Etiket arşivi: Hedef

Planlama ve Çekim Yasası

Çalıştığınız yerde hiç planlama ya da stratejik planlama çalışmalarına katıldınız mı? Herhangi bir planın ya da projenin parçası oldunuz mu? Eğer olduysanız çok basit olarak planlanan şeylerin zaman için gerçekleştirildiğini görmüşsünüzdür. Sizce planlanmasaydı o işler şans eseri ya da kaza ile gerçekleşirler miydi? Bence hayır.

Planlama Çekim Yasanın işe yaramasını sağlayan en basit yöntemlerden birisi. Bir plan yaparsınız, gerçekten gerçekleşmesini istediğiniz şeyi kafanızda bitmiş ve başarılı olmuş şekli canlandırır ve sonrada onu gerçekleştirmeye başlarsınız. Eğer ekip üyelerini plana dahil eder, planı onların, onları planın bir parçası yaparsanız pozitif olarak katılımlarını sağlayabilir, planın gerçekleşme olasılığını artırırsınız.

Ama özellikle geçtiğimiz son 7-8 yılda kaos yönetim şekilleri çok modaydı. Katılımcı olmayı reddeden bu görüş kaosun karmaşasından bir düzen çıkarmayı, rekabet ve hırsı bir arada kullanmayı amaçlıyordu. Ama bu sayede bazı işler çok iyi gidebilirken bazıları hiç gitmeyebiliyordu.

Sizin işyerinizden beklentiniz ne?

Amacınızı belirleyin, hedeflerinizi koyun, olabileceğine inanın ve üzerine gidin. Böyle söylemek kolay, yapsana dediğinizi duyar gibiyim. Benim cevabım “hemen denemeye başlayın” olacak. Bu konuda denemek önemli. Zaman içerisinde hem amaçlarınız, hem hedefleriniz hem de gerçekleştirme yolları konusunda olgunlaşacaksınız. Eğer ne yaparsanız yapın bir şeyler değişmiyorsa o zaman ya pozitif bakış açınızı koruyamıyorsunuzdur ya da çalıştığınız ortam sizin gibi pozitif düşünenleri barındırmayacak kadar karanlık yada karamsar demektir.

Pozitif düşünce temel düşünce biçiminiz olana kadar uğraşmalısınız. Diş fırçalamak gibi, karşılaştığınız biriyle selamlaşmak gibi doğal bir parçanız olmalı.

Şimdi kendi planınızı hazırlayın. İster bulunduğunuz yerde ister başka bir yerde ne yapmak istediğinizi, neyi başarmak istediğiniz düşünün.

Paylaşın:

Amaçlarımızın insanlarıyız – 1

Para ya da statüden bahsetmeyeceğim, yaptığımız işten ne beklediğimizi bulmaya çalışacağız. Aslında hayatlarımızı bir anlama taşımak ya da anlamlı bir hayat için yaşamaktır aslolan demeye çalışacağım.

Kurtuluş Savaşı bir amaç uğruna savaşan ve ölenlerle kazanıldı. Onlar özgürlük uğruna canlarını hiç çekinmeden feda ettiler. Türkiye Cumhuriyeti bu kutsal AMAÇ için savaşanlarla varoldu. Ve bizler bu AMAÇ için yapılanları, fedakarlıkları unutmadık. Yoksa unuttuk mu?

En azınan bir amaç uğruna savaşılacağını biliyoruz. Peki o halde şu anda bizim amacımız nedir? Şirketimizin amacı nedir? Ne için canla başla uğraşacağız? Uğrunda dövüşeceğimiz amacımız nedir?

Kurtuluş Savaşı’nda yer alanlar ölümsüzleştiler. Onlar dünyayı daha iyi bir hale getirmek, özgürlük ve demokrasiyi getirmeyi amaç edinerek ölümsüzleştiler. Ben insanların önemli olduğunu düşünmüyorum, onları önemli kılanın, farklı kılanın amaçları olduğunu düşünüyorum.

Bazı şirket çalışanları zaman zaman amaçlarını unuturlar. Kuralları çiğnerler, işlerden kaytarırlar, saygısızlık ederler. Hatta bu tip davranışlarına da bir sürü kılıf uydururlar. Herhangi bir durumda mazeretleri hazırdır çünkü zaten önceden düşünmüşlerdir.(Unutmayın en hızlı cevabı yalancılar verir.) “Fikri neyse zikri odur” sözünü unutmayın.

Şimdi şöyle düşünün bu insanların amaçları nedir? Mesela para kazanmak ise aslında bir yandanda kendini kovdurmak için herşeyi yapıyor. Yada “O kadar iyiki kendisinin vazgeçilemez olduğunu düşünüyor” deseniz bununda ona hiç bir getirisi olmaz.

Yani aslında bizler “Amacımızın İnsanlarıyız”. Para yada statüden bahsetmiyorum, işten ne beklediğimiz bizim asıl amacımızı gösterir. Tabiki para yada egoyu okşayacak hafiften bir ünvanda fena olmaz ama aslında hayatlarımızı bir anlama taşımak yada anlamlı bir hayat için yaşamaktır aslolan.

Eski dönemlerde çalışanlar hiçbir farkındalık beklentileri olmadan ve hatta kendi torunlarına işlerini devrederken yaptıkları işin tamamlandığını bile göremeyeceklerini biliyorlardı. Fakat bunu problem yapıp isyan etmediler. Çünkü Tanrı’ları için bir şey yapıyorlardı ve bu onları cennete taşıyacaktı.

Bir AMACINIZIN olması için dini inançlarınızın çok güçlü olmasına, sanatçı yada sporcu olmanıza, şirket sahibi olmanıza gerek yok. Sadece modern materyalist kültürün bir amacınız olmasından daha kıymetli olmadığını farkedin.

Şimdi dediklerimle çelişiyorum gibi gelebilir size. İş hayatında amacımız para kazanmak ve bu tamamen dünyevi bir duygu. Nasıl olacak şimdi?

Bir şirketteki en büyük problemlerden birisi idealizm eksikliğidir. Ve çoğunlukla kimse bunun farkında değildir. İdealizm için yapılacaklar arasında hedef belirlemek, iyi liderleri yetiştirme çalışmaları yaparak daha farklı amaçları keşfetmek sayılabilir.

Liderlik ise tabiki bir işin başarısındaki en önemli unsurlardan birisi. Fakat çoğunlukla ilgili kişinin haddinden fazla kişisel karakterine bağlı olabilir. Bizler liderlerimizde karizma aramıyoruz. Bizler liderlerimizde anne-baba motifi aramıyoruz. Liderler bizim kendi amaçlarımızı bulmamıza yardımcı olup bunu maddeleştiriyor ve bizi ona doğru ilerleme konusunda harekete geçiriyorlar.

Paylaşın:

Projelerde Liderlik

Proje Yönetimi* kavramı teknik gibi görünmesine rağmen sabah yataktan kalkmamızla birlikte tüm gün içerisinde yaptığımız ve çoğunun farkında olmadığımız ya da önemsemediğimiz bir çok aktivitenin birleşiminden oluşuyor.

Aslında hayatın kendisi bir proje ve bizler kendi projelerimizin yöneticisiyiz. İşte bu noktada “liderlik” kavramını çok iyi anlamanız hayatınızı ve projelerinizi yönetmede çok önemli bir rol oynamaktadır.

Liderlik demek;

  • Arkadaşça yaklaşın: Aslında insanlar işyerine arkadaş bulmaya gelmezler ama agresif ve negatif bir tavır takınmaktanda kaçınmak gerekir. Özellikle proje ekipleri iyi iş çıkarabilmek için ekip olmak zorundadırlar. Diplomatik ve kendine güvenen bir tavır çizmek proje ekibinde lider vasfınızı güçlendirecektir. Kapıcınıza, güvenlik elemanlarına, marketteki kasiyere arkadaşça ve samimi yaklaşırsanız karşılığını mutlaka alırsınız.
  • Yeni bir iş veya projeye atandığınızda yönetimden gerekli yetkiyide vermesini istemelisiniz. Bir projeye başlamadan önce gereken yetkiye sahip olduğunuzu ve kurum içinde size konumunuza yakışır şekilde davranılacağını garantilemeniz gerekir.
  • İnsan-odaklı olun demek görev-odaklı olmayın demek değildir unutmayın.
  • Birebir: Ekip elemanlarınızla düzenli olarak birebir görüşmelisiniz. Aynı şeyi çocuklarınıza uygularsanız kendilerini özel hissetmelerini sağlayabilirsiniz.
  • Kimse mikro yöneticileri takmaz: Ekibin başında oturup başlarında boza pişirmeyin.
  • Proje Ekibini özerk bırakmak projenin ilerleyişini izlememek anlamına gelmemelidir.
  • Söylendiği kadar kolay olmamakla birlikte insanları yönetmeyi öğrenmeniz gerekir. İnsanları yönetebildiğiniz oranda işleri daha rahat gerçekleştirebildiğinizi göreceksiniz.
  • Bir ekip lideri olarak ekibi bir arada tutmalı ve “BİZ” duygusunu yaratmalısınız. Yani “başarı” ve “başarısızlığın” ortak olduğunu anlatmalısınız. Aynı şekildede ailenizle birlikte yemek yemeli, masa oyunları oynamalı, gezilere gitmeli, belirli konuları aile meclisinde konuşmalısınız.
  • Görünün – Hem iyi zamanlarda hemde sıkıntılı zamanlarda erişilebilir olmanız önemlidir.
  • Prestijiniz güvenilirliğinize ve dürüstlüğünüze bağlıdır. Örneğin verdiği sözü tutan olmalısınız. Eğer bir şey taahhüt ettiyseniz bunu mutlaka yapmalısınız.
  • Kişisellik: Bir lider olarak ekip üzerinde bıraktığınız etki nedir?
  • Esneklik: Verdiğiniz kararlara sadık kalmak ve onları savunmak tabiki iyidir ancak planların değişmesi gerektiğinde de yeterince esnek olabilmelisiniz. Planlama hiç bitmeyen dinamik bir süreç olarak düşünmelisiniz. Hatta orijinal planınız işe yaramadığında kendinize mutlaka bir alternatif B yolu ayarlamış olmanız gerekir.
  • Liderlik öğrenilebilir. Liderlik özelliklerinizi geliştirmek için aşağıdaki konulara odaklanmanızı öneririm:
    • Başlatan olmak
    • Başkalarını etkileyecek şekilde karizmayı geliştirme
    • Amacı yönetebilen ve amaca yönelten
    • İş bitirmeye odaklı
    • İyimser olmak
    • Kendi inisiyatifiyle çalışmak
    • Takımıyla ve müşteri ile empati kurabilmek
    • Kazananı tanımlayabilen
    • İmaları anlayabilmek
    • İnsanları motive edebilmek
    • Geçmiş olaylardan ders çıkararak karar alabilmek
    • Büyük resmi görmeyi öğrenmek
    • Hedef BelirlemeBecerilerini geliştirmek
    • Kişisel hedefler geliştirmek ve düzenli olarak incelemek
    • Etkin zaman yönetimi

*Proje Yönetimi konusunda onlarca firmadan yüzlerce kişiye eğitim verdim, bir çok projeye danışmanlık yaptım ve bizzat yönettim. PMI ve Harvard ile Amerikan Ekolünü, Cap Gemini ile Avrupa Ekolünü deneyimleme imkanı buldum. Birçok üniversite proje yönetimi derslerine misafir olarak katıldım, İTÜ SEM sertifika programında yaklaşık 6 yıl birkaç dersi bizzat verdim.

Yayınlanan yazıların e-postanıza gelmesini istiyorsanız aşağıdaki formu doldurunuz;

[email-subscribers namefield=”YES” desc=”” group=”Public”]

Paylaşın:

Kendini markalaştırmak

Yaptığınız işte kendinizi geliştirdikçe ve konunuzda uzmanlaştıkça artan güveninize paralel olarak kurum içinde ve dışında(müşterileriniz) farkedilmeye başlarsınız. Yarattığınız fark ve kattığınız değere paralel olarak bazen prim, bazen terfi, bazende daha önemli sorumluluklar, görevler alırsınız.

Benim tecrübelerimde dikkatimi çeken en önemli şey, bazılarının egosuna yenilip kendindeki gelişimi çok fazla önemsemesi, kendini iş hayatının odağına koyması ve yaptığı her şeyin karşılığını parasal ya da kıdemsel olarak beklemesi olmuştur. İşte bu noktada bu kişilerin atladıkları şey, şöhretlerinin aldığı zarardır. Uzun süreler emek vererek elde ettiğiniz kişisel şöhretiniz ya da diğer bir deyimle kişisel markanız sizin en büyük hazinenizdir ve onu korumak zorundasınız. Bu yüzdende dengeli davranmanız çok önemli.

Size önerim ödülü hedef edinerek başardığınız işler gerçek başarılarınızı göstermez. Çünkü herkes(yöneticiler) her şeyin farkındadır. Sizin inanarak, gönülden ve isteyerek yaptığınız çalışmaların sonuçları size gerçek başarıyı, şöhreti getirr.

İş bitirmeye odaklılığınızı markalaştırın. Yani size verilen işi, her türlü kısıt altında, herkese ve her şeye rağmen başarmayı hedef edinin. Hedefine ulaşan ok olmak önemlidir. Yoksa ne kadar sağlam olduğunuz yada ne kadar hızlı gittiğiniz değil. Başladığınız işi bitirin ve kendinizi bitirdiğiniz işlerle tanımlayın. Durumdan görev çıkarmak ve çıkan görevi en iyi şekilde ve zamanında yapmak davranış tarzınız olmalıdır.

Kariyerinizde yükselmek demek sadece maaş yada kıdem artışı olmamalıdır. Aynı zamanda sorumluluğunuzda artıyorsa iyi bir kişisel marka oluşturma yolundasınız demektir.

Çalıştığınız şirketi bir gemi gibi düşünün. O gemideki sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz geminin ilerlemeyeceğini unutmayın. Hatta sizin başarınızın sizinle beraber çalışan iş arkadaşlarınızla olan işbirliği ve koordinasyona da bağlı oldunu unutmamanız gerekir. İş arkadaşlarınızla kuracağınız iyi ilişkiler ki buna Türkiye’de “sempatik kanal” da denir sizin kişisel markanızı güçlendirici önemli faktörlerdne biridir.

Yöneticinizi ancak onun yöneticisini memnun ettiğinizde memenun edebilirsiniz. (Tekerleme gibi oldu) Büyük resimi görmeye çalışın ve yöneticinizin rapor vereceği tarafı memnun edecek sonuçlara odaklanın. Böylece her türlü kazanma şansınızı artırırsınız.

Kendi markanızı geliştirmek maraton koşusudur, hız koşusu değildir. Bu koşuda karşınıza bir çok engel çıkabilir, yorulabilirsiniz. Ancak neolursa olsun yolunuzdan çıkmamanız ve pes etmemeniz çok önemli. Hayatınız boyunca iyi-kötü insanlarla bir arada olacasınız ve her türlüsüyle birlikte yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerek.

Bir şeyler yaparak ilerlersiniz, bir şeylerin olmasını bekleyerek değil. Kendiniz için kendiniz varsınız unutmayın.

Yolunuz açık olsun

Paylaşın:

Fikrinize, hayalinize sahip çıkın, akıllı olun!

Eğer gerçekleştirmek istediğiniz bir rüyanız varsa kendinize saklayın. Peşinden gitmeye karar verdiğiniz bir şey henüz tohum aşamasındadır ve çok narindir.

Eğer rüyanızı yada fikrinizi daha bebek aşamasındayken en yakın arkadaşlarınızla bile paylaşsanız, onların yanlışlıkla yada kasten rüyanıza zarar verdiklerini görebilirsiniz.

Bu tip durumlarda benim başıma 2 şey geliyor; Ya o konuda mutlaka fikri olup bana öneri ve tavsiyeler veriliyor, yada şeytanın avukatlığı yapılıyor. Örneğin askere giderken herkesin bir askerlik geçmişi olduğu için şunları yap şunları yapma şeklinde yaptığı çoğu ortak uyarmalar. Evlenecekseniz, çocuğunuz olacaksa, Amerika’ya gidecekseniz…. saymakla bitmez.  Diğeri biraz daha değişik bir durum. Özellikle fikriniz bir girişim vb. ise size korku ve çekingen olmayı enjekte etmeye çalışırlar. Varsa planlarınıza şüphe ile yaklaşırlar. Becerip beceremeyeceğiniz konusunu masaya yatırırlar.

Ben ve arkadaşlarımın çoğunun çok benzer 2 hayalimiz var: Güneye küçük bir yere gitmek ve küçük, şık bir cafe açmak. Bir çok kişinin böyle bir hayali olmasına rağmen ne zaman bu konuyu bir yerlerde açsam;

“ Kendi işini yapmak kolay mı sanıyorsun? Senin gibi gidip başarısız olan çok oldu.”

” Oralarında mafyası var. ”

” Sermayen var mı? En az altı ay cepten yemen lazım. Kışın ne yapacaksın? ” diye olumsuz geri beslemeler alıyorum.

Neden böyle yaptıklarını düşündüğümde;

1- Ya böyle bir şeyi yapıp başarmamı istemiyorlar, kıskançlık var

2- Yada beni çok seviyorlar incinmemi istemiyorlar

Aslında nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir şey vardı: “ İnsanlar kendi korktukları şeylerin başkalarının başına gelmesini istemezler ” Birde “ İnsanlar kendi korktukları yada cesaret edemedikleri şeyleri başkalarının başarmasını istemezler ” Siz karar verin bu noktada…

Birde rüyalarınızı paylaşmanız gereken bir durumlar var;

Sizin planınızı duyduğunda önünüze ışık tutacak, sizi destekleyecek ve cesaretlendirecek olan arkadaşlarınızla hemen paylaşabilirsiniz. (Gerçi o kadar az kaldılar ki)

Bu konuda yazmamın sebebi hem rüyası olanları desteklemek hemde negatif etki bırakanlardan rüyası olanların uzağında kalmalarını rica etmek.

Çünkü iş sadece sizin rüyanızı paylaştığınızda negatif olmalarında bitmiyor. Siz yine de hedefinize doğru ilerliyor ve bir şeyler ters gidiyorsa “ ben demiştim ” ler başlıyor bu sefer. Buda çok can sıkıcı. “ Neden sadece problemleri söylüyorsunuz neden çözüm önermiyorsunuz ” diyemiyor insan tabiki o aşamada.

Bu yüzden rüyalarınızı ve hayallerinizi biraz olgunlaştırıp ayakları yere basana kadar kendinizde tutmanızda fayda var.

Güneye gitmek, cafe açmak gibi hedefler, rüyalar her neysede benim size önerim “ Nutuk ” u tekrar okumanız. Herkesin Anadolu‘ nun yenilgisine kesin gözüyle baktığı bir dönemde Atatürk’ ün nasıl stratejik ve akılcı olarak bizleri özgürlüğümüze taşıdığına tekrar bakmanız.

Paylaşın: