Etiket arşivi: İnternet

Internet koptuğunda ne yapılır?

Artık o kadar internete alıştık ki bazen internet erişimi gittiğinde sudan çıkmış balığa dönüyoruz. Hatta iş yapmayı bırakanlar, morali bozulanlar, artık hiçbir şey yapamam diye düşünenler oldukça fazla.

Eğer internet erişiminizde bir problem varsa işe yarar neler yapılabilir

1. Sık kullanılanlarınıza(bookmarks-favorites) göz atın ve temizleyin. Hatta belirli kategoriler yaratarak sık kullanılanlarınızı belirli konularda bir araya getirin.

2. Kullanmadığınız programları silin. Sabit diskinizde yer olsa bile fazladan ve kullanılmayan programlar bilgisayar performasını olumsuz etkilerler.

3. Bilgisayarınızın monitörünü, gövdesini, klavye ve farenizi temizleyin. Mümkünse elektrik süpürgesi ile klavye arasına giren pislikleri ve eğer açmışsanız bilgisayar kasanızın içini temizleyebilirsiniz. Nemli bir bez ile monitörünüzü silebilirsiniz.

4. Word, Excel, Powerpoint gibi programlarda yapmanız gereken işleri yapın.(Blogunuzu yazın) Hatta şimdiden internet giderse ne yazacağınızı planlayın.

5. Virüs taraması yapın.

6. Kullandığınız bilgisayarın bir gün bozulacağını düşünerek bilgisayarınızdaki dosyaların yedeklerini alabilir, CD’lere kaydedip saklayabilirsiniz.

7. Okumanız gereken ama fırsat bulamadığınız dokümanları, e-posta mesajlarınızı okuyun. Eğer offline bilgisayarınızda duruyorlarsa.

8. Fotoğraf makinesi, iPod yada kamera gibi bilgisayarınıza bağlayabildiğiniz cihazları keşfedin.

9. Adres defterinizi düzenleyin

10. Paint yada Photoshop programını açıp resimlerle oynayabilirsiniz.

11. Takın bir müzik ya da film cd’si keyfinize bakın.

12. Bu tip durumlar için daha önceden ayarladığınız e-kitabı okumaya başlayın.

13. Eğer yukarıda bahsi geçen herşeyi yaptıysanız artık oyun oynayabilirsiniz.

14. Bilgisayardan uzaklaşmak için bir fırsat oldu diyorsanız hemen dışarı çıkın ve biraz gezin.

Paylaşın:

Çocuğu dijital dünyaya hazırlamak

level_01_imageHiçbir çocuk dijital çağın gerisinde kalmamalı diye yola çıkacağım bugün. Anne ve babaların dijital çağa geçişte çocuklarımızın en büyük esin kaynakları ve kılavuzları olduğu düşüncesiyle bu konuda yapılan ve yapılabilecek yaratıcı uygulamalarla ilgili fikirler vermeye çalışacağım.

Çocukların klavye becerilerini geliştirin – İleride her ne konuda çalışacak olursa olsunlar çocuklarımızın klavyeyi tanıması önemli. Sadece bir şeylere bakarak yazma ile başlayabilecek bu çalışma zamanla kendi yaratıcılıklarınıda ortaya çıkaracaktır.

Çocuklarınızın öğretmenleri ile yapılan veli toplantılarında çocuğunuzun internet ve bilgisayar kullanımına ilişkin alışkanlıklarını sorgulayın, çocuğunuzun okulda ve evde doğru yönlendirilmesini sağlamaya çalışın, gerekiyorsa öğretmeninden ricada bulunun ve bu konuda yol gösterin.

Çocuklarınıza okul dışında evde kullanabilecekleri DOĞRU ve FAYDALI siteleri önerin, mümkünse yaptıklarını takip edin.

Çocuklarınızla internet üzerinden bilgi paylaşın, msn vb. araçlarla iletişim kurun, eposta kullanın.

Çocuğnuzun internette, ilgi ve yeteneğine göre kendisine uygun bir şeyler bulmasına yardımcı olun..

Çocuklarınızın ders ve aktiviteler anında fotoğraflarını yada videolarını çekin ve internete koyun.

Bir mesaj grubu oluşturarak(yahoogroups vb.) tüm arkadaşlarını bir grup yapın ve onlarla aileleri olarak  düzenli olarak bilgi mesajları gönderin.

Bir blog açarak günlük olarak sınıfta yaşadıklarını oraya kısaca aktarmasını isteyebilirsiniz.

Bilgisayarınızda onun için bir dosya açın ve onunla ilgili bilgileri orada saklayın. Yıl sonunda burada biriken bilgilerden harmanladığınız bir CD’yi sürpriz yapabilirsiniz..

Herhangi bir dokümanın daha sonra kolayca bulabilmek için her dosya ismini nasıl bir mantıkta yazması gerektiğini öğretin.

Tüm dosyalarını bir CD yada başka bir bilgisayara mutlaka yedekleyin.

Google Earth vb. programları kullanarak çocuğunuzu dünya turuna çıkartın. Artık bu sayede Mısır Piramitlerini gerçek uydu görüntüleri ile gösterebilirsiniz. Dünyanın yedi harikasını görmek için tıklayın

Dünyanın başka yöresindeki okullarla iletişime geçerek çocuğunuzun farklı kültürlerle buluşmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuğunuz dijital doğmuş olanlardan ise  yukarıdakileri iki kere düşünmelisiniz.

Paylaşın:

Bloglasak mı bloglamasak mı?

Wharton Üniversitesi blog kullanımı ile ilgili kendi içinde bir araştırma yapıyor. Çok enteresan bulgular elde ediliyor.

İş etiği ve hukuk konusunda Wharton profesörlerinden Dan Hunter günde yaklaşık 100’e yakın blog okurken ipin ucunu kaçırıyor ve takip edemez hale geliyor. Daha sonra teknoloji, entellektüel sermaye, video oyunları, mimari, iç mimari vb. konularda 50 blog’u düzenli takip etmeye başlıyor. “Böylelikle hem profesyonel hemde özel hayatımda kendini güncel tutabildiğini söylüyor.

Pew Internet & American Life Project(www.pew.org) raporuna göre ABD’de internet kulanıcılarının %39’u olan 57 milyon kullanıcının blogları okuduğunu gösteriyor. Hatta 12 milyon kullanıcınında kendi blog’u var. Blog yazma sebepleri farklı farklı: profesyonel yada kişisel fikirlerini paylaşma, mizah paylaşımı, politşk ve siyasi gelişmelerde yorum yapmak veya güncel olaylar hakkında görüşlerini yazmak

Aynı bölümün profesörlerinden Kevin Werbach ise profesyonek bir blog yönetim aracı olan NetNewsWire kullanarak 300-400 blog’u güncelleme olduğunda okuyarak takip ediyor. Herhangi bir sorusu olduğunda blogger’a sormaktan çekinmediğini belirtiyor. Ayrıca kendisi telekom politikaları, yeni jenerasyon internet firmaları ve iş modelleri ile yeni iletişim teknolojileri üzerinde bir blog tutuyor.

İstatistik ve Bilgi Teknolojileri profesörlerinden J. Michael Steele ise İstatistik 434 adlı dersini blog üzerinden veriyor. Bu bloguna ders içeriklerini, notları, ödevleri koyuyor. Ayrıca özel blog’unda kuş gribinin ekonomik etkileri üzerine yazıyor. Aslında burada yaptığı kuş gribini merkeze alarak çeşitli konularla bağlantısını kurmak. Ör Paris Hiton ve Kuş Gribi vb. Enteresan bir fikir gerçekten.

Peki bu blog patlaması nereye kadar gidecek?

Şu anda bloglar daha önce sesini duyurma şansı olmayanlar için büyük bir fırsat durumunda. Ayrıca bloglara olan ilgi bir üyelik mekanizması olmamasına karşın(son dönemde feedblitz çıktı ama sayılmaz) insanların favourite’larına, bookmark’larına yada sık kullanılanlarına atarak destekledikleri bir medyaya dönüştü.

Boglardaki bir sıkıntıda herhangi birinini “ben bu konunun uzmanıyım” diye işe girişmesi. Bu yüzen blogger’ların özgeçmişleri onları takip edenler için çok önemli.

Pazarlama bölümü profesörlerinden Barbara E. Kahn bazı bloglarda yaratıcı fikirler, müşteri yorumları vb. yararlı bilgiler bulduğunu belirtiyor. Aslında herhnagi bir müşteri şikayeti gördüğünde bu konu ile ilgili diğer internet sitelerindede araştırma yaparak bir pazararaştırması yapabildiğini belirtiyor.

İşletme profesörlerinen Saikat Chaudhuri ise bloglara biraz şüpheci yaklaşıyor. Gerçekten işine yarayan bloglara bir değerlendirme süreci sonrasında karar veriyor.

Bloglar bir çoğuna göre yeterince gürültü yaratıyorlar ve değer içeriyorlar. Bloglar bireysel düşünceleri içerdiğinden ve social bookmarking siteleride (digg.com) en çok ilgi çeken konuları derleyince aslında çoğunluğun neler izlediğini yada nabzını tutmanın bloglar sayesinde bir yolu olduğu ortaya çıkıyor.

Diğer öğretim görevlilerinin bloglara yaklaşımı farklılık gösteriyor, bir kısmı bazı blogları haftada bir takip etmeye çalışıyor, bazıları derslerinde kullanabilecekleri malzemeleri toplayabilecekleri blogları tercih ediyorlar.

Bloglar insanların profesyonel ve özel kişisel dünyalarını paylaşabildikleri önemli bir mecra olarak hayatımıza girdi. Internet’i bilgi edinmek ve eğlenme amaçlı kullananlarda blog içeriklerini izliyorlar.

Ayrıca bloglar için ekapanık yada kendini ifade etme konusunda kapalı olanları açıp, açık olanların kendilerini geliştirmelerini sağlıyor. Özellikle öğrencilerin blog açma konusunda cesaretlendirildiği ve böylelikle daha dışa dönük hale geldikleri belirtiliyor. Böylelikle hata yapmaktan korkmalarından yada baskı altında bir şeyler yapmalarındansa kendilerine ait bir alanda özgürce kendilerini ifade edebilecekleri iddası var.

Paylaşın:

Seks ve pornografi cazibesini kaybediyor mu?

Internet’in en popüler arama konusu olan seks ve pornografi, iş dünyası ve elektronik ticaret’e yönelik aramalar tarafından geçilmiş durumda.

Queensland Teknik Universitesi Profesörlerinden Amanda Spinks’in yaptığı açıklamaya göre 90’ların ortasında seksle ilgili aramalar toplam aramaların %17’sini oluştururken şu anda hiçte seksi olmayan bir yüzdeye 3.8’e düşmüş durumda.

Spinks’in belirttiğine göre ayrıca özellikle alım ve satıma ilişkin iş dünyası ve elektronik ticaret’e ilişkin aramalar internet aramalarının %30’unu oluşturmuş durumda.

Bu araştırmayı Pennsylvania State Universitesi ile birlikte Alta Vista, AlltheWeb.com, Ask.com, Excite ve Dogpile sitelerinde Amerika ve Avrupa’dan yapılan 30 milyon aramayı inceleyerek çıkarmışlar. Burada belirtmem gereken alltheweb ve dogpile’ın meta search siteleri olduğu yani bu siteler google dahil birden fazla arama motorunda aynı anda arama yaptığı için özellikle Amerika ve Avrupa’da oldukça fazla tercih edilen sitelerdir. Yani yukarıdaki listede google’ın olmamasına bakmayın.

İş dünyası ve elektronik ticareti, seyahat, gezilecek yerler, bilgisayar ve internet, sağlık, eğitim ve eğlence almaktaymış.

Neden seks ve pornografi konusunda aramalar azaldı sorusuna Spinks’in verdiği yanıt şöyle: “Öncelikle insanlar artık gitmek istedikleri siteleri sık kullandıklarım(bookmark-favourites) bölümüne atıp hızlıca erişiyorlar. Yani seks ve pornografi siteleri sık kullanılanlara atılmış durumdalar. Öte yandan çok fazla bilgi ihtiyacı bu konudaki aramaların yapılmasına vakit bırakmıyor.”

Ayrıca 90’larda internet kullanıcılarının çoğunluğu genç erkekler iken bugün artık kadınların internet kullanımı erkeklerle eşit durumda. Öte yandan 90’larda genç olanlar artık yaşlılar. Yaşlanınca ilgi alanlarıda doğal olarak değişiyor anladığım kadarı ile.

Ayrıca internetteki bilgilerin inanılmaz boyutlara gelmesi kullanım eğilimlerini en çok belirleyen hususlardan birisi.

90’larda çok fazla iş dünyasına yönelik yeterince içerik mevcut değildi. Bugün her şeyi bulmak mümkün. Eskiden keyif anlamındaki içerik daha doyurucu iken bugün anlamlı ve ihtiyaca yönelik içerik artmış durumda. Hatta internet iş yapma tarzlarını bile değiştirdiği için yaşam tarzında da belirleyici oluyor.

Yine yapılan bu araştırmada her aramada ortalama 2-3 kelime ve bir kişinin her defasında 2-3 arama yaptığı bulunmuş. Ayrıca arama için ayrılan zaman bir dakikadan daha az olarak saptanmış.

Paylaşın:

Internette şizofrenik alan adları

Şimdi hayal edin. Telefon rehberinde numaranızın başka birinin adının yanında yazmasını ister miydiniz? Eğer internet işi yapmıyorsanız muhtemelen istemezdiniz.

Madem bu yazıyı yazacağım diyerek “şizofrenik” diye bir şey uydurdum. Şizofren’in Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamı : Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir ruh hastalığı.

Bugüne kadar insanoğlunun kullandığı kelimeler ya yaptığı, ya hissettiği yada gördüğü bir şeylere anlamlar atamak, ad vermek ile ortaya çıkmıştır. Şimdi ise görünen, hissedilen yada yapılan bir şey olmadan yepyeni kelimeler hayatımıza anlamı sadece temsil ettiği site olarak giriyor. (Ör. Google, Yahoo) Eğer internet olmasaydı bu kelimelerin yada bu harflerin bu şekilde bir araya gelmesinin bir anlamı olmayacaktı.

İnternet her ne kadar anlamı olmasada milyonlaca insanın beynine bir sürü yeni kelime ekledi. Aslında bu kelimeler birazda jenerik kelimelerin kalmaması yüzünden oldu.

Bir de tabiki internet’te bir isim sahibi olunması önemli bir hale gelince var olan kelimeleri satın alıp satmak gibi bir iş koluda gelişti. Bilinen(sözlükte yer alan) yada firma ismi olan alan adlarını 15-20$’lara alıp milyon dolarlara kadar varan fiyatlarla satmak. Ör. Şu anda Nissan (Araba) firması Nissan.com’u kullanarak bilgisayar satan firmayı mahkemeye vermiş durumda. Belkide binlerce araba meraklısı Nissan arabaları görmek için siteye girip bilgisayarlarlarla karşılaşıyor, Nissan’ın bu müşterilere araba satışını kaçırmasıda cabası. İşte kilit nokta bu: İnsanlar gittikleri alan adının bekledikleri içeriğe sahip olmaması durumunda iş kaybı oluşuyor. (Nissan’dan istenen bedel galiba 10 milyon dolarmış)

Öte yandan Türkiye’de de bu alan adı alma çılgınlığının olduğu dönemde (1997-98) Türkiye’deki büyük internet servis sağlayıcı firmalardan birisi büyük holding ve firmalarınkini almıştı ama daha sonra bunları sahiplerine hediye etmişti. Birde hiç unutmadığım bu konudaki bir anektod şudur: Diyelim ki sizin www.abc.com diye bir alan adınız var. Bu alan adı şirketinizin adı olsun. Bu alan adının “www.fuckabc.com” yada “berbatabc.com” gibi negatif propaganda aracı olarak kullanılabilecek alternatiflerinide firmalar çokça aldılar. Ama artık hiç birini tutmadıklarına eminim.

Unutmayın: Müşterileriniz genellikle sizi markanız ile hatırlarlar. Öncelikle markanızı adres çubuğuna yazıp.com ekleyip size ulaşmaya çalışırlar. Bulmazlarsa arama motoru kullanıp sizi bulmaya çalışacaklardır.

Paylaşın:

Sanal İletişimler

VirtualCommunication_WhiteLinesEğer günde birçok kez epostanızı kontrol ediyorsanız, zaman zaman messenger’ınızdan yazışıyorsanız, haber ya da blog sitelerindeki yazıları okuyor, alışveriş sitelerinde fiyat inceliyor ya da alışveriş yapıyorsanız, kendi sitenizi güncelliyor, oyunlar oynuyor ve daha birçok aklıma gelmeyen internet fırsatını değerlendiriyorsanız sanal dünyanın bir parçası haline gelmişsiniz demektir.

Nasıl gerçek dünyada eş, dost ve akrabalarımızla iletişimimizi korumak ve geliştirmek için uymamız gereken kurallar var ise internette de var. Bu dünyanın parçası olacaksanız bu kurallara uymanız gerekmektedir;

Düzenli kontroller
Görüştüğünüz kişilerle düzenli bir iletişiminiz olmalıdır. Birazda samimiyetinize göre adres defterinizdeki bu kişilere günde bir, haftada birkaç kez mesaj atabilirsiniz. Şimdi adres defterinizi gözden geçirin ve uzun süredir görüşmediğiniz birkaç kişiye mesaj yazın.

Randevulaşın
Yüz yüze görüşmenin yerini hiçbir şey tutamaz. Mümkünse yüz yüze ama olmuyorsa Messenger gibi araçlar kullanarak sesli görüşme yapabilirsiniz. Yüz yüze görüşmeyeli ve sesini duymayalı çok olan arkadaşlarınız varsa internetin bu avantajını kaçırmayın.

Randevularınızı atlamayın
Internet sayesinde gece ya da gündüz istediğiniz bir vakitte dünyanın herhangi bir yeri ile görüşme yapabilirsiniz. Bu görüşmelerinizi unutmamak için mutlaka Google Calendar gibi bir takvim kullanın. Görüşmelerinizi mutlaka takviminize kaydedin ve unutmayın. İnsanlara değer verdiğinizi sadece denk geldiğinde konuşarak değil konuşmak için özel zaman ayırarak gösterebilirsiniz.

Huylarını bilin
Bazen gönderdiğiniz mesaja karşı tarafın hemen yanıt vermesin i beklersiniz ama olmaz. Herkesin farklı öncelikleri olabilir. Yazdığınız mesajlara ne zaman yanıt beklediğinizi belirtirseniz ya da karşı tarafın huyunu bilerek davranırsanız rahat edersiniz.

Otomatik yanıtlar
Eğer yerinizde olmayacaksanız ya da bir süreliğine şehir dışına çıkacaksanız mutlaka epostanıza otomatik mesaj kaydı bırakın. Messenger kullanıyorsanız o an yanıt veremeyeceğinizi gösterir durumunuzu belirtin.

Hakkınızı iyi kullanın
Herkese günde 10-100 arasında mesaj geldiği için gönderdiğiniz mesajların karşı tarafın vakit ayırmasına değer nitelikte olmasına gayret edin. Aklınıza her geleni, çok sık bir şekilde mesaj göndermeyin, yazışmaya çalışmayın.

Kimlikleri gizleme
Birden fazla kişiye mesaj gönderdiğinizde mesajı alanın herkese yanıt dönmesi ve ciddi bir mesaj kirliliği yaratma olasılığı vardır. Bu yüzden Bcc kullanabilirsiniz. Sırf bilgileri olsun diye ilgili ilgisiz herkesi bir mesaj eklemek doğru bir şey değildir.

Konu ve kişi belli olsun
Eğer mesaj gönderdiğiniz epostanız bir rumuz ise mesaja adınızı mutlaka yazınız. Kimliği belirsiz olduğu düşünülen mesajlar hem rahatsızlık verirler hem de çoğunlukla hemen silinirler.

Yazdığınızı okuyun
Açık ve net konuşmak kadar açık ve net yazmakta bir maharettir, karşıya olan saygınızı gösterir. Yazdıklarınızı göndermende önce okumak ve olabildiğince yalın ve sade hale getirmek mesajın başarısını artıracaktır.

Giriş – Gelişme – Sonuç
Mesajlarınıza merhaba diye başlamanız ve hoşkal diye bitirmeniz saygı gereğidir.

Paylaşın:

ABD’li seçmenler için enteresan internet uygulamaları

Barack Obama and Michelle Obama

Image via Wikipedia

ABD’deki seçimlerle ilgilenenler için önerilen bazı servisleri -ki Türkiye’de hayata geçirilmelerini önererek (anlayana) paylaşmak istiyorum

1- Google’ın yeni servisi “In Quotes” (labs.google.com/inquotes) adayların belli konularda neler söylediklerini ve vaad ettiklerini izlemenizi sağlıyor. Türkiye’de mutlaka olmalı ama keşke insanlar utansa.

2- Seçim tartışmalarını tekrar izlemek için: Hulu.com/spotlight/election08 .

3- Seçimlerde yaşanan komik olaylar silsilesi Hulu.com/historic-campaign-ads .

4- Nerede oy vereceğinizi haritadan bulun maps.google.com/vote

5- Youtube oy atma esnasında yaşadıklarınızı videoya çekip paylaşmanızı istiyor. YouTube.com/youchoose

Bakalım bizim seçimlerde neler yapacaklar?

Paylaşın:

Doğuştan dijitaller ve yeni dijitaller

Child Computer and Internet Safety

Image by l0ckergn0me via Flickr

Tüm dünyada –ki eğitmenler daha iyi biliyor ve izliyorlardır, öğrencilerdeki değişim oldukça radikal. Şimdiki öğrenciler eğitim sistemimizin eğitmek için öngördüğü insanlar değiller.

Öğrenciler her zaman değiştiler ama şimdi olduğu kadar fazla yani konuşmaları, elbiseleri, duruş ve düşünüş tarzları tamamıyle değişmemişti. Özellikle “sürekliliğin kalmaması” yerleşmiş durumda yani herşey değişiyor ama “çok hızlı” değişiyor. Hiçbir şeyin sürekliliği yok.

Aslında buna kabaca geri dönüşü olmayan ana değişiklikler tanımı altında “singularity” terimi kullanılıyor. Singularity özellikle 20. yy’da dijital teknolojinin hızlı benimsenip yayılması üzerine atılmış bir kavram.

Şimdiki üniversite öğrencileri bu yeni teknolojinin ile büyüyen ilk jenerasyon. Onlar hayatlarını bilgisayarlarla, bilgisayar oyunları ile mp3 playerlar, cep telefonları, video kameralala geçiriyorlar. Yeni hayatlarında 5000 saat daha az okuyor, 10.000 saat fazla bilgisayar oyunu oynuyorlar. Internet, cep telefonları hayatlarının vazgeçilmez bir parçası.

Şimdi buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: Bu jenerasyon kendinden önceki jenerasyondan çok daha farklı düşünüyor ve bilgiyi farklı olarak değerlendiriyor. Yani “farklı deneyimler farklı beyin yapılarını ortaya çıkarıyor.” Özellikle yetişme tarzları açısından beyin yapıları yani düşünme tarzları değişmiş durumda.

Biz bunlara “doğuştan dijitaller” diyoruz.

Onlar için bilgisayar terimleri konuşma dillerinin bir parçası. Peki dijital dünyada doğmayanlar ne olacak?

Doğuştan Dijital olanların ebeveynleri ya da onlardan önce doğmuş olanlara diyoruz “Dijital Göçmenler” diye.

Dijitalleşme onlar için yeni öğrenmeye başladıkları bir dil ve eğer belirli bir yaştan sonra dil öğreniyorsanız bu beyninizin farklı bir tarafına gidiyor.

Onların dijital maceraları enteresan oluyor. Örneğin emaillerini sekretere yazdıranlar, okukmak ya da düzeltmek için mutlaka yazıcı çıktısı alan, bir web sitesini göstermek için diğerlerini yanına çağıran…

Bu örneklere “Email’imi aldın mı?” diye telefon ile aramayı da eklediğimizde aslında kendilerinin bile güldüğü durumlar ile karşılaştıklarını görüyoruz.

Aslında en ciddi problem öğretmenin eski bir dilde anlatıyor öğrencinin ise yeni bir dilde konuşuyor olması. Dijital Göçmenler gençlerin TV seyrederek ya da müzik dinleyerek öğrenebileceklerine inanmazlar, çünkü kendilerinin böyle bir tecrübesi olmadığı gibi öğrenmenin eğlenceli olabileceğini düşünmezler. (Çünkü onlar çocukluklarını Susam Sokağı ile geçirmediler.)

Paylaşın: