Aylık arşivler: Haziran 2008

etohum.com açıldı!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Benimde destekçisi olduğum Burak Büyükdemir önderliğinde başlayan etohum projesinin sitesi açıldı.

etohum nedir?

Yeni ekonomi konusunda bilgi ve fikir sahibi, kendi internet şirketini kurmak isteyen genç girişimcilerle; şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getirmeyi amaçlayan platformdur.

Başvuru yapanlar arasından seçilecek uygun 30 aday/ekip internet girişimciliği eğitimi alacak, iş planlarını hazırlarken koçluk ve yönlendirme yapılacak, hazırladıkları internet girimciliği iş planlarını bireysel, kurumsal yatırımcı ve şirketlere sunmaları sağlanacaktır.

İnternet konusunda yeni iş fikri olan henüz şirketini kurmamış, iş fikrini gerçekleştirmek için şirketini kurmak üzere olan, internet şirketini / yeni girişimi kurmuş, sermaye, yönetim, pazarlama ve diğer desteğe ihtiyacı olan herkes etohum’a başvuru yapabilir.

Ağustos 2008′den Mayıs 2009′a kadar sürecek olan süreçte internet girişimcisi olmak isteyenlere yeni işe başlama eğitimiyle uygun girişimcilik ortamının sağlanması ve iş planlarının yatırımcı olabilecek şirket, kişi, yatırımcılar tarafından değerlendirilmesini sağlayacak bir ortamın sağlanması amaçlanmaktadır.
Okumaya devam et

Paylaşın:

Kalıcı Zayıflama

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız
Spirit of the Light in my wild forest...!!! Esprit de la Lumière dans ma forêt sauvage...!!!

Image by denis collette via Flickr

Kalıcı zayıflamanın en ideal ve doğru yöntemi, doğru kalori yöntemidir. Kısa dönemde bin kalorilik bir kısıtlamadan ziyade uzun dönemli, kalıcı günlük 300 kalorilik bir kısıtlamanın sonuçları çok daha başarılı ve
kalıcıdır. Bu 300 kalorilik gizli ancak etkili kısıtlama için tamamen öğünler dışında tükettiğiniz şekerli içecek, bisküvi, kek vb. ürünleri hedef alabilirsiniz. Bir bardak şekerli içeçek, bir paket bisküvi ve ortalama bir dilim kek en az 300 kalori içerir. Günlük 300 kalorilik kalıcı bir kısıtlama ayda net bir kilogram yağ (bir kilo vücut yağı yaklaşık 8500 kaloridir) demektir.

Egzersiz ile desteklenmeyen kilo kayıpları vücutta yağ dokusundan çok kas dokusunun azalmasına neden olur. Uzun dönemde geri alınan kilolar ise genellikle yağ şeklindedir. Fiziksel olarak aktif olmak kalori harcamanın ve dolayısı ile sağlıklı kilo vermenin önemli bir yoludur.*

Zemanta Pixie
Paylaşın:

Yüzleşme

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Yazar: Adnan Erdoğmuş

Kişi, hayatın durağanlığından uzaklaşmak isteyip hayal kurmaya başladığı anda, yüzünü gerçek hayata geri çevirir. Gözlerini kapatır, sükûnet arar, düşünceye dalar. Bir arayış içinde, kendi düş alemine girer.

O an; gerçek hayattaki hissiyatları, bundan üzüntü duyar, telaşlanırlarmış. Bu gerginlik içinde yüz hatları birbirine girer, bir yüzleşme başlar; ağız, burun kıpırdar, kulaklar kabarır, gözler süzülürmüş. Hesaplar görülürmüş:

– “Ne geliyorsa başımıza, boşboğazlığın yüzünden geliyor. Senin ses tellerin varsa, bizim içerimiz zar dolu. İstesek bu hayat oyununda, zarları hep düşeş atar, vurdum duymaz olur, ne nağmeler okuruz. Sükût altındır diyoruz, susuyoruz” demiş iki kulak birden tek bir ses olup, ağıza: “Sen kıssayı hisse yapıyor, ağzına geleni söylüyorsun, biz dinlerken yoruluyoruz.”

– “Ağzınıza sağlık!” demiş burun, ağzı kulaklarında: “Kıssayı hisse yapmakla yetinse iyi, kokladığım her naneyi ağzına alıp, çiğniyor. Kaç sefer söyledim, arzuhale yazdırdım. Az konuşmalı kendin bilen, az yemeli. Üzümü sirke, domatesi salça yapıyor, yine doymak bilmiyor.

– “Siz duyuyor kokluyor, siz bakıyor görüyorsunuz, yahu siz elalemi kör, beni sağır mı sanıyorsunuz? Benim de bir nefsim var, dayanamıyorum” diye cevap vermiş ağız.

Burun delikleri genişleye, gözler kısıla, kulaklar havaya dikiledursun, söylenmeye devam etmiş:

– “Acı biberin kokusunu alamıyor, sıcak çorbayı soğuğundan ayıramıyorsunuz, sonra benim canım yanıyor. Can boğazdan gelir, boğaz benden açılır, ağzımı her açtığımda sesiniz çıkmıyor, bir güzel afiyetleniyorsunuz! Azık, karın doyurmuyor, aç gözlü olan sizlersiniz, ben sizin zaaflarınıza yenik düşüyorum. Ben zaafa düşmesem, siz zafiyet çekiyorsunuz. Daha iki göz, bir burun bir hizada duramıyorsunuz, beni çekemiyorsunuz!”

– “Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin” diye tepki vermiş burun, ta derinden soluyarak: “Hangi gülü koklasam, kalkıp şerbetini istiyorsun, diline lal gele, ettiğin bulasın, sen önce kendi nefsine hakim olsana!”

– “Sizin nefsiniz çok mu bütün” diye çıkışmış ağız: “Her şeyi kokluyor, her sese kulak veriyorsunuz. Sıra bana gelince, hevesiniz yolda kala, sanki benim ağzım yok dilim var, hepiniz bana yükleniyorsunuz. Bazen kendime hakim oluyor, yemeden içmeden kesiliyorum. Sineme çekiliyor, dut yemiş bülbüle dönüyorum. Ben kepenklerimi indirince, kişi kendini dinliyor, siz yine beni suçluyorsunuz. Yetti be kaderin cevri, hep bana mı geçer hükmü, sebil iken çöle döndüm, gayri çekemem bu nazı! Kem gözlere şiş, kötü sözlere siz sağır olsanıza, el aleme laf yetiştirmekten benim boğazım kuruyor. “Göz ve gönlün her ikisinin elinden feryad ki, gözün gördüğü her şeyi gönül yadediyor, ucu çelikten olan bir hançer yapar, gönlü kurtarmak için göze vururum” demiş Baba Tahir, siz hepiniz birlik olmuş, bir bana vurup duruyorsunuz!

– “Torba değil ki büzüvereydik ağzını, bak bir söyledik, bin ah işittik. Sitem edilecekse eğer en başta biz etmeliydik, bu kadar lafa karşılık şimdi göz mü yummalıyız! Hayale daldıkça kişi, üflenip sönen biziz, her ferimiz sönende, geceye döner günümüz! Bülbül gülü görünce ötmez mi, gönül tutup fermanın yazmaz mı, dalın koparıp tahtına almaz mı? Bakar kör mü olaydık!” demiş, sağ göz seğirerekten. Sol göz, bütün bu tartışmalardan bitap düşmüş, açamadan göz kapağını, söylemiş son sözü:

– “Bu dünyanın nimeti de külfeti de bize, bir bize seslenir bülbül bir bize görünür felek, zevki de cefası da başımız üste, bir bize kokar sümbül, bir bize tat verir kabak! Hayatın tadına bizimle varırken, nasıl bizi terk eder, dinler kişi kendini! Meraklanmayın, sizinkisi boşa endişe. Birazdan düşlerinden uyanır, kendine gelir bizim kişi. O düşlerken, ben hayalini gördüm, sileyim gözün yaşını, muştulayım: Bu kış uzun sürmüş, işleri çok yoğunmuş, havalar ısınınca, şöyle sakin bir deniz kenarında canı tatil çekiyordu: Kıyıda dalga sesleri, eğilmiş zeytin dalları, gün mü gördük bütün kış, rast giderken işleri! Uyanınca cananımız, canımız yol almalı. Yakında hepimize çok iş düşecek. Hazırlanmalı!”

Kaynak: marjinal.com.tr
Paylaşın:

THEBOX KONFERANS NOTLARI

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Tarih : 14 Mayıs 2008

Yer : Çırağan Palace Kempınskı -İSTANBUL

Hazırlayan : Belgin USANMAZ

INTERNATIONAL BUSINESS CONFERENCE

THEBOX

KONFERANS NOTLARI

Ülkemizin önde gelen eğitim, konferans ve danışmanlık hizmeti veren firmalarından olan “Yürekli “tarafından 14.05.2008 tarihinde ; iş dünyasının yeni vizyonlara, radikal fikirlere, dünya gündemini yaratmaya, rutinlerinden kurtulmaya ve enerjisini tazelemeye yönelik ihtiyaçları için Çıragan Palace Kempınskı’de büyük bir buluşma gerçekleştirildi.

 

İşte bu büyük buluşmanın konuk konuşmacılarından ufuk açıcı bazı notlar:

 

 

Konuşmacı : Joan LUNDEN

The Box Konferans Moderatörü

Sunum Notları :

 

 

17 yıl boyunca Good Morning Ameirca’nın sunuculuğunu yapan ABD’nin efsanevi televizyoncusu Joan LUNDEN, rekabetçi Pazar koşullarında dünya oyuncusu olmayı hedefleyen öncü şirketlerin yönetim ekipleri açısından eşsiz bir buluşma platformu oluşturan THEBOX’ın alışılagelmiş iş dünyası şablonlarından, kanıksanmış iş modellerinden ve standart yöntemlerden kurtarmak, oyuncuları” out-of-te-box” düşünce ve davranışa yönlendirmek, sıradışı yöntemler konusunda cesaretlendirmek için İstanbul’da olmanın ve kendisinin bu platfpormda yer almasının müthiş bir deneyim olduğunu belirterek sözlerine başladı.

 

Genç yeteneklerin ve yeni iş fikirlerinin ülkelerin geleceğinde ne derece önemli olduğunu, kitleleri sürükleyen ve yeniliklerle buluşturan liderlerin, fikir adamlarının bugün dünyanın geldiği noktada nasıl bir performans sergiledikleri ile örnekler sunarak konuşmasına devam eden LUNDEN, dünyada sadece yeni fikir, keşif ve geliştirilen farklı iş modelleri ile bir çok yeni milyarder olduğunu, bu zenginliğin nasıl kazanılmış olduğuna bakıldığında , faaliyet alanı farketmeksizin bu kişilerin bir takım ortak özellikler taşığını tespit ettiğini sözlerine ekledi. Avrupa’nın en genç, en hızlı ilerleyen ülkesi olarak anılan Türkiye’de de bu ortak özelliklerin altını çizmenin faydalı olacağını düşündüğünü söyleyen ünlü konuşmacı , her yaratıcı kişide bir fikri hayata geçirirken belli bir ilke ve prensiplerin olduğundan bahsetti. Bu ilke ve prensipleri destekleyen özelliklerin ise “Azim-Kararlılık-Bilgelik-Risk almak-Piyasayı yakından takip etmek-Çok çalışmak “ olduğunu belirten LUNDEN, bu özelliklerinden örnekler vererek sunumuna devam etti.
Okumaya devam et

Paylaşın:

E-ticarete inovatif yaklaşım: Markafoni

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

24 Haziran 2008

Yazar: Arda Kutsal webrazzi.com

MarkafoniMarkafoni henüz resmen yayına girmemiş olan ancak gönderilen davetiye ile inceleme fırsatı bulduğum inovatif bir e-ticaret servisi. Gerçi servis resmen yayına girdiğinde de davetiye ile sistemi kullanma ve üyelik imkanı sunuluyor olacak. Kısacası, isteyen herkesin alışveriş yapamadığı bir e-ticaret sitesinden bahsediyoruz.

Markafoni‘yi daha yayına girmeden bu kadar havalı yapan şey de zaten bu oluyor. Servisinin yaratıcılarının kendi ağızlarından yaptıkları tanımlamaları şöyle:

“Markafoni, özel markaların özel satışlarını (%30′dan %70′e varan indirimlerle) organize eden, alışverişten keyif alan ve kaliteden ödün vermeyen üyelerin oluşturduğu özel bir topluluktur.”

Servisin yapısını özetle şöyle anlatayım. Öncelikle üye olabilmek için mutlaka ya servisin kendisinden ya da üye olan bir arkadaşınızdan davetiye almanız gerekiyor. Üye olduktan sonra sistem belirli dönemlerde geçerli olan özel indirimli ve özel markalara ait kampanyalar yayınlıyor. Ancak bu ürünleri ve servisi bildiğimiz “günde bir ürün” konseptindeki girişimlerle karşılaştırmamak ve karıştırmamak gerekiyor. Nedenini soracak olursanız, mesela henüz özel beta aşamasındayken yayınlanan ürünler Ferre markaydı. ;)

Markafoni‘nin amacı bu tür özel ürünleri özel fiyatlarla sunabilmek. Bunun için de bünyesinde özel ve alışveriş yapan bir üye kitlesi barındırmak istiyor. Bunu yaparken de davet edilen üyelerin kendi arkadaşlarını davet etmesi yöntemiyle çemberi genişletiyor.

Markafoni

Markafoni‘nin modeli aslında dünyada denenmemiş bir model değil. Fransa da Vente-Privee tarafından uygulanan ve oldukça başarılı olmasının ardından farklı ülke dillerine de uyarlanan bir iş modeli.

Paylaşın:

Notes

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Working paper: Using Financial Innovation to Support Savers—From Coercion to Excitement

http://hbswk.hbs.edu/item/5922.html
Download the PDF. This paper by HBS professor Peter Tufano and Daniel Schneider acknowledges the wide range of solutions to the problem of low family savings. The authors discuss each program from the perspective of would-be savers as well as from that of other key stakeholders.

Working paper: Evaluating the Impact of SA 8000 Certification

http://hbswk.hbs.edu/item/5946.html
Download the PDF. The Social Accountability 8000 Standard (SA 8000), along with other types of certification standards and corporate codes of conduct, represents a new form of voluntary “private-governance” of working conditions in the private sector, initiated and implemented by companies, labor unions, and nongovernmental activist groups cooperating together.

Working paper: Accounting Information as Political Currency

http://hbswk.hbs.edu/item/5954.html
Download the PDF. The study of accounting and the political process has long been viewed through the political cost hypothesis, the basic premise of which is that firms manage earnings in order to extract first-order benefits (or avoid first-order costs) from regulators.

Zemanta Pixie
Paylaşın:

MIT team plays with fire to create cheap energy

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız
Official logo of MIT Athletics.

Image via Wikipedia

Christian Science Monitor, June 18, 2008

A simple new low-cost solar dish developed by MIT students produces steam heat for less than the cost of heat from oil or natural gas, according to the MIT team.

The steam heat can be used cost effectively for manufacturing, food pasteurization, and heating buildings.

http://features.csmonitor.com/innovation/2008/06/18/mit-team-plays-with-fire-to-create-cheap-energy/

Zemanta Pixie
Paylaşın:

Anıtkabir’i Gezin

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

sonunda ipx kamera ile Anıtkabir’i çekmişler ve her tarafı ile gezmeniz için hazırlamışlar. Geç kalmış bir çalışma.

www.360tr.com/anitkabir

Sayfanın ortasındaki büyük daireye tıkladığınızda açılan sayfanın sağ alt köşesinde bulunan krokide siyah küçük noktalar var. Nereyi görmek istiyorsanız ordaki noktayı tıklamanız gerekiyor. ANITKABİR’İ gezmemiş olan gençler ve çocuklar için güzel bir sunu…

unutmayalım, unutturmayalım…

Paylaşın:

Site: Eventbrite.com

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

eventbrite

Eventbrite ile kişiler istedikleri konuda online bilet satışı yapabiliyorlar. Eğer herhangi bir etkinlik düzenlerseniz burası aracılığı ile tahsilat yapabiliyorsunuz. Türkiye’ye getirilmesi gereken bir model.

Paylaşın:

Hidayet Türkoğlu’nun Hikayesi

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız
A simit is a small circular Turkish bread with sesame seeds

Image via Wikipedia

Unlu basketbolcu Hidayet Turkoglu esiyle birlikte, Eminonun de geziyordu. Once akvaryumculari dolastilar, Kapalicarsi,
Nuriosmaniye, Yerebatan Sarnici, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapi Sarayi,Gulhane Parki derken,Yeni Caminin onune kadar geldiler
Orada bagira bagira simit satan bir cocuk vardi.Basketbolcu birden durakladi…
Sonra simitciye yaklasti:
-Simit’in kaca koc ?
-300 bin abi.Citir citir….
-Tezgahta kac simit var ?
-70-80 tane var herhalde…
-Hepsini alsam ne tutar ?
-Seksen desek 24 milyon.
-Al sana 30 milyon…Farzet ki hepsini aldim…
-Sagol abi… sagol…
Basketbolcu uc onluk cikartip simitcinin onune birakti. Esi saskindi.Uc bes adim yurumuslerdi ki esine yaklasip fisildadi.
-Hidayet sen deli misin ?
-Yooo
-Peki yemedigimiz simitlerin parasini niye verdin?
-Bosver sorma.
-Diyelim ki soruyorum. Hemde israrla soruyorum.
-Oyleyse soyleyeyim.
-Lutfedersiniz beyefendi.
-Tablanin kenari dikkatini cektimi ?
-Hayir.
-Baksan gorecektin.Tahtaya bir isim kazinmisti.
-Nasil bir isim ?
-Hidayet !
-Yoksa ?
-Evet o tezgah, eskiden benimdi.

Bu hikayeyi hidayet tv8 de katildigi bir programda kendisi anlatmistir…

Zemanta Pixie
Paylaşın: