SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Daha iyi ve hızlı öğrenme – 5
May 31st, 2009 by savassakar

öğrenmeÖnemli olan öğrenmek. Şimdi sözüm herkese ama sanki biraz daha fazla öğretmenlerimize. Bu yüzden öncelikle okuyabildiğiniz kadar çok okumanız gerekiyor. Ne kadar çok okursanız o kadar çok öğrenebilirsiniz. Ancak konsantrasyon ve anlayarak okumak çok önemli.

  1. İlgilerinizi çapraz kullanın. Beyninizdeki nöronların birbirleri ile olan bağlantıları size yeni bakış açıları sağlayabileceği gibi aynı zamanda yeni bilgilerin alternatif kullanım yollarını da gösterir.
  2. Yeni bir dil öğrenin. Yeni bir dil yeni bir bakış açısı getirir. Farklı bakış açısı farklı kültürel konseptleri birarada yaşamak farklı fikirlerin önünü açacaktır.
  3. Nasıl öğreneceğinizi öğrenin. Herkesin farklı bir yoğurt yiyişi olduğu gibi öğrenme ve anlama konusunda  farklılıkları vardır. Güçlü taraflarınızı belirleyin(görsel yada işitsel hafıza vb.) kendiniz için en uygun öğrenme yönteminin peşinden gidin.
  4. Neyi bilip neyi bilmediğinizi öğrenin. Gerçekten bir konu hakkında ney ine kadar bilfdiğinizi biliyor olmanız çok önemlidir.

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.

Bilmediğini bilene öğretiniz.

Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

  1. Birden fazla iş ile uğraşmak. Eğer birden fazla iş ile ilgili etkin bir yöntem izleyebilirseniz az zamanda çok iş başarabilirsiniz. Birden fazla iş ile uğraşmak ile aynı anda 2 iş ile uğraşmayı kastetmiyorum. Zaten mümkün değil. Aslında beyninizde birden fazla işi yönetmenizi kastediyorum. Örneğin bir blog yazarı aynı anda birden fazla yazıyı kafasında tasarlayabilir.
  2. Bütünsel yaklaşın. Büyük resmi görmeye çalışmak öğrenmek yada eksiklikleri farketmek için önemli bir fırsattır.
  3. Doğru tekrarlama. Doğru tekrarlama yaparak belirli konu ve konseptlerin üzerinden tekrar geçmek öğrenmeyi hızlandıracaktır.
  4. Kuantum Öğrenme Modeli. Ana hedefi okul ortamını dinamik ve değişken yapmak olan model liderliğe, araştırma temelli öğretme tekniklerine, anlama psikolojisi, öğrenmeve hayat becerilerine, aile ve çevre katılımına odaklanmaktadır. Aslında öğrencilerin hayatından gerçek içerikle oluşan bir eğitim modeli. 3 ana hedefi var: Herkes öğrenebilir, herkes farklı öğrenir ve katılımla, fırsatlarla eğitim daha verimli olur.
  5. Gerekli araçları edinin. Eğer interneti kullanıyorsanız bilgiye daha hızlı erişebilecek yöntemleri bulmaya çalışın. Wikipedia vb siteler ile işinize yarayacak yazılımları araştırın.
  6. Kritik düşünmeyi öğrenin. Yani herkesin doğru diye size söylediği şeyleri filtreleme ve doğru eleyebilmeyi öğrenmeniz gerekir.
  7. Karmaşık problem çözümünü öğrenin. Hayat bir çoğumuzz için çözülmesi gereken problemler serisi değil mi? Öğrenmede bunun bir parçası. Bu yüzden karmaşık durumları olağan algılayarak çözebilmek konusunda kendinizi geliştirebilmelisiniz.
  8. Çift taraflı olmak. Dersler genellikle sıkıcı ve sadece bilgi vermeye yöneliktir. Bigilerg enellikle karatahtaya yazılan yada öğretmenin söylediği sözlerle öğrenilir. Halbuki doğru olan çift taraflı etkileşimi yakalamak, sorular sormak, öğrencilerin katılımını sağlamaktır.
  9. Bilgi piramidi kullanın. Yani önce temeli iyice öğrenmeli daha sonra yavaş yavaş, kat kat bilgiyi derinleştirerek öğrenmeye çalışmalısınız.
  10. Video oyunları kullanın. Şiddet olmayan eğitici oyunlar çok etkili olabilmektedir.
  11. Rol Yaptırın. Gençler genellikle parçası olupdeneyimledikleri konuları iyi öğrenirler. Buyüzden özellikle tarih bilgisini onlara oynatarak öğretmek iyi bir roldür.
  12. 80/20 kuralı. Bilidklerinizin %20’si hayatınızın %80’ini kolaylaştırır.
  13. Hikayeler anlatın. Örneğin atomları anlatırken protonlaın ve nötronların onun komşuları olduğu ve hep etrafında döndükleri gibi hikayeler öğrenmeyi kolaylaştırır.
  14. Uygulamalı öğrenin. Örneğin matematikte zorluk çekiyor olabilirsiniz. Ancak yemek yapma gibi uygulamalı bir eğitim ile birlikte hangi malzemeden ne kadar ölçekte kullanılacağı hesabı yaparken bu konuyu öğrenmeniz kolaylaşır.ı
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Yöneticiler için kurallar
May 28th, 2009 by savassakar

Yapmanız gereken tek şey altınızda çalışan kişinin kendini isbatlama arzusunu yenilemektir , gerisi bu arzunun peşinden kendi düzenini bulur

Öğrendiğiniz her şey sorumluluğunuzdur , bu sorumluluğu biriktirmeyin , devredin. Öğrendiğiniz kadar hızlı bir şekilde devretmeyi beceremezsiniz hareket gücünüzü yitirirsiniz.

Çalışanlarınıza karşı adil değil, ödüllendirici olun. Adalet karşısında çoğu zaman en adil davrandığınız , en zayıf kişi en çok zararı verir.

En çok zamanınızı müşterilerinize , daha sonra altınızda çalışanlara ayırın.Eğer geriye zaman kalırsa üst kademe ile de görüşülebilir. Bazı yöneticiler üste daha çok zaman ayırarak işini garantilemeye çalışır.Oysa müşterilerle aranız iyi olduğu sürece patronla ilişkileriniz çok önemli değildir.

Yöneticilik bir bilim midir ?

Kitaplar yöneticiliğin bir bilim olduğunu öne sürebilir ama pazardaki davranışları incelediğinizde yapılan şeyin bir bilim olmadığını açıkça görürsünüz.

Yöneticilerin hangi kriterleri kullandığını tahmin edemez ve bu kriterleri önceden belirleyemezsiniz. Bazen yöneticilerin de kafalarında önceden oluşturdukları kriterler yoktur.

Gözlem yapamazsınız. Gözlediğiniz sadece davranıştır ancak arkasında yatan amacı kestiremezsiniz.

Yöneticilerin tutarlı olduğunu iddia edemezsiniz.Yöneticiler, hareket ederken önceki davranışından bağımsız olarak, tutarlı olma kaygısı gütmeden tamamen pratik davranırlar. Kar güdüsü bütün hareketlerin çekim merkezidir.

Bir işe yönetici seçerken, yöneticilikle ilgili gerekli kavramlara ne kadar hakim olduğunuz, bir ölçüt değildir.Yöneticiliğin, bu kavramların uygulanması olmadığı herkes bilir ve bu bilgiler yeterli görülmez. Olaylar karşısında göstereceğiniz tepkiler , analiz gücü , soğukkanlılık gibi çalışma pratiklerine daha çok dikkat edilir.Eğer yöneticilik bir bilim olsaydı bu tanımlamalara hakim olabilmek yeterli bir kriter olurdu.

yönetimde, dedikodu bir yöntem olabilir mi ?

Bir yönetici, çoğu kez rakamları, sadece geçmişi değerlendirmek , geleceği öngörmek için kullanır. Ya bugün… Bugün alınacak bir kararda en etkili faktör nedir ?

Önünüze bir belge kondu : buna göre rakip firma A müşterisiyle anlaşma sağlamış , pazarda % x bir Pazar payı hedeflemiş ve parekendeye dağılmaya başlamış…

Önünüze böyle bir rapor konulduktan sonra bu, istifa etmek , yeni bir iş bulmak için 3 aylık bir zaman diliminiz kaldığı anlamına gelir

Bugünün dedikodusu yarının enformasyonudur. Çoğu zaman stratejiler önünüze konan net raporlara göre çizilmez. Rakip firmanın farklı bir müşteriyle yemek yemesi , rakip firmanın normal zamanlarda uğramadığı sizin müşterinizi ziyaret etmeye başlaması hareket etmeniz için doğru zamanlamadır. Yönetici rakamların olgunlaşmasını beklemez , koku alır , hisseder , olasılıkları tahmin eder…

Pepsi yöneticilerinden bir tanesi en iyi kararlarını ne masa başında ne de rakamları incelerken aldığını söylemişti. Bahçesinde ağaçları budarken daha net görebildiğini ve hisleriyle daha doğru kararlar alabildiğini belirtmişti

Diplomasi’de ilk kural şudur : her adımı özenle takip et. Alt düzey bürokratların dahi diğer ülkelere gidiş gelişlerini dikkatle izle ve rutin dışılıkları mutlaka gör.Bir anlaşmayı 3 ay öncesinden ancak bu kıvılcımlar ve dedikodular verir

Belgeler ancak analiz edilebilir , piyasadaki değişim, rakamlar düzeyine ulaşıp olgunlaştıktan sonra verdiğiniz tepkiler sadece bir savunma olabilir

Yıllar önce rakip bir firmamız toptancısını kaldırarak direkt parekendeye ulaşacağının sinyallerini vermişti. Biz ise bu şekilde başarılı olamayacağını ve tekrar eski toptancı sistemine döneceğini tahmin ederek , bekleme kararı almıştık. Bu kararı verirken elimizde ne rakamlar ne de daha önce yaşanmış deneyimler vardı. %10 luk bir kısım bilgi ve tecrübe iken , geri kalan tamamen tahmin , duyum ve dedikodulara dayanıyordu.

ideolojiler döneminden , imaj dönemine

Propaganda şöyle söyler : çoğu insan rakibiniz konusunda ortak bir fikre sahipse , bu olumsuzluğu olabildiğince bağırın. Rakibinizin karşısında duran kitle ile bütünleşmiş ve kolayca taraftar toplamış olursunuz. Bir anda rakibinizin eksiklikleri etrafında oluşmuş bir kitlenin merkezinde bulabilirsiniz kendinizi.

Ancak, herkesin bildiği bir gerçeği manipüle etmeye çalışırsanız, bu kitleyi kazanamaz ,aksine kendinize karşıt bir grup yaratırsınız

Yukarıdaki ilan ilk etapta güzel bir benzetme gibi duruyor. Ya yarattığı tepki, davranışlara etkisi…

“ Mazot 1 ytl olacaktır “ söylemi bir yalandır ama her yalan gibi kendine göre bir taraftar yaratacaktır. Ancak “ Mazot 1 ytl dir “ demek , gerçeği manipüle etmektir .

kural : Gelecekle istediğiniz kadar oynayabilirsiniz ama şimdiye ve geçmişe asla dokunmayın

Bu ilan şimdiye dokunarak yalanını görünür kılıyor

“ Ampül balon çıkacak “ demek dikkat çekici bir çalışma olabilir , korkulara hitap edebilir , soru işaretlerini canlandırabilir , bilinçaltını kışkırtır… “ Ampül balon çıktı “ demek ise yalanı görünür kılmaktır

Motivasyon ve hedefteki dağılma

Firmaların çoğunda hedefler rakam bazında açıklanır. Daha çok satış , daha çok kar , rakibin önüne geçebilme…

Firmanın varoluş amacı bir hedefmiş gibi konularak çalışanın önündeki ufuk yok edilir. Bu tür doğrusal hedefler bir hedef gibi görünmelerine rağmen başlangıç ve bitişinin ayırt edilememesinden , süreçlerinin takip edilememesinden dolayı çalışanları motive etmez.

Motive edici hedefleriniz, insanlara takip edecekleri değil, inanacakları bir şeyler verebilmelidir. Daha fazla satış ya da kar bir motivasyon unsuru olamaz. Daha fazla kar şirketin asıl gayesidir.

IBM geçmiş yıllardaki hedefini 50 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarmayı amaçlamıştı. Apple bilgisayar ise hedefini, her bireyin evine bir bilgisayar sokabilmek olarak belirlemişti.
Yine Domino’s Pizza her eve 30 dakika içerisinde servisi kendisine hedef olarak seçmişti.

IBM, 100 milyar dolara ulaştıktan sonra hedefini tekrar 150 milyar olarak belirleyebilir ancak bu yeni bir hedef değildir , bir anlam ifade etmez.

Öyle bir hedef belirlemelisiniz ki en aşağıda çalışan bir şöför dahi bu hedef içerisinde kendisine düşen kısım için motive olabilsin.

Zamana takılan rakamlar

Şimdi ne kadar güçlüyseniz, geçmişiniz de ancak o kadar güçlü olabilir.

Zaman zaman dikkatimi çeken şey, yöneticilerin geçmişte yaptıkları değerlendirilirken ne sonuçlarıyla ne de başka bir ölçütle değerlendirilmeleri. Geçmişini değerlendirdiğiniz yönetici o an ne kadar güçlüyse, geçmişi de o oranda güçlüdür. Şirketteki gücünü kaybeden ya da şirketten ayrıldıktan sonra iyi olarak anılan yönetici çok azdır.

Başarı, aslında ne bir rakam ne de bir sonuçtur ; rekabetin olduğu yerde ancak bir politika olabilir.

Kaynak: email – bildirilirse eklenecektir

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Işığı Yanan Evler
May 28th, 2009 by savassakar

Kaynak: Prof. Dr. Saffet Solak’ın bir hatırası

Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer.

Gittiğim ilk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacı anneye sıkılarak: “Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?” dedim.

Hacı anne:”Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz” dedi. Merak ettim, tekrar sordum: “Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?”

Hacı anne: “Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, “ışığı yanan bir ev” bulsun diye bekliyoruz.”

Konya Ovası’nda, yada bir başka yerinde Türkiye’nin, trenden inen yabancılar için “Işığı yanan evler” yerinde hâlâ duruyor mudur? Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız.

Şâir öyle diyordu: “Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler.” Şimdi bu güzel insanlar, neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel insanları! Neredesiniz?

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Daha iyi ve hızlı öğrenme – 4
May 28th, 2009 by savassakar

Herkes kendi gelişimi ve öğrenme planlarından sorumludur. Hiç kimse diğerlerinin gelişimi ve öğrenimi için ciddi anlamda kaygı duymaz. Bu yüzden öncelikle öğrenme konusunu kendi içinizde çözmeniz gerekir.

Kendi kendini motivasyon

Kendinize şans verin. Bazen fikirler bir düzine gelebilir. Eğer sadece başarmak istediğinizx şeylere odaklanmayı beyninize öğretebilirseniz iyi fikirleri diğerlerinin içerisinden ayırabilirsiniz. Hem böylelikledaha fazla öğrenmeniz için sizi motive edecek şekilde fikirlerinizi filtrlemiş olursunuz.

Kendinizi motive edin. Neden bir şeyler öğrenmek istiyorsunuz? Öğrenerek neyi başaracaksınız? Eğer neden öğrenmek istediğinizi bilmiyorsanız öğrenemezsiniz.

Hedef koyun. Eğer birşeyleri hayal edebiliu söz gerçekten hedeflere ulaşmada kilit bir söz bence. Gereken şeylere kendinizi hazırlarsanız üstesinden gelemeyeceğiniz şey yoktur. Ancak bunu denemeyen bilemez. Eğer denerseniz bana hak vereceksiniz.

Pozitif düşünün. Eğer öğrenme konusunda kendinize inancınız ve bu konuda olumlu bir bakış açınız yok ise öğrenmeniz zordur.

Organize olun. Öğrenmek bir yetişkinin hayatının bir parçası olmalıdır. Bu yüzden öğrenmeye ayıracağınız zamanı ayarlamalısınız. Yapacağınız işleri bir listehalinde tutabilir ve buna göre zamanınızı organize edebilirsiniz. Eğer bu konuda web üzerinde çalışmak isterseniz Neptune’u deneyebilirsiniz. http://www.neptunehq.com/

Her beceri öğrenilebilir. Bedensel fonksiyonlar hariç hayatın içindeki her türlü beceriyi öğrenebilirsiniz. Burada koyduğunuz hedef ve bu hedefe ulaşmak için harcayacağınız efor ile ayıracağınız zaman önemlidir. Bir insanın yaptığını diğeride yapabilir unutmayın.

Kendinizi öğrenmeye hazırlayın. Sadece pozitif düşünmek başarmak için yetmeyebilir. Bir yetişkin olarka hayatın bir çok gerekleriyle gün içinde boğuşmak zorundasınız. Bu yüzden bu boğuşmaya paralel kendinizi öğrenmeyede hazırlamanız gerekir.

Kendinizi hazırlayın. Herkes kendi gelişimi ve öğrenme planlarından sorumludur. Hiç kimse diğerlerinin gelişimi ve öğrenimi için ciddi anlamda kaygı duymaz. Bu yüzden herkes kendine doğru hayatı çekeceğinden sizi öğrenme konusundaki hedeflerinizden uzaklaştırmaya çalışabilirler.

Kendinize kısıtlar getirin. Herkes düzenli bir yaşam ister. Özgürlük ise bazen kaosu getirir. Ama kaos ile düzenin birlikteliğini yakalamak çok önemlidir. Bu yüzden kendinize iş ibitirme süreis vermek, bir fikir üzerinde çalışmanızı belirli bir süre ile sınırlandırmak, çalıştığınız konularısınırlandırmak bazen çok kısa zamanda çok işleri başarmanızı sağlayabilir.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Aynı dosyalarla PC’nin tekrar açılmasını sağlamak
May 26th, 2009 by savassakar

Eğer bilgisayarınızı bazı dosyalar açıkken istemeden kapatırsanız ya da yeniden başlatırsanız aynı dosyaların tekrar açılması için bir file-klasör içindeyken üst menüden Tools-Araçlar seçmeli, orada Folder options – Dosya Opsiyonlarını seçtikten sonra View-Göster tabında aşağıdaki maddeyi seçmeniz yeterli olacaktır.

folders

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar