Aylık arşivler: Şubat 2007

Atatürk ve 19 Sayısı

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Atatürk, 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881’de doğdu. 1881, 19’un 99 katı.

1881, Rumi takvime göre 1297’ye denk gelir. 1+2+9+7=19

Selanik’te dogdu. Selanik sözcüğünün ”ebced” (Arapça’da her harfin sayısal bir değeri olduğunu belirten hesap) hesabıyla değeri 171′ dir.171, 19’un 9 katıdır.

Nüfus kağıdında sıra numarası 19’dur.

Harp Okulu’na 1900’de kayıt oldu. 1900 19’un 100 katıdır. Bu sırada yaşı 19’du.

Harp Akademi’sine 57 inci devre olarak girmiştir. 57, 19’un 3 katı.

Atatürk Harp Okulunu 20’nci olarak bitirdi.

Subaylardan birisi yabancıydı. Bunedenle mezun olan 19’uncu subay oldu.

Yüzbaşı olarak orduya katılış sırası 38’di. 19’un iki katı.

Çanakkale Savaşları’nın zaferle sonuçlanmasında büyük rol oynayan 19 uncu tümeni kurdu.

19 mayıs 1915’de albay oldu.

Komutanı olduğu alayın numarası da 38’di. 19’un 2 katı.

Komutanı oldugu bir başka alayın numarası 57’ydi.

19’un 3 katı.

19 Mart 1916’da tuğgeneral oldu.

19 Aralık 1904’de Yıldız Sarayı’na çağrıldı.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşını başlattı.O zaman 38 yaşındaydı. Yani 19’un 2 katı.

Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma vapurunun 19 yolcusu vardı.

Samsun’da 19 gün kaldı.

4 Temmuz 1919’da Erzurum’a gitti. 19 gün sonra 23 Temmuz’da Erzurum Kongre’sini topladı.

4 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nden 114 gün sonra 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gitti. 114, 19’un 6 katı.

Mili Mücadele’ye başlanması için komutanlarıyla yaptığı konuşmanın tarihi 19 Kasım 1919’du.

TBMM’nin kurulmasına 19 Mart 1920’de karar verdi.

19 Eylül 1921’de mareşallik ve gazilik ünvanı aldı.

Gençliğe Hitabe’de 19 cümle vardır.

Mustafa Kemal Atatürk adında 19 harf var.

Atatürk’ün Latife Hanım ile olan evliliği 912 gün sürdü. 912, 19’un 48 katı.

10 Kasım 1938’de öldü. 1938, 19’un 102 katıdır.

57 yıl yaşadı. 19’un 3 katıdır. Yaşamının ilk 19 yılında askerliğe hazırlandı.İkinci 19 yılında asker olarak hizmet verdi. Üçüncü 19 yılında ise ülkenin kurtarıcısı ve devlet başkanı olarak görev yaptı.

Öldüğünde yatağının altında bulunan otomatik silahta 19 mermi vardı.

Cenaze namazı 19 Kasım 1938’de Dolmbahçe Camii’nde kılındı.

Atatürk’ün ölümü üzerine silah arkadaşı İsmet İnönü’nün Türk Milletine yazdığı beyanname 19 cümledir.

Cenazesinde çalınan Chopin’in cenaze marşının numarası 19’dur. Bu marşta 19 nota vardır.

Miras olarak 19.000 lira bırakmıştır. Yani 19’un 1000 katı.

”Ne mutlu Türküm Diyene” cümlesi 19 harftir.

”Istikbal Göklerdedir” cümlesi de 19 harftir.

Istanbul Akaretler’de kaldigi evin numarası 19’dur.

Paylaşın:

Hayata Bakış Açısı

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine.

Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için.

Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot’larını suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silüeti görünebiliyordu.

Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.

Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle.

Günler ve haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı: uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı.

Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat öldüğündan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yaşayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu.

Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. “Sanırım seni cesaretlendirmek istedi” dedi.

Epilog: Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan multuluklar ise iki katı artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı her şeyi sayın. Bu gün bize bir hediyedir.

Paylaşın:

Kadınlar ne ister?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

 

Artık ulaşılması gereken kadınlardır!

 

Kadınların gelirden aldıkları pay artıyor. Bununla beraber parayı erkekler kazansa bile alışveriş kararlarını büyük ölçüde kadınların verdiği ve aile bütçelerinin yönetiminde kadınların daha çok sözü geçtiği günümüzde; “Kadınlar Ne İster” isimli kitap kadınlara yönelik pazarlamanın kapılarını aralıyor.

Bütçe üzerindeki bu etkinlikleriyle asıl ulaşılması gerekenlerin, yani gerçek tüketicilerin kadınlar olduğunu örnekler ve istatistiklerle ortaya koyan Berenice Kanner, pazarlamacılara; ürünlerini geliştirip iletişim stratejilerini oluştururken kadınların bu yükselişini göz önünde bulundurmalarını tavsiye ediyor.

Finans, gıda, otomotiv, tekstil, kozmetik, sağlık, perakende ve konut gibi sektöründe kadınların satın alma kararlarını ne şekilde verdiği ve bu kararlarını etkileyen unsurlarında ayrıntılı olarak ele alındığı “Kadınlar Ne İster” isimli kitap ojeli iktidar sahiplerini anlamamıza kılavuzluk ediyor.

Kanner, kitabında ayrıca kadınlara doğru yoldan ulaşmak için gerekli olan bazı ipuçları da veriyor. İşte o ipuçlarından bazıları:

 

  1. Problemini çözün
  2. Onun dilini konuşun
  3. Uçağın kumandasını ona verin
  4. Ona saygı göster ama tanrı aşkına yağcılık yapma
  5. Gerçeği sunun
  6. Arkadaşlarına ulaşın
  7. Sezgilerini hedef alın
  8. Sürmesini sağlayın (Devamlılık)
  9. Güvenlik battaniyesi serin
  10. Kolaylaştırın
  11. Anlaşma yapın
  12. Hayır işlerine önem verin
  13. Yumuşakça yürüyün ve büyük sopayı unutun 

Kitaptan İnciler…

 

  • Havva’nın zamanından bu yana onlar, tüketici harcamaları krallığının eşit bekçileri, en son karar mercii oldular.
  • Amerika’daki perakende alışverişlerinin %88’ini kadınlar gerçekleştiriyor.
  • Erkeler statü ve bağımsızlığın dilini konuşup; sadece ona kulak verirken, kadınlar ise ilişki ve samimiyetin dilini konuşurlar ve ona kulak verirler.
  • Kadınların %85’i dünyada olumlu bir değişiklik yaratmak istiyor.
  • Kadınlar üzerinde başarılı olmak için, bankalar ve kredi kooperatifleri, ürünün özelliklerini sıralamak yerine hizmet anlamında her şeyi anlatmalı ve bu hizmetlerin normal yaşamla nasıl bağlantılı olduğu gösterilmeli.
  • Bugünün kadınların söylemi  “Ben özelim” yerine “Ben benim”..
  • Kadınlar C.H.A.R.G.E istiyor. Yani:

o        Control (Kontrol)

o        Harmony and love  /relationship (Uyum ve aşk / ilişki)

o        Amusement / fun (Eğlence / Zevk)

o        Recpect (Sevgi)

o        Greatness / meaning / spirituality (Büyüklük / anlam / ruhanilik)

o        Enough (Yeterlilik)

  • Kadınların gücü, alkollü içecek, prezervatif, silah ve diğer “erkek” ürünlerinin pazarlamacılarını, gün geçtikçe önemi daha da artan diğer cinse seslenmeleri ve hatta hizmet etmeleri için zorladı.
  • Onun çevresel vizyonuna pazarlama yapın. Böylece size bakış açısı tamamen değişecektir.
  • Kadınların üçte ikisi reklamlarda gördükleri kadınlarla kendilerini özdeşleştiriyor.
  • Kadınlar her zaman ne sevdiklerini bilmeyebilirler ama genellikle bildiklerini severler.
  • Kadınlar tarafından gerçekleştirilen satın almaların nerdeyse %70’i anlık kararlarla yapılmaktadır.
  • Kadınlar yaşam tarzı değil, yaşam istiyorlar, dolu dolu, heycanlı ve ödüllendirildikleri bir yaşam.
  • Kadınlar oyun oynamayı sever ama oyuncak yerine konmak istemezler.

Kimler Okumalı?…

 

“Kadınlar Ne İster”i öncelikle pazarlamacılar ve reklamcıların okumasında yarar var. Tabii bir de kadınları ve kadınların toplumdaki yeni işlevi ve yaşamlarını merak eden herkes kitaptan yararlanabilir.

Kaynak: Pazalama Dünyası

Paylaşın:

Coelho ‘nun kaleminden kibir öyküleri

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Kıskançlığın kibiri

Suriye”nin çöllerinde Şeytan öğrencilerine şunları anlatıyordu: ”İnsanoğlu her zaman kendisi için iyi bir şeyler yapacağına başkalarının kötülüğünü istemekle meşguldür.”

Ve söylediklerini öğrencilerine göstermek için çölde dinlenmekte olan iki adam üzerinde bir deney yapmaya karar verdi.

Şeytan, adamlardan birinin yanına yaklaştı ve ”Buraya senin dileklerini gerçekleştirmeye geldim” dedi; ”Benden ne dilersen gerçek olacak. Arkadaşın da bu dilekten aynı senin gibi yararlanacak, yalnız ona her ne dilediysen onun iki katı verilecek.”

Adam uzun bir süre sessiz kaldı ve sonunda şöyle dedi: ”Arkadaşım benden daha mutlu ve kazançlı olacak çünkü ne dilersem dileyim o benden iki kat fazlasını alacak. Bu yüzden ben de ona bir tuzak hazırladım: Tek gözümü kör et, işte senden bunu diliyorum.”

Kutsallığın kibiri

Zen rahibi gerçeğe giden yolu bulabilmek için on yılını bir mağarada meditasyon yaparak geçirmişti. Bir öğleden sonra mağarasında dua ederken içeriye bir maymun girdi. Rahip konsantre olmaya uğraşıyordu ama maymun iyice yanına yanaşmış, ayağından sandaletini almaya çalışıyordu.

”Kahrolası maymun!” dedi rahip. ”Neden dualarımı bölüyorsun?”

”Karnım aç” dedi maymun.

”Git buradan! Tanrı”yla iletişim kurmamı engelliyorsun!”

”Benim gibi zavallı bir yaratıkla bile iletişim kuramazken Tanrı”yla nasıl iletişim kurabilirsin ki” dedi maymun.

Bunu duyunca kendinden utanan rahip özür diledi.

Gücün kibiri

Köy bir barbar kabile tarafından tehdit ediliyordu. Köyün sakinleri de birer birer evlerini terk edip daha güvenli yerlere göç ediyorlardı. Bir yılın sonunda köyde bir grup Cizvit”ten başka kimse kalmamıştı.

Barbarlar ordusu köye geldiğinde hiçbir dirençle karşılaşmadı ve vahşi adamlar kazandıkları bu zafer şerefine büyük bir ziyafet düzenlediler. Tam yemeğin ortasında bir rahip karşılarına dikildi.

”Buraya gelip bizim bütün huzurumuzu kaçırdınız. Sizden burayı hemen terk etmenizi rica ediyorum.”

”Sen neden hala buradan kaçmadın?” diye bağırdı barbarların şefi. ”Seni gözümü bile kırpmadan kılıcımla ikiye bölebileceğimi görmüyor musun?”

Rahip sakin bir şekilde cevap verdi:

”Peki sen, gözümü bile kırpmadan bir kılıçla ikiye bölünebileceğimi görmüyor musun?”

Rahibin ölüm karşısında bu kadar soğukkanlı kalabilmesine şaşıran şef, ertesi gün adamlarını toplayıp köyü terk etti.

Paylaşın:

906 Rakımlı Tepe – Atatürk Belgeseli

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

1881 yılından 10 Kasım 1938’e kadar süren 57 yıllık yaşamla bir ulusun yazgısının nasıl değiştiğinin şiirsel bir dille anlatıldığı … all » belgeselde; Altan ÖYMEN, Cemal KUTAY, Prof. Dr. Utkan KOCATÜRK, Prof. Dr. Hamza EROĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Albay Yaşar Murat DİNÇER, Yarbay Doktor Ali GÜLER, Gülsün BİLGEHAN, Ömer ARDA, Prof. Dr. Nezih ELDEM, Prof. Dr. M. Cihat ÖZÖNDER, Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ, Erdoğan ALIVEREN ve Mehmet ÖZEL ile yapılan röportajlara yer verildi.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, röportajında, Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e defni sırasında askerler haricinde mezar odasında bulunan 10 kişiden birinin kendisi olduğunu ve hissettiği duyguları anlatıyor. Özden, bu tarihi ana tanıklık edenler arasında bir tek kendisinin hayatta olduğunu belirtiyor. İki bölüm halinde hazırlanan “906 Rakımlı Tepe” belgeselinin ilk bölümünde, Atatürk’ün ölümüne kadar olan süreç, 10 Kasım 1938’den itibaren İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesi, Atatürk’ün maaşına tahnit işleminin yapılması, cenaze namazının kılınması, naaş’ın Etnografya Müzesi’ne nakli ve İstanbul’dan Ankara’ya getirilişi, Anıtkabir’in yerinin seçilmesi, proje yarışması ve inşaatın bitirilmesi gibi konu başlıkları işleniyor.

HAZIRLAYAN VE METİN YAZARI : Tunç BORAN

TEKNİK YÖNETMEN : Ahmet Remzi DURLU

VİDEO KURGU – GRAFİK (VELOCİTY-Q) : Ahmet Remzi DURLU

Paylaşın: