Etiket arşivi: Pazarlama

Burnunuz iyi koku alır mı?

amansmellsap80/20 kuralını duymuşsunuzdur. Örneğin karlılığınızın %80’ini müşterilerinizin %20’sinden gelir gibi. Bu kural 1906’da Vilfredo Pareto tarafından İtalya’nın varlığının vatandaşların %20’sinde olduğunu bulmasıyla hayatımıza girdi. Aslında bu prensip iş hayatının bir çok alanında da doğrulandı yani işlerin gerçekten böyle yürüdüğü artık kabul görüyor.

Demekki enerjinizi size %80 kazanım sağlayacak olan o %20’lik müşteri grubunu bulmaya ayırmalısınız. Bunun anlamı ne?

Şimdi hayal edin, bu kural aynı zamanda müşterilerinizin %20’sinin ya da beşte birinin sizin onlara bir şey teklif etmenizi beklediğini gösteriyor. Ve siz bunu değerlendiremezseniz kaybedeceksiniz.

Şimdi size bu müşterileri elinizde tutumak, onlarım müşteri olma ömürlerini uzatmak ve aslında elde etmeyi planladığınız %80’lik kazancı elde etmek için onlara yapacağınız birkaç küçük ve basit ipucu vereceğim;

Yılbaşı, doğumgünü, Anneler – Babalar Günü gibi özel günlerde onları kesinlikle unutmayın. Bir kart yada küçük bir hediye verin.

Onları bir araya toplayın. Örneğin bir yemek, parti yada piknik olabilir. Onlara özel olduklarını hissettirin.

Eğer üyenizse bir sonraki sene üyelik ücretinde indirim yapın ya da eksra hizmetler hazırlayın. Sizin sürekli müşteriniz olması onun için farketmeli, sizde ona minnettarlığınızı göstermelisiniz.

İndirim, taksit, geç ödeme vb. ile yaratacağınız uygun koşullar uzun vadeli kazançlarınızı olumlu etkileyecektir.

İrtibatı kopartmayın. Belirli dönelerde müşteirlerinizi arayıp hal, hatır sorun, bir istekleri yada sıkıntıları olup olmadığını öğrenin. Hatta eposta ile periyodik mesajlar göndererek sizi sürekli hatırlamalarını sağlayabilirsiniz.

İyi servis verin. İşiniz her ne olursa olun iyi ve kaliteli bir servis sunmak müşterilerinizi size bağlar ve sadık kılar. Ayrıca sizi öneren haline getirir ve onları doğal pazarlamacılarınız yapar.

Gerçekten ihtiyaçlarını karşılamalısınız. Az ya da fazla değil tam olarak ihtiyacı karşılıyor olmanız gerekir. Müşteri istediğini tam olarak elde ettiği yeri tekrar tercih eder. Sadece ürün değil, nezaket, temizlik vb. her açıdan düşünmelisiniz. Bir yandan da gelecekteki müşterilerinizin ihtiyaçlarını düşünerek gerekiyorsa yatırım yapmalı ya da kendinizi geliştirmelisiniz.

Yapılabilecek sonsuz şey var, yeterki müşterinizi ciddiye alın. Eğer müşterinizi ciddiye alıyorsanız burnunuz iyi koku almaya başlayacak, hem elinizeki hemde yeni müşterileri kaçırmamamak için yapmanız gerekenleri önceden hissedebileceksiniz.

Paylaşın:

E-ticaret yapanlara taktik öneriler

E-ticaret yaparken para kazanmak için bazı taktikler geliştirmek zorundasınız. Çoğu zaman gözünüzün önünde duran küçük şeyleri kullanarak büyük faydalar yaratabileceğinizi kestiremezsiniz. Bu yüzden e-ticaret yapanlar için birkaç taktik vermek istedim.

1. Gönderdiğiniz her pakete mutlaka başka ürünlerinizi tanıtan broşürler koymalısınız. Bu broşürler satın alınan ürünü tamamlayıcı ürünleri içermelidir.

2. Eğer biraz daha fark verilirse aynı ürünün büyük boyu yada 2 tanesi teklif edilmelidir. Hala e-ticaret sitelerinde birden fazla alıma ekstra fiyat uygulayan yoktur.

3. Mutlaka aylık bir e-bülten hazırlayın veson gelen yeni ürünleri bu bülten ile tanıtın.

4. Satılan ürününü sigortası ya da bakımı gibi satış sonrası hizmetleride satmaya çalışın.

5. Özel günlerde gönderdiğiniz tebrik ve kutlama mesajlarının bir köşesinde yeni ürün yada kampanyanızı tanıtmayı unutmayın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Satış Becerileri Geliştirmek – Ağacı Yumruklamak

Yazar: Warren Tattersall

Gençliğimde, henüz satış ve pazarlama alanında yeniyken, hayatım boyunca unutamayacağım bir hikaye duymuştum. Hikaye, uzun zaman önce yaşamış bir Japon dövüş sanatları ustasıyla ilgili. Hikayenin kaynağını belirtemem ya da gerçek mi yoksa şehir efsanesi mi olduğunu söyleyemem; ama, satış ve yaşam konusundaki öğretisi nedeniyle tekrar tekrar anlatılmaya değer.

Hikaye, Japonya’da dövüş sanatlarında her zaman lider olan saygın bir samuray ailesini anlatıyor. Yeni neslin en büyük oğlu, çok yetenekliymiş ve yeteneğinden fazlasıyla eminmiş. Her işin kolaylıkla üstesinden gelir, yaptığı her dövüşü kazanırmış.

Ulusal unvan kazanma günü geldiğinde, yeteneklerinden son derece emin bir biçimde dövüşmeye gitmiş.

Ne var ki, dövüş umduğu gibi gitmemiş, kaybetmiş, fena halde yenilmiş, aşağılanmış, ailesi utanmış.

Turnuvayı bırakmış ve şehri terk etmiş. İnsanlardan uzakta, ormanda yaşamaya başlamış. Okumaya devam et

Paylaşın:

Pazarladığın kadar varsın!

Dünya pazarlama dünyası. Yazdığınız kitap ne kadar iyi olsada, ürününüz ne kadar faydalı olsada pazarlamadığınız sürece benimsenmesini sağlayamazsınız. Pazarlama gerçek bir uzmanlık ve siz kibirinizi, pasifliğinizi, çekingenliğinizi ve korkularınızı ortadan kaldırmadan kolay kolay başaramayacağınız bir şey.

İster blogunuzu pazarlayın, ister kitabınızı ister ürününüzü. Aşağıdaki önerilerim mutlaka işinize yarayacaktır;

Eski arkadaşlarınıza ve tanıdıklarınıza bir tanıtım mesajı gönderin. Tanıtım mesajı mutlaka ve mutlaka ürünün, servisin faydalarını içermelidir. Ve onlarında bu mesajı işine yarayacaklarını düşündükleri kendi arkadaşlarına göndermelerini rica edin.

Eski kartvizitleri toparlayın. Email adreslerini bir yerde toparlayın. Onlara kendinizi hatırlatacak kısa bir giriş yazısından sonra ürününüzü tanıtan mesajınızı ve iletişim bilgilerinizi gönderin.

Mutlaka ürün ya da servisinizle ilgililenebilecek yerlere mesaj gönderin. Ör. Yazdığınız kitabı pazarlayacaksanız tüm gazete kitap eklerinin editörlerine, yayınevlerine, dağıtımcılara, kitabevlerine, üniversitelere, okullara, derneklere gönderebilirsiniz. Mesajın altına mutlaka iletişim bilgilerinizi ve nasıl sipariş verilebileceğini yazmayı unutmayın.

Tebrik mesajı gönderimi ile kendinizi ve şirketinizi hatırlatabilirsiniz. Tanıdıklarınızın, onların çocuklarının ve müşterilerinizin doğum günlerini alın ve kutlama mesajı gönderin. Anne, baba, öğretmen olduğunu bildiğiniz kişilerin anneler, babalar, öğretmenler gününü kutlayın.

Sadece belli kişilere özel indirim ya da benzeri uygulamalar yapın. Okumaya devam et

Paylaşın:

Düşünmeden yapmamak lazım!

Bazı karmaşık işler yada projelerde bir yol ayrımına geliriz: “Sadece yap gitsin” ya da “Önce biraz düşünelim”. “Sadece yap gitsin” yolu kısa ve kestirme bir yol olarak tercih edilebilir fakat nadiren böyle bir kararı vermede kesin ve net oluruz.

Ahmet duyacağını duymuştu. “Yani benden 3 hafta daha ekstra zaman istiyorsun. Ve bu 3 hafta sonunda diğer binalara başlayacaksın. Öyle mi?”

“Evet” dedi Galip. “Proje süresince her hafta bir şeyleri kesmek ve kısmak yoluna gidince belli bir noktada patladık. Bu kadar zorlamamalıydık, sineğin suyu çıkmayınca herşey aksadı. Kalan işleri tekrar gözden geçirip planladığımızda ise böyle bir durum ortaya çıktı.”

Galip “Herşeyi bir an önce yapmaktansa bir süre nefes alıp doğru bir plan çıkarmanın doğru olacağını düşünüyordu. Böylelikle geçekten üzerinde durulması gereken önemli işlerin atlanmayacağını ve çabuk bitirme hevesinin getireceği gecikmeyi ve parasal riskleri böyle aşabileceğini düşünüyordu.

Mühendis kökenliler düşünme ve planlama konusunda ağır basarken pazarlamacı taraf daha aksiyondan yanadır. Aslında organizasyon bu iki grup arasındaki dengeyi yakalayabilmişse çok iyi kararlar alarak ilerliyor diyebiliriz. Eğer denge yoksa, bir güç çatışması var demektir ve şöyle şeyleri sık duyarsınız “Bize bunu boşuna yaptırdılar ne pazarlıyorlar ne de ürün tuttu” “Zaten hiç bir şeyi zamanında yetiştiremezler” “Sen sadece benim istediğimi yap beni sorgulama” vb.

Boş bir çubuğun iki tarafından parmağınızı sokup çıkarmaya çalışırsanız çıkaramazsınız. İçeride sıkışan hava hangi parmağınızı çekmek isterseniz onu içeride tutup diğerini içeri çekecektir. Eğer yukarıdaki gibi bir çatışma söz konusu ise parmaklar çubuğa sokulmuş demektir.

Eğer parmaklarınızı aynı anda içeri doğru ittirip boruyu genleştirebilirseniz kurtulma şansınız vardır. Yani ihtiyacınız olan koordinasyon ve işbirliğidir. Aslında bu bir yandan da “aklın yoludur”. Eğer yapmazsanız çubuğa mahkum kalırsınız.

Peki o halde anlaşıp, koordinasyon ve işbirliği içerisinde sonuca gidileceği “aklın yolu bir” bir kural ise neden çatışıyoruz?

Her projede pazarlama ve teknik taraf çubuğun bir tarafından parmaklarını sokarlar. Pazarlama bir an önce başlasın diye parmağını çektikçe teknik taraf biraz daha bekleyelim, düşünelim diye direnç gösterir. İşte gereksinimlerin ve gerekliliklerin tanımlandığı projenin bu aşaması en kritik aşamalardan biridir.

Projenin devamı da aynı şekilde ilerler. Pazarlama bir an önce lansmana başlamak ister teknik taraf testleri tamamlamak ister. Acele edip lansmana başlayan pazarlama tarafı hata bulduğunda teknik tarafa iyi test etmediği eleştirisi ile gelir.

Şimdi bir çubuk alın ve onu masanızın üzerine koyun. Herhangi bir konuda karar vermeden önce yukarıda dediğim örneği düşünerek olayı canlandırın ve kararlarınızı öyle vermeye çalışın.

Paylaşın:

Ses ile pazarlama

2004 yılında Garanti’de çalışıyor iken “konuşan ekstre” yapalım diye bir öneri getirmiştim. Gönderdiğimiz elektronik ekstrelerin(pdf) içine reklam spotu eklemekti ve bir örneğini hazırlamıştım. Maalesef o dönemde tutulmayan bir fikir olsa da 2008 yılı sonunda bu sefer Garanti’nin danışmanı iken tekrar gündeme getirdiğimde ilgilenildi ve üye işyerlerinin ekstrelerine ses eklendi.

Ses bence alternatif kullanım yolları ile pazarlamada yeni bir konsept olarak daha fazla önem kazanmaya başlayacak. Aslında pazarlama açısından ses kayıtlarının ya da canlı olarak sesin daha verimli kullanılabileceği ve çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bu yüzden SES’ i ” akıllı ” kullanma konusunda birkaç cin fikri sizlerle paylaşmak istedim;

Otomatik dilenciler – Size yoldaki bir makine yapacağınız bağışın Çocuk Esirgeme Kurumuna vb. gideceğini söylese ve hatta belki çocukların kendi seslerinden şiirler okusa. Sokaklarda bizlerden çok daha zengin olan dilencilere para vermekten daha iyi olmaz mı?

Turizm – Aslında Miniaturk, gezi botları vb. yerlerde artık birkaç dilde size orayı anlatan ve bilgi veren cihazlar var. Elinizdeki bileti makineye okuttuktan sonra dil seçeneğini seçip dinlemeye başlıyorsunuz.

Sanal Açıklayıcılar – Bazı makinelerin nasıl kullanılacağı çokta kolay olmuyor. Örneğin artık birçok mağazada karşıma çıkan 2 YTL’yi içine atıp kolu çevirdiğinizde oyuncak düşüren makineler var. Bu makinelere 30 saniyelik bir ses kaydı konup insanlara yol gösterilebilir. Aynı şekilde bankaların ATM makinalarınada bu tip sesli yol göstericiler konulmalıdır.

Hoşgeldin – Bir restauranta, otele yada mağazaya girdiğinizde size hoşgeldin diyen, çıkarken güle güle diyen bir ses kaydı hoş olmaz mıydı.

Minyatür – Doğum günü pastanızın mumları yandığında yada hediye paketini açtığınızda tebrik mesajınıda dinleyebilirsiniz. Hatta hediye paketinizden çıkan bir kodu internette bir siteye girip hediyeyi size gönderenin mesajını dinleyebilseniz fena mı olurdu?

Mağazalar – Aslında birçok mağaza şu departmanda şu indirim var vb. kullanıyor ama hiç biri şu markanın promosyonu şu bölümde gidin tadın yada bugün şu gazeteyi okudunuz mu vb. bir mesajı vermiyorlar.

Ringback tone’lar – Birisi sizi cep telefonunuzdan aradığında ona müzik dinletebiliyorsunuz. Hatta bir dönem telesekreter mesajınızı kendiniz kaydedip onu da dinletebiliyordunuz.

Espiri – Evdeki telesekreterinize bir fıkra yada bir anınızı kaydederseniz siz evde yokken arayanlar bunu dinleyebilirler. Eğer bir kurumsanız neden reklam spotlarınızı yada scriptlerinizi koymayasınız ki?

Gelecekte – Size evden çıkarken açık unuttuğunuz ışıkları yada cihazları hatırlatma, arabanızdan inerken dışarının hava durumunu hatırlatabilir.

Ciddi Öneri: Bir bankanın internet sitesine girdiğinizde ve bilgisayarınızda mikrofon var ise ör.”Garanti” dediğinizde login sayfası açılsa iyi olmaz mıydı? Ama o kadar…Daha fazla yüksek ses ile finansal bilgileri ifşa etmenin manası yok:)))

Paylaşın:

Eski-Yeni Trend: Home Advertising – Eviçi Pazarlama

Türkçesine ne yazacağımı bilemedim işin doğrusu. Kısaca anlatayım: Birçok firma size aldığınız ürünlerin yanında -ki benim en çok Lipton’da dikkatimi çekiyor, kendi logolarının olduğu bir demlik veya çay kabı veriyorlar, evinizde kullanabileceğiniz ürünler veriyorlar. Bu ürünleri kullanırken firmanın reklamını da sürekli gözünüzün önüde tutuyorsunuz.

home

Bu tip reklam ürünlerine aklıma gelen örnekler şunlar;

1- Her türlü kırtasiye(kalem, kalemlik, ajanda vb.)
2- Özel aksesuar (anahtarlık, kol saati vb.)
3- Duvara asılanlar(takvim, imsakiye)
4- Ev aksesuarları(saat, vazo, resimlik vb.)
5- Araba aksesuarları – Ev konseptinde özelimize girdiği için ekliyorum
6- Gadget’lar – mp3 player vb.

Şimdi bunları güzellikle(paşa paşa-bu deyimi çok severim lakin neden paşa dendiğini bilmem) alıp evimize sırf  “bedava” olduğu için koyup hem yararlanıyor hem de reklam yapılmasını sağlıyoruz. Neden evlerimizi internet erişimi, indirim vb. kolaylıklar sunanlara reklam için kullandırtmayalım.

Fakat yine dikkati çeken bir şe, bu tip eşantiyon vb. uygulamalarda aile ya da kişi bazına indirgenmeyen bir pazarlama politikası güdülmesi. Halbuki bu düzeyde bir strateji ile ev içi reklam tasarlansa(gelir düzeyi, aile odaklı vb.) çok daha akıllıca olur düşüncesindeyim.

Bizi sokakta ya da çeşitli yerlerde(mağaza, alışveriş merkezleri vb.) çeşitli tarayıcılarla (vücut ısısı tarayıcıları, retina okuyucular, hareket izleyiciler vb.) izleyerek pazarlamalarına yön verenler eğer evde 3 gün uykusuz geçirdiğimi izleyebilseler bana sağlık merkezi ya da doğru beslenmeye ilişkin önerileri getiremezler mi?

Para karşılığı reyting ölçümü için Tv izleme alışkanlıklarını takip ettiren ve satanlar yok mu? Demek ki evin içine ne kadar akılılıcas girerseniz ve bunu yaparken kişileri kullanmak yerşne onlara dafayda sağlayıp win-win bir ortam yaratırsanız bu işten herkez kazançlı çıkmaz mı?

Ev içi reklama yönelik sizin alternatif önerileriniz neler?

Paylaşın:

İş dilinde konuşmamak

Burak sabah koşusunu yaparken aklına internet üzerinden satışları artıracak iyi bir fikir gelmişti. Bu fikrin bir maliyetinin olacağını ve bu harcamayı onaylayacak bazılarının bu fikre karşı çıkacağını biliyordu

“Üstesinden gelebilirim” diye düşündü “Üstelik markamız ve imajımız açısındanda çok işe yaracak bir şey”

Bir hafta sonra ilgili yönetcilere fikrini anlatan bir sunum yaptı. Önerdiği değişiklikleri açık ve net bir şekilde anlattı. İyi bir analiz ile kendi markalarının rakip markalarla olan durumunu irdeledi.

Herkes nazikçe dinlemiş, azda olsa ilgilerini gösterir birkaç soru sormuşlardı. Finans Direktörü Füsun ona gelecek hafta döneceklerini söyledi.

Heyecanlı bekleyiş sonrasında Füsun bu öneriye bütçe ayıramayacaklarını belirtti.

“Şu anda internetten satışlarımızı artırmak birinci önceliğimiz değil” dedi.

Burak çok bilinen bir hata yapmıştı: Yöneticilerinin istediği dilde konuşmamış onların değer verdiği şeylere odaklanmamıştı.

Burak eğer iş dilinde konuşsaydı başarma olasılığı daha yüksek olacaktı. Örneğin “Internet sitemizin yapısı sebebi ile gelen müşterilerimizin %30’u hiç bir şey almadan siteden çıkmaktadırlar. Bunun anlamı kişi başı 100 YTL’den her ay 100.000 YTL kayıp anlamına gelmektedir.” Eğer bu şekilde satış kaybını sunumunun merkezine koysaydı tüm ilgiyi yakalayabilirdi.

Ne yapmak lazım?

Yapacağınız pazarlama aktivitelerinden çok sonuca odaklanmak. Eğer pazarlama odaklı kişilerle konuşmayacaksanız pazarlama materyallerinede ihtiyacınız yoktur. Yapacağınız her işin sonuçlarını sunacak şekilde hazırlanmanız gerekir. Örneğin öneriniz yeni bir tip broşür ise bunu talep ederken bu broşürü satışları artıracağı, satış artışının nakit girişini hızlandıracağını ve böylece firmanın yıl sonunda hissedarlarına söz verdiği gibi %3 büyüyeceğini belirtmeniz gerekir.

Pazarlama aktivitelerinizi önceliklendirmenizde çok önemli. En büyük katkı sağlayacak olanları öne çekmeniz lazım. Elinizdeki kısıtlı kaynakları doğru kullanmanız çok önemli.

Doğru yerde doğru kararı alıp almadığınızı test edin. İddia etiğiniz sonuçlara ulaşıp ulaşmadığınızı neden ulaşamadığınızı mutlaka izlemelisiniz. “Doğru öngörü” iş dilinde konuşmanın anahtarıdır. Sakın iş dilinde konuşmak “kafadan atmaktır” diye yanılmayın.

Diyelimki bir gazete içi ilan vermek istiyorsunuz. Şöyle diyebilirsiniz ama doğru olmaz: “Gazete içi ek için 50.000 YTL harcayacağız”. Bunun yerine aynı şeyi söyle söyleyebilirsiniz: “ Gazete içi ek’e yapacağımız 50.000 YTL yatırım ile %10’luk bir geri dönüş sağlamayı planlıyoruz.”

Burada bitmiyor tabiki. Her şey birbirine bağlı. Borsacılar ise analizleri, raporları okurlar sizin pazarlama aktivitelerinizi izlerler ve bunu finansal bir dile dönüştürürler. Örneğin “Agro firması yeni çıkardığı X markası ile pazarda %3’lük bir pay hedefliyor. Bu aynı zamanda yeni reklam kampanyasına başlamış olan Y firmasının hisselerinde de hissedilir bir düşüş yaşanacağı mesajını veriyor” gibi.

Eğer iş dilini doğru kullanırsanız sizden başlayıp diğer kurumlara kadar giden doğru bir dalga yaratma şansınız yüksek olur.

Paylaşın:

Nasıl yeni müşteri bulabilirim?

Eğer sanal mağazanızı açtıysanız ya da daha açma aşamasında iken ne tip müşterilere ihtiyacınız olduğunu belirlemiş olmanız gerekmektedir. Bunu yaparken birkaç yöntem izleyebilirsiniz;

–    X firmasının tüm çalışanları benim müşterim olabilir
–    X firmasının İnsan kaynakları departmanı çalışanları benim müşterim olabilir.
–    …………. Meslek grubu (Ör Avukatlar) benim müşterim olabilir.
–    …… ila …… yaş aralığında olanlar(ör 18-35) benim müşterim olabilirler.
–    Mevcut müşterilerim arkadaşlarını getirsin.

Yukarıda şekillendirmeye çalıştığımız şekilde çeşitli profillerde müşterilerinizin kimler olabileceğini belirlemelisiniz.

Bundan sonra yapmanız gereken bu gruplara nasıl erişebileceğinizi belirlemektir. Örneğin X firması çalışanları müşterim olabilir diyorsanız o firmanın İnsan kaynakları yöneticisi veya bu konuda size yardımcı olabilecek ilgili kişiye ulaşmaya çalışmalısınız.

İlgili kişiye ulaşmadan önce o firmanın çalışanlarına nasıl bir fark yaratacağınızı, ne tip avantajlar sunacağınızı, neden onlar için doğru bir mağaza olduğunuzu anlatabileceğiniz belki kısa bir sunum, tanıtım yazısı veya broşürünü mutlaka hazırlamış olmalısınız.

Eğer bir meslek grubunu hedef kitleniz olarak görüyorsanız o meslek grubuna ait dernek ve meslek kuruluşlarına ulaşmaya çalışmalısınız. Bu meslek kuruluşları üyelerinin yararına olan şeyleri onlara duyurmayı tercih edecektir ancak üyeleri için gerçekten bir fark yaratıyorsanız.

Eğer belli bir yaş aralığını hedefliyorsanız o zaman o yaş aralığının tüketim alışkanlıklarına ilişkin araştırmaları okumalı, sitenizi ilgili grubun ilgisini çekecek bilgi ve içerik ile donatmalısınız.

Eğer mevcut müşterilerim arkadaşlarını getirsin diyorsanız o zaman “Arkadaşına Öner” gibi bilinen yöntemleri kullanmalı fakat öneren ve önerilene en azından ilk alışverişte bir avantaj sunmalısınız.

Yeni müşteriler yeni eğilimler ve modaların rüzgarları ile gelebilirler. Bu yüzden konunuzla ilgili sitenizde yeni bir eğilim, akım veya modaya yönelik ürünleri ana sayfadan sunmalı ve eposta gibi araçlarla duyurmalısınız.

Özellikle sitenizde diğer satış sitelerinden farklı ve ucuz olan ürünlerinizi ön plana çıkartmalı Google vb. reklam alanlarında bu ürünlerinizin reklamını yapmalısınız. Sizi farklılaştıran ve müşteri için en avantajlı olanı sunduğunuz sürece yeni müşteriler elde etmeniz kaçınılmazdır.

Sitenizi ile ilgili istatistikleri incelerken müşterilerin neden almaktan vazgeçtikleri konusuna özel bir özen göstermeniz gerekir. Bu noktada sitenizden çıkmak isteyen müşterilerinize alternatif indirim, bedava kargo gibi özellikler sunarak alışverişlerini tamamlamalarını sağlayabilirsiniz.

Sitenizin ziyaretçilerine neyi hangi koşullarla sattığınız takdirde gelebileceklerini uygun bir şekilde sormalısınız. Eğer talebi bilirseniz satışı yönetmeniz kolaylaşır. Çeşitli basit anketlerle kimin müşteriniz olacağını belirleyebilirsiniz.

Paylaşın: