Aylık arşivler: Mart 2005

Keten Tohumu

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Latince isminin anlamı ‘çok faydalı bitki’ olan keten tohumunun, kabuğunun altında bulunan yağlı bileşimin tedavi edici etkisi vardır. Yağı çıkartılarak ya da ezilerek kullanılmaktadır.

* Omega-3 yağ asidinin en çok bulunduğu bitkisel yağdır.
* Yapısında yoğun olarak bulunan çoklu doymamış yağ asitleri (omega-3 yağ asitleri) nedeniyle kolesterol seviyesinin düşmesini sağlamaktadır.
* Nefes darlığı, astım, ses kısıklığı, öksürük ve bronşite faydalıdır.
* Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcıdır.
* Anti-kanser özellikli bir madde olup; öncelikle göğüs, kolon (kalın bağırsak) ve prostat kanserine karşı koruyucu özelliktedir. Şeker hastalarına tavsiye edilir.
* Kronik kabızlığın giderilmesini sağlar.
Formdakal

Paylaşın:

Ormancı Türküsü

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Gevenes Köyü’nde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli, Mustafa’nın en yakın arkadaşıdır. Bu ikili her akşam köy kahvesinde dama oynar. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayirli, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında ‘Sarı Memet’ lakaplı Orman Memuru Mehmet İn, sarhoş halde çıkagelir ve yanan bir çiftliğin evrakını ilçeye götürmek için bekçiyi muhtardan ister.

Bekçinin 1946 seçim sonuçlarını Yatağan’a götürmesi gerektiğini söyleyen Muhtar Cezayirli, ‘Olmaz’ diye cevap verir.

Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Ormancının bıçak çekmesi üzerine Mustafa Şahbudak belindeki tabancayı çıkarır, kaçan ormancıya ateş eder ancak yalnışlıkla dostu Tevfik’i vurur. Tevfik eliyle işaret edip Mustafa’yı yanına çağırarak, ‘Ben ölüyorum, hakkını helal et’ dedikten sonra can verir.

Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için 4 yıl ceza alır. Cezaevinden çıktıktan sonra, Muğla’ya yerleşir. Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa’ya bir gün arkadaşları, Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. Gevenes Köyü’nde yaşanan bu acı olay, Tahir Usta tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü, ORMANCI’dır.

[youtube]https://youtu.be/K70aVNjU4zU[/youtube]

Paylaşın:

Monroe Doktrini

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

18. yüzyılın başlarında Amerika kıtasının Güney kesiminde yaşanan çeşitli mücadeleler sırasında ABD’nin kıtada hâkimiyet kurmak ve İspanyol sömürgelerinin bağımsızlık mücadelesinden yararlanarak kıtada egemen olmaya çalışan Avrupalı devletlerin bu çabalarını engellemek amacıyla benimsediği doktrindir. Doktrinde yer alan öncelikli mesele, Avrupa ülkelerinin Amerika kıtasında bulunan devletleri sömürgecilik ya da benzeri biçimlerde egemenlik altına almalarına izin verilemeyeceği hususudur. ABD bu türden davranışları doğrudan kendisine yöneltilmiş saldırılar olarak algılayacağını, Başkan Monroe’nin ifadesiyle açıkça ortaya koymuştur. ABD’nin dünya sahnesinde yer alması ise I. Dünya Savaşı ile başlamış, 6 Nisan 1917 tarihinde kamuoyunun da baskısıyla Almanya’ya savaş ilan etmiş ve yenilen devletler arasında arabuluculuğa soyunması onun artık uluslararası sistemde müdahil bir devlet olacağını göstermiştir. İki dünya savaşı arasında izlenen Monroe Doktrini (yalnızcılık politikası&isolationism) ABD’nin uluslararası sistemde tarafsız olması gerektiği üzerine olmuştur.

Paylaşın:

“Arşimet Etkisi” yada “Kuluçka Prensibi”

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Herhangi bir sorunla, uğraşır durursunuz, onu hayati bir mesele haline getirirsiniz. Hem bilinciniz hem de bilinçaltınız bu durumun farkındadır. Bütün uğraşılarınıza rağmen belirli bir sürede, bir türlü çözümü bulamazsınız. Ve projeyi ya da sorunu rafa kaldırırsınız. Bilinçli olarak projeyi düşünmezsiniz ama, bilinçaltınız projeyi çözmekle uğraşmaya devam eder. Bilinçaltınızın en rahat ettiği anlar, bilincin çok meşgul olmadığı zamanlardır. Otobüste giderken, banyodayken ya da yatakta uzanırken hatta uyurken, bilinciniz aktif bir çalışma içinde değildir. İşte bu tür durumlarda bilinçaltı sizin temel meselenizle uğraşmaya devam eder ve hiç de beklemediğiniz bir çözüm geliştirir. Çünkü, bilinçaltının kullandığı referans noktalarının çoğu düzenli değildir. Günlük hayattan belirsiz bir düzen içinde yansıyan imgelerle doludur. Ve bütün bu imgeler depolanarak harika bir yaratıcı düşünce kaynağı oluşturur. Ancak beklenenin tersine bilinçaltının bulduğu çözüm, genellikle dünyanın gerçeklerine inanılmaz ölçüde uygun olur.

Paylaşın:

KURUMSAL MEDİTASYON

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız
Kurumlar da insanlar gibi, yapmakta oldukları işlere kendilerini kaptırırlar ve bir süre sonra, işlerini kontrol ediyormuş duygusu içinde, aslında bütünüyle dışındaki dünyanın ona empoze ettiği işleri, yine dışındaki dünyanın empoze ettiği öncelik ve aciliyet derecesine göre yapmaya devam ederler. Bu bir çeşit tutsaklık olup, kişi ya da kurum bunun sürdürülmesi için çeşitli -ve büyük ölçüde de mantıklı- gerekçeler üretir.

Bu ilginç olgunun dayandığı gerçek, her sürecin kendi çevresinde yarattığı ve kendi varlığını sürdürmeye yönelik bir “çekim alanı” –Process Maintaining Attitude (PMA) denilebilir- gibi düşünülebilir. PMA, kişi veya kuruma, “işler yürüyor!” güvenini sağlar. Bu güven duygusu, süreçlere müdahale etmeyi, onu yeniden yapılandırmayı engelleyen başlıca etkendir.
Okumaya devam et
Paylaşın:

Yaşama Anlam Ve Boyut Katan İki Şeyin Önemi

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ ın özelliğidir :

1- Şikayetçilik

2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer :

1- Bakış açısını değiştirmek

2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller :

1 – Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek

2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür :

1- Demagoji (Laf kalabalığı)

2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar :

1- İradeye Hakim Olmak

2- Uyumlu Olmak

İki şey ‘Ekstra Değer’ katar :

1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak

2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır :

1- Kararsızlık

2- Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar :

1- Nitelikli çevre

2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar :

1- Baskın yeteneği bulmak

2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır :

1- Ustalardan ustalığı öğrenmek

2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :

1- Niyetin saf olması

2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır :

1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak

2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller :

1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat, tefrit)

2- Felakete odaklanmış olmak

 

İki şey çözüm getirir :

1- Tebessüm (gülümseme)

2- Sükut (susmak

Paylaşın:

Islomania

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Islomania kavramı ilk olarak bir ingiliz yazarı olan Lawrence Durrell’in “Reflections on a Marine Venus” kitabında kullanılır. Daha sonra da diğer islomanyaklar arasında yayılır. Durrell kitabında islomaniayı şöyle anlatır: ” Gideon’un karalama defterleri arasında bir gün, daha tıp bilimine geçmemiş hastalıkların bir listesini bulmuştum, bunlar arasında çok seyrek rastlanan ama tanınmadığı da ileri sürülemeyecek bir ruh hastalığının adı olarak “Islomania” sözcüğü de göze çarpıyordu. Bunu açıklamak için Gideon, adalarda her nasılsa karşı konmaz bir çekicilik bulan insanların olduğunu söylerdi hep. Bir adada, denizle çevrili küçük bir dünyada olduklarını bilmek bile, böylelerinin içini sözle anlatılmaz bir esrimeyle dolduruverir. Bu doğuştan ada-tutkunları, derdi Gideon, doğrudan doğruya Atlantislilerin soyundandırlar, ada yaşamına bilinçaltlarında süren özlem, yitik Atlantis ülkesine yönelmiştir.”

Kısaca biz manyağız; islomanyağız. Islomania sayfalarında Bozcaada’nın, ada kavramının şeyini çıkaracağız. Siz de bir islomanyaksanız veya islomanyaklara sempati duyuyorsanız, bu sayfaların gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Bir ada ortamı ne sunar da insana, insanlar bundan vazgeçemez olur? Ada dışarıya kapanmışlıktır, kendiyle sınırlanmışlıktır, zaman durdurulmuşur. Yani dışarının, dış dünyanın karşıtıdır. Dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya giriş-çıkış güçtür.Dişarıdan ayrılmıştır.

Paylaşın:

Gelincik

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Gelinciğin tarihsel izlerini aramak için binlerce yıl geriye gitmek gerekiyor. En eski çizimleri en az 3000 yıl önceye tarihlenen eski Mısır lahitlerinede bulunmuştur. Ayrıca günümüzden yaklaşık 1000 yıl öncesine ait Codex Vindobonensis’te Bizans prensesi Anicia Juliana gelinciklerle birlikte resmedilmiştir. Gelincik Homer’in İlyada’sında da kendine yer bulur: Homer ölen savaşçıları gelinciklere benzetir.

Eski Yunan / Roma mitolojisinde de gelincik bir çok tanrı ile ilişkilendirirlir. Örneğin Morpheus (uyku tanrısı Hypnos’un üçbin çocuğundan biridir ve insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler.)* gelincikten yaptığı taçları uyutmak istediklerine verir. Adına yapılan tapınaklar da genellikle gelinciklerle süslenirdi. Romalılar karasevdaya düşenlere gelincikten yaptıkları içecekleri verir ve bunların aşk acılarını dindireceğine inanırlardı.* (Uyku herşeyin ilacıdır!)
Okumaya devam et

Paylaşın: