Aylık arşivler: Ağustos 2009

Beyni yaşlanmaktan korumak

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

10’lu yaşlarımda anneme satranç öğretmeye çalışmıştım. O zeki kadının basit bir piyon hareketi dahil bir çok şeyi aklında tutamamasını ve bu yüzden oyunu beğenmemesini hiç anlamamıştım. Ama şimdi anlıyorum ki, o zaman bendeki taze beyin annemdeki yorgun beyni haksız yere eleştiriyordu. Şimdi anlamanın da ötesinde beyni çalışır ve taze tutmak ile ilgili bir çok şey okuyor ve inceliyorum.

Daha önceki Beyninizi güçlendirin ve çalıştırın yazılarımda da bu ilgimi gösterdiği sanıyorum. Tüm bunların yanısıra beyin sağlığımız içinde yapmamız gerekenler var;

Beynimize faydalı gıdalar tüketmek. Genellikle balıklarda daha çok bulunan Omega-3, protein, antioksidanlar, meyvalar, sebzeler ve özellikle vitamin B. Kabul edilebilir oranlarda karbonhidrat.

Beyniniz aktif tutun – Birşeyler öğrenmek, birşeyşerle uğraşmak, bilmece, bulmaca(Sudoku) gibi şeyler beyninizi canlı tutarlar.

Düzenli egzersiz yapın. Egzersiz kan dolaşımınızı artırır, koordinasyonunuzu geliştirir, kalp krizi vb. risklere karşı direncinizi artırır.

Sosyal olun. Arkadaşlarınızla, ailenizle vakit geçirin, özellikle İstanbul’da yaşıyorsanız haftasonları 2 günlüğüne bir yerlere kaçın.

Yeterince uyuyun. Az uyku beyne zarar verir.

Stresi yönetin. Yoga, meditasyon yapın, arkadaşlarla vakit geçirin, nefes almayı öğrenin.

Beyninizi koruyun. Eğer arazi işi yapıyorsanız baretsiz dolaşmayın. Kışın beresiz, yazın şapkasızke çıkmayın.

Diğer sağlık durumunuzu gözden geçirin. Vücudunuzdaki diğer olumsuzluklar beyin sağlığınızı etkileyebilir. Yılda bir kez check-up yaptırın.

Kötü alışkanlıkları bırakın. Sigara, alkol vb.

Paylaşın:

Bir fikirde olması gereken 12 D

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bir fikrin 12 d’nin hepsine birden uymasının ideal bir durum olduğu düşünülerek kullanılması tavsiye ediliyormuş;

1- Durdurur

Kalabalığın arasında kendini gösterir mi? Sesini bağırmadan da duyurur mu?

2- Dahil eder

Tüketiciye cevap hakkı doğuyor mu? Kendinden bir şey buluyor mu?

3- Duru

Karmaşıklaşan hayatlar ve karmaşıklaşan medyada basitçe anlatılıp, en yalın haliyle ifade edilebiliyor mu?

4- Diri

Daha önce kurulmamış bir ilişkiyi ortaya çıkaran taze bir fikir mi?

5- Derdini anlatır

Verdiğiniz mesajın konuştuğunuz insana bir şey ifade ettiğinden ve doğru anlaşılacağından emin misiniz?

6- Doğru

Konuşmayı seçtiğiniz tüketici grubuna, gitmek istediğiniz yere yani stratejinize uyumlu mu?

7- Doğurgan

Başka mecralarda çalışır mı? Radyo spotu olur mu? İnternette çoğalır mı? Gelecek sene tazeleyip devam ettirebilir miyiz?

8- Değer katar

Markamın gerçek sahipleri olan tüketiciler nezdinde markamın değerini artırır mı? satışlara katkıda bulunur mu?

9- Davranışta değişiklik yaratır

Markam hakkındaki düşünceleri, önyargıları olumlu yönde değiştirir ve davranışa yansır mı?

10- Denemeye teşvik eder

Harekete geçirir mi; telefon ettirir, bayiye uğramayı sağlar, daha detaylı bilgi alma isteği uyandırır mı?

11- Dilden dile dolaşır,sohbet esnasında insanların arkadaşlarına anlatmak isteyeceği bir konu yaratır mı? İnsanları olumlu konuşturur mu?

12- Dünyayı gezer

Pasaportu, vizesi var mı? Evrensel mi? Brezilya’da ya da Çin’de de anlaşılır ve etki yaratabilir mi?

Kaynak : Bilinmiyor, email…

Paylaşın:

Yöneticiler için İnsan Yönetme Sanatı

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Gelelim insanlarla uğraşma tarafına. İşin içine insan girdi mi herşey değişir. Ve gerçekten bir sanattır insanlarla uğraşmak. ama unutmamak lazım malzeme insan oldumu iş zordur

1. Çalışanlarınızın gözünde bir lider olabilmelisiniz. Bunu hem hitap şeklinizle, hem bedeninizle hem de hareketlerinizle herkese hissettirmelisiniz.

2. Mümkün olduğunca örnekler ile anlatın. Yapılacak işlerin önemini mutlaka anlatın. Bazı işleri yapmayı küçük düşürücü bulanlar olabilir, onlara yaptıkları için önemi hakkında mutlaka bilgi verin.

3. Emretmek yerine isteyin. Askeriyede değilseniz nazikçe istemenizin çak daha kolay anlaşılıp yerine getirildiği göreceksiniz. Yanlış anlaşılmasın askeriyede emir komuta zinciridir aslolan. Bu yüzden o kurumun mükemmelliyetini sağlayan da budur.

4. Yaptığınız her planda astlarınıza yer ayırın, ne yaptıklarını ve nereye doğru gidildiğini görmelerine yardımcı olun. Yaptıkları iş ile organizasyonun nasıl ilerleme kaydettiğini ve geliştiğini onlara göstermeye çalışın. Ekibiniz ailenizdir unutmayın.

5. Sizin işiniz yönetmektir, yapmak değil. Bu yüzden adam gibi delege etmeyi öğrenmeniz gerekir. Yapmayın derken ihtiyaç duyulan ya da acil durumlarda sizde kolları sıvayıp herkesle beraber çalışmasını bilmelisiniz.

6. Yaratıcı ve geliştirici fikirlere gözleriniz ve kulaklarınız açık olsun. İşi yapanların gördükleri ve önerecekleri şeyler sizi çok şaşırtabilir.

7. Asla ve asla kalabalık içerisinde birini azarlamayın ve eleştirmeyin.

8. Çalışanlarınıza istediklerinde destek olabilecek donanıma sahip olabilmek için elinizden gelen gayreti gösterin.

9. Kendinizi kral gibi görüyor olsanızda size istedikleri anda erişebilmelerini sağlayın. Açık kapı felsefesini asla terk etmeyin.

10. Mikro Yönetici olmayın.

11. Motive edin – Eğer mümkünse başarılıları ödüllendirin. En azından teşekkür etmeyi bilin.

12. İlişkilerinizde esnek ve samimi olun ama aradaki çizgiyi akıllıca belirleyin. Laubalilik iyi sonuçlar getirmez.

13. Hatalarınızı kabullenin ve önerilere açık olun.

Paylaşın:

Hayat Oyununun Kuralları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Jumping1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

2. Dersler öğreneceksiniz. “Yeryüzünde Yaşam” isimli tam zamanlı gayrı resmi bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir. “Başarı” kadar “yenilgiler” de bu sürecin bir parçasıdır.

4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır, ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz..

5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.

7. “Bura” dan daha iyi bir “orası” yoktur. “Orası” dediğiniz yer “burası” olduğu zaman gene bura”ya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir “orası” olacaktır.

8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün   değildir.

9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız . Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler — dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

11. Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.

12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça “Ruhun Yasaları”nın yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegâne şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

13. Doğduğunuzda bunların hepsini unutacaksınız. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.

Cherie Carter-Scott’un “Hayat Bir Oyunsa, İşte Kuralları” adlı kitabından alınmıştır.

Paylaşın:

Kendi ikonunu yarat!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

MSN Messenger vb. yerlerde kullanacağınız profil resminizi kolay ve keyifli bir şekilde hazırlayabilirsiniz. Öncelikle Emotiyou sitesine gireceğiz.ana sayfada yer alan “Create My Emocotion” butonuna tıklayacağız. Gelen sayfada ikon olarak kullanmak istediğimiz resmi bilgisayarımızdan seçip sisteme yükleyeceğiz.

emo1

Yüklediğimiz resmin hangi kısmını profil resmimizde kullanmak için seçtikten sonra Next butonuna tıklayarak resmimize ilişkin animasyonu tanımlayacağız. Okumaya devam et

Paylaşın:

Proje kontrolünü adam gibi yapmak

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

large_imageProjeler, sürekli kontrol edilmesi gereken ve bu yapılmadığında burnunun ucuna gelen buzdağını görmeyerek batan

Titanik gibidirler. Projeleri izlerken düzenli olarak durum raporlaması yapılır. Bu raporlamalara özellikle iyimser açıdan bakarsak özetle şu şekilde olurlar;

  • Bütçemizin %50’sini harcadık
  • Proje iyi durumda ya da her şey yolunda
  • Bir kaç pürüzü halledip vaktinde yetiştiriyoruz
  • Toplam 400 aktivitenin 285’ini bitirmişiz
  • Herkes projeye tam destek veriyor vb.

Bize raporlar iyi geldiği sürece bir şey yapmayı düşünmeyiz. Proje planlarında yapılan en önemli hatalardan birisi projelerin planlama aşamasında sadece tarihlere ve müşteri isteklerine odaklanılmasıdır. Bu noktada çok iyi bir plan çıkabilir fakat Proje Yöneticisi ya da Sponsor için önemli bir şey atlanır: Stratejik Kontrol noktalarım ne olacak?

Aslında verdiğimiz eğitimlerde aktivitelerin tanımlanması sonrasında milestone(Kilometretaşları)ların yerleştirilerek kontrol noktaları yaratılmasını sötlüyoruz ama önemli olan belirli aşamaların, modüllerin bitirilmesinden öte buzdağını en erken farkedebilecek stratejik noktaları yakalayabilmek. Böylelikle hem kaosu önlemiş olursunuz hem de valizinizi hazırlayıp size uygun sandalda yerinizi alabilirsiniz.

Diğer bir husus ise proje ekibindeki herkesin ve sponsorun o projeden ne anladıklarıdır. Yani herkes kendi açısından bir şeylerin iyi ya da kötü gittiğini düşünür. Eğer bakış açısı ortak değilse birisi için normal olan diğeri için felaket olabilmektedir. İşte bu noktada herkesin tüm gelişimleri diğer paydaşlar açısından düşünmesi gerekir. Örneğin sizin işinizi erken bitirmeniz sizden sonrakinin elindeki işi bırakıp hemen bu işi yapacağı nalamına gelmez aksine o kişide yersiz bir baskı bile oluşabilir. Bu sebeple projenini gidişatı sık sık proje yönetici tarafından sebep-sonuç ilişkileri ile birlikte ekibe açıklanmalıdır. böylelikle ekipte bir farkındalık yaratılabilecektir.

Temel olarak Proje yöneticisinin her türlü gelişme, gecikme ya da öne gelmeyi projenin toplam zamanı ve bütçesi açısından planlanan-gerçekleşen-gerçekleşmesi beklenen olarak ifade etmesi ve bunu yaparken sebepleri ile açıklması gerekmektedir. Örneğin Projemizin 2. ayında planladığımız işlerin %70’ini yapabildik çünkü X makinamız bozuldu. Tamirat sonrasında planımızı revize ederek bütçemizi ilk planlana seviyesine çekebildik fakat 2 haftasonu fazla mesai yapmamız gerektiği ortaya çıktı. Bu noktada sadece 1 hafta gecikme ve 1.000 TLŞ’lik bir bütçe aşımı ile projenin tamamlanabileceği düşünülmektedir. Diğer yandan yıl sonu geldiği için finans departmanının iş yoğunluğu sebebiyle proje yayırabileceği zamanlarda kısıntı olabileceği iletilmiş bu sebeple satın almdan bir kişi bu testler konusunda yetiştirilmeye başlanmıştır.

Projelerde olası gecikme ve bütçe aşımları ne kadar erke nfarkedilirse o kadar kolay önlem alınabilir. Her şeyde olduğu gibi yumurta ağzına geldiğinde pratik çözümler bulmak bir çok projenin ciddi başarısızlığına yol açmaktadır.

Paylaşın:

Yönetici ve Zaman

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Zaman o kadar kıymetlidir ki, bir yönetici her anını yönetebilmelidir. Zaman kimseyi beklemeyen trendir, kaçırmamanız gerekir. Üstelik “zaman ile ilgili düşüncelerinizi gençken olgunlaştırmanız gerekir”. Bu sözümün anlamını okuyacağınız bir çok otobiyografide görebilirsiniz.

Zaman demişken;

1. Her gün yapabileceklerinizden fazlasını planlayıp yapmaya çalışmalısınız. Ancak böyle gelişme sağlayabilirsiniz. 24 saatten maksimum faydalanmanız gerektiğini unutmayın.

2. Başlamak bitirmenin yarısıdır. Yine bizlere aşina olmayan ama yurtdışında popüler bir söz geliyor aklıma “erkenci kuş solucanı kapar” derler. Bizde de “erke nkalkan yol alır” demişler.  Benim önerim öncelikle artık yarım saat daha erken kalkmaya başlamanız. Trafikte kaybedeceğiniz zamanı ofiste geçirin. En azından erken giderek gününüzü planlayacak sakin zamanı yakalamış olursunuz. Birçok işimde sabah 09:00 ile 18:00 arasında SÜREKLİ toplantılara katılmak zorunda olduğum için sabah erken ve akşam geç saatlerde çalışabilmişimdir.

3. İşinizi daha hızlı ve iyi yapacak şekilde programınızı düzenlemeniz, doğru araçları kullanmanız(bilgisayar vb.) ve organize olmanızda fayda vardır.

4. Yaptığınız programlara sıkıcı bile olsa uymaya çalışın. Özellikle rutin işleriniz var ise nasıl verimi artırıp hızlandırabileceğinize odaklanın.

5. Eğer 1-2 saat daha çalışmanıza yol açacaksa bile kaliteli iş çıkarmaya çalışın. Yaptığınız her işin yaptığınıza değer olması önemlidir. Yaptığınız işin sonucu önemlidir ne kadar çok çalıştığınız değil unutmayın. Saatlerce ofiste kalarak çok iş yapmış olmazsınız. Okumaya devam et

Paylaşın:

Yöneticilerin kulağına küpe…

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Öneriler, uyarılar bitmez tabiki. Burada sizlerle paylaştıklarım kitaplardaki teorik bilgiler değil %100 gerçek yaşanmışlıklara dayalı bilgiler. Eminim hepinizin karşısına bir gün bir şekilde çıkacaklar. Eğer ben bunları aşalı çok oldu diye düşünüyorsanız en azından işine yarayabilecek birilerine önerebilirsiniz.

1. Çalıştığınız yerde “Ben” olmaktan çıkıp “Biz” olmayı öğrenmelisiniz. Artık olaylar sizin şahsınızda değil ekibiniz nezdindedir. Kazanırsa antrenör kaybederse takım diye bir şey yok. Şimdi başarmak için bir bütün, bir yumruk olmalısınız.

2. Kızgınlık, öfke, kıskançlık gibi duygularınızı kontrol etmeli, yönetebilmelisiniz. İşe geldiğinizde onları kapının dışında bırakmalısınız. Makul ve mantıklı olduğunuz sürece başarıya doğru gidebileceksiniz. Siz ne kadar profesyonel davranabilirseniz takımınızda o kadar profesyonel davranır.

3. Özellikle Wall Street borsacılarının kullandığı bir deyiş vardır: “I have always open positions” Yani “her zaman açık pozisyonum mevcuttur” derler. Kendinizi ve ekibinizi geliştirmek için her zaman vakit bulabilirsiniz. Yoğunluk mazeretinin arkasına saklanmayın. Ne kadar iyi olduğunuz, ne kadar çok şey bildiğiniz önemli değildir, her zaman öğrenilecek bir şeyler vardır, hem siz hem de ekibiniz için.

4. Eski radyolarda kanal ayarlamak için yuvarlak bir düğme olurdu. Biraz sağa biraz sola çevirince kanalı yakalardık. Buna ingilizcede “fine-tunning” deniyor yani ince ayar yapmak. İkna ve görüşme güçlerinizi iyi ayarlamanız gerekir. Türkiye’de “ast’ını üstüne karşı savunmak, üst’ünüde ast’ına karşı savunmak” diye bir tabir vardır. Arayı bulmak, krizlerden çıkabilmek ve sonuca doğru gidebilmek için ince ayar şarttır.

5. Bazen birileri sizin olduğunuz suya atlarlar ve su bulanır. Bu tip kontrolden çıkan durumlada sakin kalmayı, suyun durulmasını beklemeyi bilmeniz gerekir. Çamurlu suda debelenenin her tarafı çamur olur, bekleyip çıkansa sadece ıslanır.

6. Nerede gaza basıp nerede fren yapacağınızı iyi kestirmeniz lazım. Bu biraz tecrübeye baksa da az çok tahmin edebilirsiniz. Hiç bir arabanın ani frenle olduğu yerde durmayacağını unutmayın. Bazen agresif olup kazanabilir bazen de kedi-fare oyunu ile maçı alabilirsiniz.

7. Belirli seviyede stres iyidir, adamı dinç tutar. Ama fazlasıda depresyona yol açabilir. Kendiniz ve ekibiniz için arada bir stresinizi alacak aktiviteleri deneyebilirsiniz.

8. Astlarınıza asla ve asla imalarda bulunmayın ve nezaket dışı kaba konuşmalarda bulunmayın. Artık devir değişti, sizde değişin. Basit ve net olarak ne düşündüğünüzü, ne istediğinizi belirtin.

9. En az dostlarınız kadar düşmanlarınızda olacak. Bu yüzden arabanızın aynalarını kullanır gibi ya da bir basketbolcunun ensesinde gözleri olması gibi her tarafı görmelisiniz. Alacağınız sorumluluklar ya da başarılar başkalarında kıskançlık ve kızgınlık yaratabilir.

Devam edecek…

Paylaşın:

Güvene yatırım yapın

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Size ve şirketinize güven duyulması çok önemlidir.  Güven “ak kağıttaki mürekkep gibidir, bir kere döküldümü temizleyemezsin” demişti bir hocam yani bir kez kaybedildiğinde yerine gelmesi çok zordur. Gerçekten her ne yaparsanız yapın insanların size ve firmanıza güven duyması için elinizden geleni yapın.

Güvensiz ortamda çalışmakta, iş yapmakta çok zordur. Örneğin bir firma piyasada güven kaybına uğrarsa işlem maliyetleri artacak, marka değeri düşecek, yeni müşteri bulmak ya da elindeki işleri tutmak için ciddi anlamda zorlanmaya başlayacaktır. Hatta sosyal tepkiler alabilir, hakkında negatif propaganda başlayabilir. bu konuda Deniz Feneri Derneği’nin yaşadıklarını gördük ve görüyoruz.

İşte bu noktada güven yaratıcı iletişim işin içine giriyor. Bir firma müşterilerinin hangi koşullarda kendilerine güven duyacağını bilmelidir. İnsanların gerek kişisel gerekse yasal çekincelerini, beklentilerini iyice analiz etmelidirler. Artan güven değeri artırır.  Beklentiler nelerdir?

Arkadaş arkadaşından verdiği sırları saklamasını bekler.

Kişi, kişisel bilgilerini verdiği firmanın başkaları ile paylaşmayacağını düşünür.

Internetten alışveriş yapan kredi kartı bilgilerinin saklanmayacağını düşünür.

Vatandaş polisin kendisini koruyacağını düşünür.

Bankanın paramızı sağlayacağını ve koruyacağını düşünürüz.

Siyasetçilerin bizlerin oylarıyla seçildikleri için bizlerin lehine karar alacaklarını, kişisel faydalarına yönelmeyeceklerini düşünürüz.

Gazetelerde yazan yazıların doğru olduğunu düşünürüz.

Aldığımız gıdaların içeriğinin kanserojen olmadığını düşünürüz.

Kadın kocasının onu aldatmadığını düşünür.

Dükkanın bizi kazıklamadığını düşünürüz.

Ya aksini düşündüğümüzde ne olur size? Nasıl insanlar oluruz?

Paylaşın:

Gmail’e İmzanızı Koyma

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Aslında Gmail’in kendi otomatik mesaj altı imza koymanızı sağlama yeteneği mevcut ama aşağıdaki gibi bir imzanız olsun isterseniz ve firefox kullanıyorsanız aşağıda dediklerimi yapın.

imza

Okumaya devam et

Paylaşın: