Etiket arşivi: taktik

E-ticaret yapanlara taktik öneriler

E-ticaret yaparken para kazanmak için bazı taktikler geliştirmek zorundasınız. Çoğu zaman gözünüzün önünde duran küçük şeyleri kullanarak büyük faydalar yaratabileceğinizi kestiremezsiniz. Bu yüzden e-ticaret yapanlar için birkaç taktik vermek istedim.

1. Gönderdiğiniz her pakete mutlaka başka ürünlerinizi tanıtan broşürler koymalısınız. Bu broşürler satın alınan ürünü tamamlayıcı ürünleri içermelidir.

2. Eğer biraz daha fark verilirse aynı ürünün büyük boyu yada 2 tanesi teklif edilmelidir. Hala e-ticaret sitelerinde birden fazla alıma ekstra fiyat uygulayan yoktur.

3. Mutlaka aylık bir e-bülten hazırlayın veson gelen yeni ürünleri bu bülten ile tanıtın.

4. Satılan ürününü sigortası ya da bakımı gibi satış sonrası hizmetleride satmaya çalışın.

5. Özel günlerde gönderdiğiniz tebrik ve kutlama mesajlarının bir köşesinde yeni ürün yada kampanyanızı tanıtmayı unutmayın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yöneticiniz “Ali Cengiz Oyunu” yapıyorsa

Bazen yöneticiler bir kişiye yetki vermemek için çeşitli taktikler uygularlar. Ve üstelik bu taktiği projeleri yada kişilerin kariyerini sabote etmek için kullanırlar. Bu tip bir yarıştan nasıl kurtulursunuz?

Belki televizyonda seyretmişsinizdir belkide kendiniz yapmışsınızdır. Bir piknik oyunu vardır: Önce çift olursunuz, sonra ayaklarınızı birbirine bağlarsınız ve koşma yarışı yaparsınız. Oldukça komik görüntüler çıkar ortaya.

Bu tip yarışmalar pikniklerde eğlenceli ama iş ortamlarında tehlikelidir çünkü birlikte hata yapma olasılığı yüksek bir çift kasıtlı olarak bir araya getirilmiştir. Eski bir çatışmayı tekrar su yüzüne çıkarmak, kimin yönetici olduğunu özellikle belirsiz bırakmak, organizasyonel tansiyonu yükseltmek, yada prim için çekişme yaratmak vb. malzemeyi yönetici akıllıca kullanarak ya projeyi sabote etmeye çalışır yada bu kişilerin kariyerini.

Bu tip yarışlarda genellikle başarıdan tüm yarışmacılar sorumlu tutulurlar. Böylelikle çatışma içinde zorla başarmaya çalışınılır.

Eğer siz böyle bir yarışta değilseniz çevrenize şöyle bir bakın.

Hiç hoşlanmadığım ve başarısız olduğunu bildiğim bir kişi zorla ekibime verilmiş ve işbirliği yapmam istenmişti. Böyle şeyler bazende şirketin kendi iç kültüründen kaynaklanabiliyor. “Ben sevmediğim kişilerle çalışmak zorunda bırakılıyorsam bende başkalarını aynı durumda görmekten memnun olurum” düşüncesi çok tehlikeli. Özellikle sizin başarınız yöneticinizin başarısını gölgelemeye yetecek ölçüdeyse.

Diyelimki böyle bir duruma düştünüz ne yapacaksınız?

Partnerinize durumu açıklayın

Beraberce bu durumu masaya yatırmalı ve konuşmalısınız. Eğer sizlerii zor durumda bırakmak için, birileri sizi bir araya getirmişse bunu tersine çevirebilirsiniz.

Durumunuz ile ilgili hemfikir olun

Sizi bu şekilde bir araya getiren kasıtlı yaptıysa ya işinizi bozmak yada kariyerinizde yara açmak istiyordur. Eğer bilerek yapmadıysa bu durumu nasıl lehinize çevirebileceğinize ortaklaşa karar verin. Önemli olan gerçekte neyin olup bittiğinde karşılıklı hem fikir olmanızdır.

Yardım isteyin

Eğer siz çözemiyorsanız yardım isteyin. Sizi bu duruma getiren yöneticinizin üzerindeki bir yönetici yada etkili başka biri size yardım edebilir. Kasıtlı olarak kötü duruma düşürüldüğünüzü hissettiğinizde bir başka yöneticiden destek istemek gayri ahlaki değildir.

Eğer bu şekilde yapamıyorsanız diğer olasılıkları değerlendirin

Eğer bir şeylerde anlaşmıyor ve olumlu bir gelişme sağlayamıyorsanız profesyonel olun. Sizin yaptığınız işin kasıtlı sabote edilmesi yada kariyerinizin kasıtlı olarak zarar görmesi yerine iş değişikliği daha iyi bir çözüm olabilir. Pes edin demiyorum ama başarısız olmaktansa başarılı olacağınız başka bir bölüme geçmek yada iş değiştirmek alternatifi iyi bir çözüm olabilir.

Özellikle büyük organizasyonlarda, yaşı geçkin yöneticiler pozisyonlarını koruyabilmek için tecrübelerine ve zekalarına dayanarak bu tipte taktikler geliştirebiliyorlar. “Herkes kendince haklıdır” a inanmıyorum ve “ali cengiz oyunlarının” bir sonuç vermeyeceğini düşünüyorum.

Sizin yaşadığınız Ali Cengiz Oyunları olduysa bu yazıya yorum olarak paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

İstenmediğinizi nasıl anlarsınız?

Çalıştığınız şirketin sizi istediğine emin misiniz? Yöneticinizin sizinle çalışmak istediğine emin misiniz? Eğer istenen biriyseniz ona göre muamele görürsünüz, istenmiyorsanız ona göre.

Bu yüzden bıçağın iki yüzü olduğunu belirtmek istiyorum. Bir yönetici çalışanı işte kalsın diye onu mutlu etmenin birçok yolunu bulabilir ama istemediği elemanı göndermek yada istifa etmesini sağlayacak şeyler yapabilir.

Benim yaşadığım ve aklıma gelen yönetici taktiklerinden bazıları aşağıda. Bunlar KASITLI yapıldıklarında kötü şeyler. Ama bazen farkında olmadanda aşağıdaki tavır ve davranışları yönetcilerinizde görebilirsiniz. Paranoya’da yapmamak lazım.

Neler yapalar, bakalım;

Çok sıkı bitiş tarihi olan işler verirler, haftada 45 değil 60 saat çalışılmasını gerektirir fakat buna rağmen fazla mesai ödenmez.

Proje başarılı olsa ile bile bundan prim vermezler.

Yaptıkları işleri küçümser ve her halukarda geç kaldıklarını iddia ederek hedeflerini tutturamadıklarını iddia ederler.

Dinlemekten çok konuşurlar yada dinliyormuş gibi yaparlar.

Sizi övgülere boğabilirler ve hatta yeni ünvanda verebilirler ama karşılığında hiç bir şey vermezler

Yapılacak iş için gerekli olan kaynakları(para, eleman) sağlamazlar, yetki vermezler.

Ne iş yaptığınızdan çok işe geliş ve gidiş zamanlarınız üzerine odaklanırlar. Yönetimin tuttuğu elemanlar fitness center’dan çıkıp saat 10:00’da işe gelirken, 09:05’te geliyorsanız göze batar.

Ünvanınızı değiştirip yükselttiklerini söylerler ancak elemanlarınızı alıp başka tarafa verirler.

Sizinle ilgili konularda uzlaştırıcı değil taraf olurlar.

Çalışanın gözlerinin içine bakarak konuşmazlar.

Herkesin önünde sizi kınayabilirler, küçük düşürebilirler.

Sadece kendi istedikleri yetesiz elemanları işe alıp hep beraber başarılı olmanızı isterler.

Aynı hatayı başkası yaptığında ona ceza vermezler.

Daha fazla sorumluluk isteyip istemediğinizi sormazlar.

Sizin işinizi bilmemekle beraber zor durumda kalacağınızı bilmelerine rağmen müşterilere sizin yerinize taahhütte bulunurlar.

Sırf kendilerine yakın olduğu için bazılarını ödüllendirirler, onların daha ge çgelip daha uzun öğle yemekleri yemelerine göz yumarlar.

2. sınıf malzeme yada kaynaklar ile 1. sınıf iş üretmenizi beklerler.

Sizi eğitim yada seminerlere göndermezler. Ya çok iyi bildiğinizi düşünüyorlardır yada daha fazla gelişmemenizi.

Etkilenecek olmanıza rağmen bir politika oluştururken sizin görüşünüzü almazlar.

Düşük zam yada prim verirler.

Sizinle konuşurken başka şeylerle ilgilenirler.

Sizin heyecanla iletmek istediğiniz bir mesajı, projeyi büyük bir sıkıntı ve isteksizlikle dinlerler.

Dağınık masanıza takarlar.

Sizin şikayetlerinizi dikate almazlar çünkü aynı tarafta değilsinizdir.

Size doğrudan destek verebilecekken sadece epostayla yada birilerine yönlendirerek geçiştirmeye çalışırlar.

Sizin yapılacaklar listenizden çok onların istedikleri listesine uymanızı beklerler.

Hem eğitim hemde işi aynı anda yapmanızı ve zamanında işleri bitirmenizi beklerler.

Sizin telefonlarınıza çıkmazlar.

Birileriyle ekip olmanızı istemezler. Ekip olursanız mücadele etmek zorlaşır onlar için.

Toplu olarak yemeğe giderlerken sizi çağırmazlar.

Diğerlerine doğum günü hediyesi alırlarken size almazlar, hatta doğum gününüzü hatırlamazlar.

Beklediğiniz bir prim, ünvan değişikliğini sebep göstermeksizin askıya alırlar.

Kıyafetinize takılırlar.

Sizin her arandığınızda bulunmanızı ama sizin her yeri arayamamanızı isterler.

Internet erişimlerinizi kısıtlayabilirler. (Herkesinki kısıtlanıyorsa şirket politikasıdır, sadece sizinki ise kişisel bir uygulamadır.)

Size işinizi nasıl yapacağınızı söylerler.

Yaptığınız işle ilgilenmezler. Sadece eleştirebilecekleri sayıların peşine düşerler.

Uzman olduğunuz konularda ukalalık yaparlar, bilgiçlik taslarlar.

Telefon konuşmalarınızı izlerler.

Arada bir size nutuk çekmek için yanlarına çağırırlar.

Oturduğunuz, çalıştığınız yeri, mekanı bozarlar, değiştirirler.

Sizin yaşadığınız, aklınıza gelen bu ve benzeri taktikler varsa yorum olarak bekliyorum.

Paylaşın:

Sakın bu yalanları söylemeyin!

Yöneticilik yaptığım son 10 yılda önüme getirilen projeleri ya da girişimcileri değerlendirmem gereken onlarca toplantıya katıldım. Girişimcilerin hazırladıkları sunumları izledim, onları dinledim.

Her ne kadar her girişimci kendine özgün doneler getirmeye çalışsada maalesef hemen hemen hepsi AYNIYDI. Yeni bir proje hazırlayıp bunu satmayı/pazarlamayı düşünenler bu yazımı mutlaka okusunlar. Böyle bir süreçte arkadaşı olanlar da onlara yönlendirsinler.

Eğer burada bahsedeceğim yalanlar deşifre olursa en azından daha yaratıcı malzemeler toplanacaktır sanıyorum! Yani amacım yaratıcılığı tetiklemek:)

1- “Bizim projeksiyonlarımız çok sade, gösterişsiz.” Bir girişimcinin projeksiyonu asla sade ve gösterişsiz olamaz. Ben hiçbir yatırımcının en düşük projeksiyonunu tutturup para kazandığını görmedim. Şöyle düşünmeniz lazım “çok düşük projeksiyon hiç ilgi çekmez, çok yüksek projeksiyon hayal gördüğümü düşündürür.” Ben anlatılan her projenin söylenen bitiş süresine en az bir o kadar süre daha ekleyip maliyetinide 2 katı olarak düşünürdüm.

2- “(Büyük Araştırma Firması)nın dediğine göre Pazar 2010 yılında 50 milyar dolar olacak.” Her girişimci mutlaka birkaç sayfa Pazar durumunu anlatan slayt hazırlar ve bu gelecek yıllarda milyonlarca dolarlık büyümeleri gösterir. Özellikle yatırımcılar bu tip sayılara asla güvenmezler. Çünkü her gün aynı konuda farklı sayılar duyarlar. Büyük danışman firmaların pazar kestirimlerini sunuma alarak etkilemeye çalışmayın.

3- “(Büyük bir firma) ile gelecek hafta büyük bir anlaşma imzalayacağız.” %99 böyle bir anlaşma olmayacaktır. Zaten haftalardır bekliyordur yada o firma ile yapılan bir görüşmede pozitif bir tepki alınmıştır. Halbuki siz bu konuda ne olduğunu sorduğunuzda ya o firmanın genel müdürü ayrılmıştır ya firma batmıştır. Eğer illaki bu kartı oynayacaksanız anlaşmayı imzalayana kadar sabredin.

4- “Kilit personel bize katılmak için yatırım yapılmasını bekliyor.” Hiçbir yatırımcı bu kilit personelin büyük bir holding patronu vb. olduğunu düşünmeyecektir. Yılda 100.000 usd kazanan bir profesyonelin bu kazancını yeni bir şirkete geçerek bırakacağını düşünüyorsanız yanılırsınız. Bunu kimse yemez. Eğer bu kilit kişiler hazırsa toplantı sonrasında hemen görüşmek isteyen yatırımcı ile karşılaşabilirsiniz.

5- “Bizim yaptığımızı bizden başka yapan yok.” Çok aptalca bir yalan. İki olasılık var: eğer başkası yoksa pazar yok demektir yada girişimcinin en azından google’da arama yapsa göreceği bir rakibi mutlaka vardır. Bir pazarda tek olmak veya pazar hakkında bilgi sahibi olmamak yatırımı tehlikeye atar. Eğer çok iyi bir fikriniz varsa en az 5 firma daha yapıyordur, fikriniz mükemmel ise en az 15 firma.

6- “Bizim yaptığımızı başkası yapamaz.” Bu yukarıda bahsettiğimden daha da kötüsü “kendini beğenmişliktir.” Ortalama olarak 90 gün içerisinde bir proje kopyalanır ve yayılır. Dünya büyük ve sizin kadar akıllı bir sürü insan var. Kendini bir konuda monopol olarak gören bir girişimci ciddi bir komedyendir. Ben bir konuda biz tekiz diyen bir firmadan bir gün sonra aynı işi yapan bir başka firma ile görüşme yapmıştım.

7- “Sizin dışınızda bizimle görüşmeyi bekleyen başka yatırımcılar var.” İyi haber: Bu yatırımcı vazgeçilmez değil. Kötü haber: Sizde vazgeçilmez değilsiniz. Çok sevdiğim bir söz: Asla makineli tüfekle rus ruleti oynama. Eğer birden fazla alıcı varsa alıcılar tedirgin olurlar çünkü fiyatın yükseleceğini düşünürler unutmayın. Durduk yerde kıtlık hissi yaratmayın.

8- “Diğer firma korkulmayacak kadar kötü.” Kendi uçağı ve yatı olan büyük girişimci ile genç ve parasız girişimci kendini kıyaslamamalı. Büyük firmalarla rekabet zor iştir. Bunu yatırımcılar ya annemin dediği gibi “yalancı kabadayılık” yada “cahil cesareti” olarak kabul ederler.

9- “Bizim kendini ispatlamış bir yönetim ekibimiz var.” Yatırımcı için kendini ispatlamış demek yatırımcısına milyon dolarlar kazandırmış olan demektir. Böyle diyen bir girişimci ya para istemeyecektir yada bu iddiasına sahip çıkmayacaktır. En iyi strateji ya ortalama sektör tecrübesi olduğunu söylemek yada başarmak için elinden geleni yapacağını söylemektir.

10- “Patentlerimiz bizi korur.” Sadece yapığınız işin patentini almış olduğunuzu söylemeniz yeterlidir. Eğer çok tekrar ederseniz sizin kendiniz korumak için birçok patent aldığınız düşünülebilir. Patent yeterince güçlü bir koruyucu değildir.

11- “Pazarın %1’ini alsak bize yeter.” Burada pazar 50 milyar dolar %1 alsak 500 milyon usd demek oluyor bu. Bir kere hiçbir yatırımcı sadece %1’i hedefleyen birine yatırım yapmaz.

Paylaşın:

Dişi Aslan’ın Zebra Tekniği

Lions and a Zebra

Image via Wikipedia

Eğer yapılacaklar listeniz yüzünden aşırı bir yük altındaysanız, bir tanesini gerçekleştirmek üzere işe başlayıp 3 tane fazladan iş bitiriyorsanız Zebra Etkisi deneyimi yaşıyorsunuz demektir.

Yapılacaklar listeniz ne kadar uzun? Muhtemelen çok uzun. Gerçekleştirmek içinde oldukça uzun bir zamana ihtiyacınız var. Başka bir işin tamamlanmasına dayanmadan çözemeyeceğiniz bir kalemle bu listeyi gerçekleştirmeye hiç başladınız mı?

Listenize kontrol amaçlı olarak tamamen tamamlanmış olan bir maddeyi eklediniz mi?

Bir çok konuyu aynı anda çözmeye kalktığınızda bu konuların birbirleri arasındaki ilişkiler nereden başlanacağı konusunu zorlaştırır. Problemlerin çok olmasının ötesinde karmakarışık olması bizi daha çok rahatsız eder.

Ben buna Zebra etkisi diyorum çünkü dişi aslanların zebra avındaki yüzlerini anımsatıyor bana. Baş edebiliriz ama dişi aslandan öğreneceklerimiz var.

Zebralar dişi aslandan kaçmaya başladıklarında, sürü haline gelirler çünkü en iyi savunmaları üzerlerindeki çizgileridir. Sürü dörtnala giderken çizgiler karmakarışık hale gelirler. Renk körü olan dişi aslan sürü içerisinde tek bir zebrayı ayırt edemez duruma gelir. Eğer herhangi bir zebra sürüden ayrılırsa dişi aslan için kolay bir yem olur. Akıllı avcı dişi aslan istediği zebrayı sürüden ayırmaya çalışır.

Organizasyonel problemler zebralar gibi sürüler halinde gezerler ve aynı zebralar gibi kendilerini korumaya çalışırlar. Sürü halinde gezerek birbirini korumak. Bir avcı olarak yapılması gereken doğru şey ilgili problemi diğerlerinden izole ederek tek tek çözmektir. Zebra avında olduğu gibi bir problemi çözmek diğer problemin çözümünü kolaylaştırırken, bir tanesini kaçırmak diğerlerini zorlaştırır.

  • Karşılaştığınız konular kendi içlerinde problemdirler. Yapmanız gereken sayıyı az tutmaya çalışmaktır.
  • Hemen halledemeyeceğiniz problemleri listenizden çıkarıp sonra yapılacaklar listesine ekleyin.
  • Bazı konular rahatlıkla diğer konulardan izole edilebilirler. Bunları bulun ve çözün. Daha fazla diğer işlerle bağlantılı olanları çözerek devam edin.

Unutmayın karşılaştığınız problem çözeceğiniz ilk problemdir ama o problemin altında gizlenen diğer problemleri çözmeye başlamadan göremezsiniz. Eğer bu başınıza gelirse dişi aslan gibi başka bir zebraya yönelin.

Paylaşın: