Aylık arşivler: Ocak 2010

Hani içinizden hiçbir şey yapmak gelmez ya…

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

bored1Hani “canım sıkılıyor”, “içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor”, “içim daralıyor” dediğimiz anlar
vardır ya işte o anlarda benim kullandığım bir liste var. Bu listedeki şeylerden bir ya da birkaçını yaptığımda gerçekten çok rahatlıyorum. Gerçi burada yazacaklarım doğal olarak İstanbul odaklı, lütfen kusuruma bakmayın.

İşte benim listem;(aşağıdaki liste öncelik sırasına göre değildir, rasgele yazılmıştır)

Piknik – Tabiki mangal vb. de güzel olur ama sadece bir sandviç ve bir içecek ile deniz manzaralı bir yerde atıştırmak, ya da Belgrad Ormanı gibi bir yerde basit yiyeceklerle vakit geçirmeyi kastediyorum.

Arka Sokakları Gezmek – Özellikle Beyoğlu ve Kadıköy’ün arka sokaklarında yıllardır dolaşıp hep yeni yerler keşfetmişimdir. Değişik pasajlar, dükkanlar vb. Sizde böyle bir keşfi Güneşli, İkitelli taraflarında outletler keşfederek yapabilirsiniz.

Kitap okumak – Şöyle sakin bir parka gidip ya da hava güzelse balkonda sıcak çay eşliğinde kitap okumak. Aynı şekilde kitapevlerini gezip orada tek tek kitapları incelemek. (Ben kitapları koklamayı bile çok severim.)

Okumaya devam et

Paylaşın:

Mikro Yönetici olabilir misiniz?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

micromanagerEğer yöneticiniz bir “mikro yönetici” ise hayatınız çekilmez diyerek sizlere bu durumda ne yapılabileceğini anlatan bir yazı* yazmıştım. Ama farkettim ki işin diğer tarafını atlamışım. Ya siz bir “mikro yöneticisi” iseniz ne yapacaksınız?

Aslında her yönetici şirketi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeye çalışır. Fakat bunu yaparken çalışanlarının mutsuz olduğunu hissediyorsa tavırlarının ya da yaptıklarının doğru olmadığının farkındadır diyebiliriz. Eğer herkesi mutlu biliyor ve yanılıyorsa işte o başka bir yazı konusu. Eğer farkındaysa yolunu değiştirmesi gerektiğini bilir.

Yöneticilere sorarsanız aslında asla ve asla “mikro yönetici” olmadıklarını söyleyeceklerdir. Bazı alçakgönüllüler bazen ve bazı kişilere karşı böyle bir hata yapabileceğini söyleyecektir. İşte bu noktada kendinizin bir mikro yönetici olup olmadığını anlayabilmeniz için şunlara dikkat edebilirsiniz;

  • Birine bir iş verdiğinizde güçlü bir şekilde nasıl yapılacağını anlatma ya da mutlaka yapılanı onaylama ihtiyacı duyuyor musunuz?
  • Herkesin neyi ne kadar yaptığından emin olduğunuzu ve düşüncelerinizi onlara belli etmediğinizi düşünüyor musunuz?
  • Yapıcı bir müdahale yapmadan önce sürekli işleri sorguluyor musunuz? Hatalara karşı durumu tam olarak kayvrayamamanıza rağmen tepkisel yaklaşıyor musunuz?
  • Size gönderilen bir şeyleri, sizin onayınız gerekmesine rağmen sürekli erteliyor ve geciktiriyor musunuz?

İşte bu soruların bir yada birden fazlasına evet diyorsanız ACİLEN DEĞİŞMELİSİNİZ

Eğer çalıştırdığınız kişiler gerçekten bilgisiz ve beceriksiz ise yukarıdaki bazı maddelerde haklı olabilirsiniz. Ama bu noktada problem başkadır. Bu çalışanlara yönelik olarak eğitim, transfer, yer değiştirme, başka iş verme gibi yöntemlere gitmeniz gerekir. Yani sizi mikro yönetime mecbur eden etkenleri değiştirmelisiniz.

Eğer mikro yönetici olmak ya da böyle algılanmak istemiyorsanız;

Davranışlarınızı ve tavırlarınızı gözden geçirip yeniden ayarlamanız gerekir. Bunun için önerilebilecek bir kaç şey var;

Kendinizle konuşun.

Sadece kendiniz kendinizi değiştirebilirsiniz. Yaptığınız şeylerin doğruluğunu ya da yanlışlığını kendinizle paylaşıp karar verin. Kendinize mikro yönetici olmamasını söylemeniz gerekir.

Değişik bir şeyi tercih edin

Değişimin yolu değişmektir. Birşeyleri daha farklı yapmaya karar verin ve bunu hayata geçirin.

Değişmeyi düşündüğünüz konuları size yakın olan birileri ile paylaşın. Bu yakın bir arkadaşınız ya da koçunuz, danışmanınız olabilir.

Yapın – Değişin

Şimdi bir şeyleri değiştirip uygulamanın zamanı. Bir hata olduğunda nazikçe sebebini sormak, işi verdikten sonra yapacak olanı rahat bırakmak vb. her ne yapmaya karar verdiyseniz onu yapın. Size ilişkin getirilne eleştirilerin aksine davranmaya çalışın.

Bu yaptığınızı mikro yönetici olduğunu düşündüğünüz diğer arkadaşlarınızla paylaşın

Eğer işe yaradıysa bu tecrübeyi bir an önce diğerleri ile paylaşarak faydayı artırabilirsiniz.

Ne kendinize ne de başkalarına mikro yönetici olmamak önemlidir. Neyi değiştirip neyi başardığınıza dikkat edin. Aslında mikro yönetici olmadığını sadece birilerinin mikro yöneticilik yaptığını ve değişebileceğini düşünün.

Ve sizde bunun en büyük kanıtısınız.

Mikro Yöneticiler ile çalışmak zordur 

Paylaşın:

Bazen yavaşlamanız gerekir

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

slowNe zaman kendi kendime “Sakin ol” demeye başlasam bir koşturmacanın ortasında
buluyorum kendimi. Sürekli bir telaş ve acele içinde kaptırıp giderken birden yolun sonundaki sesin şelalenin sesi olduğunu farkediyorum ve “yavaşla” diyorum kendime.

İşyerinde neredeyse onlarca irili ufaklı proje ile boğuşurken her tamamlanan iş yeni birtakım işleri getirir ya da her yeni iş yeni probelm ve sıkıntıları doğurur. Zamanında ya da bir an önce yapabilmek için var gücünüzle işleri tamamlamaya ve bitirmeye çalışırsınız..

Haftasonu eğitimim olmayıp ailece gezmeye giderken kendimi arabada gaz pedalına yüklenmiş buluyorum. Sanki ralli sürücüsüyüm, kazanmam gereken bir yarıştayım gibi.

Yemek yenecek, daha herkes masaya oturmadan bitmiş boş tabağımla buluyorum kendimi. Hızlı yersen kilo alırsın diyorlar, alıyorum gerçekten.

Supermarket’e gidiyorum sanki yazar kasaya ilk varana ödül vereceklermiş gibi kendimi nefes nefese yazar kasanın başında buluyorum.
Ne zaman evden çıkacak olsak, eşimin oflamalarını duyuyorum çünkü yine “hadi hadi hadi” demişim farkında olmadan.

Neden böyle herşeyde ve her konuda aceleci, hızlı ve canı tezim bilmiyorum. Bu yüzden tutacağım ümidiyle bazı sözler vermeye çalışıyorum kendime;

  • Henüz yapamıyorum ama mutlaka “yavaşlayacağım” Sadece mevcut fren teknolojileri bende işe yaramıyor.
  • Bütün kafamı boşaltıp düşüncelere dalacağım zamanlar yaratacağım kendime. Ve zamanı unutturacağım belkide beynime.
  • İşte o zaman hızlı yaşayıp genç ölenlerden olmayacağım.
  • Bu telaş ve kargaşa içerisinde ne kendini nede çevresinekileri ihmal edenlerden olmayacağım.
  • Daha herşeyi hayal etmediğimi düşüneceğim.
  • Herşeyi dinleyeceğim. Belki her ağıza kulak olmayacağım ama tüm duymadıklarımı duymaya çalışacağım.
  • Bir kuş ya da at ile empati yapmaya çalışacağım.
  • Dikkat etmediğim, görmezden geldiğim, değer vermediğim şeylere konsantre olacağım.
  • Yaşadığım şeylerden daha fazla nasıl ders alabileceğimi düşüneceğim.
  • Gazetede bir haberi okurken o haberi yazanı, o haberi yayınlatanı, haberde bahsi geçeni ve bu haberi okuyanları düşüneceğim.
  • Bana neyi düşündürtmeye çalıştıklarını ve bunu neden yaptıklarını düşüneceğim.
  • Karşı olduğum ve red ettiğim şeyleri tekrar değerlendireceğim.
  • Kendimi uzaktan izleyeceğim.
  • Kendimi üzmemek, provoke etmemek için elimden geleni yapacağım.
  • Egom beni alkışladığında kibirimi içime kitleyeceğim.

Ben böyle yazılar yazmam ama bu sefer elim bu kelimelere gitti, bunları yazdırdı bana.

Paylaşın:

İstemeyi ve sormayı bilmek

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bazen “ağlamayana meme yok” ya da “isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara” gibi sözlerle ihtiyaç duyulan bir şeyin nasıl istenmeden elde edilemeyeceği söylenir. Acaba gerçekten bu kadar basit midir? İste ve al…

Aslında gerçekten hayat bir şeyler isteyene yanıt verir. Bir çok insan, hayallerinde kurduğu yaşamın aksine kendini kötü bir evde, parasız pulsuz yaşarken bulur. Çünkü o istememiştir ve istemediği için olmamıştır.

Gerçekten istemeyi biliyor muyuz? Ben zengin olmak istiyorum diyerek piyango bileti almak mıdır istemek? Yoksa istemenin vereceği güç ile istenilene doğru gergin bir yaydan çıkmış ok gibi hedefe ilerlemek mi?

Aslında sormayı ya da istemeyi gerçekten bilmiyoruz. Çünkü;

Cahiliz. Neyi soracağımızı bilmiyoruz. Aslında doğru soruları soranlar yanıtlara ulaşırlar. Bize gerek Milli Eğitim gerekse diğer yönetmeliklerle soru çözmeyi öğrettiler ama soru sormayı öğretmediler. Halbuki doğru soru sorabilmek bir şeyi her açıdan değerlendirebildiğiniz anlamına gelir. Bu yüzden neyi, ne zaman ve nasıl sormak gerektiğini bilmek çok önemlidir.

Sınırlı ve kesin olmayan inançlarımız var. Çocukluğumuzdan itibaren bazı şeyleri asla ve asla sorgulamadan kabullenmemiz bize öğretildi. Koşulsuz kabul edilenler soru sormayı, sorgulamayı köreltir.

Korkağız. Bir şeyler istediğimizde ya da sorduğumuzda azarlanmaktan, terslenmekten korkuyoruz. Çünkü sorduğunuz soruya yanıt vermesi gereken tarafın tahammül ya da bilgi düzeyi yeterli değilse sizi baskı ile susturacaktır.

Özgüvenimiz yok. İstediğimiz şeyleri yapacak cesaretimiz yok. Hatta ne istediğimizi bile tam olarak bilmiyoruz.

Kör gururluyuz. Bir şeyleri bilmediğimizi başkalarının bilmesini istemiyoruz bunu gururumuza yediremiyoruz. Bilmiyor olduğumuzun anlaşılmasındansa sessizliği tercih ediyoruz.

Şimdi aklınızı başınıza devşirin!

Yani hayatınızın kontrolünü elinize alın. Eskiden gelen baskıları bir kenara bırakın, sormanıza ve istemenize ngel olan her şeyi ortadan kaldırın. Hedeflerinizi ve isteklerinizi önünüze koyun ve onlara doğru ilerleyin. Eğer gerçekten isterSENiz yaparsınız. Ve sorun, isteyin. Çünkü hedeflerinize başkalarının yardımıyla ulaşabilirsiniz.

O halde “soru sorma sanatında” usta olanların ortak özellikleri nedir?

Ne istediklerini biliyorlar. Amaçları, hedefleri ve vizyonları net.

Sormaları gerektiğine inanıyorlar ve cevapların onlar için önemli olduğuna eminler.

Onlar için gereklilik olan şeylerin peşini bırakmıyorlar.

Korktuklarında üstüne gidip onu yenmeyi biliyorlar.

Her soruşlarında, sorma deneyimlerini geliştiriyor ve bir sonraki sorularında daha iyi ”soran” oluyorlar.

Cevabı alana kadar soruyorlar.

Artık soru sormaktan ve sorgulamaktan çekinmeyin. Ancak böyle kafanızdaki şeyleri netleştirebilir, bir çok şeyi anlamlandırabilirsiniz.

Paylaşın:

Hayatı güzelleştirecek 3 şey

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
Bu inançtır.

Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaş…amaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.
Ve bu üçü varsa hayatınız güzeldir..

Paylaşın:

Büyüdüğünüzü nasıl anlarsınız?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

wheelsBüyüyünce bozuluyor büyüler. İşte o zaman büyüyüp büyümemeyi seçemenin sıkıntısı başlıyor. Hadi bana oldu çocuğuma olmasın diyorsunuz ama o da olmuyor. Birinin büyüdüğünü nasıl anlarsınız? Kendinizin büyüyüp büyümediğinizi biliyor musunuz? Zaman o kadar çok şeyi değiştiriyor ki bakın ister istemez büyüdüğümüzde neler oluyor?

1. Evdeki çiçekler büyümeye devam ederken artık koklamıyorsanız,

2. Daha az “sus, konuşma” gibi uyarılar alıyorsanız,

3. Buzdolabında talıdan başka şeylerinde olduğunu farketmeye başlamışsanız,

4. Erkenden kendi isteğinizle yatıyorsanız,

5. En sevdiğiniz şarkıyı asansörde dinliyorsanız,

6. Haberleri ve tartışma programlarını izlemeye başlamışsanız,

7. Eğer arkadaşlarınız birileriyle çıkmak yada flirt etmek yerine evleniyor yada boşanıyorlarsa,

8. Yüksek sesten ve koşuşturmacadan rahatsız oluyorsanız,

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kıymet bilmek

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahın keyfi kaçtı.

Herkes aciz bir vaziyetteyken, gemide bulunan yaslı bir adam padişahın huzuruna çıktı, “Müsaade buyurursanız ben onu sustururum” dedi. Padişah da “Lütfetmiş olursunuz” dedi.

Yaslı adamın isteği ile köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.

Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, “Bu isteki hikmet nedir” diye sordu.

Yaslı adam cevap verdi: “Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâket görmeyen kimse, huzurun kıymetini bilemez.”

Kaynak: www.ErayBeceren.com
Paylaşın:

Beyin fırtınasını doğru yapmak

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

corporate-brainstorming-sessionBeyin fırtınası doğru yapılmadığında ciddi bir zaman kaybı olmakla beraber doğru yerine yanlış şeylerin ortaya konabileceği bir şey haline dönüşebilir. Önemli olan amaca uygun sonuçların yakalanacağı etkin beyin fırtınası toplantıları yapmaksa işte o zaman dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var;

1. Beyin fırtınasını sadece fikir toplamak için yapmayın aksine fikirleri birleştirip neler çıkabileceğine ya da fikirlerin daha geliştirilmesine odaklanın. Eğer sadece fikir toplayacaksanız vaktinizi böyle harcamayın eski usul öneri sistemi vb. uygulamaları devreye alın.

2. Korkanları bu gruba almayın. Eğer beyin fırtınası yapacağınız ekibe demotive, aldığı ücretten yakınan, alaycı kişileri alırsanız yine sonuç hüsran olacaktır. Eğer her sene çalışanlarının %10’unu işten çıkaran bir şirket iseniz gelenler fikirlerini açıka söylemeye cesaret edemeyeceklerdir.

3. Önce bireysel sonra ekip olarak beyin fırtınası yapın. Bireysel fikirler grup içerisinde şekillenir. Beyin fırtınasını yönetcek kişi bu toplantı önce konuyu herkese iletmiş ise sadece o konuya odaklanan kişilerin fikirleri grup içerisinde harmanlanarak anlamlı projeler haline gelebilecektir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Nasıl başarıyorlar?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

succeedŞeytan gerçekten ayrıntılarda gizli ve başarı oralarda geziniyor. Aslına bakarsanız kiminle konuşsanız mutlaka çok iyi bir fikri vardır. Öte taraftan nelerin başarılı olduğuna bakarsanız aslında küçücük şeylerin yarattığı farkların başarı getirdiğini görürsünüz.

Örneğin bir web sitesine girdiğinizde site sahibinin küçücük noktalardan para kazandığını görebilirsiniz. Örneğin google reklamı varsa, sayfasında bannerlar varsa ya da belirli bir bölüme bir marka sponsorluk vermişse farkedersiniz. Bu küçük küçük gelir getirici noktalar ve farklılaşmalar başarı ve kazancı getirir. Örneğin faremizin(mouse) imleci yerine bile reklam konuldu.

Benim burada dikkat çekmeye çalıştığım şey aslında gözünüzün önünde duran ve henüz farkında olmadığınız(farkında olmadığınız diyorum çünkü ergeç farkedeceksiniz, belki rakipleriniz yaptığında) şeylerde başarı gizli.

Öte yandan başarı, bir iki küçük farklılık ya da fikir yaratmakla değil aksine yüzlerce fikri değerlendirip belki birleştirip bir şeyler ortaya koymaya bağlı.

İnsanlar başarmak için ne yapıyorlar?

Cilalıyorlar

Etrafınıza dikkat ettiğinizde satılan bir çok ürünün aslında konsept olarak aynı olduğunu sadece rengi, dokusu, şekli ile oynanarak yani ufak değişikliklerle size sunulduğunu görürsünüz. Ör araba. Arabalar 4 teker, bir şase, kaporta ve motordan ibaret. Aynı yapıya sadece ufak tefek değişiklikler yaparak satıyorlar. Araba büyük bir buluştu ama yerine bir şey konamadı.

Kopyalıyorlar

Gerçekten başarılı olmuş şeyler kopyalanıyor fakat burada sıkıntı ana noktaları kopyalarken detayların atlanması. Başarıyı getiren detayları önemsemezseniz kaybedersiniz. Çünkü tüketiciler detaylara bakarak sizin yaptığınızı değerlendirirler.

Bir çok kişi özel hayatındaki başarıyıda kopyalayarak yakalamaya çalışır. Komşusu gibi sabah erken kalkıp koşmaya, iş arkadaşı gibi diyet yapmaya başlar.

Kendinizi yağlıboya bir resim yaparken hayal edin. Resimdeki her küçük fırça darbesi ve renk ona bakan kişide bir şey hissettirecek. Belki sarı bir yaprak hüznü, deniz ise tatili. Bu yüzden hayatınızın resmini çizerken detaylar her aşamada önemlidir.

Ayrıca her küçük detayın bütün içerisinde daha büyük bir enerji ve sinerji yaratacağınıda unutmayın.

Zincirleme Etki ya da Çığ Etkisi

Şöyle düşünün dedeniz her ay 1 lira bankaya koysaydı bugün eminim milyarlarca liralık bir servetiniz olurdu. Başarı işte böyle bir şey. Küçük küçük ve yılmadan yapılan şeyler bir süre sonra size daha çok değer getirecektir. Bu örneği somutlaştırmak gerekirse diyelim ki bir şirketiniz var. İlk yıl personelin %20’sine eğitim, 2. yıl %30’una ya da kişisel olarak hemen gelirinizin %10’unu biriktirmeye başlayın. Ya da gelirinizin %3’ünü çocuğunuz için açacağınız bir hesaba düzenli olarak yatırın. Burada katlanarak kazanç söz konusu olacak ama sabırlı olunursa.

Blog yazmakta aslında böyle bir şey. Burada verdiğim bilgiler, hoşa gidecek yazılar biriktikçe zaman içerisinde belki birçok kişinin işine yarayacak. Bugün 3-5 kişi okusada zaman içerisinde yüzlerce insan bunları okuyacak. Bu yüzden inatla ve ısrarla devam etmek önemli.

Tüm bunların yanısıra yakaladığınız başarılarda neyin ne kadar etkisi olduğunu iyice irdelemelisiniz. Örneğin aldığınız bir eğitimin faydasını görüp %10 tasarruf ettiyseniz, %10 tasarruf ettiğiniz için yeni mağaza açabildiyseniz ve yeni mağaza açtığınız için gelirinizi 2 katına çıkarabildiyseniz, bu zincirleme etkiyi görebilmeniz önemlidir.

Şimdi tekrar yaptığınız işe, yaşadığınız hayata bir bakın. Hangi detaylar farkedilmek için sizi bekliyor acaba?

Paylaşın:

Anne ve Babalar için İpuçları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Hani bazı yazılar gelir epostanıza, bunu mutlaka paylaşmam gerekir deyip adres defterinizdeki herkese yönlendirirsiniz. İşte öyle bir yazı geldi bana. Tam eposta ile birkaç kişiye gönderecekken sizlerle paylaşmalıyım, bunları tüm anne-babalarla, anne-baba adayları okumalı diye düşündüm.

Bebek beklerken 20’ye yakın kitap alıp(ama aşağıda alıntıların yapıldığı kitabı almamışız), okuduk, internetten dünyada bu konudaki son gelişmeleri incelemeye, babalığa kendimi hazırlamaya çalıştım. Ve sağa sola çeşitli küçük notlar aldım. Aşağıdaki yazı benim aldığım notların neredeyse tamamını içeriyor.

  • Çocuklarınızın yapmasını istediğiniz şeyler, sizin de yapmak istediğiniz şeylerdir.
  • Saygı görmeyen bir çocuktan saygı, sevgi görmeyen bir çocuktan sevgi beklemeyin.
  • Merakı, girişimciliği ve birey olma güdüsünü engellemeyin. Merak bilginin, girişimcilik canlılığın bireysellik ise bilgeliğin kaynağıdır.
  • Çocuğu bir şeyler öğretmek için olduğu kadar, ondan bir şey öğrenmek içinde zaman harcayın.
  • İçten bir sarılma, sevgiyi tüm kelimelerden daha iyi anlatır.
  • Hemen hiçbir şey, göründüğü kadar önemli değildir. Kızmadan önce bir kere daha düşünün.
  • Dövmek mi ? Asla yapmayın!
  • Bir çocuğu asla yemek için zorlamayın, açlık bu işi sizden daha iyi yapar.
  • Bir anne-babayı akıllı yapan, söyledikleri değil söylemedikleridir.
  • Kurallarınız varsa, nedenleriniz de olmalı. Bu nedenleri bilmek çocuğunuzun hakkıdır.
  • Çocuğunuzun arkadaşlarını, kendi arkadaşlarınız gibi sıcak karşılayın.
  • Çocuğunuz, hayallerinden ya da sırlarından birisini paylaşmak istiyorsa, size ne kadar değer verdiğini anlayın ve onu dinleyin.
  • Hatanızı çocuğunuza itiraf edemiyorsanız, zamanla güvenirliliğinizi kaybedersiniz.
  • Kucaklar çocukların oturması için yaratılmıştır. Çocukların büyük olması kuralları değiştirmez.
  • Çocuklarınıza verdiğiniz sözü mutlaka yerine getirin.
  • Bir çocuğun yaşamındaki tüm riskleri kaldırırsanız, o çocuğun yaşamındaki tüm canlılığı da kaldırmış olursunuz.
  • Soru sorduğunuzda cevabını mutlaka bekleyin
  • Konuşan bir çocuğun sözlerini tamamlamaya çalışmayın
  • Çocuğunuzla birlikte oynamak, onun için olduğu kadar sizin içinde önemlidir.
  • Her gün çocuğunuza övgüye değer bir şeyler bulun.
  • Çocuğunuzun dişlerini fırçalamasını istiyorsanız, dişlerinizi fırçalayın.
  • Çocuğunuzun anlattıkları ile dalga geçmeyin.
  • Çocuğunuza diğer yetişkinlerle ve diğer çocuklarla birlikte olmaya özendirin.
  • Büyükanneler ve büyükbabalar, çocukları şımartmak için yaratılmıştır, bırakın şımartsınlar.
  • Kimi zaman çocuğunuz için çok şey yapmaya çalışmak, az şey yapmaktan daha yıkıcıdır.
  • Çocuğunuza değer verdiğinizi, onunla birlikte olmayı tercih ettiğinizden daha güzel bir şey anlatamaz.
  • Çocuğunuz ile içten bir konuşma yapmak istiyorsanız, gözlerinizi gözlerinden ayırmayın.
  • Çocuklarınızı başkalarının yanında küçük düşürmeyin.
  • Sınırsız sevgiyi, sınırsız ihtimamla karıştırmayın. Kimi zaman çocukları yalnız bırakmak, daha olumlu sonuçlar doğurur.
  • Çocuklara özgü saldırganlığı soğuk kanlı karşılayın.
  • TV den uzak durun
  • Rahat anne-babaların yetiştirdiği çocuklar, büyük olasılıkla rahat olacaktır.
  • Her gece çocuğunuza iyi geceler öpücüğü verin.
  • Bir çocuğun bir işe katılmasını sağlamanın en basit yolu, ondan yardım istemektir.
  • Çocuğunuz size duyduğu öfke, sevginize duyduğu güvenin bir ifadesidir.
  • Kaba sözler, çocuğunuzun kalbini kırmakla kalmaz, ona kaba olmayı da öğretir.
  • Eğer ona bir şeyin, “onun için iyi” olduğunu söylüyorsanız, ondan hoşlanmayacağından emin olabilirsiniz.
  • Çocuklarınızın evi dağıtmasına izin verin, işleri bittiğinde toplamalarını sağlayın.
  • Güneşin batışını , gökkuşağını ve diğer doğa olaylarını birlikte izleyin.
  • Eşinizle tartıştığınızı yalanlamayın ancak çocuğunuza aranızdaki sorunu çözdüğünüzü gösterin.
  • Yersiz övgüler, gerçek övgülerin değerini azaltır.
  • Çocuğunuzun büyümesini beklemeyin. Yetişkin olmanın bir avantajı yok.
  • Bir ağacın varoluş nedenlerinden birisi de, insanların ona tırmana bilmesidir.
  • Çocuğunuz okumayı sökse de, siz ona yüksek sesle kitap okumaya devam edin.
  • Çocuklarınıza nasıl öğrenebileceklerini öğrettiyseniz, onlara hemen her şeyi öğretmişsiniz demektir.
  • Çocuklarınıza, siz olmadan nasıl ayakta durabileceklerini öğrettiyseniz, onları hayata hazırlamışsınız demektir.

Kaynak: Anne – Babaların Küçük El Kitabı Okumaları, Hatırlamaları ve Paylaşmaları İçin; Öneriler, Gözlemler ve Andaçlar – Buck Tilton

Paylaşın: