Etiket arşivi: cenaze

Çocuklara ölümü anlatmak

Şehitler, cinayetler, savaşlar, hastalıklar artık her gün bize ölümü hatırlatmak için sıraya girmiş gibiler. Böyle bir durumda birisi öldüğünde, çocuğunuza bununla başa çıkması konusunda yardım etmek ve anlamasını sağlamak oldukça zor bir iştir.

Çocuklar yaşları, deneyimleri ve kişisel özellikler elverdiğince anlarlar. Fakat “ölüm-vefat” gibi hassas bir konuda bazı şeyleri doğru anlatmak gerekiyor.

Çocuğunuza karşı öncelikle dürüst olmalı ve soru sorması konusunda cesaretlendirmelisiniz. Çok fazla vereceğiniz cevap olmadığından bunu yapmanızın kolay olmayacağını biliyorum. Fakat çocuğun kendini rahat ve ona karçı açık olduğunuz bir ortamda olduğunu hissetmesi önemlidir. Ayrıca dini inancınıza göre “ölümün” ne anlama geldiğini anlatabilirsiniz.

Çocuklara kendi dillerinde ölümü anlatmak

Çocuğunuzun yaşı, ölümü anlaması konusundaki kapasitesini ve sizin ona nasıl yaklaşacağınızın belirleyicisidir. Her çocuğun kendina has özellikleri olduğunu unutmayın.

Çocukların hayatı , 5-6 yaşına kadar çok sadedir. Bu yaşa kadar basit ve somut olarak ölümü anlatmak kolaydır. Örneğin çok yaşlı yada hasta biri varsa, artık bu kişinin vücudunun daha fazla çalışmayacağını, doktorlarında bu durumu düzeltemeyeceği şeklinde bir açıklama getirebilirsiniz. Eğer bu kişi aniden ölürse, o kişinin vücudunun çalışmasının durduğunu söyleyebilirsiniz. Bu durumda “ölmek” yada “ölü” artık vücudun çalışmaması anlamına gelecektir.

Bu yaştaki çocuklar için zor olan yaşayan bir şeylerin ölmesini ve bir daha geri gelmeyecek olmalarını anlamaktır. Eğer yukarıdaki gibi bir açıklama yaparsanız size bir süre sonra nerede olduğunu sormaya başlayabilecektir. Bu noktada sizin sabırlı ve sakin bir şekilde o kişinin geri gelmeyeceğini ve onu tekrar göremeyeceğini açıklamanız gerekmektedir.

Sakın üstü kapalı cümleler kurmayın. Ör. “uzağa gitti”, “uyumaya gitti” “onu kaybettik” vb. Bu tipteki örtmece sözler o yaştaki çocukların basit algılarıyla uykuirinin evden gittiğinde geri gelmeyeceğini, kaybolacağını düşünmelerine yol açabilir.

Ayrıca çocuğunuz bu konuda giderek derinleşen sorular sormaya başlayabilir. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk öldükten sonra nereye gittiklerini yada ölümden sonra hayat olup olmadığını sorabilir. Öncelikle onun mezarlıkta olduğunu söylemelisiniz. Sonrada dini inançlarınız gereği ölüm ve sonrasına ilişkin inançlarınızı anlatabilirsiniz.

6-10 yaşlarındaki çocuklar her canlının bir gün öleceğini kavrayabilirler. Örneğin 9 yaşında bir çocuk dedesi ölmesin diye bir dilek tutabilir yada dua edebilir. Bu yaştaki çocuklar ölümü “kötü adam” “iskelet” “kurukafa” gibi algılarlar. Ve onların ölümü anlamalarının tek yolu kesin, basit, net ve dürüst açıklamalar yapmaktır.

Gençliğe adım atan çocuklar artık tüm canlıların dilek, dua ve isteğe bağlı olmasızın bir gün mutlaka öleceklerini kavramışlardır. Gençler kendi ölümlülüklerini ve bu konuda ne kadar güvende olup olmadıklarını sorgulamaya başlarlar. Örneğin trafik azasında ölen 16 yaşında birini duyduklarında arabanın ön tarafında oturmak istemeyebilirler. Burada sizin yapabileceğiniz en doğru şey empati yaparak onun korkusunu ve üzüntüsünü anlamaya çalışmak olacaktır. Tam bu nokta da güvenli ve sağlıklı araba sürüşü konusunda yani araba kullanılacaksa alkol alınmaması gerektiği yada emniyet kemeri bağlanması gerekliliği anlatılabilir.

Ayrıca gençler kendilerine yakın arkadaşları ilede “ölümün” anlamı konusunda bilgi alışverişinde bulunurlar. Eğer ölüme ilişkin doğru dürüst tanımlar alamazlarsa hayatın anlamını sorgulamaya başlarlar. Bazen birinci dereceyakını ölen çocuklar suça yönelebilirler. Bunun sebebi üzüntüleridir ve yapılması gereken onların üzüntüsünü anladığınızı göstermektir.

Yas tutmak

Çocukları cenazelere götürmek doğru mudur? Bu size ve çocuğunuza bağlıdır. Türkiye’de özellikle birinci dereceyakını ölen çocukların, o kişinin geri gelmeyeceğine ikna olmaları için mezara sokulurlar ve cenazeyi tutmaları istenir. (Ben annemde yaşadım) Cenaze öncesinde çocuğa katılmayı isteyip istemediğini sormak, neler olacağını anlatmak gerekir.

Cenaze ile ilgili ne anlatacaksınız? Ölen kişinin bir gün süre ile kendi evinde kalacağını, sabah camiye götürüleceğini ve yıkanacağını, daha sonra kefen diye temiz beyaz bir beze sarılacağını ve tabuta konulacağını, cenaze namazı kılındıktan sonra evinin önüne getirilerek “hakkını helal edip etmediğini” sorulacağını vb. dini ritüellerimizi anlatabilirsiniz. Ayrıca cenazeye katılacak insanların üzgün oldukları için ağlayacaklarını vb. de söylemelisiniz.

Eğer siz çocuğunuza yukarıda bahsettiğim şekilde sakin bir açıklama ve destek veremeyecek kadar üzgün olursanız bir yakınınızdan bunu istemelisiniz. Ama güveneceğiniz biri olmalı.

Çocuğunuzdan duygularınızı saklamayın. Acınız gereği ağlıyorsanız ağlayın. Bu sayede çocuğunuzda sizinle duygularını dürüstçe paylaşmayı öğrenecektir.

Çocuklar kendilerince ölümle baş edebilirler, belki biraz yalnız kalmak isteyebilirler, önemli olan kendilerince yas tutmalarına yada üzülmelerine izin vermeniz, sabırlı olmanızdır.

Aklınızdan çıkarmamanız gereken olanların yetişkinler gibi davranmayacakları olmalı. Ağlamayabilirler ama hiper aktivite gösterebilirler. İçlerine kapanabilirler yada birden bire başkalarının yanında rahatsız olmaya yada sizin evden gitmenize karşı aşırı tepki göstermeye başlayabilirler. Sakın bu davranışları kişisel olarak algılamayın ve çocuğu yargılamayın. Sabırlı olun.

Bundan 39 yıl önce dün(16 Kasım) 1967’de Merkezi ABD’de bulunan Uluslararası Şiir Forumu Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı yaşayan en büyük Türk şairi seçti. Şimdi onun bir çocuk şiiri ile yazımı bitirmek istiyorum;

RAHATLIK

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine çiçekler açacak dallarda.

Dallarda açan çiçekler gibi,

Yine çocuklar uyuyacak masallarda.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine uykular havuzda dibe gidecek.

Havuzlarda kaybolan uykular gibi,

Yine çocuklar mektebe gidecek.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine göklerden mavi gölgeler inecek yere.

Toprağı nurlandıran mavi gölgeler gibi,

Yine çocuklar gülümseyecek, askerlere.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine meltemler geçecek denizlerden.

Denizlerden geçen meltemler gibi,

Yine çocuklar olacak, rahatlık veren.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Paylaşın:

Cep Telefonu Etiği

Bir düğünde ya da cenazede, iş görüşmesinde, sinemada, kütüphanede ya da uçakta birden bir cep telefonu çalar ve işte o an telefonu çalan kişi panikle kapatmayı unuttuğu telefonunu bulur ve kapatır. (Aslında bazen pişkinler çıkıp telefonu açıp konuşmaya başlamıyorlar değil)

Amerika’da benim bildiğim tiyatro ve müzelerde telefonu açık unutma cezası 50 dolar civarında. Bazı yerlerde de kurulan otomatik sistemlerle cep telefonunuz deaktive ediliyor.

Aslında benim dikkat çekmek istediğim şey şu:

Bütün gün sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, asansörlerde, dolmuşlarda, işyerinde ve bilimum yerlerde yüksek sesle telefonuyla konuşan insanları dinlemek zorunda mıyız?

Teknolojik değişimler sosyal değişimlere yol açıyor ama her zaman adaptasyonda güçlük yaşanıyor. Cep telefonları ile yüksek sesle her yerde konuşanlar kişisel yada gizli bilgilerini yüksek sesle dile getirmekten yada başkalaının bunları duymasından çekinmiyorlar.

İnanıyorum ki bu görmemişliğin getirdiği gürültü yavaş yavaş azalacak ve insanlar cep telefonlarını etik kurallar çevresinde kullanacaklar. Hatta bu tip teknolojik cihazlar insanları tembelleştirdiği gibi çevrelerindeki insanlara karşıda duyarsızlaştırıyor.

Gartner Group’un yaptığı bir çalışma 2009 yılında dünya çapında 1 milyaradet cep telefonunun satılacağını gösteriyor. Gürültününde bu oranda artacağını düşünebilirsiniz. Bozulan sinirler, moraller ve tabiki trafik kazalarıda o oranda artacak. YineAmerika’da yapılan bir araştırmada sürücülerin %3’ünün araba kulanrken telefon ile konuştuğu saptanmış. Bence bu oran Türkiye’de %80’ler civarında. Kullanmayanlarda yeni trafiğe çıkmış direksiyonu bırakamayan acemiler diye tahmin ediyorum. Onlarda biraz palazlanınca konuşmaya başlıyorlar.

Cep telefonu kullanan herkes gelişmek zorunda. Belkide herkes telefonunu titreşime geçirerek bir başlangıç yapılabilir.

O zaman cep telefonu olan biri olarak neleri yapalım neleri yapmayalım;

Yapılmayacaklar

1. Bir toplantı, iş görüşmesi, seminer esnasında kişisel arama yapmayın ve kabul etmeyin.

2. Konuşurken çevrenizdeki insanlardan en az 10 adım uzaklaşın.

3. Asansör, kütüphane, tiyatro, müze, restaurant, mezarlık, dişi hekimi vedoktor beklemesalonlarında, hastahane vb. kamuya açık veinsanları rahatsız edebileceğiniz alanlarda cep telefonunuzla konuşmayın. (Ki tuvaletlerde bağıra bağıra konuşanlara o kadar çok rastlıyorum ki)

4. Konsantrasyonu yada dikkati bozacak çirkinlikte ve yüksek seste melodiler kullanmayın.

5. Biriyle konuşurken, alışveriş yaparken, araba kullanırken(araç kitiniz yoksa), bankada işlem yaparken konuşmayın. Aynı anda hem telefonunuzla konuşup hemdeişinizi yapmayın.

6.İş görüşmelerinizi yaparken gizli bilgileri yüksek sesle konuşmayın.

Yapılacaklar

1. Telefonunuzun sizin özel ve kişisel bir aracınız olduğunu unutmadan başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde taşıyın ve kullanın.

2. Arabada araç seti, gürültülü yerlerde kulaluk kullanın. Siz kendi sesinizi duyamasanızda karşı tarafın duyabileceğini unutmayın. Karşı tarafın bağırması sizinde bağırmanız gerektiğini göstermez unutmayın.

3. Sizi arayanlara konuşmak için uygun bir ortamda olmadığınızı açık yüreklilikle söyleyin yada telefonunuzu hemen kapatın.

4. Başkalarını rahatsız etmeyecek yerlerde konuşun. Arabanızı yolun kenarına çekerek aramanızı yapın.

5. Başkalarınında cep telefonu etik kurallarına uymaları konusunda uyarın. Birbirimizi eğitmek zorundayız.

6. Cep telefonunuzun melodisini duyabileceğiniz seviyede tutun yada titreşime alın.

Paylaşın: