Aylık arşivler: Kasım 2004

Komik saçmalar

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Atalarımız zamanında Orta Asya’dan çıktıklarında ters yöne gitselerdi, şimdi Japon olurduk.

Aşk bir pencere gibidir, fazla açarsan havanı alırsın.

Aşk sözle başlar, dudak ile beslenir, dokuz ay sonra baba diye seslenir.

İnsanlar Ay’a benzer. Kimseye göstermedikleri karanlık bir yüzleri muhakkak vardır.

Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin.

Oturarak başarıya ulaşan tek varlık tavuktur.

Seni sensiz de yaşayabiliyorum. En azından kafamı dinliyorum.

Adama sormuşlar karınızla ortak bir özelliğiniz var mi? demiş ki var aynı günde evlendik.

Gönlünde yer yoksa bana güzelim, fark etmez ben ayakta da giderim.

Kendim için bir şey istiyorsam namerdim Allah’ım anneme güzel bir gelin nasip et! Aminnnnn

Paylaşın:

Hayatta en önemli şey

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Pek yakında on beşine basacak olan büyük oğlum geçen sabah:

– Baba hayatta en önemli şey kadın galiba diyordu.

– Galiba ne demek, elbette kadındır, dedim. Kadınsızlığın ne olduğunu, üşüyen bir kedi gibi bir kadın sıcaklığı özlemiyle büyük şehirlerde tek  başına yaşayan erkekler bilir. Ne Haliç’in gurubu, ne Marmara’nın sisleri, ne Kozyatağı’ nın toprak yolları, ne lokantadaki şarap, ne radyodaki müzik bir kadınla paylaşılmıyorsa bir hatıra güzelliğiyle hafızada yerleşmez.

Bir koltuğa oturunca etekliğinin altından diz kapaklarının, yuvarlaklığını göstererek uzanan bacaklar… Her gülüşte ışıklanan dişler… Dalgalanan saç, işveyle kalkan omuzu, ceylan esnekliğindeki bel, ilkiyle milyonuncusu arasında aynı lezzeti taşıyan, yarım kapalı gözlerle dudaktan öpüşmesi. Cam üstünde kayan şurup damlası gibi dudaktan boyuna kayan erkek dudakları. Kadın da hayatın en önemli şeyi değilse, önemlilik sözcüğü anlamsız kalır hayatta.

Ne  çare ki kadın da, erkek de bu kadar tatlı, bu kadar vazgeçilmez  bir hikayeyi karşılıklı rezil etmişler ve karşılıklı birbirlerini mutsuzluğa mahkum etmişlerdir. Kaç kadın vardır ki bütün alımlılığı, zekası, yüreği ve insanlığıyla kadındır? Ve kaç erkek vardır ki aşkı mülkiyetin ötesinde bulacak kadar  budalalık tavanlarının üzerine çıkabilmiştir.

Sevmediğin  erkek  ve  sevmediğin  kadınla, karın doyurmak için sevmediğin yemeği yemek gibi sevişmek, hızlı çıkılmış bir merdiven solumasından  başka bir  şey  değildir.  Ve merdiven  bitince,  insan o kadar yabancılaşır ki birbirine, içine adeta bir sıkıntı ve bunalma çöker.

Ama aşk, gerçek aşk, gerçek aşkın sevişmesi. Pek az insana nasip olacak kadar, bütün insanlığın ömürler boyu aranıp taranıp da kolay kolay bir türlü bulamadığı tek ve mutlak mutluluktur dünyada.

Bu kadar arandıkları halde neden bulamazlar bu mutluluğu insanlar?

Evlenme yükünün hantal ağırlıkları, mutlulukları kıskananların mutluluklara engel olmak için yaptıkları baskılar, kadınların aşkın tadını çıkaracaklarına,  aşıklarının canını çıkarmaya kalkacak kadar karşı cinse ezik ve hınçlı olmaları, erkeklerin kadınları eşitlik dışı görecek kadar basit ve ilkel kalmış bulunmaları. Bin bir türlü saçma sapan pislik asidi ki, içinde mutluluk şekillenmeden erir kaybolur. Bu arada toplumu ödemeden, gerçek bir özgürlüğün zaferini iktisaden  sağlamadan, aşkı geçinme vasıta etmeye kalkan bedavacılar da büsbütün sulandırırlar, berbat ederler bu harikulade muhteşem beraberliği.

Bütün sistemler, doktrinler, ciltler, tezler, eserler, bu beraberliği bütün insanlara en sağlam şekilde vermek içindir aslında.

Kimi:

– Zengin olursan her sevdiğini kolayca yanında bulursun, zengin olmaya bak, der.

Kimi:

– Mutluluğu sadece zengin olanlara değil, bütün insanlara mal etmek için bunu zenginlerin hegemonyasından kurtarmak gerekmektedir, der.

Kimi:

– Zengini, fakiri, başkasını ve başkalarını, söyleneni, söyleneceği düşünmeden, kimi seviyorsan oluver onunla, oyalanmaya vakit yoktur hayatta, der.

 Ve  kimi  zengin  olmaya kalkar, kimi bütün insanlığı mutluluğa eriştirmek için savaşır, kimi de boş verir her şeye ne olursa olsun, sevişir sevdiğiyle.

Daha doğrusu sonuncular buna kararlıdırlar da bir türlü kararlarını tatbik edecek ortamı ve fırsatı bulamazlar. Zenginlerin ise çokçası, tam aradığını  bulmadan, bir doyup takınıvermişlik vardır içlerinde. Sahte nezaket ve suni heyecanlarla, bunu yutmuş görünen kadınların bir garip oyunudur onlarınki. O  çevreden de pek az çıkar gerçek aşk. Onun için bütün insanlığı bu mutluluğa eriştirmek için savaşanlar haklıdırlar.  Çare olarak da:

–  Sevişmeyi geçinmeye ve mecburiyete köle etmekten kaçının, geçinmek için çalışın ve aşk için sevişin, derler.

Mutluluğun  tılsımı  sevdiğin  işte  doya doya çalışmak ve sevdiğinle doya doya sevişmektedir çünkü…

Not: 22 yıl önce yazılmış bir yazı…

Özel koleksiyondan…

Çetin ALTAN

Paylaşın:

Mühendis ve Yönetici

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

aaaBüyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün Newyork üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur.

İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.

– Pardon. Ben neredeyim acaba? diye sorar.

– Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin. der adam.

Yönetici sinirlenir:

– Sen mühendissin değil mi? diye sorar.

– Evet. der adam. Nereden bildin?

– Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramyor.

– Sen de yöneticisin değilmi?

– Evet sen nereden bildin?

– Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmusun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.

Paylaşın:

Adamın biri…

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Adamın metresi varmış, karısının santimetresi.
Adamın ayakları kokmuş, elleri linyit.
Adamın gözü dalmış, burnu yaprak.
Adamın inadı tutmuş, bir türlü bırakmamış.
Adamın evi yanmış, odaları düz.
Adamın canı çıkmış, bi daha yerine takamamışlar.
Adamın canı sıkılmış, gevşetememişler.
Adamın o lafa karnı tokmuş, gözü aç.
Adamın saçı kırmış, sakalı çayır.
Adam düşmüş, karısı gerçek.
Adam gülmüş, karısı lale.
Adam yatmış, karısı tekne.
Adam sinirliymiş, karısı kemikli.
Adam karısına “inek” demiş, birlikte aşağı inmişler.
Adam aklını kurcalamış, bozulmuş.
Adam yalana yer yok demiş, yalan da ayakta kalmış.
Adam karısının yüzünde bakmamış, doksandokuzuna bakmış.
Adam saat kaç demiş, saat de kaçmış.
Adam kafasını toplamış, burnunu bölmüş.
Adam bol keseden atmış, dar keseden eşşek.
Adam yazmış, karısı kış.
Adam donmuş, karısı fanila.
Adam şişmiş, karısı tığ.
Adam şişmiş, karısı ızgara.
Adam almış, karısı mor.
Adam yaymış, karısı halter.
Adam basmış, karısı soprano.
Adam kazmış, karısı ördek.
Adam kurmuş, karısı döviz.
Adam bezmiş, karısı kumaş.
Adam çekmiş, karısı senet.
Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya.
Adam kartmış, karısı mektup.
Adam SATmış, karısı RTL.
Adamın birinin gözleri yaşlıymış, kulakları genç.
Adamın biri güneşte yandı, ayda düz.
Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış.
Adamın birinin uykusu gelmiş içeri almamış.
Adamın birinin beli tutulmuş eli kaçmış.
Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ.
Adamın biri televizyona çıkmış bir daha indirememişler.
Adamın biri hakkını aramış meşgul çıkmış.
Adamın birini bi gün salıvermişler; pazartesi almışlar

Paylaşın:

Acının kanatları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

 

Dostoyevski”nin hayatını değiştiren olay neydi biliyor musunuz?

     Kendi idam sahnesi…

     Çar”ın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurmuştu. Yakalandı. 28 yaşında idam isteğiyle yargılandı. Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alındı. Ölüm kararı yüzüne karşı okundu. Papaz günah çıkarttırdı. Gözleri kapalı olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi.,”Ateş” emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine…

     Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş, Çar bunu 4 yıla indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı.

     Böylece “ölüm”le tanıştı; oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği şey, “yaşam”dı.

     Stefan Zweig”a göre 4 yıl sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, şöhreti uçup gitmişti, ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardı:

     Yaşama sevinci…

     Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche”nindir:

     “Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar”.

Paylaşın:

Ayak izleri …

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Adamin  biri  bir  gece  bir rüya görmüs: 

Upuzun  bir  kumsal boyunca  tanri ile  yürüyormus, onlar  yürürken  tam  karsilarindaki  gökyüzünden de  bir  film  seridi  gibi  adamin hayatindan sahneler geciyormus.  Kumsal  adamin  hayat yolu imis sanki . . .Adam kumda  iki  cift  ayak izi  kaldiginda  dikkat etmis . . .

Bir  cifti  kendisinin  bir  cifti  tanrinin., Hayatinin  son  sahnesi  de  gökyüzünden  gectikten sonra  adam,  kumdaki ayak  izlerine boydan  boya  bir daha  bakmis  ve  birden  bir sey dikkatini cekmis.  hayat  yolunun  pek  cok  bölümünde  kumda sadece  bir  cift  ayak  izi  ve  adam  dehset  icinde farketmis  ki,  ayak  izleri,   hayatinin  en  kötü, en  aci  anlarinda teke iniyor. Bu  kesfi  onu fena halde rahatsiz  etmis  ve Tanri”ya  sormaya  karar  vermis.

Tanrim . . eger  sana inanirsam,  senin  yolundan gidersem  her  zaman  yanimda olacagini, her zaman yanibasimda  yürüyecegini söylemistin . . .  Oysa  hayat  yoluma  bakiyorum , en  zorlu,  en  kötü, an  acili anlarimda  sadece  bir  cift  ayak  izi görüyorum  kumda . . . 

Anlamiyorum  Tanrim, anlamiyorum . . Hayatin  kolay  günlerinde yanimda  yürüyorsun  da sana  en muhtac oldugum  anlarda beni  niye  terk  ediyorsun ? Tanri  gülümseyerek  cevap vermis :

Sevgili, cok  sevgili  evladim . .  Ben  seni  cok  sevdim ve  hic terketmedim.  Hayat  yolundaki  en  zorlu sinav  günlerinde,  yani  en  acili,  en  kötü anlarinda  kumda  hep bir  cift  ayak  izi  gördün. Dikkat  et ; ayak  izleri  teke  indiginde  derinlesiyor. Cünkü  o siralar  ben  seni  kucagimda  tasiyordum . . .

Paylaşın:

Yalnızlık

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

lonely-boyYalnızlık yorucudur, yalnızlık ağır. Yalnızlık insanı kendine bırakır. Bir insanın kendisiyle yaşamasını öğrenmek çoğu zaman bir yabancıyla yaşamasını öğrenmesinden daha zordur. Yalnız insan, kendi kalabalıklarla iyi geçinmesini öğrenir. Evin kapısını hep anahtarla açmaktır yalnızlık, kahveyi hep kendin yapmaktır., Yalnızlık varlığında sıkıcı olan, yokluğunda üzücü olan ama aslında pek de sevilmeyen bir sevgilidir.  Var olanların kurtulmak, yok olanların sahip olmak istedikleri belalı kadındır yalnızlık.

Yalnızlık adı üstünde yalındır, insanın en yalın en saf halidir. Yalnızlık tanıksız yaşamaktır her şeyi. Ardında hiçbir tanık bırakmadan geçip gitmektir hayatın içinden. Yalnızlığın en büyük tanığı sessizliktir ve çoğu zaman bozmak istemez yalnız insan sessizliği…  Kapısı ağırdır yalnızlığın, bir kere kapandı mı tek başına açmak güçtür…

Bomboş bir tiyatrodur yalnızlık. Tek kişilik bir oyundur hayat ve perdeyi hep yalnız kapatırsın….

Paylaşın: