SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Yenilikçi fikri satmak
Nis 21st, 2009 by savassakar

Guy Kawasaki benim sürekli takip ettiğim blogger’lardan biridir. Geçen sene PubCon’da yaptığı sunumda yenilikçi firmaların yeni ürün ve servis geliştirmelerde dikkat etmeleri gerekenlerden bahsetmiş. Bende sizlere dilim döndüğünce aktarmaya çalışayım;

1) Anlam yaratmak – Bir yenilikte en önemli şey anlamlı olmasıdır. Uzun dönem başarının anahtarı anlamlı ürün ve servislerin geliştirilmesidir. Anlamlı olmak ise insanların hayatına ve aldıkları verime olan olumlu etkidir. Yatırımcılar yatırım yapacakları projenin insan hayatına katkısını değerlendirirler.

2) Mantranızı* hazırlayın – Sadece birkaç kelime ile varlığınızı ifade edebilmeniz gerekir. Uzun ve sıkıcı misyon, vizyonlar sadece kafa karıştırır. Örneğin;

Milliyet – Basında Güven

Nokia – Connecting People

Savaş Şakar – There is no spoon!

3) Yeni dalgaya sıçrayın – Mevcut ürünleriniz üzerinde kısmi değişikliklerle kendinizi kısıtlamayın. İleriye bakarak hangi tip problemlerin çözümlenmesi gerektiğini analiz edip bu problemlerin ne tip yeni ürünlerle çözülebileceğini sürekli düşünün.

4) DATİD kuralı :

Derinlik: İyi ürün ve servisler, hizmet süresince sizinle beraber büyümelidirler. Örneğin lambası olan terlik olsa hem ayağınızı koruyacak hemde gece yürürken önünüzü görmenizi sağlayacaktır.

Akıllı: İnsanların ihtiyacı olan bir ürün olmalı. Örneğin birden fazla pil boyutu ile çalışabilen lamba olsa, elinizdeki pil neyse omu takar kullanırsınız.

Tam Olma: Sadece araba satmak değil, öncesinde ve sonrasındaki hizmetleri verme, yedek parça, bakım, kasko vb.

İncelik: Apple yada iPOD’daki tasarımı düşünün. İyi birtasarım çok önemlidir.

Duygulandırıcı: Harley Davidson en şiyi örneklerden biridir. Ürünlerine duyguyu kataak sadakati en üst düzeyde tutarlar.

5) Çekinme, üstüne git – Gerçekçi olmak gerekirse, asla özür dileyemeyeceğimiz bir pazarda yer alıyoruz. Bu yüzden hem hızlı ilerlemeli hemde doğru iş çıkarmalıyız.

6) İnsanları Toplayın – Müşteri tabanı oluşturmaktan çekinmeyin. Ürünlerin asıl geliştiricisi kullanıcı gruplarıdır.

7) 100 çiçeklik buket yapın – Yüksek sayıda üyeniz olmasına rağmen bunların çoğu doğru müşteri değilse probleminiz yok demektir. Herkese çiçek dağıtmaya devam edebilirsiniz çünkü artık iyi müşterinizin kim olduğunu biliyorsunuzdur.

İnsanlara gidin ve satın aldıkları ürünleri neden aldıklarını sorun. Herkesin bir sebebi vardır ve bunu değiştirmek zordur. Fakat rakip ürünleri alanların düşünceleri sizin ürünlerinizi ne yöndedeğiştirmeniz gerektiği konusunda size kılavuzluk ederler.

Bazen ummadığınız ürününüz popüler olurken, istediğiniz ürün olmayabilir. Bu tip durumlarda belki ürünün yönünün değiştirmek gerekebilir.

8) Çalkala yavrum çalkala – Eğer devrimci, yenlikçi bir tarafınız varsa hayatınız reddetmekle geçecek demektir. Size yaptığınız işler esnasında “Yapamazsın” “Beceremezsin” gibi bir sürü eleştiri gelecektir. Siz yaptığınız işi bitirip karşınıza aldıktan sonra insanların bu tip eleştirilerini dikkate almaya başlayın.

Birinci versiyonu yapmadan ikinici versiyona geçmeyin. Nelerle karşılaşacağınızı ve neleri ekleyip-çıkarscağınızı ancak birinci versiyondan sonra netleştirebilirsiniz.

9) Niş olmak – Sadecesiz üretmediğiniz halde değer içeren bir ürün yaratmışsanız fiyatalarekabet etmek zorundasınız. Eğer sadece size özel bir ürün olursa hem köşebaşını hemde fiyatı belirleyen konumunu kapmış olursunuz. Ve iyi bir fiyatlama ve politika ile o alana girişlerin önünün bile kesebilirsiniz.

Yatırımcılara fikrinizi götürürken 10/20/30 kuralını uygulayın;

• 10 adet – sunumunuzda kullanacağınız optimum sayfa sayısı

• 20 dakika – sunum süreniz

• 30 boy– Sunumunuzdaki font büyüklüğü. Hatta dinleyicilerin ortalama yaşının yarısı kadarını font standartı olarak kullanabilirsiniz.

10) Negatiflerin Etkisi – Bazı yatırımcılar size karşı olumsuz tavır sergilerler ve sizin moralinizi bozarlar. 2 tip vardır diyebiliriz; Cahil olup bilmeden eleştirenler ile ben zenginim beni ikna etmek zordur diyenler ki bunlara para ile zeka arasında bir korelasyon olmadığını hatırlatmak gerekir.

* http://tr.wikipedia.org/wiki/Mantra

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Kendini markalaştırmak
Nis 18th, 2009 by savassakar

Yaptığınız işte kendinizi geliştirdikçe ve konunuzda uzmanlaştıkça artan güveninize paralel olarak kurum içinde ve dışında(müşterileriniz) farkedilmeye başlarsınız. Yarattığınız fark ve kattığınız değere paralel olarak bazen prim, bazen terfi, bazende daha önemli sorumluluklar, görevler alırsınız.

Benim tecrübelerimde dikkatimi çeken en önemli şey, bazılarının egosuna yenilip kendindeki gelişimi çok fazla önemsemesi, kendini iş hayatının odağına koyması ve yaptığı her şeyin karşılığını parasal ya da kıdemsel olarak beklemesi olmuştur. İşte bu noktada bu kişilerin atladıkları şey, şöhretlerinin aldığı zarardır. Uzun süreler emek vererek elde ettiğiniz kişisel şöhretiniz ya da diğer bir deyimle kişisel markanız sizin en büyük hazinenizdir ve onu korumak zorundasınız. Bu yüzdende dengeli davranmanız çok önemli.

Size önerim ödülü hedef edinerek başardığınız işler gerçek başarılarınızı göstermez. Çünkü herkes(yöneticiler) her şeyin farkındadır. Sizin inanarak, gönülden ve isteyerek yaptığınız çalışmaların sonuçları size gerçek başarıyı, şöhreti getirr.

İş bitirmeye odaklılığınızı markalaştırın. Yani size verilen işi, her türlü kısıt altında, herkese ve her şeye rağmen başarmayı hedef edinin. Hedefine ulaşan ok olmak önemlidir. Yoksa ne kadar sağlam olduğunuz yada ne kadar hızlı gittiğiniz değil. Başladığınız işi bitirin ve kendinizi bitirdiğiniz işlerle tanımlayın. Durumdan görev çıkarmak ve çıkan görevi en iyi şekilde ve zamanında yapmak davranış tarzınız olmalıdır.

Kariyerinizde yükselmek demek sadece maaş yada kıdem artışı olmamalıdır. Aynı zamanda sorumluluğunuzda artıyorsa iyi bir kişisel marka oluşturma yolundasınız demektir.

Çalıştığınız şirketi bir gemi gibi düşünün. O gemideki sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz geminin ilerlemeyeceğini unutmayın. Hatta sizin başarınızın sizinle beraber çalışan iş arkadaşlarınızla olan işbirliği ve koordinasyona da bağlı oldunu unutmamanız gerekir. İş arkadaşlarınızla kuracağınız iyi ilişkiler ki buna Türkiye’de “sempatik kanal” da denir sizin kişisel markanızı güçlendirici önemli faktörlerdne biridir.

Yöneticinizi ancak onun yöneticisini memnun ettiğinizde memenun edebilirsiniz. (Tekerleme gibi oldu) Büyük resimi görmeye çalışın ve yöneticinizin rapor vereceği tarafı memnun edecek sonuçlara odaklanın. Böylece her türlü kazanma şansınızı artırırsınız.

Kendi markanızı geliştirmek maraton koşusudur, hız koşusu değildir. Bu koşuda karşınıza bir çok engel çıkabilir, yorulabilirsiniz. Ancak neolursa olsun yolunuzdan çıkmamanız ve pes etmemeniz çok önemli. Hayatınız boyunca iyi-kötü insanlarla bir arada olacasınız ve her türlüsüyle birlikte yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerek.

Bir şeyler yaparak ilerlersiniz, bir şeylerin olmasını bekleyerek değil. Kendiniz için kendiniz varsınız unutmayın.

Yolunuz açık olsun

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Ses ile pazarlama
Nis 17th, 2009 by savassakar

2004 yılında Garanti’de çalışıyor iken “konuşan ekstre” yapalım diye bir öneri getirmiştim. Gönderdiğimiz elektronik ekstrelerin(pdf) içine reklam spotu eklemekti ve bir örneğini hazırlamıştım. Maalesef o dönemde tutulmayan bir fikir olsa da 2008 yılı sonunda bu sefer Garanti’nin danışmanı iken tekrar gündeme getirdiğimde ilgilenildi ve üye işyerlerinin ekstrelerine ses eklendi.

Ses bence alternatif kullanım yolları ile pazarlamada yeni bir konsept olarak daha fazla önem kazanmaya başlayacak. Aslında pazarlama açısından ses kayıtlarının ya da canlı olarak sesin daha verimli kullanılabileceği ve çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bu yüzden SES’ i ” akıllı ” kullanma konusunda birkaç cin fikri sizlerle paylaşmak istedim;

Otomatik dilenciler – Size yoldaki bir makine yapacağınız bağışın Çocuk Esirgeme Kurumuna vb. gideceğini söylese ve hatta belki çocukların kendi seslerinden şiirler okusa. Sokaklarda bizlerden çok daha zengin olan dilencilere para vermekten daha iyi olmaz mı?

Turizm – Aslında miniaturk, gezi botları vb. yerlerde artık birkaç dilde size orayı anlatan ve bilgi veren cihazlar var. Elinizdeki bileti makineye okuttuktan sonra dil seçeneğini seçip dinlemeye başlıyorsunuz.

Sanal Açıklayıcılar – Bazı makinelerin nasıl kullanılacağı çokta kolay olmuyor. Örneğin artık birçok mağazada karşıma çıkan 2 YTL’yi içine atıp kolu çevirdiğinizde oyuncak düşüren makineler var. Bu makinelere 30 saniyelik bir ses kaydı konup insanlara yol gösterilebilir. Aynı şekilde bankaların ATM makinalarınada bu tip sesli yol göstericiler konulmalıdır.

Hoşgeldin – Bir restauranta, otele yada mağazaya girdiğinizde size hoşgeldin diyen, çıkarken güle güle diyen bir ses kaydı hoş olmaz mıydı.

Minyatür – Doğum günü pastanızın mumları yandığında yada hediye paketini açtığınızda tebrik mesajınıda dinleyebilirsiniz. Hatta hediye paketinizden çıkan bir kodu internette bir siteye girip hediyeyi size gönderenin mesajını dinleyebilseniz fena mı olurdu?

Mağazalar – Aslında birçok mağaza şu departmanda şu indirim var vb. kullanıyor ama hiç biri şu markanın promosyonu şu bölümde gidin tadın yada bugün şu gazeteyi okudunuz mu vb. bir mesajı vermiyorlar.

Ringback tone’lar – Birisi sizi cep telefonunuzdan aradığında ona müzik dinletebiliyorsunuz. Hatta bir dönem telesekreter mesajınızı kendiniz kaydedip onu da dinletebiliyordunuz.

Espiri – Evdeki telesekreterinize bir fıkra yada bir anınızı kaydederseniz siz evde yokken arayanlar bunu dinleyebilirler. Eğer bir kurumsanız neden reklam spotlarınızı yada scriptlerinizi koymayasınız ki?

Gelecekte – Size evden çıkarken açık unuttuğunuz ışıkları yada cihazları hatırlatma, arabanızdan inerken dışarının hava durumunu hatırlatabilir.

Ciddi Öneri: Bir bankanın internet sitesine girdiğinizde ve bilgisayarınızda mikrofon var ise ör.”Garanti” dediğinizde login sayfası açılsa iyi olmaz mıydı? Ama o kadar…Daha fazla yüksek ses ile finansal bilgileri ifşa etmenin manası yok:)))

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Anne-babalar sağlıklı bir özgüven gelişimi için ne yapabilirler?
Nis 17th, 2009 by savassakar

Sağlıklı bir özgüven dünya gerçeklerine karşı çocuklarımızın güvencesidir. Kendilerini ne kadar iyi hissederlerse sıkıntıların üzerinden o kadar kolay gelebilirler, negatif baskılara karşı direnebilirler. Hayatan keyif almalı ve gülümsemeyi hiç bırakmamalıdırlar. Bu tipteki özgüveni yüksek çocuklar genellikle gerçekçi ve iyimser olurlar.

Özgüveni az olan çocuklarda ise korku ve hayal kırıklığının getirdiği bir eziklik görürsünüz. Kendilerini zayıf olarak gördükleri için problemlerin üzerinden gelmede zorlanırlar. Üstelik gelecekteki yaşamlarında da “Ben iyi değilim” “Hiç bir şeyi doğru dürüst yapamıyorum” düşüncesine kapılırlar. Her hangi bir zor durumla karşılaştıklarında hiç düşünmeden “ben yapamam” deyiverirler. Bu yüzden iyi ebeveynler olmak istiyorsak çocuklarımızın özgüvenlerini geliştirmek için elimizden geleni yapmak zorundayız.

Özgüven nedir?

Özgüven, türkçe sözlükte “İnsanın kendine güvenme duygusu” olarak geçiyor. Yani kendimize duyduğumuz inanç ve duygular ve kendimizle ilgili farkındalıklarımız.

Özgüven daha bebeklik dönemlerinde gelişmeye başlıyor. Örneğin bir sandalyeye kendi çabasıyla çıkabilen bir çocuk kendine güvenmeye başlıyor. O sandalyeye çıkmaya çalışırken ona başarma şansı vermeyip dayanamayıp hemen yardım eden ebeveynler ise çocuğa verdikleri zararın farkında olmuyorlar. Çocuklar birçok başarısız deneme sonucunda başarmayı öğrenirler. Böylece kalıcı bir bilgi edinmiş olurlar. Sürekli kaşıkla ağzını bulmaya çalışan çocuk sonunda başarıp takdir gördüğünde bunu “yapılması gereken ve doğru davranış” olarak öğrenecektir. Bu noktada “inadın” başarıyı getirdiği söylenebilir.

Çocuk her denemesinde ve yanılmasında kendi yapabilirliği ve kapasitesi konusunda fikir sahibi olur. Aynı zamanda bu deneme-yanılma seansları ile paralel olarak diğer insanlarlada ilişki içerisindedirler. Bu yüzden biz ebeveynlere bu aşamada çok iş düşüyor.

Özgüven aynı zamanda çocuğun sevildiğini hissetmesinede bağlıdır. Bir şey başaran çocuğun mutluluğu eğer sevildiğini hissetmiyorsa özgüvensizliğe dönüşmektedir. Aynı şekilde sevildiğini bilmesine rağmen kendi yapabilirlikleri konusunda tereddüt yaşayan çocuklarda özgüven açısından zayıf kalmaktadırlar. Burada her yerde olduğu gibi DENGE önem kazanmaktadır.

Özgüvenin sağlıklı olup olmadığını nasıl anlarız?

Özgüven çocuk büyüdükçe iniş çıkışlar gösterecektir. Her yeni deneyim sebebiyle bu iniş çıkışların olması çok doğaldır. İşte bu noktada biz ebeveynler bazı mesajları iyi algılamak zorundayız.

Özgüveni eksik çocuk meraklı değildir ve yeni şeyleri denemeyi istemez. Kendisi ile ilgili sürekli olumsuz şeyler söyler. “Ben bunu yapamam” “Ben aptalım” vb. Çok çabuk pes eder, hiç bir konuda sıkıştırılmaya gelemez. Çok çabuk hayal kırıklığına uğrar ve mutsuz olurlar. Kötümserdirler.

Özgüveni yüksek olan çocuk başkalarıyla birşeyler yapmaktan hoşlanır. Grup aktivitelerinden ve başkalarıyla birlikte bir şeyleri kovalamaktan keyif duyar. Sıkıntılı bir durumda çözüm bulmaya çalışır. Kendini yada başkalarını kötüleyen cümleler kurmaz. “Anlayamadım” der ama “Anlayamam” demez. Güçlü ve zayıf yanlarının farkında olarak kabullenmiştir. İyimserdir.

Söylediğiniz sözlere çok dikkat edin. Çocuklar anne-babalarının sözlerine karşı çok hassastırlar.

Sadece bir şeyi başardığı için değil gösterdiği efor içinde takdir etmeyi unutmayın. Gerçekçi olun. Eğer çocuğunuz basket takımına giremediyse “daha çok süt içip boyunu uzatırız, seneye girersin” gibi yalan vaadlerde bulunmayın. Ona “evet takıma giremedin ama elinden gelen gayreti gösterdin, aferin” diye yaklaşın.

İyi model olun. Çocuğunuz siz model alacak ve kopyalayacaktır. Eğer siz olumsuz ve kötümser olursanız çocuğunuzda bundan olumsuz etkilenecektir. Kendi özgüveninizi geliştirmeniz çocuğunuzun özgüveninin gelişmesi için çok önemlidir.

Çocuğunuzun gerçekçi olamayan inançlarını tanımlayın ve düzeltin. Ebeveyler çocuklarının kendileri ile ilgili gerçekçi olmayan inançlarını tanımlamalıdırlar. Örneğin beceriksiz olduğunu düşünme yada mükemmel olduğunu düşünme vb. Çocuğunuzun kendini gerçekçi ölçülerde değerlendirebileceği standartları koymaya çalışın. Eğer müdahale etmezseniz gerçekçi olmayan inançlarını tekrarlaya tekrarlaya bir süre sonra kendilerini iyice inandıracaklardır. Örneğin birçok dersinde başarılı olmasına rağmen matematikte takılan bir çocuk “Matematiği beceremiyorum, kötü bir öğrenciyim” diye düşünebilir. Buyanlış düşünce aynı zamanda bu çocuğun hata yapma olasılığınıda artıracaktır. Sadece çocuğunuzu elinden gayreti gösterme konusunda cesaretlendirmeli ve gereken gayreti gösterdikten sonra başardığını görmesini sağlamalısınız. “Sizin söylemeniz gereken “Sen iyi bir öğrencisin. Sadece Matematik dersi biraz daha fazla vakit ayırman gereken bir ders.” demeniz bile morali yükseltecektir.

Çocuğunuza karşı doğal ve içten olmalısınız. Çocuğunuzun özgüvenini geliştirme konusunda uzun bir yolunuz var ve sizin motivasyonunuz çocuğunuza olan sevginiz. Çocuğunuza sarılmayı unutmayın. Onunla gurur duyduğunuzu her fırsatta dile getirin. Bazen yemek çantasına onu çok sevdiğinizi veya onun çok iyi olduüğunu belirten mesajlar bırakabilirsiniz.

Çocuklar kaplerinden geçenleri doğrudan söylerler. Sizde ona pozitif ve net bir cevapla geri dönün. Bazen taşkınlıkta yapabilirler ama bunun yanlış olduğunu sakin ve açık bir dille anlatmalısınız. Çocuğunuzun doğru düşünceve davranışlarını takdir edip ödüllendirdiğiniz sürece hayatı boyunca doğru kararlar alması ile ilgili eğitiminide vermiş olacaksınız.

Güvenli bir ev ortamı yaratın. Kendini güvende hissetmeyen veya yaşadığı ortamdan rahatsız olan çocuğun özgüveni gelişmeyecektir. Ebevenleri yanında tartışan çocuk giderek depresif olacak, ailesinden uzaklaşacak ve özgüveni zayıf kalacaktır. Çocuğunuza her zaman SAYGI duymanız gerektiğini asla unutmayın. Ev kadar okul veya başka ortamlardaki istenmeyen ortamlarda çocuğunuzun özgüvenini etkileyeceği için izlemeli ve gerekiyorsa müdahale etmelisiniz.

Çocuklarınızı yapıcı deneyimlerin parçası yapmaya çalışın. Rekabetten çok işbirliğine yönelten uygulamalar çocuklarda özgüveni artıracaktır.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Her çalışan bu soruları düşünür
Nis 16th, 2009 by savassakar

Eğer bir işyerinde çalışıyorsanız belirli dönemlerde kendinize bazı sorular sorarsınız. Bazen bu soruları iş aramadan önce ya da aldığınız bir teklifi değerlendirme aşamasında kendinize sorarsınız.

Bu sorulara ben kendimce yanıtlar vermeye çalıştım ama eminim sizlerin bu konuyu zenginleştirici düşünceleriniz mevcuttur. Ayrıca bu sorulara benim kendi uzmanlık alanlarım doğrultusunda yanıt verdiğimi düşünürsek aslında herkesin farklı yanıtları olacağı sonucuna varabiliriz.

Soru 1: Kendimi 10 yıl sonra nerede görmek istiyorum?

Herhangi bir işi tercih ederken düşünülmesi gereken en stratejik sorulardan birisidir. Bu noktada ya bulunduğunuz yerde devam ederseniz bir sonraki pozisyonunuzun ne olacağını düşünürsünüz yada işten ayrılıp gideceğiniz yerde bu sorunun cevabını ararsınız. Ben 1988 yılında “Toplam Kalite” kavramı ile karşılaşmış, Türkiye’de Şişe Cam’da ilk uygulamaların başladığını öğrenmiştim. Milli Prodüktivite Merkezi ve DİE’ye(şimdiki adı Türkiye İstatistik Kurumu-TÜİK) gidip dokümanlar ve kitaplar almıştım. Geleceğin işi olacağını düşünüyordum ve faydasını gördüm. Internet’te 1997 yılında hayatıma ilk girdiği günden itibaren sarıldığım ve bırakamadığım bir şey olmuştur.

Bundan 10 yıl sonra kendinizi görmek istediğiniz yer ile ilgili basamakları öngörüp kendinizi geliştirmeniz gerekir. Yabancı dil, bilgisayar vb. konularda kendinizi eğitmeye başlamalı ve sabırlı olmalısınız.

Soru 2: Geçiş koşulları nelerdir?

Bir sonraki işe yada pozisyona geçiş sizin uzun vadeli hedefiniz için bir basamak mıdır yoksa sadece koşullarınızı daha iyiye taşıyacak uzun vadeli planınızın dışında farklı bir basamak mıdır?

Bir yola girmek ve orada ısrarlı olmak önemlidir. Size çok cazip gelecek ücretler ve pozisyonlarla teklifler gelebilir karşınıza fırsatlar çıkabilir. Ama alternatif bir yola girmek sizin en baştan başlamanıza yol açabilir. Bu yüzden dikkatli olmanız gerekir. Ben Toplam Kalite Yönetiminden İş Süreçleri Yönetimine ve sonrasında Proje Yönetimi Danışmanlığına kadar taşıdım kendimi. İnternet ile ilgili onlarca proje gerçekleştirip bu konuda Türkiye’deki dinazorlardan biri oldum.

Soru 3: Neden orada çalışmak istiyorum?

Bilgi, deneyim, para, pozisyon gibi klasik cevaplar verilebilir bu soruya. Aslında bir yerde çalışmaya devam etmek yada başka bir yere geçmek söz konusuysa tüm cevapların pozitif olması beklenir. Arkadaşlarla ilişkiler, yemek, ulaşım vb. Siz eğer neden o işyerinde çalıştığınızı açıklayabiliyor ve bundanda memnunsanız problem yok demektir. Çünkü o zaman hayatınıza “keşke”leri katmamışsınız demektir.

Bir şeyler öğreniyor olmak ve yeni şeyler yapmak(rutinden uzak) çalışma hayatında benim için en önemli şeyler oldu. Sosyal biri olduğum için girdiğim her işyerinde herkesle rahatlıkla iletişim kurabildiğim ve yemek, ulaşım gibi konuları aşılamayacak problemler olarak görmediğim için öğrenmek ve yeni şeylerle uğraşmak en önemli hedefler oldu benim için. Şu anda hala proje yönetimi, risk yönetimi, internet projeleri ve son dönemde özellikle proje yönetim metodolojileri danışmanlığı konusunda çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Para için çalışmak çok göreceli bir kavram. Bir çok konuda para kazanabilirsiniz ama para asıl belirleyici olmamalı. Parayı amaç edinmek sizi sevimsiz yollara itebilir.

Bilmediğiniz bir şeyler söylemiyorum ama mevcut çalıştığınız yeri ya da gideceğiniz yeni yeri iyi değerlendirin. Önemli olan sizin iç huzurunuzla en verimli şekilde çalışmanız, kurumunuza ve kendinize maksimum faydayı sağlamanızdır.

Şirketlerin büyük bir kısmı kariyer planı belirlemeyi lüks olarak görürler ya da beceremezler. Bu durumda siz kendi kariyer planınızı çizmek ve onu takip etmek zorundasınızdır.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar