Aylık arşivler: Şubat 2005

CEMRELER

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Cemre, ilkbahara doğru, önce havada, sonra suda, nihâyet toprakta yedişer gün aralıklarla meydana gelen bir sıcaklık yükselişidir. Cemre yanmış kömür parçası, kor anlamına gelir.

Cemrelerin düşmesi Kasım Günleri’ne göre olur. I. Cemre, Kasım’ın 105’inde (20 Şubat’ta) havaya, II. Cemre 112’sinde (27 Şubat’ta) suya, III. Cemre, 119’unda (6 Mart’ta) toprağa düşer.

Cemreler, havaların ısınmaya başladığının ve kışın soğuk günlerini arkada bırakmak üzere olduğumuzun müjdecisidir.

CEMRELER

Paylaşın:

Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı ve Türk Kadını

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

İtalyan heykeltıraş Kanonika, Cumhuriyet Anıtı’nı yapmak üzere Roma’da kolları sıvarken, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde bir yarışma açılır. Bu yarışmada birinciliği kazanan öğrenci, tüm masrafları devlet tarafından karşılanmak üzere Kanonika’nın yanına gönderilecektir. Yarışma sonuçlandığında birileri, birinci değil, ikinci olan öğrencinin gönderilmesi için baskı yapmaya çalışır. Bunun nedeni, birinciliği “Sabiha Ziya” adlı 22 yaşında ve bekar bir kızın kazanmasıdır! Dönemin Maarif Bakanı olan ve çok genç yaşta ölümünün Cumhuriyet Türkiyesi için büyük bir kayıp olduğu Mustafa Necati Bey’in ve de Ankara’daki sarışın kurdun araya girmesiyle Sabiha Ziya Hanım, Roma’ya gönderilir. Kanonika, bu olaydan sonra, kadınlarımız 1923 devriminin kendilerine kazandırdığı hakları, özgürlüğü unutmasınlar diye anıta bir kadın yüzü koyar. Dört köşeli anıtın zaferi simgeleyen bayrak açmış askerlerin olduğu iki tarafına dikkatli bakıldığında, askerlerin başlarının üstünde birer kadın maskı bulunduğu görülür. Bu iki kadın yüzünün biri peçelidir ki, Cumhuriyet öncesi kadınını simgelemektedir. Bu cephenin arkasında ise yine aynı kadının yüzü vardır; yalnız, bu sefer peçe kalkmış ve kadının yüzü gülmektedir. Burası da, Cumhuriyet sonrası kadınını simgelemektedir.

Paylaşın:

Zeynep Kamil

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa devrilince, çok sevdiği kızıyla damadı arasına da ayrılık girer. İstanbul’a girişi yasaklanan damat, sürgün hayatı yaşarken, valinin kızı neredeyse her gün kapısını aşındırır Osmanlı Sarayı’nın. Kocasının affedilmesini ve İstanbul’a gelmesine izin verilerek eskisi gibi mutlu bir yaşam sürmelerini isteyen kadının bu dileği kabul edilir sonunda. Uzun bir aradan sonra kavuşan iki sevgilinin hiç çocukları olmaz. Ama onlar, günümüzde çocuk sesleri arasında yatıyorlar!.. Mehmet Ali Paşa’nın kızı Zeynep Hanım ile kocası Kamil Bey bir çocuk hastanesi kurar. Hastanenin bahçesindeki türbede yan yana yatan iki sevgili sayesinde de aşk, İstanbul’un bir semtine ad olur: Zeynepkamil!..

Paylaşın:

Kyoto Protokolü

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin hayata geçirilmesi amacıyla Kyoto’da oluşturulan protokol, sanayileşmiş ülkelerdeki sera gazı emisyonlarının indirilmesini hedefliyor. Atmosferdeki sera gazı birikimlerini, insanın iklim sistemi üzerindeki tehlikeli etkilerini önleyecek bir düzeyde durdurmayı amaçlayan protokole göre sanayileşmiş ülkeler, 2008-2012 yılları arasında, iklim dengesi üzerinde tehdit oluşturan başta karbondioksit olmak üzere gaz salınımlarını 1990 yılındaki seviyenin yüzde 5.2 altına çekecekler. Bu sayede sera etkisi azaltılarak küresel iklim değişikliklerinin önlenmesi ve doğal dengenin korunması amaçlanıyor. Protokole bugüne kadar 39’u sanayileşmiş, 140’tan fazla ülke imza koydu. Sanayileşmiş ülkeler arasında yer alan ve atmosfere salınan sera etkisine yol açan gaz salınımından tek başına yüzde 36.1’inden sorumlu olan ABD ile yüzde 2.1’inden sorumlu Avustralya ise protokole halen taraf olmayı reddediyor.

Paylaşın:

“Eğreti Gelin” Nedir?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Eğreti Gelin’lik, Anadolu’nun belli bir bölgesinde, Osmanlı İmparatorluğu döneminde var olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra da 1935 yıllarına kadar devam ettiği bilenen bir kurumdur.

Toplumun saygıyla karşıladığı bu kurumun üyeleri olan Egreti Gelinler, zamanla oluşan kurallar çerçevesinde, 15-17 yaşları arasındaki erkek çocukları evliliğe hazırlayan bir eğitici konumundadırlar.

Var oldukları dönemle ilgili olarak verdikleri egitimin kaynagı, daha çok İslamiyet’in temel kitabı olan Kuran’daki evlilik, kadın erkek ilişkileri ve cinsellikle ilgili hadisler, ayetler ve bunların daha sonra yapılmış yorumlarıdır.

Çogu kaynaklar bu egitimin, sadece sözlü degil aynı zamanda uygulamalı oldugu yolunda bilgiler vermektedir.

Asıl ilginç olan, günümüzde, batı toplumlarında bile hala tam olarak çözülememiş olan cinsel egitimin; o dönemde, İslami bir toplumda, özgürce kullanılıyor olmasıdır.

Paylaşın:

Çorbacı

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

ÇORBACI, taşrada halkın Hıristiyan ileri gelenlerine verdiği unvandı. Tarihte Yeniçerilerde Orta adı verilen birliklerin komutanlarına da Çorbacı denirdi. Tayfaların gemi sahibine verdikleri isim de çorbacıydı. Çorbacı kelimesi zaman içinde patron, amir ve argoda rüşvetçi anlamında kullanıldı. Çorba parası ise argoda görevli kimseler için verilen rüşvet anlamı taşıyor.

Paylaşın: