında bir ölçüttür ve hiçbir zaman insan elde ettiği ile tatmin olmaz, elde ettiği başarıyı yeterli bulmaz. İşte bu noktada hepimiz kendimizin yargıcı olarak nerede duracağımızı ve nerede neyin yeteceğini belirlemekle yükümlüyüz.

Yaşadığınız herşey sizi kendiniz olmaya götürür, yeter ki farkında olun.

Bazıları şunları kendine kılavuz edinir;

  • Bilincini sessizleştir
  • Kendindeki en derine ulaşmaya çalış. Kendi iç sesini duyarak egonun üstesinden gelmeye çalış.
  • Belirsizlikten korkmayın çünkü geleceği hiç birimiz bilmiyoruz ve bilemeyiz. Önünüzdeki yolu göremediğinizde rahatsız olmanız normaldir.

Gücün ya da mevkinin zehirli etkisine karşı alçakgönüllülük en iyi ilaçtır.

Başkalarının düzeltmek zorunda kalmayacağı şekilde çalışın.

Dürüstlükten korkmayın ama zamanlamaya dikkat edin.

Bazılarının duymak istemediği şeyleri söylemek size bir bedele mal olabilir.

Önemli olan zor sorulara yanıt verebilmektir.

Masa başında proje yönetilmez, mutlaka sahada bulunulması gerekir.

Ekonomik umut önemli.

Diğerleriyle bir arada uyum içerisinde nasıl çalışabilirim?

Sadece barış istemekle olmaz, ne kimseyi incitmeli ne de kimseyi kandırmamalı

Karşısında olduğunuz şeylerden çok tarafında olduğunuz şeyleri konuşun.

Paylaşın:

Proje Yönetiminde başarı için 10 değişmez kural

1.    Ne yaptığınızı bilin!
2.    Neden yaptığınızı bilin!
3.    İhtiyatlı, dürüst ve hazırlıklı olun!
4.    Güçlü taraflarınıza oynayın!
5.    Hareket alanınızı bilin!
6.    Nasıl iletişim kurabileceğinizi bilin!
7.    Nasıl başaracağınızı bilin!
8.    Nasıl başarısız olacağınızı bilin!
9.    Projenin ne zaman biteceğini bilin!
10.  Nasıl öğreneceğinizi bilin!

Paylaşın:

Ev ödevi efsanesi

Biz yapmadığımızda kırık not aldığımız, en az 10 sayfa hazırlamamız gereken ev ödevleri ile okuduk. Ev ödevlerini sonradan dönem ödevleri izledi. Her gece yapacak/yazacak bir şeyimiz mutlaka olurdu.

Ev Ödevi konusunu esas alan (The Homework Myth-Ev Ödevi Efsanesi (Da Capo Press; 243 sayfa) yazarı Alfie Kohn ve (The Case Against Homework – Ödeve Karşı Dava (Crown; 290 sayfa) adlı kitsaplardaki bazı bölümlerin ailelerin ve öğretmenlerin ilgisini çekeceğini düşünerek paylaşmak istiyorum :

• ABD’de 2004 yılında 2,900 çocukla Michigan Üniversitesi’nin yaptığı çalışmada 1981 yılından bu yana çocukların ev ödevlerine harcadıkları sürenin %51 arttığı görülmüş.

• Yük yaş küçüldükçe artmakta. 6- 8 yaş arası çocuklar 1981 yılında ev ödevleri için ortalama 52 dakika harcarlarken 1997’de 128 dakika olmuş. Bu yıl AOL ve Associated Press’in yaptığı araştırmada göre ilköğretim öğrencilerinin gecede ortalama 78 dakika ev ödevi ile uğraştıkları bulunmuş.

• Ev ödevlerinin çocukların akademik başarılarına ölçülebilir faydası olduğunu ispatlayan herhangi bir çalışma bulunamamış. Gerçekten ilköğretimde dökülen ter ve gözyaşı kimseyi daha iyi bir okuyucu yada matematikçi yapmamış.

• Ödev arttıkça geri dönüşler azalmış. Ödevlere ayrılan süre sınıf yükseldikçe artarken çocukların başarısının düştüğü gözlenmiş.

• Öğrenci başarısını gözlemleyen ülkeler(Japonya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti) ödevleri azaltırken, başarısı düşük ülkelerin(Yunanistan, Tayland ve İran) ödev yükünü artırdığı izlenmiş.

Ev Ödevi’nin çalışma alışkanlığı kazandırma, kendini disipline etme ve zaman yönetimi konusunda faydasını savunanlar bu ödevlerin çocuğu aynı zamanda okuldan soğuttuğunu ve aile içi ilişkilerde çatışmalara yol açtığını kabullenmiş durumdalar. Çocuğun öğrenme şevkini kıracak ezbere veya sadece sayfa doldurmaya odaklı ödevlerin çocuklara zarar verdiğini söylüyorlar.

Önerilen çözümlerde ise ödev politikası olmaması ve hayatın içinden örneğin ailesi ile aile tarihçesinin ropörtajını yapmak, mutfak kimyası yada ailesi ile birlikte kitap okumak gibi faaliyetler öneriliyor.

Bir diğer öneride her sınıf için 10 dakikalık ödeve vakit ayırma, tatil ödevi vermeme,haftada en fazla 2 test yapma, haftasonuna az ödev verme ve pazartesileri özellikle sınav yapmama.

Umarım eğitmenlerimizin işine yarayabilecek birkaç kelime karalayabilmişimdir.

Paylaşın:

Liderlik becerinizi değerlendirin!

Harvard Business Review da okuduğum What to Ask the Person in the Mirror adlı makalede Robert S. Kaplan 7 soruyu kendimize sorarak liderlik becerilerimizi değerlendirebileceğimizi söylüyor.  aşağıda kısaca bu soruları anlatmaya çalıştım:

  1. Vizyon ve Öncelikler:
    • Kendi işimle ilgili vizyon ve önceliklerimi hangi sıklıkla gözden geçiriyor, birlikte çalıştığım insanlarla paylaşıyorum?
    • Bana vizyon ya da önceliklerimi soranlara net bir cevap verebiliyor muyum?
    • Vizyonumu gerçekleşitirmek için 3-5 adet önceliğim net olarak belli mi?
  2. Zamanı yönetme:
    • Zamanımı nasıl harcıyorum? Öncelikler? Diğer?
  3. Geri besleme:
    • İnsanlara zamanında ve yapıcı geri dönüşler yapıyor muyum?
    • Duymak istemediğim şeyleri bana söyleyebilen çalışanlarım var mı ve onlara karşı nasıl davranıyorum?
    • Size ne dürüst olanlar en yeni çalışanlarınız mı en eski çalışanlarınız mı?
  4. Başarı planlama:
    • Benim başarılı olmamı sağlayanlar nelerdir?
    • Benim başarımda rol alanlara nasıl fırsatlar sunuyorum?
    • İşleri doğru dürüst delege edebiliyor muyum?
    • Karasız kaldığım oluyor mu? Ne zamanlarda ve neden? Problem nedir?
  5. Değerleme ve odaklanma:
    • Gereken değişim ya da değişikliklere zamanında gidebiliyor muyum?
    • Eğer işimi baştan kurmam gerekseydi ne yapardım?
    • İşimi baştan kurmak için astlarıma ihtiyacım ne düzeyde?
    • İşimi baştan kurmak için kimin tavsiyelerini dikkate alırdım?
  6. Baslı altında liderlik:
    • Baskı altında nasıl davranıyorum? Çalışanlarıma yönelik tutmum ne oluyor?
    • Bende baskı yaratan şeyler nelerdir?

    Çalışanlarınız sizi kriz zamanında mikroskop altına alırlar ve izlerler. sizin söylediklerinizden çok yaptıklarınız değerlendirilir. Hatalarınızı kabulleniyor musunuz yoksa birilerini mi suçluyorsunuz, bunlara bakarlar. Çalışanlarınızı destekleyip desteklemediğiniz kendi derdinize düşüp düşmediğiniz izlenir. Sakin misiniz yoksa asabi mi? Gerçekleri mi yoksa söylenmesi gerekeneleri mi söylüyorsunuz.

  7. Kendine dürüst olmak:

    • Gerçekten liderlik tarzım beni yansıtıyor mu yoksa oynuyor muyum?
Paylaşın: