Verdiğim danışmanlık ve eğitimleri görmek için tıklayınız
Powered by MaxBlogPress 

Rastlantılar

Olaylar arasında benzerlikler yakaladığımızda ya da belirli olaylarda “şöyle, böyle olacak” gibi öngörülerde bulunup daha önceden yaşadığımız şeyleri tekrar yaşadığımızı düşündüğümüzde bunlara bir anlam atamaya, aralarında bağ kurmaya çalışırız. Bazen doğru çıkarız bazen yanlış.

Örneğin Ahmet size sürekli birilerini şikayet ediyorsa, tekrar yapacağını düşünebilirsiniz. Şirketinizdeki çalışanların yaptıkları işi sevmedikleri için sahiplenmediklerini düşünüyorsanız, olası tüm başarısız işleri bu düşüncenizle bağdaştırırsınız. Her seneki denetimde aynı hatalarınız yakalanıyor fakat devamında bir ceza vb. söz konusu olmuyorsa aynı hataların yapılmaya devam edeceğini düşünebilirsiniz.

Fakat özellikle karar verme noktasına bir yöneticiyseniz, gelişen olaylar zincirini ve altındaki anlamları analiz edebilmeli, sadece rastlantı olup olmadığından emin olmalısınız. Daha sonra pişman olup geri adım atmanıza yol açacak yanlış anlamalardan ve tahmine dayalı yargılamaladan kaçınmalısınız.

Raslantılar hep olacak

Bazen özellikle komplo teoricilerinden ya da kadercilerden şunu duyabilirsiniz: “Raslantı diye bir şey olmaz” yada “Raslantılara inanmam”. Kulağa her ne kadar bir Hollywood filmi gibi heyecanlı ve hoş gelsede “tüm hayatın belirli bir Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Doğru işe doğru eleman nasıl seçilir?

Bugün “doğru işe doğru eleman” sözüne oldukça keyifli yaklaşan bir yazı geçti elime. Bakın ne yapmışlar;

Camı açık bir odaya 101 adet tuğla düzenli bir şekilde konulmuş. Her defasında 2-3 kişiyi içeri alıp birkaç saat yalnız bırakmışlar ve daha sonra yaptıkları şeylere göre işlere yerleştirmişler.

Eğer içerde kalanlar;

Tuğlaları saymışlarsa Muhasebe bölümüne,

Tekrar saymaya başlamışlarsa Kalite Güvence yada İç Denetim’e,

Tuğlaları [...]

Özgürlüğün Resmi

Babası İspanya`nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi.

Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı…

Çok üzülmüştü [...]

Güvenli şifre ne demektir?

Bankacılık yaptığım dönemde internet projeleri ile uğraştığım için “şifre” konusunu hep gündemde olan sıcak konulardan birisi olarak hatırlıyorum. “Şifremi Çaldırdım” yada “Şifremi bulup kullanmışlar” gibi çok şikayet alırdık. Öte yandan katıldığım konferans ve seminerlerde, üniversitelerdeki sunumlarımda sık sık karşıma çıkan bir soru vardı: “Şifrem ne olmalı?”

İşte size cevabı: MANTIK olmalıdır.

Eğer şifrenizi belirlerken UNUTMAMAK için iyi bildiğiniz bir şeyi, kişisel bilgilerinizi kullanıyorsanız ciddi tehlikedesiniz demektir. Çünkü zaten zarar vermeye çalışan kişi, şifre olarak önce kişisel bilgilerinizi denemeye başlar. Eğer birde aynı şifreyi her yerde kullanıyorsanız bu daha kötü çünkü bir kez ele geçirdi mi her yerde bunu denemeye başlayacaktır.

Şimdi size bir uyanığın yöntemini anlatıp daha sonra nasıl şifre belirlenmeliden bahsedeceğim.

Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Evlilik üzerine anektodlar

Melih Cevdet’e sormuşlar “evlilik nedir?” diye. Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘evlenmek’ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik “katlanmaktır” demiş.’

*- Bir adam gazeteye ilan vermiş: ”Eş arıyorum”.  Ertesi gün yüzlerce mektup almış. Hepsi aynı şeyi söylüyormuş. ”Benimkini alabilirsin.”

*- Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz.  ”Ya  arabası yenidir ya da karısı!..”

*- Bir genç babasına sorar; ”Baba evlenmek kaça mal olur?” Baba cevap verir: ”Bilmiyorum oğlum, ben hala ödüyorum.”
Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%