Aylık arşivler: Mart 2006

Hayat kurtaran teknikler

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Otomobil kullanırken meydana gelebilecek ciddi olaylara karşı uyulması gereken basit teknikler hayat kurtarıyor.

Otomobil kullanmanın inceliklerini anlatan uzmanlar, yüksek hızla seyreden araçlarda ön camın kırılması, lastiğin patlaması ve araçta yangın çıkması gibi ciddi tehlike yaratan durumlarda sürücünün soğukkanlı davranmasını öneriyor.

Cam kırılması

Uzmanlar, özellikle süratli hareket eden araçlarda ön camın kırılması halinde, sürücülerin nasıl hareket etmesi gerektiğiyle ilgili olarak şunları öneriyor:

“Aynalardan yararlanarak aracınızı yolun sağ tarafına park edin. Flaşörleri açın ve dikkatlice dışarı çıkın. Aracın cama yakın olan kalorifer ve havalandırma deliklerine gazete kağıdı veya bez parçası koyarak, cam parçacıklarının bu kısımlara düşmelerini önleyin. Sonra krikonun arka kısmı ile camı içeriden dışarı doğru kırın. Cam lastiğini dikkatlice çıkarıp temizledikten sonra, yeniden kullanılabileceği için bagaja koyun. Gazete kağıdına birikmiş cam parçalarını bir naylon torba içine koyun ve en yakın çöp bidonuna atın. Öylece en yakın cam tamircisine kadar gidin.”

Lastik patladığında

Patlayan, arka lastiklerden biriyse, arabanın arkasının sağa veya sola doğru kaymaya başlayacağını belirten uzmanlar, ön lastiklerden biri patlamışsa, mümkün olduğu kadar fren yapmamaya çalışılması gerektiğini bildiriyor. Ön lastiklerden biri patladığı zaman, aracın, lastiğin patladığı yöne doğru kuvvetlice çekildiğini vurgulayan uzmanlar, bu durumda direksiyonla, aracın düz bir doğrultuda tutulmaya çalışılması ve yavaş frenleme ile durmasının sağlanması gerektiğini kaydediyor.

Uzmanlar ayrıca, taşmış dereler, nehirler veya büyük su birikintilerinin içinden geçerken, aracın hızının kesilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Mütevazı bir aile otomobilinin, 25-30 santimlik su birikintisinden geçebilecek yetenekte olduğunu söyleyen uzmanlar, bu noktanın üstüne su geldiği takdirde, su damlacıklarını kuvvetli bir sprey gibi motorun üstüne püskürdüğünü, bu su bombardımanının da, bujilerin ve distribütörün ıslanmasına sebep olarak aracın stop etmesine yol açtığını belirtiyor.

Araçlarda yangın

Araçlardaki yangının önüne geçilmezse, büyük bir facianın meydana gelebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, buharlaşmış benzinin tutuşarak deponun alev almasına sebep olduğunu bildiriyor. Bir süre sonra da aracın infilak edebileceğini kaydeden uzmanlar, “Araçta duman tespit edildiği an araç durdurulmalı. Sonra anahtar üzerinde kontak kapatılmalı. Direksiyonun kilitlenmemesine dikkat edilmeli. Aksi halde, gerektiği takdirde aracın itilmesi mümkün olmaz. Bütün yolcular dikkatlice dışarı alınmalı. Motor kaputu kısmi olarak açılmalı. Böylece alevlerin büyümesi önlenmiş olur. İmkan varsa akü kutup başı sökülmeli. Yangın söndürücü varsa kullanılmalı, yoksa, battaniye veya oto kılıfından yararlanılmalı. Bu örtüler, alevlerin oksijen alıp büyümesini önleyecektir” tavsiyesinde bulunuyor.

Kayma esnasında

Uzmanlar, aracıyla yokuş çıkarken geriye doğru kaymaya başlayan sürücülere de şu önerilerde bulunuyor:

“Ayağınızı yavaş yavaş gaz pedalından çekin ve zemine tutunma sağlanınca yavaş yavaş tekrar basın. Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönüne doğru çevirin, kesinlikle tekerleklerin kızaklamasına sebep olacak şekilde frene basmayın. Unutmayın, dönmeyen ön tekerleklere yön verilemez. Eğer kızakladıysanız, hemen fren basıncını azaltın ve tekerleklerin dönmesini sağlayın ama, sakın ayağınızı frenden tam olarak çekmeyin (ABS varsa sonuna kadar basmak gereklidir). Gaza gereğinden fazla basmışsanız ayağınızı gazdan çekin, frene çok bastıysanız frendeki basıncı azaltın, direksiyonu sert şekilde çevirmişseniz direksiyonu yumuşatın, ayağınızı debriyajdan sert çekmişseniz tekrar debriyaja basın.”

Paylaşın:

Kanser ile ilgili faydalı bilgiler

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

1. Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.

2. Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.

3. Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.

4. Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.

5. Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.

6. Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.’deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.’de organ tahribatına yol açar.

7. Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar zarar verir.

8. Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar.Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.

9. Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.

10. Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.

11. Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

Kanser hücreleri aşağıdakilerle beslenirler:

a. Şeker kanser besleyicidir . Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar.  Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg’in aminosu veya deniz tuzudur.

b. Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir . Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.

c. Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.

d. %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40 oC’de yok olurlar.

e. Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz . Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.

12. Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister.Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.

13. Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.

14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA’lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyac olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.

15. Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.

16. Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.

Paylaşın:

Mutluluğa açılan kapı

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

“Sonsuza kadar yaşayana zaman her şeyi öğretir!”

Og Mandino

Sonsuza kadar yaşayamayacağımızı hepimiz biliyoruz. O halde öğreneceklerimizi şimdi öğrenmeye, öğrendiklerimizİ şimdi uygulamaya ne dersiniz?

Bakış açınızı genişletin.

Aynı yöne bakmaktan yorulmadınız mı?

Küçük ayrıntıları atlamayın, farkı yaratacak olan onlar değil midir?

Yenilmek için doğmadınız!

Zaman zaman yenilgilerle de karşılaşmamız mümkündür elbette. “Mesele düşürülüp düşürülmediğinde değil, yeniden ayağa kalkıp kalkamadığındadır.

Başarı orada çok yakınınızda sizi bekliyor. Sizin onu farketmenizi, onun için bir şey yapmanızı bekliyor. Bakmazsanız göremezsiniz ki!

Kapıyı açın!

Kapıyı aralayın, kapıyı açın. Bu kapı eskinin deneyimleriyle size yeni ufuklar sunacak olan bir kapıdır. O kapıyı açmanız gerektiğine inandığınızda sizi durdurabilecek hiçbir şey yoktur. Kapı istediği kadar sağlam olursa olsun yine de açılır, yeter ki siz isteyin. Hırsıza açılan kapı neden bize açılmasın ki. Yeter ki açmak isteyin.

Bir soru daha fazla sormayı unutmayın!

Bir soru daha fazla sorulduğunda öğrenilebilecekler ne kadar artar. Bir soru eksik sorma yüzünden bir çok şeyi kaybediyoruz. Soru sormasını öğrenmek ve sormak gerek.

Kaydettiniz mi?

Arşivleme alışkanlığımızı iyi geliştirmediğimiz için bir çok şeyi kaydetmiyoruz ve bu da bizim aynı şeyi defalarca aramamıza neden oluyor. Kaydetmek için sadece belleğimize güvenmememiz gerekiyor. Cebimizde sürekli bir kalem ve not alacak kağıtlar olmalı. Ajanda taşımayan bir kişi, ajandaya not alma becerisini kazanmamış bir kişinin işi kolay değildir. Kaydetmezseniz, kaybedersiniz.

Problem varsa çözecek olan sizsiniz!

Problemin olduğunu kabul etmezseniz, problemi çözemezsiniz. Önce kabul etmek, zorluk derecesini tahmin etmek ve çözüm için elimizdekilerin neler olduğunu saptamak, ve çözmemiz gereken ilk sorunun hangisi olduğuna karar vermemiz gerekir. Daha sonra da bildiklerimizi soruna uygulayarak problemi çözmemiz gerekir. Sizinle ilgili problem varsa, bunu çözecek olan başkası değil, sizsiniz.

Danışmanınız var mı?

Yoksa hemen bulun!

Herşeyi kendi başımıza çözmemiz mümkün olmayabilir. Çevremizde bize yardımcı olmaya hazır binlerce, onbinlerce, milyonlarca danışman geziyor. Size yardımcı olacak olan danışmanı bulmak ve ona danışmak sorumluluğu size aittir. Danışmanınız varsa ona sorun, yoksa danışmanınızı bulun.

Her yerde öğren, herkesten öğren, her şeyden öğren!

Kimin öğrencisi olduğunuz da çok önemlidir. Öğretmeninizin sizi geliştirmek için sürekli kendisini geliştiren biri olması durumunda işiniz daha kolaylaşacaktır. Her zaman öğretmen rolünü oynamanıza gerek yok, öğrenciliğin de tadına varın. Zaten herkes birbirinin hem öğrencisidir, hem de öğretmeni.

Kıtalararası düşünmeye alışın artık!

Ufkunuz ne kadar geniş? Bulunduğunuz mekanı genişletme beceriniz var mı? Kıtalararası tanınan, önemsenen biri olabileceğinizi biliyor musunuz? Bunu gerçekten ister miydiniz? Eğer kıtalararası düşünmezseniz elbette bunu gerçekleştirebilmeniz mümkün değil. Sizin hangi özelliğiniz sizi kıtalararası tanınmışlığa yöneltebilir? Fark yaratacak ne yaptınız, ne yapabilirsiniz? İnternet çağının size sunduğu olanakları kavrayamadıysanız, başka hiçbir iş yapmayın: kavramaya çalışın.

Kazanmak için oyunda olmalısınız!

Herkes kazananların arasında olmak ister. Ama kazananların arasında olmanın ilk koşulu oyunun içinde olmanızdır. Atılacak gollerle kimse şampiyon olamaz. Atılan golleri ise oyunda olanlar atabilirler. Dışarıdan izlemek te bir yere kadar anlamlıdır. Ama yarışın içinde olmaya gayret edin, oyunda size de yer var.

Oyunun kurallarını öğrenin!

Oynayacağınız oyunun kurallarını bilmezseniz, faul yaparsınız. Kuralları öğrenin Oyunun kurallarını değiştirip yeni bir oyun da geliştirmek mümkündür. Ancak bu yeni bir oyundur ve onun da kendine özgü kuralları vardır. O halde kuralları öğretin.

Sorumluluk alın!

Sorumluluğu üstlenmediğiniz zaman kendinizi geliştiremezsiniz. Başkasını suçlayarak bir yere varamazsınız, sadece kendinizi bir müddet oyalarsınız. Ancak sorumluluk aldığınızda bunun meyvelerini toplama hakkına sahip olabilirsiniz.

Durumdan vazife çıkartın!

İyi bir eylem adamı olmak için iyi bir gözlemci, izleyici ve harekete geçici olmanız gerekir. Tanımlanmış ve sınırları çizilmiş bir iş yerine zaman zaman kendinizi şaşırtma pahasına da olsa yeni önermelerde bulunun. Size iş buyurulmasını beklemeyin. Yapılacak o kadar çok şey var ki, sizin yapmanızı, sizin farketmenizi bekliyor. İşiniz mi yok, kendinize iş çıkartın. Paranız mı yok, para kazanın, dostunuz mu az, yeni dostlar bulun.

Hergün bir üniversite bitirin!

Artık tek başına bir diplomanın çok da fazla bir anlamı olmadığı gerçeğini kabullenin. O halde iki diplomanız olsun. O da yetmez aslında, yaşam okuluna girin ve hergün bir üniversite bitirin.

Diplomalar neticede sadece bir kağıt parçasıdır, kuşe ya da karton ama sonuçta yine de bir kağıt. Diplomanın hakkını verebilmeniz için diplomayı edinmek için verdiğiniz emeğin bin katını harcamanız gerektiğini unutmayın.

Bedeli ödenmeden elde edilen “başarı” gerçek başarı değildir!

Terlemeden, yorulmadan elde edilen başarı gerçek başarı değildir. Hiçbir gerçek başarı da rastlantıların eseri değildir. Sadece kendiniz için değil, insanlık için güzellilikler yaratarak elde edilen başarının peşinde olun. Başarı tek başına para, şöhret veya mevki sahibi olmak değildir. Hakkedilerek kazanılmış para, şöhret ve makamların peşinde olmalıyız. Başkasının mutsuzluğu pahasına elde edilen başarı sizden uzak dursun, siz de ondan uzak durun.

Kişisel tarihinize sahip çıkın!

Kendinize saygı duyabileceğiniz bir geçmiş armağan edin, arkadaşlarınıza da, anne babalarınıza da, eşlerinize de, çocuklarınıza da. Kişisel tarihinizi başkaları değil siz yazın. Aynaya baktığınızda gözlerinizin içine bakabilin.

Vazgeçilmez olun!

Kendinizi her zaman değerli kılın ki, kimse sizden vazgeçemesin. İşe biri alınacaksa o kişi siz olmalısınız. Eğer sizi işe almamışlarsa, o kişiler ileride pişman olsunlar. Kimse sizi işten atamasın, atarlarsa onlar pişman olsunlar. Becerilerinizi her zaman geliştirir ve ait olduğunuz yere, kuruma sunarsanız kimse sizden vazgeçemez.

Değerinizi yüze katlayın!

Değerinizi hergün artırın, yeni yolar keşfedin, yeni şeyler bulun, yeni şeyler öğrenin. Değerinizi her gün yüze katlayın. Bunu yaptığınız, bunun için çaba gösterdiğiniz zaman bunun hayal olmadığını, mümkün olduğunu göreceksiniz.

Yapılacak bir şey varsa, siz yapın, bugün yapın, doğru yapın!

Kullanılmayan, insanlığa sunulmayan bilginin ne anlamı olabilir ki? Bir şey yapılacaksa siz yapın. Yapılacak şeyi ertelemeyin, bugün yapın. Yapılacak şeyi doğru yapın. Başkasından beklerseniz bir türlü istediklerinize ulaşamazsınız. Sizin yapmayı düşünmediğiniz şeyi onlar neden yapsınlar ki? Ama siz yaparsanız, mutlaka fark edilecektir.

Aklınızdan geçenleri okumalarını beklemeyin!

Akıldan geçenleri okuyabilecek bir makine henüz icat edilmedi. Ne demek istiyorsanız, onu deyin. Herkes her olaya kendi gözlükleriyle bakar, bu da bir ölçüde doğaldır. İçinizde kalmasın söyleyin, hatta yazın.

Yaşamı bir proje, kendinizi de mimar olarak görün!

Yaşamı bir proje olarak görün ve projede kendi üzerinize düşenleri yapın. Yaşam projesi iç içe binlerce, milyonlarca, milyarlarca projeden oluşmaktadır. Hiçbir şey gereksiz ve boşuna değildir. Siz de gereksiz be boşuna değilsiniz. Her şeyin anlamı var, sizin de. Büyük projelerde yer alın.

“Herkes kendi geleceğiniz mimarıdır” İngiliz Atasözü

Hedefinizi netleştirin.

Hedefleriniz belirgin olmalı ki ona doğru yürüyebilin. Yürümek yetmez diye düşünüyorsanız koşabilirsiniz de. Ama belirlenmemiş bir amacın peşinden koşarsanız, o amaca ulaşıp ulaşmadığınızı bile bilmeden yaşarsınız. Belirgin bir yaşamı sürmek- fark edilen belirgin biri olmak istiyorsanız yaşamınızın amcanı, gerçek amacını saptayın ve ancak ondan sonra harekete geçin.

İmkansızı istemekten çekinmeyin!

İmkansız nedir? Aya gitmek de bir zaman imkansızdı? Elektrik te, telsiz telefon da, bilgisayar da bir zamanlar imkansızdı. Bulunulan zaman diliminde imkansız gibi görünen pek çok şeyin yarın gerçekleştirilebil ineceği konusunda artık bir fikrimiz var.

“Eğer birisi onu düşünmeseydi, başka birisi onun yapılabileceğine inanmasaydı, başka biri de yapmasaydı, dünyada göklere değecek hiçbir şey olmazdı.”

Charles Kettering

Sıradanlığı kabul etmeyin!

Sıradanlığı kabul etmeyin, özgün olun, özgür olun. Fark yaratan bir kişiliğe sahip olmak için gereken bedelleri ödediğiniz zaman, istediğiniz bütün kapıların size açılacağını unutmayın. Dünyadan bu güne kadar milyarlarca kişi geldi geçti ama bizim aklımızda yer edenler sıradanlığı kabul etmeyenlerdir.

Bugün harekete geçin!

“Ertelemek insanın doğasında var” diye düşünebiliriz. Bu doğru değil. Ertelemek bazı insanların doğasında vardır. Siz bazılarından mısınız, bazılarından olmayı mı tercih ediyorsunuz? Siz “O” olun, herhangi biri değil “Birisi” olun. Olmak istiyorsanız harekete geçmeniz gereken an şu andır. Yarın değil, öbür gün değil. Kendinize ve insanlığa güzel bir gelecek armağan etmek istiyorsanız “ŞİMDİ” harekete geçin.

Hakkınızı savunun!

Sadece kendimize karşı değil, bizden önce gelenlere ve bizden sonra gelecek olanlara karşı da sorumluluğumuz var. Kendi hakkını savunamayan başkalarının haklarını da savunamaz.

Vazgeçmeyin!

Zaman zaman zorluklarla karşılaştığımızda hemen bir vazgeçme eğilimine gireriz. Çünkü kolay olan vazgeçmektir. Fakat hedefimize giden yolda, amaçlarımıza ulaşabilmek için kararlı bir şekilde, ısrarcı bir biçimde oyunun içinde kalmalıyız. Yeni yöntemler denediğimizde belki de sorunu çözebileceğiz. Belki yeni danışmanlıklar aldığımızda sorunu çözebileceğiz. Vazgeçmek te bir yöntemdir ama tüm seçenekleri denedikten sonra ve iyice karar verdikten sonra başvurulması gereken bir yöntem.

Ağlayacağınız kaç omuz var?

İnsan tek başına her şeyin üstesinden gelemez, diğerleriyle yaşamak zorundadır. Sizi anlayacak, sırlarını açabileceğiniz kaç kişi var? “Dostum” diyebileceğiniz kaç kişi var?

Koyun olmadığınızı ilan edin!

Sürü psikolojisiyle hareket etmek istemeyenlerin, sürünün dışına çıkması, bunu ilan etmesi, hal ve davranışlarıyla da bunu göstermesi gerekir.

Bunu gösterebildiğiniz ölçüde size “Koyun” muamelesi yapmayı akıllarına bile getiremeyeceklerdir.

Çözümün bir parçası olun!

Problemin değil, çözümün bir parçası olmak gerek. En azından kolaylaştırıcı olarak sorunların çözümünde söz sahibi olabilirsiniz.

Her zaman anlaşılmayı beklemeyin!

Bir yazar “Anlaşılmak bir lükstür.” der. Her zaman başkasının sizi anlamasını beklerseniz, herkesin sizi anlamasını beklerseniz hiçbir şey yapmamanız ve sürekli beklemeniz gerekir. Tarihteki ünlü kişileri, icat yapan bilim adamlarını ve ünlü sanatçıları düşünün; anlaşıldılar mı acaba? Ya da ne zaman anlaşıldılar?

Bu hafta 10 yeni kişiyle tanıştınız mı?

Her gün yeni insanlarla tanışmak size yeni fırsatlar sunabilir. Her insanın bir zenginlik olduğunu kabul ederseniz, siz de bu zenginlikten nasibinizi alabilirsiniz

Bu geceyarısı ölebilirsiniz.. O halde gece yarısına kadar çalışmaya ne dersiniz?

Nasılsa günün birinde herkes ölecek, ama öldükten sonra da isminizi yaşatacak şeyler yapabilirsiniz.

Her zaman sizi geliştirecek ortamlarda bulunun!

Doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle olmak… Sizi geliştirecek, gelişiminize katkıda bulunabilecek kişilerle olmanın yollarını bulun. Belki de her ortam insana bir şeyler verir, ama size en çok katkı sağlayacak, sizi en çok geliştirecek ortamları seçin.

Hazır olun!

Bir İngiliz atasözü “Şans hazır olan beyinlere güler!” diyor. Siz hazırsanız istediğiniz, arzuladığınız bir çok şeyin size doğru geldiğini göreceksiniz. Hazırsanız ayrıntıları fark edebilecek ve fark yaratabileceksiniz.

Başarıdan saklanmayın!

Bazılarının en büyük korkusu başaramamak değil midir; onlar zaten başarısızlığı baştan kabul etmişlerdir. Başarmaktan korkmadan cesurca hamlelerde bulunun. Başarı, çok yakınınızda, belki de sizin ona bir adım kaldığınız yerde.. fakat vazgeçmezseniz ona ulaşabileceksiniz. Geri dönüp uzaklaşmayın. Başarıyı bütün kalbinizle beyninizle isteyin.

Hizmet edin, size dönecektir.

Yapacağınız bütün çalışmaların er geç semeresini alacaksınız. Yaptığınız her hizmet size geri dönecektir. Bazen alkış olarak, bazen onaylayıcı bir bakış olarak, bazen de size yeni fırsatlar olarak. Sizden daha az şanslı olanlara sürekli hizmet edin, hem de ekonomik karşılık beklemeden. Ekonomik bir getirisi yok diye düşündüğünüz şeylerin bile size orta ve uzun vadede geri dönüşleri olacaktır.

Başarı roketinizi ateşlemek için bir onaya gerek yok!

Başarmaya karar vermesi gereken bir başkası değil, sizsiniz. Başkasından onay almak durumunda değilsiniz. Başkalarından alacağınız rüzgar, ateş olabilir ama kararı verecek olan sizsiniz.

Yaşamı coşkulu ve heyecanlı bir oyuna çevirmek kendi elinizde!

Olumlu gözlüklerle bakarsanız yaşamı olumlu, olumsuz gözlüklerle bakarsanız olumsuz göreceksiniz. Yaşamın her anını bir öğrenme fırsatı olarak algıladığınızda, öğrenmekten de zevk duyan bir kişi olduğunuzda her an yeni bir şeyler öğrenmeye hazır biri olarak heyecan duyacaksınız.

Usta öğretici, usta öğrenici olun.

Öğrenmekte de, öğrenmekte de usta olun. Öğrenmekte usta olun ki, bilgiye en kısa zamanda, en doğru kaynaktan edinebilin. Size öğretilmek istenenden daha fazlasını da bu şekilde öğrenebilirsiniz. Öğretmekte usta olun ki, sizi rehber olarak alıp, adınızı olumlu anacak öğrencileriniz olsun.

Yaşama değer katın, katkı koyun!

Sizin için olsa da olur, olmasa da diye düşünmesinler. Varlığınız ile yokluğunuz arasında fark olsun. Yaşamın size sunduğu armağanlara siz de katkı koyarak, yaşamı anlamlandırarak karşılık verin.

Sahnedeki yerinizi alın…

Başarı kürsüsünde size de yer var!

Seyirci koltuklarında bir anlamı var ama siz sahneyi tercih edin. Yaşam sahnesinde sürekli izleyici olarak değil, katılımcı olarak yerinizi alın. Başarı kürsülerinde ise hakettiğiniz ölçüde size yer var. Yaptığınız işin en iyisi olma isteğiniz devam ettiği sürece başarı kürsüsünde sizin için ayrılan yere en kısa zamanda çıkabileceğinize inanın.

Bugün değilse ne zaman?

Sen değilsen kim?

Sürekli ertelemek size ne kazandırabilir ki? Nasıl olsa yapacaksan, şimdi yap. Yapılması gereken şeyi yapabileceklerden biri de sensen, sen yap! Başkası ya yapar, ya yapmaz… O halde sen yap ki başarmanın haklı gururunu da öncelikle sen taşı.

“Bundan öncekiler önsözdü!” diyerek;

bugünün bundan sonraki ömrünüzün ilk günü

olduğunu

ve

yapabiliyorken dans etmeyi

UNUTMAYIN!

Paylaşın:

Güvenli Sürüş İpuçları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Kullandığınız aracın tipi ne olursa olsun, doğabilecek tehlike ve zararlardan uzak kalmak istiyoranız aşağıda sıralanan temel güvenlik stratejilerini dikkate almalısınız.

·          İyi bir sürüş pozisyonu elde edin. Koltuğu, elinizi uzattığınızda bileğiniz direksiyonun en üst kısmına uzanacak konuma ayarlayın. Kafa koruyucuyu kafanızın tam arka kısmına gelecek fakat kafanıza değmeyecek biçimde ayarlayın. Direksiyonu simetrik olarak, saat 3 ve 9 konumlarında tutun. Böylelikle onu sağa ve sola daha çabuk ve tam istediğiniz kadar döndürebilirsiniz. Elinizi direksiyon simidinin tam üstünde tutarsanız, bir tehlike anında hava yastığı şişerse kolunuzu kırabilir ya da yüzünüze çarpabilir.

·          Kontrol edin. Aracı hareket ettirmeden ve durdurmadan önce her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol edin.

·          İniş sırasında dikkat! Özellikle taşıtın sol tarafındaki kapılar, olmak üzere taşıtın kapıları yoldan başka taşıt, bisikletli veya yaya gelmediğinden emin olunmadan açılmamalıdır.

·          Pür dikkat! Araç kullanırken sürekli dikkatli olun ve genellikle sağ tarafa dikilmiş olan trafik işaretlerini asla gözden kaçırmayın! Ters yöndeki işaretleri arka tarafından yorumlamaya çalışmayın. Sürüş halinde iken araçtakilerle konuşmak durumunda olduğunuzda, gözünüzü yoldan ayırmayın. Kazaların çok görüldüğü bilinen yol ve kavşaklarda daha da dikkatli olun. Bu durumda alkolle ilgili yasak ve sınırlamaları tartışmak yararsızdır. Almanya’da alkol sınırı % 0.05’e indirilmiştir.

·          Akışa uyun. Koşullar elverdiğince trafik akışına uyun. Aşırı hız farklılıkları tehlikeli olabilir.

·          Hız limtlerine uyun. Kazaların çoğunun nedeni aşırı hız ve dikkatsizce yapılan hareketlerdir. Trafik işaret levhalarındaki hız sınırlarının, müsaade edilen maksimum hızlar olduğu ve ancak trafik, hava ve yol koşulları uygunsa uygulanabileceği unutulmamalıdır. Yol boş ve polis kontrolü yoksa bile hız sınırlarını aşmamaya özen gösterin. Seyahat ettiğiniz yolların hız limitlerini samimi olarak bilin. Bunlar; şehir içi, şehir dışı ve otoyol hız limitleri olmak üzere, sadece üç tanedir. Aksi bir işaret bulunmadıkça bunlar geçerlidir.

·          6. vitesi kullanmayın. Yokuşları çıkabileceğinizi tahmin ettiğiniz vitesle inin. Yokuş aşağı inişlerde asla vitesi boşa almayın ve hızınızı artırmamaya özen gösterin. Aksi halde sürüş kontrolünü kaybedebilirsiniz.

·          Çok yaklaşmayın. Şehirlerarası yollarda başka araçlara çok yaklaşmazsanız, onların yapacağı kazalara karışmamış olursunuz.

·          Trafiği izleyin. Yolun ilerisine bakarak, herhangi bir probleme yaklaşmadan önce onu anlayın. Aynalarınıza da sık sık göz atın.

·          Geçebilecek misiniz? Geçmek istediğiniz aracın hızından yeterince yüksek hızda iseniz geçiş yapabilirsiniz.

·          Daha sonrasını düşünün. Muhtemel acil trafik durumlarını sürekli olarak düşünerek, kurtulma planları yapın.

·          Sol şeritkolik olmayın. Sol şerit, hızlı sürüş şeridi değil geçiş şerididir. Geçişler dışında sol şeridi boşaltın. Hız yapanları yavaşlatmaya da çalışmayın. Bırakın polisliği polisler yapsın.

·          Far yakın. Gece sürüşleri dışında, şehirlerarası yollarda, yağmurlu ve sisli havalarda gündüzleri de farlarınızı açık tutun. Bu daha iyi görülmenizi sağlayarak karşıdaki sürücülerin daha dikkatli olmalarını sağlayacaktır. Gece sürüşlerinde farlarınızın karşıdan gelen taşıtın sürücüsünün gözünü almaması için, geçiş süresince kısa far durumuna getirmeyi de unutmayın.

·          Sinyal verin. Şerit değişimleri ve dönüşleriniz öncesinde sinyal vererek diğer sürücülere niyetinizi bildirin.

·          Sola dönmek için bekleyin. Trafikte durup sola dönmek için beklerken, yol serbest hale gelinceye kadar tekerleklerinizi ileriye doğru düz tutun. Eğer tekerleklerinizi sola doğru kırarak beklerseniz, birisi size arkadan çarptığında sizi karşıdan gelen trafiğin önüne iter. Ayrıca, ilerinizde bir engel gördüğünüzde, hemen diğer şeride geçmeden önce o şeritteki trafiği kontrol edin ve onlara yol verin.

·          Sağa dönüş Kırmızı ışıkta sağa dönüş yapılamaz. Sadece bazı kavşaklarda, dönüş için ayrı bir ışık bulunuyor ve yeşil yanıyorsa veya özel olarak dönüş yapılabileceği belirtilmişse, diğer yoldaki trafiğe dikkat edilerek dönüş yapılabilir.

·          Girişlere yardımcı olun. Çok şeritli yollarda sağ şeritte ilerlerken, trafiğin elverdiği ölçüde ve geçici olarak bir iç şeride geçerek, sağdan giriş yapan araçlara güvenli ve düzgünce giriş yapabilmeleri için yardımcı olabilirsiniz.

·          Doğru zamanda fren yapın. Dönüşlere gelmeden önce uygun hıza yavaşlayın. Dönüşün ortasında yapacağınız sert fren aracınızın dengesini bozar.

·          ABS’yi deneyin. Aracınız kilitlenmeyi önleyici fren sistemiyle donatılmışsa, ilk kez karşılaştığınızda pedal titreşim ve gürültüleri sizi şaşırtabilir. Bu nedenle, ABS’nin nasıl hissedildiğini anlamak üzere, acil bir durumu beklemeden, yağmurlu bir günde kumlu, kaygan bir yol veya boş bir park alanı bularak, ABS’yi uyarmak üzere sert bir fren yapın.

·          Araç kullanırken telefonu kullanmayın. Araştırmalara göre, araç kullanılırken yapılan telefon konuşmaları kaza riskini dört kat kadar artırmaktadır. Risk, “hands-off” veya kulaklıklı telefon kullanımında da aynıdır.

·          Gece görüşünüzü koruyun. Yaklaşan farlara fazla bakmayın. Körleştiriyorsa, bakışınızı yolun sağ kenarına yoğunlaştırın.

·          Uykunuzu alın. Uykulu iken araç kullanmayın. Gözleriniz bir noktada sabit kalıyorsa bu tehlike işaretidir. Bulduğunuz en yakın güvenli yerde sağa çekerek birkaç dakikalık bir şekerleme yapın.

·          Güvenceye alın. Kısa süreli de olsa, aracınızı terk ederken güvenceye alın. Yani, düşük vitese takarak el frenini çekin, camları kapatarak kapıları kilitleyin. Eğer arabada sizden başka kimse yoksa, kredi kartıyla ödeme yapmaya giderken bile kapıları kilitleyin.

Paylaşın:

Antifiriz suyun donmasını nasıl önlüyor?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun i ine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümü de bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.

Paylaşın:

Trafikte Yanlış bilinenler

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

– Usta sürücü, düştüğü problemden kazasız sıyrılmayı bilir!

Yanlış! Çünkü usta sürücü probleme girmeyen sürücüdür. Karşısına çıkabilecek her türlü tehlikeyi önceden görebilir, ona göre tedbirini önceden alır. Problemlerle uğraşmaz.

– Otobanda tamam ama, şehir içinde emniyet kemeri takılmayabilir!

Yanlış! Emniyet kemeri hayat kurtaran en önemli güvenlik gerecidir. 50 km/s hızda meydana gelen bir çarpışmada otonun içindekiler emniyet kemeri takmadıkları takdirde, 4 katlı bir binadan aşağı düşmeyle eşit şok yaşar.

– Arkada oturanlar için emniyet kemeri takmak gereksizdir!

Yanlış! Motorlu araçlar bir yere çarptığında hemen durur, ancak içindeki yolcular aynı hızla bir yere çarpana kadar ilerlemeye devam eder. Arkada oturanların da yaşam haklarını kullanmaları ve emniyet kemerlerini takmaları gerekir. Her ne kadar henüz kanunen zorunlu olmasa da, yolcuların güvenliği için geliştirilmiş olan arka emniyet kemerleri de hayat kurtarır. Kazalarda en çok zararı emniyet kemeri bağlı olmayan yolcular görmektedir.    

– Lastik havalarını düşük tutarsak, hem daha iyi tutunur, hem de daha konforlu olur !

Yanlış! Lastik havalarının, aracın fabrika değerinin altında olmaması gerekir. Hatta yüke ve yolcu sayısına göre artırılmalıdır. Çünkü hava basıncı düşük lastiğin tabanı yere yayılarak daha iyi tutunma sağlamaz. Aksine tabanın ortası yukarı kalkar ve yol ile teması kesilir. Havası düşük lastiklerin yalnız omuz kısımları yere basar. Lastik hava basıncı düşükken; kayma hareketleri çok daha düşük hızlarda başlar, fren mesafesi uzar, direksiyon hareketlerine daha geç cevap alınır. Belki daha konforlu sürüş yaparsınız ama, konforlu şekilde yoldan çıkabilir, konforlu şekilde çarpabilirsiniz!

– Sıcak havada, lastiğin ısınmasını dengelemek için lastik havaları indirilir!

Yanlış! Lastiğin ısınmasının en büyük nedeni havanın sıcak olması değil, lastik hava basıncının düşük olması nedeniyle lastik yanaklarının daha fazla esnemesidir.

– Yağmurda inik lastik daha az kayar!

Yanlış! Hava basıncı düşük lastikte su boşaltma kanalları kapandığı için yağmur suyunu çok daha az boşaltır. Hatta boşaltamaz ve su üzerine çıkma ve su yastığı üzerinde kayma (aquaplanning) çok daha düşük hızlarda başlar.

– Direksiyon saate göre 10’u çeyrek geçe tutulur!

Yanlış! Direksiyon saate göre 9’u çeyrek geçe (9.15) tutulur. Bu pozisyon, acil bir durumda her iki yöne eşit miktarda direksiyonu çevirebileceğiniz tek pozisyondur.

– En iyi koltuk pozisyonu, sürücünün en rahat ettiği pozisyondur.

Yanlış! Sürücünün doğru koltuk pozisyonu öncelikle otomobile hakim olabileceği ne çok uzak, ne de çok yakın bir pozisyondur. Koltuk mümkün olduğunca dik olmalıdır. Direksiyon 9.15 pozisyonundayken kollar dümdüz olmamalıdır. İdeal dirsek açısı 120 ile 135 derece civarındadır. Evimizde TV seyrettiğimiz koltuk pozisyonu çok rahat olabilir, ama bu pozisyonda otomobile ve trafiğe hakim olabilmek çok zordur.

– Motorlu araçlar lastiğin üzerinde gider!

Yanlış! Motorlu araçlar lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. Eğer lastiğin içinde hava yoksa, hiçbir yere gidemezsiniz. Doğru lastik havası, ayağınızdaki ayakkabı numarası gibidir. Ayağınızı sıkan veya bol gelen bir ayakkabıyla nasıl yürüyemezseniz, otomobilin yol tutuşu da aynı şekilde bozulur.

– Ani frenlerde önce frene basıp, durmaya yakın debriyaja basarsak, motor kompresyonundan faydalanıp daha kısa mesafede dururuz!

Yanlış! En etkin yavaşlama frenle debriyaja aynı anda basılarak yapılır. Böylece fren sırasında motor devre dışı bırakılarak, motorun aracı ileri götürme kuvveti yok edilir.

– ABS (Antiblokaj Fren Sistemi) mekanik frene göre çok daha kısa mesafede durdurur!

Yannlış! ABS fren sistemi olan bir araç tekerleklerin kızaklamasını önler ve fren sırasında manevra yapılabilmesini sağlar. Ancak, daha kısa mesafede durdurmaz, daha güvenli şekilde fren yapılmasını sağlar.

– Mekanik freni olan bir otomobilde fren pedalını pompalayarak daha kısa mesafede durulabilir!

Yanlış! Pompalamak için ayak fren pedalı üzerinden her çekildiğinde, aracın ileri hareketi devam eder ve durma mesafesi uzar. Doğrusu; panik frende fren pedalı üzerindeki basıncı azaltarak lastiğin dönmesini sağlamaktır. Ancak ayak fren pedalından kaldırılmamalı ve fren yapmaya devam edilmelidir.

– Doğru takip mesafesi hızın yarısıdır!

Yanlış! Bu yöntem kullanışlı olmamakla birlikte, hata payı yüksektir. İdeal takip mesafesi (kuru havada) 2 saniye arkadan takip etmektir. Yağışlı havalarda veya yük durumunda bu süre 3-4 saniyeye çıkarılmalıdır.

– Dörtlü ikaz (flaşör) tünele girince yakılır!

Yanlış! Dörtlü ikaz sadece trafiğe tehlike yarattığınız durumlarda yakılır. Yani olası bir kaza veya arıza halinde. Tünelde kısa farların açık olması yeterlidir.

– Gündüz kısa farları yakmak trafiktekilerin gözünü alır!

Yanlış! Gündüz kısa far yakmak, daha erken farkedilmenizi ve size tehlike yaratacak olan kişilere kendinizi daha erken göstermenizi sağlar. Gece yakılan kısa farlar gözümüzü daha çok alır. Sadece kapalı ve yağışlı havalarda değil, güneşli havalarda ve hızlı yol kesimlerinde de kısa farların açılması kendi sürüş güvenliğiniz için önemlidir.

– Çocukları uyarmak için korna çalınır!

Yanlış! Çocukları uyarmak için korna çalınmaz! Korna onların paniğe kapılıp beklenmedik bir reaksiyon vermelerine yol açar. En iyisi iyice yavaşlamak ve gerekirse durmaktır.

– Yoğun siste en iyi gitme yöntemi dörtlü ikazları yakmaktır!

Yanlış! Yoğun siste en iyi gitme yöntemi hiç gitmemektir. Çünkü siste daha iyi gören sürücü yoktur, daha çok risk alan sürücü vardır. Görüş mesafesi yeterliyse siste sarı camlı gözlükler kullanmak, sis lambalarını ve kısa farları yakmak, silecekleri çalıştırmak, yerin kayganlaştığını dikkate almak, takip mesafesini artırmak ve sollama yapmamak daha güvenli yol almanıza yardımcı olur.

Unutmayın!

Hayatınız boyunca ölümlü bir trafik kazası geçirme olasılığınız % 33′ tür. Rus ruletinde bile bu oran %17’dir. Lütfen, trafikte araç kullanmanın bir yaşam işi olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Paylaşın:

Müşteri nasıl kaybedilir?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Eğer müşteri kaybetmek istiyorsanız aşağıdakileri yapmalısınız;Hata #1. Sitenizi düzenli olarak kontrol etmeyin.

Hata #2. İletişim numaralarınızı ve telefon numaranızı her sayfaya koymayın.

Hata #3. Sayfanızı grafik ve animasyonlarla doldurun

Hata #4. Emaillere zamanında cevap vermeyin.

Hata #5. Ne kadar mükemmel olduğunuzdan bahsedin.

Hata #6. Uzun yazılarla ve kopya cümlelerle doldurun.

Satır uzunluğu 500 pixel’i geçmemeli, satır sayısı 7-8 arası olmalıdır.

Hata #7. Her sayfanın sonunda kullanıcıyıa gidecek yer bırakma

Hata #8. Navigasyonu zorlaştırın.

Sayfadaki tüm linklerin çalıştığından emin olun. Bir sayfadan diğerine link verdiğinizde ziyaretçinişn geri dönebilmesi içinde link verin. Ziyaretçi siteye tekrar geldiğinde nereye gideceğini kolaylıkla bulabilmeli.

Hata #9. Kolay ödeme yolları sunmayın

Paylaşın:

Bardak yada Göl!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Ustalarin ciraklarina sadece edindikleri meslegi, zanaati degil hayati da ogrettikleri, en genis ve gercek anlamiyla ogretmen olduklari donemde Hintli bir ahsap ustasi yasiyordu.

Bu ustanin ciragi buyudu, ahsap islemeyi ve hayati ogrendi, kendi isini kurup baslatti. Bir sure sonra dostlarindan biri oglunu getirdi, ustadan onu yanina cirak almasini istedi. Fakat bu cirak surekli yakinip duran, her seye bozulan bir cocuk cikti. Tahta getirmeye gidiyor, dondugunde ellerine kiymik battigindan uzun uzun yakiniyordu. Bir is teslim etmeye gidiyor, dondugunde yoldan, sicaktan, musterinin tavrindan yakiniyordu.

Usta cocuga bir seyler anlatmaya calisiyordu ama sozlerinin hicbir etkisi olmuyordu. Bir gun usta ciragini koye tuz almaya gonderdi. Cirak ustasinin soyledigi gibi, tuzu alip dondu. Usta bir bardak su getirmesini soyledi. Cirak bir bardak suyu da getirdi. Usta, Simdi o tuzu suyun icine at’ dedi. Cirak ustasinin soyledigini yapti. Sonra usta ‘Simdi o suyu ic’ dedi. Cirak suyu icti ve tabii ki icer icmez de tukurdu. Ofkeyle ustasina bakarken, usta ‘Nasildi tadi’ diye sordu. Cirak nefretle, ‘Cok aci’ dedi. Usta cocuga ‘Tuzu yanina al gel, gidiyoruz’ dedi. Cirak ustasinin pesine takildi. Bir sure sonra civardaki golun kiyisina geldiler.

Usta ciraga ‘Butun tuzu gole dok’ dedi. Cirak soyleneni yapti. Usta ‘Simdi golun suyundan ic’ dedi. Cirak icti. ‘Suyun tadi nasildi’ diye sordu usta. Cirak, ‘Cok guzeldi’ dedi. ‘Peki tuzun acisini hissettin mi’ diye sordu bu kez de. Cirak ‘hayir’ dedi. Usta ciragi karsisina oturtup anlatti:

‘Hayattaki butun olumsuzluklar iste bu bir avuc tuz gibidir. Eger sen kucuk bir bardak su isen, nasil tuzun butun acisini tattiysan, hayatin butun olumsuzluklarindan da oyle etkilenirsin. Eger sen kisiliginle ve gonlunle bu onumuzdeki göl gibi isen, hayatta karsilasabilecegin butun olumsuzluklar seni, o bir avuc tuz golun suyunu nasil etkilediyse oyle etkiler, bir bardak suda tattigin aciyi vermez sana.

Secim senindir :

Ya bardak olacaksin ya da göl…’

Paylaşın:

Trafikte hayatta kalmak için

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

* Otonuzu kullanırken yaptığınız iş, hayatınızın en önemli işidir.

* Otonuzun mekanik viteslerini kullanmadan önce beyninizi vitese takın.

* Bir probleme girmemek, problemi çözmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.

* Trafik canavarlarla dolu bir arena değil, yaşamın büyük bir bölümünün zorunlu olarak geçirildiği çok riskli bir ortaklıktır. Trafiği paylaşan ortakların risklerini, ülke gerçeklerini en iyi değerlendiren sürücünün yaşam şansı çok daha yüksektir.

* Bir motorlu araçta en önemli faktör sürücüdür; otolar kendi kendilerine hiç bir şey yapmazlar, onlara yanlışı ve doğruyu yaptıran sürücülerdir.

* Bir otoda sürücüden sonra en önemli faktör lastiklerdir. Lastikler yol ile olan yaşam bağınızdır. En güçlü motor ve en iyi fren sistemi ile donatılmış yüksek teknoloji ürünü bir otoda bile ancak iyi lastikler ile güvenli sürüş yapılabilir. Orta büyüklükte bir otonun bir lastiğinin yere bastığı alan, bir avuç içi büyüklüğündedir.

* Lastiklerle ilgili yapılan yanlışlar yaşamlarla ödenir. Yere sağlam ve doğru basın. Otolar lastiklerin üzerinde değil, lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. İnik lastik, ayağa bol gelen ayakkabıya benzer, değil koşmak yürümek bile olanaksızdır. Sıcak havada, yağmurda ve karda lastik havaları indirilmez. Karlı yol yüzeylerinde geniş lastik değil, dar lastik daha iyi tutunma sağlar.

* Görün ve görülün. Camlar, aynalar ve ışık donanımını temiz tutun. Kısa farlarınızı gündüzleri de yakın. Unutmayın en ölümcül kazalar gündüzleri güneşli günlerde ve düz yol kesimlerinde oluşur.

* Trafik 360 derecedir. Her görmediğiniz santimetre karenin arkasında bir tehlike gizlenir. Onun için aynalarınızı her 10 saniyede bir kontrol edin. Şerit değiştirirken başınızı sağ veya sol arkaya çevirip ölü noktayı kontrol edin.

* Direksiyon tek elle kullanılmaz.Tek elle ayakkabınızın bağcığını bağlayamayacağınız gibi. Direksiyonu her zaman iki elle ve 09:15 pozisyonunda tutun.

* Yalnızca etkin fren hayat kurtarır. En iyi fren dönerek yavaşlayan tekerleklerle yapılır. Dönmeyen, kızaklayan ön tekerleklere yön verilemez, dönen ön tekerleklere yön verilir.

* Otolar kendi kendilerine kaymazlar. Onları kaydıran sürücülerdir.

* Gidilen yol kesimine göre yapılan aşırı hız, amaca uygun olmayan eski veya inik havalı lastikler, gereğinden fazla gaz, gereğinden fazla fren, gereğinden fazla direksiyon hareketi ve ani kompresyon (vites küçültmelerde debriyaj pedalını ani bırakma) sürücü kaynaklı kayma hareketini başlatan faktörlerdir.

* Emniyet kemerini her zaman, her yerde ve tüm yolcularınıza taktırın.

* Sarı ışıkta hareket etmeyin, kırmızı ışıkta geçen kamyon ilk olarak size çarpar.

* Hoşgörü ve akılcılığı siz başlatın. Her isteyene yol verin. Birisine yol vermek en çok 5 saniyenizi alır. Bir günde 50 kez yol verseniz 250 saniye eder. Bu da 5 dakikanın altında bir zamandır. Hem trafiğe saygı ve hoşgörü katmış, hem de sinirlenmeden, gülümseyerek araç kullanmış olursunuz.

* Doğru bilgi, tehlikeleri tanımak ve motorlu taşıtı daha iyi kullanmayı öğrenerek, beceriyi sağduyu ve saygı ile uygulamak, sürücülerin trafikteki tek yaşam şansıdır.

Paylaşın:

Küçük tansiyonu düşürmek

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Sistolik (büyük) ve diastolik (küçük) tansiyonu düşürmek için genelde tuz kullanımının (sodyum alımının) kısıtlanması, kilo kontrolu önerilir. Bitkisel olarak sarmısağın yararlı olduğu düşünülmektedir. Ağaçlarda asalak olarak yaşayan ökse otu yapraklarının da tansiyon düşürücü etkisi vardır. Ökse otu yapraklarında hazırlanacak çayın günde bir bardak soğuk olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Paylaşın: