Herkes kendi sorularına sahiptir!

soruGerek işyerinde, gerekse projelerde iletişim gibi anlamak ve anlaşılmakta çok önemlidir. Benin eşimle ve birlikte çalıştığım insanlarla yaşadığım bir sıkıntı bu yazının ana konusu oldu. Soru sormak dediğimde genel olarak merak ettiğimiz, öğrenmek istediğimiz bir konuda karşımızdakine yönelttiğimiz sözleri kastediyorum. Örnek vermek gerekirse bir ders esnasında anlamadığınız bir şey olduğunda soru sorarsınız. Ve sizin dışınızdaki kişilerinde farklı konuları anlamadığını ve o konularda sorular sorduklarını görürsünüz.

İşte bu herkesin kendi sorusuna sahip olması konusu özellikle son dönemde dikkatimi çekmeye başladı. Eğer olaylara yaklaşımınız ya da bakış açınız diğerlerinden farklıysa bilmek istedikleriniz ve buna bağlı olarak ta sorularınızda farklılaşıyor.

Örneğin bir arkadaşımla buluşup yemek yemişiz, havadan sudan konuşmuşuz. Eve geldiğimde eşim “neler konuştunuz?” diyerek ilk sorusuna başlıyor. Daha sonra kendi merak ettiği konuları benim sorup öğrenip öğrenmediğimi bana sorular sorarak öğrenmeye çalışıyor. Ve diyalog şöyle gelişiyor;

“Eşi okulu bırakmış mı?” “Bilmiyorum, sormadım”

“Tatile ne zaman çıkacaklarmış?” “Bilmiyorum, sormadım”

“Çocuklarının bakıcısı izne çıkmış mı?” “Bilmiyorum, sormadım” …

Daha sonra işyerinde benzeri diyalogları yaşamaya başlıyorsunuz. Patronunuz elinizdeki iş ile ilgili her şeyi sorgulayıp sorgulamadığınızı kendi sorularıyla teyit etmeye çalışıyor. Sizde astlarınıza aynı şeyi yapıyorsunuz. Eğer atlanmış bir soru ve buna bağlı bir cevap var ise hala bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz ya da patronunuz düşünüyor.

Bence ailedeki farklı bakış açısı ve sorular çok iyi bir şey. Farklı rollerin insanları (karı-koca, anne-baba, kadın-erkek) olarak farklı bakış açıları ve soruların olması çok önemli. Zaten bir birliktelik iki farklı hayatın bir arada uyumlu yaşamasıyla mükemmelleşmiyor mu?

Ama iş yerinde eğer astsanız ve patronun bakış açısından olaya yaklaşamıyor iseniz alarm zilleri çalıyor demektir. Sonuç olarak üstünüzün, patronunuzun sizin müşteriniz olduğu gerçeği ile düşünürseniz yaptığınız işin kalitesini de bunun belirleyeceğini anlarsınız. Kar odaklı düşünmeniz, analitik düşünmeniz, sosyal sorumluluklar dahilinde düşünmeniz ve olabildiğince bir şeyleri atlamamanız beklenir sizden.

Projelerin başarısı öncelikle iyi tanımlanmalarından geçer. İyi tanımlanma ise doğru sorularının tamamının sorulması ve bu sorulara gelen yanıtlarla proje yönetim planının (zaman, maliyet, kalite, insan kaynakları, iletişim, satın alma, risk planları) hazırlanması ile mümkündür. Bu sayede gideceğiniz yolu ya da gerçekleştireceğiniz şeyi ne kadar iyi tanımlamışsanız başarıya da o kadar yaklaşmışsınız demektir.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

11 + 8 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.