Aylık arşivler: Şubat 2009

Maskelerin gücü adına!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Maskeler bazen bir şeyleri gizlemek içindir. Kendini gizleyen gizleyecek bir şeyi olandır. Böylece maske, bilgi ile kimlik yada eylem ile kimlik arasına girer ve kimliği gizler. Maske “ben ötekiyim” demektir.

Mevlana’nın “ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” öğüdü, maske ile maskenin gizlediği arasındaki aykırılığı ortadan kaldırmaya yönelik ahlaki bir öğüttür. Dini ritüellerde maskeyi takanın taktığı maskenin temsil ettiği şeye dönüştüğüne inanırlardı. Örneğin kaplan maskesi giyenin kaplan gücünde olması gibi. Afrikalılarda maskeler dört tipte olurdu; ataların ruhu, mitolojik kahraman, ata ve kahramanın birleşimi ve hayvanın ruhu.

Birde Mevlana’nın tersine “olduğu gibi görünmeye “ inanmayanlar vardır. Oscar Wilde bunlardan birisi. Wilde şöyle diyor: “Ona bir maske verin o zaman size hakikati söyleyecektir.” Gerçeği söylemek maskenin ardından daha mı kolaydır?

Jean Paul Sartre, insanın hakikati gizlemesinin iki farklı türünü ayırt eder. Hakikati Öteki’nden gizlemek(ki buna yalan denir), ve Hakikati kendinden gizlemek(ki bununda adı kendi kendini aldatmadır) Sizce maskeliyken hakikati hangisinden gizlemek kolay? Ötekinden mi? Kendinizden mi?

Kim neden takar maskeyi?

Soygun yapanlar tanınmamak için maske takarlar, eski dönem tiyatrolarda oyuıncunun tek bir yüz ifadesi ile oyunu devam ettirebilmesi için maske kullanılırdı.

Beyzbol’da top tutucular, kaynakçılar korunmak için maske takarlar. Hastahanelerde oksijen ve anestezi verilen hastalara maske takılırken doktorlar ameliyatlarda maske takarlar.

Maske deyince hayatımıza giren diğer maskelileri unutmayalım;

Kızılmaske – Ormanların Efendisiydi ama yüzünü neden hiç kimsenin görmesini istemiyordu?

Demir Maskeli Adam – aslında bir roman kahramanı değil. XIV. Louis’in krallığı döneminde 40 yıl hapis yatmıştır. Ayrıca maskesi demir değildir. Bir cezaevinden diğerine nakledilirken siyah kadife bir maske takılmaktadır aslında. Alexandre Duma, Voltaire’nin önerisini benimseyerek Demir Maskeli Adam’ın XIV. Louis’in gayrimeşru kardeşi olduğunu ileri sürmüştür. Babasıda Kardinal Mazdarin’dir.

Maskeli Süvari – Zorro – Batman- Judas gibileri unutmayalım. Şimdi bir soru daha:

Neden çocuklar için hazırlanmış, resimli roman kahramanları neden maskelidir?

Cevaplar;

a- Çocuklarımızı hayatta bazı şeylerin gizlenmesi gerektiği konusuna hazırlamak için mi?

b- Hakikat bir maskenin ardından daha kolay açıklanır olduğu için mi?

c- İki başımız olduğunda iki karakterimiz olacağı için mi?

d- Başka biri olmak için mi?

e- Hepsi mi?

f- Hiçbiri mi?

Sizce?

Paylaşın:

Gelecek

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

2030’da dünya’nın %83’ü elektriğe kavuşacak.
Ortadoğu daha laik olacak
2030’da kentleşme %60’a ulaşacak
Genetik çalışmaları uzay çalışmaları ile paralel seyredecek
Profesyonbel bilgiye erişim hızlanacağı için eskimesi kolaylaşacak.
Dünya’daki yasal sistemler birbirleri ile bağlantılı hale gelecek.
Üniversite ve kariyer konusunda gelecek daha spesifik konularda olacak.
Yakıtlar değişsede araba hala vazgeçilşmez olacak.
Teknolojik gelişme biyolojik tehditleri artıracak.
2030’da söylediğiniz ve yaptığınız her şey kaydedilebiliyor olacak.

Kaynak: World Future Society

Paylaşın:

Saçmalamalar

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Almanya’da Almanlar yaşıyorsa, Sakarya’da sakarlar mı yaşar ?

-File çorap aldım.
-Fil’e niye aldın ? Kendine alsaydın ya..

-Abi sana Sıla’nın selamı var.
-Hangi Sıla ?
-Gayri Safi Milli HaSıla

-Taşıma suyla neden değirmen dönmez ?
-Çünkü Taşımasu bir Japon kızıdır.
-Peki Taşımasu annesinden nasıl su ister ?
-Mataramasuko.

Bankacı fil neden hapise girmiş ?
-Bankayı hortumladığı için.

-Ya, kızın biri kitap okurken ölmüş.
-Neden ?
-Satırbaşına gelmiş.

-Fransız ihtilali neye karşı yapılmıştır ?
-Sabaha karşı
Okumaya devam et

Paylaşın:

Gazete Manşetleri (1919-2007)

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

1919-1919
1919-1937
1937-1942
1943-1945
1946-1950
1950-1955
1955-1960
1960-1961
1961-1964
1964-1966
1966-1971
1971-1973
1973-1975
1975-1978
1978-1980
1980-1982
1982-1984
1984-1988
1989-1993
1993-1997
1997-1999
1999-2002
2003-2006
2006-2007

Paylaşın:

Ne kadar yaratıcısınız?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Problem çözmek, ihtiyacı gidermek veya istenileni yapmak için hepimiz yaratıcılığımızı kullanırız. Çevrenizdede her zaman yaratıcı insanlar görebilirsiniz. Yaratıcılık konusunda o kadar çok araştırma var ki kimi doğuştan, kimi mecburiyetten kimi ise istenerek geliştirilen bir şey olduğunu savunuyor.

Birde yaratıcı insanlar için ortak özellikler belirlemişler. Bakın bakalım sizde kaç tanesi var;

Hassas – problemlerin farkındalığını sağlaması, başkalarını anlamayı kolaylaştırması açısından önemli.

Para ile motive olmama – para temel ihtiyaç asıl önemli olan yeni bir şeyler ortaya çıkarmak yada bir şeyleri başarmak

Kendi kaderlerini çizerler – bir amaçları ve hedefleri olduğuu bilip bunu gerçekleştirmek için tüm becerilerini seferber ederler.

Uyumludurlar – İnsanlarla uyum içinde olmazsanız yaratıcı olamazsınız.

Belirsizliklere toleransları vardır – Yaratıcı insanlar aynı anda birden fazla alternatifi değerlendirir, kendileri kadar diğerlerininde görüşlerine önem verirler. Belirsizlik onlar için alternatifleri bulmak ve görmek için bir fırsatır.

Araştırmacıdırlar – Hem hislerine güvenirler hemde araştırırlar.

Dünyayı farklı algılarlar – Onların bir çok konuda duyuları farklı çalışır. Farklı görür, duyar, hissederler. Farklı açılardan dünyaya bakmak beyinlerini sonsuz olasılıklara açmalarını sağlar.

Olasılıkları görürler – Yaratıcı olmadığını düşünneler mevcut sınırlar ve imkanlar dahilinde davranmayı tercih ederler. Yaratıcılar her türlü olasılığı değerlendirir, limitleri zorlarlar.

Soru sorarlar – Soru sormak doğalarından gelir çünkü meraklıdırlar.

Sentezlerler – Büyük resmi görürler.

Fantaziye yatkındırlar – Yaratıcı insanların kendi hayal dünyaları vardır. Bazen o dünyaya dalar giderler.

Esnektirler – Fikirlerle uğraşan yaratıcı insanlar esnektirler. Olaylara farklı açılardan bakıp farklı yanıtlar bulmaya çalışırlar.

Rahattırlar – En kolay ve hızlı çözüme doğru giderler ve bu konuda kendilerini kasmazlar.

Hayal güçleri yüksektir – Deneyimlemek yada oynayabilmek için hayal güçlerini kullanırlar.

Sezgileri güçlüdür – Cevapları görebilirler, problemleri oldukça hızlı farkedebilirler.

Orijinaldirler – Orijinallik onlar için itici güçtür.

Beceriklidirler – Alışılmadığı yaparlar, çözülememiş problemleri çözerler, daha önce düşünülmemişi düşünürler.

Enerjiktirler – Her fırsat, problem ve yeni fikir yaratıcı insanlar için heyecanlanma unsurudur. Bu tip durumlarda enerjileri maksimum olur.

Mizah anlayışları vardır – yaratıcılık ve mizah paralel unsurlardır. Yaratıcı olmayanların iyi espiri yapamayacağı söylenir.

Kendilerini gerçekleştirmişlerdir – Bulundukları yerde kendi varlıklarını kabul ettirmiş insanlardır.

İç disiplinleri vardır – Bazen çok dağınık ve dalgın görünmelerine rağmen kendi iç disiplinlerine sahiptirler. Kendi dağınıklıklarında aradıklarını anında bulabilirler. Yaratıcı olmayanların düzenli ve disiplinli yaklaşımlarınada direnç gösterirler.

Kendilerini yetiştirirler – Kendi yetenek ve becerilerinin farkında olarak benim “altın bilezik” dediğim farklı sanat ve becerileri edinirler. Yemek yapan biriyle sohbet ederken bir yandanda nasıl yaptığını izler ve öğrenirler.

Özel ilgi alanları vardır – Eski araba koleksiyonu yapmak, aikido yapmak yada eski kitap koleksiyonculuğu vb enteresan hobileri olur. Enerjilerinin bir kısmını bu hobilerinde iyi olmak için harcarlar.

Kalıplardan uzaktırlar – Mevcut kurallar ve normlardan farklı düşünürler. Buyüzdende çoğu zaman bulundukları ortamda acaip, değişik, garip yada sıradışı diye tanımlanabilirler.

Meraklıdırlar – Alice Harikalar Diyarında kitabındaki çocuk gibi tavşanın adından mağaraya dalarlar. (Matrix filmini seyrettiyseniz Neo’un bilgisayarında “tavşanı takip et” mesajı çıkmıştı)

Açık fikirlidirler – Her türlü olasılık ve yanıta karşı açıktırlar.

Bağımsızdırlar – Bağımsızlık onların yaratıcı fikirlerini açığa çıkarır.

Eleştiricidirler – Herşeye açıktırlar ve her şeyi deneyebilirler fakat bir o kadarda yaptıkları her şeyi daha iyiye erişmek için eleştirirler.

Mevcudu kabullenmezler – Olanı kabullenirsen yaratıcılığa gerek kalmaz.

Kendilerinden emindirler – Hata yapsalarda güvenlerini kaybetmezler. Edison gibi düşünüp yaşanan hataların başarının anahtarı olduğunu düşünürler.

Risk alırlar – Çözüme giden yola risk almaktan çekinmezler.

İnatçıdırlar – Charles Goodyear (mevcut tekerlek teknolojisini bulan) ve Chester Carlson (fotokopiyi bulan, Xerox’ın kurucusu) en iyi örneklerdir. Buldukları şeyler için 30 yıl uğraşmışlardır.

Bu maddelerin hangileri size uyuyor?

Sizi rahatsız eden yada eksik gelen maddeler var mı?

Yaratıcılığı sadece işte değil evde, okulda, sokakta ve her yerde düşünmemiz gerekiyor.

Yukarıda yer alan maddelerden yapamadıklarınız var ise nedenini sorgulayın. Görüşlerinizi benimle lütfen paylaşın.

Paylaşın:

İdeal kilo hesaplama formülü

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Beden Kitle İndeksinizi (BKİ) ve Bel Kalça Oranınızı (BKO) tespit ederek

zayıf mı, şişman mı yoksa normal kiloda mı olduğunuzu öğrenebilirsiniz.

İdeal Kilonuzu Hesaplayın!

BKİ= Kilo (kg) / Boy2 (m2)

BKO= Bel Çevresi (cm) / Kalça Çevresi (cm)

Örnek:

65 kg ağırlığında, 164 cm boyunda, bel çevresi 76 cm ve kalça çevresi

99 cm olan bir kişinin Beden Kitle İndeksi ile Bel Kalça Oranını

hesaplayalım. Bu verileri BKİ ve BKO formüllerine yerleştirelim:

BKİ = 65 / (1.64 x 1.64) = 65 / 2.6896 = 24.16

BKO= 76 / 99 = 0.76

Şimdi aşağıdaki tabloya göre bir değerlendirme yapalım ve bu kişi

“Şişman mı yoksa zayıf mı?” anlayalım.

Beden Kitle İndeksi

19’dan küçük: Çok zayıf

20-25 arasında : Normal kilolu

25-30 arasında: Hafif şişman

30 ve üzerinde: Şişman (Obez)

40 ve üzerinde: Aşırı Şişman (Morbid obez)

BKİ değeri 24.08 olan kişi tablodan anlaşılacağı gibi normal kilo

sınırları içinde yer alıyor. Ancak hemen bu kişi normal kilodadır

diyemiyoruz. Yani BKİ değeri tek başına şişmanlığı tespit etmemiz

için yeterli değildir.

Çünkü şişmanlık vücutta yağ oranının fazla olmasıdır. Bel kalça oranı

bize bireyin abdominal (karın bölgesi) yaşlanma seviyesini gösterir.

Ancak bu iki değeri de hesapladıktan sonra gerçek sonucu söyleyebiliriz.

Bel Kalça Oranı

Kadında 0.8 den küçük, erkekte 0.9 dan küçük olmalıdır.

BKO değeri 0.76 olan örneğimizdeki kişinin ideal kilo sınırları içinde yer

Aldığını söyleyebiliriz.

Kaynak:

Gebelik ve Emzirme Döneminde Beslenme Kitabı / Yazar: Diyetisyen Aysen Arıcan

Paylaşın:

Diplomasi

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız
catahoula-leopar-kopegi--5Adamın biri Afrika’da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş.
Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor. ‘Şimdi başım dertte’ diye düşünmüş minik köpek.Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yöne çevirerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş. Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş; ‘Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mi?’

Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış. ‘Tam zamanında kurtardım yoksa bu köpeğe yem olacaktım’ diye düşünmüş leopar.

Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabileceğini düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış.

Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna: ‘Atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım’ demiş. Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş.

‘Şimdi ne yapacağım’ diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş.

Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri kemirmeye devam etmiş. Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konuşmuş;
‘Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok!’

Diploması böyle bir şey iste:

*Hızlı düşün,
*Sakin ol,
*Güçlü görün,

Paylaşın:

Soslar

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bu yazı emailime gelince paylaşmadan edemedim. Benim gibi yemeği seven birileri için oldukça doyurucu bir içerik.

Zeytinyağlı Soslar

Zeytinyağı ile sarımsak Akdeniz mutfağının ayrılmaz bir parçası ve simgesidir. Hatta Akdeniz mutfağı bunlarla bütünleşmiş denebilir. Zeytinyağı balık yemeklerinde, özellikle fırın ve ızgaralarda sos olarak kullanılmaktadır. Bu kullanımda sarımsak da çoğu zaman zeytinyağına eşlik etmiştir. Bunlardan bazı örnekleri aşağıda bulabilirsiniz. Tamamını ızgara, fırın ve hatta tava yemeklerinde kullanabilirsiniz.

Sicilya usulü zeytinyağlı sos (Sal Moriglio):

Zeytinyağına limon suyunda çırpılmış otlar (örneğin kekik, maydanoz, biberiye) ve dövülmüş sarımsak ilavesi ile yapılır.

Piedmonte usulü sos (Bagna Cauda):

Dövülmüş sarımsağın, çeşitli baharatlı bitkilerin (örneğin kekik) zeytinyağı içinde dinlendirilmesi ile yapılır.

Cenova usulü sos (Pesto):

Dövülmüş çam fıstığı ile fesleğenin zeytinyağı içinde dinlendirilmesi ile yapılır.

Dalmaçya usulü zeytinyağlı sos:

Rafine edilmemiş koyu ev tipi zeytinyağında dövülmüş sarımsağın dinlendirilmesi ile yapılır

Marsilya usulü zeytinyağlı sos (Ailade):

Dövülüp zeytinyağında dinlendirilmiş sarımsaklı karışıma dövülmüş ceviz ilavesi ile yapılır.

Yunan usulü zeytinyağlı sos (Skordalia):

Ufalanmış ve ıslatılmış bayat ekmek veya patates püresi içine dövülmüş ceviz, zeytinyağı ve sirke ilavesi ile yapılır. Kökü Bizans’a kadar dayanan bu sos bizim taratorun ağababasıdır.

Limonlu balık sosu:

Eşit miktarda limon suyu ile zeytinyağına dövülmüş sarımsak veya sarımsak tozu ilave edip karıştırılarak hazırlanır. Lokantalarda balık sosu olarak bolca kullanılan bu karışımı istenirse ince doğranmış maydanoz ve taze soğanın yeşil kısımları da rondodan geçirilerek ilave edilebilir.

Sirke ve soğanlı balık sosu

Taze soğanı ayıklayıp ince doğrayın ve bir kaba alın. Zeytinyağı ve sirke ilave edin. Ayıklanmış ve ince doğranmış dereotunu, sirkeyi ve kararınca tuzu ilave edip karıştırın. Sirke sevmeyenler aynı miktarda limon suyu kullanabilirler.

Paylaşın:

Bloglasak mı bloglamasak mı?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Wharton Üniversitesi blog kullanımı ile ilgili kendi içinde bir araştırma yapıyor. Çok enteresan bulgular elde ediliyor.

İş etiği ve hukuk konusunda Wharton profesörlerinden Dan Hunter günde yaklaşık 100’e yakın blog okurken ipin ucunu kaçırıyor ve takip edemez hale geliyor. Daha sonra teknoloji, entellektüel sermaye, video oyunları, mimari, iç mimari vb. konularda 50 blog’u düzenli takip etmeye başlıyor. “Böylelikle hem profesyonel hemde özel hayatımda kendini güncel tutabildiğini söylüyor.

Pew Internet & American Life Project(www.pew.org) raporuna göre ABD’de internet kulanıcılarının %39’u olan 57 milyon kullanıcının blogları okuduğunu gösteriyor. Hatta 12 milyon kullanıcınında kendi blog’u var. Blog yazma sebepleri farklı farklı: profesyonel yada kişisel fikirlerini paylaşma, mizah paylaşımı, politşk ve siyasi gelişmelerde yorum yapmak veya güncel olaylar hakkında görüşlerini yazmak

Aynı bölümün profesörlerinden Kevin Werbach ise profesyonek bir blog yönetim aracı olan NetNewsWire kullanarak 300-400 blog’u güncelleme olduğunda okuyarak takip ediyor. Herhangi bir sorusu olduğunda blogger’a sormaktan çekinmediğini belirtiyor. Ayrıca kendisi telekom politikaları, yeni jenerasyon internet firmaları ve iş modelleri ile yeni iletişim teknolojileri üzerinde bir blog tutuyor.

İstatistik ve Bilgi Teknolojileri profesörlerinden J. Michael Steele ise İstatistik 434 adlı dersini blog üzerinden veriyor. Bu bloguna ders içeriklerini, notları, ödevleri koyuyor. Ayrıca özel blog’unda kuş gribinin ekonomik etkileri üzerine yazıyor. Aslında burada yaptığı kuş gribini merkeze alarak çeşitli konularla bağlantısını kurmak. Ör Paris Hiton ve Kuş Gribi vb. Enteresan bir fikir gerçekten.

Peki bu blog patlaması nereye kadar gidecek?

Şu anda bloglar daha önce sesini duyurma şansı olmayanlar için büyük bir fırsat durumunda. Ayrıca bloglara olan ilgi bir üyelik mekanizması olmamasına karşın(son dönemde feedblitz çıktı ama sayılmaz) insanların favourite’larına, bookmark’larına yada sık kullanılanlarına atarak destekledikleri bir medyaya dönüştü.

Boglardaki bir sıkıntıda herhangi birinini “ben bu konunun uzmanıyım” diye işe girişmesi. Bu yüzen blogger’ların özgeçmişleri onları takip edenler için çok önemli.

Pazarlama bölümü profesörlerinden Barbara E. Kahn bazı bloglarda yaratıcı fikirler, müşteri yorumları vb. yararlı bilgiler bulduğunu belirtiyor. Aslında herhnagi bir müşteri şikayeti gördüğünde bu konu ile ilgili diğer internet sitelerindede araştırma yaparak bir pazararaştırması yapabildiğini belirtiyor.

İşletme profesörlerinen Saikat Chaudhuri ise bloglara biraz şüpheci yaklaşıyor. Gerçekten işine yarayan bloglara bir değerlendirme süreci sonrasında karar veriyor.

Bloglar bir çoğuna göre yeterince gürültü yaratıyorlar ve değer içeriyorlar. Bloglar bireysel düşünceleri içerdiğinden ve social bookmarking siteleride (digg.com) en çok ilgi çeken konuları derleyince aslında çoğunluğun neler izlediğini yada nabzını tutmanın bloglar sayesinde bir yolu olduğu ortaya çıkıyor.

Diğer öğretim görevlilerinin bloglara yaklaşımı farklılık gösteriyor, bir kısmı bazı blogları haftada bir takip etmeye çalışıyor, bazıları derslerinde kullanabilecekleri malzemeleri toplayabilecekleri blogları tercih ediyorlar.

Bloglar insanların profesyonel ve özel kişisel dünyalarını paylaşabildikleri önemli bir mecra olarak hayatımıza girdi. Internet’i bilgi edinmek ve eğlenme amaçlı kullananlarda blog içeriklerini izliyorlar.

Ayrıca bloglar için ekapanık yada kendini ifade etme konusunda kapalı olanları açıp, açık olanların kendilerini geliştirmelerini sağlıyor. Özellikle öğrencilerin blog açma konusunda cesaretlendirildiği ve böylelikle daha dışa dönük hale geldikleri belirtiliyor. Böylelikle hata yapmaktan korkmalarından yada baskı altında bir şeyler yapmalarındansa kendilerine ait bir alanda özgürce kendilerini ifade edebilecekleri iddası var.

Paylaşın:

Finansal geleceğiniz elinizde

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Birilerinin kolayca zengin olması, diğerlerinin ise her şeyi denemelerine rağmen finansal sıkıntılarının bitmemesi doğal mı? Sizce bu iki tip insan arasında ne tip farklılıklar var?

Eğitim, zeka, beceri, zamanlama, iş yapma şekilleri, bağlantıları(sempatik kanalları), şansları, iş-yatırım tercihleri mi?

Hiç biri değil.

Milyoner Beynin Sırları (Secrets of the Millionaire Mind) adlı kitabında T. Harv Eker şöyle diyor: “Bana 5 dakika verin sizin geri kalan hayatınıza ilişkin finansal geleceğinizi size söyleyeyim!” Eker sizin para ve başarı planlarınızı tanımlıyor. Kişisel para planlarımızın bilinçaltımıza kazınmış olduğunu iddia ediyor ve finansal hayatımız ile ilgili kararlarımızda çok etkin rol oynadığını ekliyor.

Pazarlama, satış, görüşme taktikleri, borsa, emlak vb. birçok konuda çok bilgi sahibi olabilirsiniz ancak beyninizdeki para planınız yüksek başarı için ayarlanmamış ise hiç bir zaman o kadar çok paranız olmayacak demektir. İyi haber ise bu bilinçaltınızdaki engeli kaldırabilir, kendi para planınızı sıfırlayabilir, doğal ve otomatik bir başarı sürecini başlatabilirsiniz.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde sokağın, mizahın, kalbinizin ve çocukluğunuzun finansal geleceğinizi nasıl etkilediği anlatılıyor. Böylelikle sürekli büyüyüp gelişecek bir parasal geleceğinizin olması için revize eteniz gerekenleri öğreniyorsunuz.

İkinci bölümde varlıklı insanların diğer orta sınıf insanlardan nasıl farklı düşünüp davrandıklarına ilişkin 17 madde var. Her maddeye ilişkin prtatik örnekler vererek sizinde denemenizi öneriyor.

Eğer finansal durumunuzdan memnun değilseniz parasal kararlarınızı ve bu konudaki düşünce tarzınızı değiştirmeniz gerekiyor. Her sizi bir şey yapmazsanız hiçbir şey ayağınıza gelmeyecek diyor yazar. Eğer zengin insanların hayatlarını, düşünce ve davranış şekillerini iyi gözlemlerseniz sizde kendi adınıza bir atılım yapabilirsiniz.

Yaptırdığı çalışmalardan birisinde;

Sizce para ve başarının ne anlama geldiğini 5 dakikada tanımlayın. Herkesin bu konuda bir bakış açısı mutlaka vardır. Bu bakış açısı düşüncelerinizi, duygularınızı ve para ile ilgili hareketlerinizi belirler.

Geçmişiniz çok önemli. Geçmişinizde sizin bakış açınızı belirleyen aileniz, arkadaşlarınız, büyükleriniz, komşularınız, öğretmenleriniz, hocalarınız, medya ve bulunduğunuz ortamın kültürüydü. Eğer nereye gittiğinizi bilmiyorsanız nereye gittiğiniz farketmez. Yanlış yoldaysanız farkettiğinizde düzeltme şansınız hep vardır.

Paylaşın: