Aylık arşivler: Mart 2010

Her şey küçük kararlar almakla başlar

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

İnsanlar çoğu zaman başarılı buldukları kişiler gibi olmaya çalışırlar. Onun ne yaptığına ve nasıl yaptığına bakarak aynı şeyleri yapmaya çalışırlar. Fakat önemli olan tarafı atlarlar yani o kişinin o başarılı noktaya gelirken geçtiği yolda aldığı küçük kararları. O kişilere özenen insanlar ya kendilerince yollar belirleyip o sonuçları yakalamaya ya da oturup dua etmeye başlarlar. Sihirli bir değneğin(Milli Piyango vb.) gelip hayatlarını değiştirmesini ve istedikleri kişi olmayı umarlar. Fakat bu yolculuktan maalesef bir çok kişi hayal kırıklığı ile çıkar. Eğer bu yolculuğa çıkıyorsanız alacağınız küçük kararların ne kadar önemli olacağını unutmamalısınız.

Rüyalarınızdaki hayatı yakalayabilmek için çıkacağınız yolculukta alacağınız küçük kararları unutmayacasınız dedik. Aslında alacağınız her karar sizin için bir sonraki adımı belirleyecektir. Bu kararlarınız bazen doğru olacak bazende yanlış. Fakat küçük kararların alınması olası bir hata durumunda tekrar doğru yola dönüşünüzü kolaylaştıracak, geri dönülemez bir hata yapmanıza engel olacaktır. Herşey küçük parçalardan oluşur ve siz bu her bir küçük parçanın farkında olmalı, ve onları hayallerinizi gerçekleştirmek için kendi lehinizde kullanabilmelisiniz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Steve Jobs’tan 10 ders

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

2000 yılında “Pirates of Silicon Valley”(Silikon Vadisinin Korsanları) adlı film ile Steve Jobs’ın ve Bill Gates’in var olma hikayelerini öğrenmiş ve çok etkilenmiştim.

O gün bu gün Steve Jobs’ı takip ederim. Apple ile başlattığı macera, ilk masaüstü bilgisayarı yapışı(üstteki resim), ipod, iphone ve iPad ile devam eden devrimci yaklaşımı gerçekten izlemeye değer.

Ve şimdi ondan 10 tane altın ders;

1. Steve Jobs der ki “Yenilikler, liderler ile onları takip edenler arasında oluşurlar.”

Yenilikte sınır yok. Tek sınır hayal gücünüz. Şimdi bilinenlerin ya da mevcutların dışında düşünmeye başlamak zamanıdır. Eğer büyüyen bir sektörde çalışıyorsanız daha verimli olabilecek, daha müşteri canlısı olmanız gerekir. Eğer batan bir sektördeyseniz bir an önce başka tarafa sıçramalısınız.

2. Steve Jobs der ki: “Kalite amacınız olmalı. Bazı insanlar mükemmeliğin beklendiği ortamlara alışık değillerdir.”

Mükemmelliğe giden kısa yol yoktur. Mükemmelliği önceliğiniz yapmak konusunda taahhüdünüz gerekir. Tüm beceri, yetenek ve zekanızı bu mükemmeliği yakalamak için kullanmalısınız. Fark yaratacak küçük farklılıkları ancak böyle yakalarsınız. Siz mükemmelliği benimseyip üzerine gittiğinizde hayatta sizi ödüllendirecektir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kendinizi bileyleyin!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Eğer her gün aynı balta ile odun kesmeye kalkarsanız giderek körleştiğini ve işe yaramadığını görebilirsiniz. Bu yüzden en iyi çözüm düzenli olarak bileylemektir. Kendi hayatınızda da farklı değil aslında. Her gün vücudunuzu ya da beyninizi kullanarak körleşmelerine neden oluyorsunuz aslında.

Sürekli ve yoğun çalışırken köreldiğinizi hissettiğinizde ara vermenin ya da tatile gitmenin bir çözüm olacağını düşünebilirsiniz ama geçek anlamda “bilenmek” anlamına gelmez sadece bir süreliğine baltayı, bıçağı bırakıp dinleniyorsunuz anlamına gelir. Tatilden geldikten sonraki ilk gün aynı yıpranmışlık ve yorgunluk elbisesini üstünüzde buluverirsiniz.

Bilemek ya da bilenmek nasıl olacak:
Okumaya devam et

Paylaşın:

Zenginler nasıl düşünür?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

“İnsanlar genellikle neden zengin değilim?” diye merak ederler, diyor Donald Trump. Ya da “Neden hep daha fazla kazanmıyorum?” derler diyor. Donald Trump, Think Like a Billionaire(Milyarder gibi düşünmek) adlı kitabında öncelikle bir milyoner ya da milyarder gibi düşünülmemesinin en önemli problem olduğunun altını çiziyor. Biraz kışkırtıcı olmakla beraber elçiye zeval olmaz diyerek Donald Trump’ın kitaptaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum :

Tatile çıkmayın

Eğer tatile gitmenizi düşündüren bir iş yapıyorsanız doğru işi yapmıyor ve yada yaptığınız işi yeterince sevmiyorsunuz demektir.

Uyumak zayıflara has bir şeydir.

Donald Trump kendisinin günde sadece 4 saat uyuduğunu söylüyor. (01:00’den 05:0’e kadar) eğer rakiplerinizden daha fazla uyanık kalırsanız kazanırsınız diyor. Günde 10 saat uyuyan biri bunun yarısı kadar uyuyan biri tarafından 5 saat geçilmiş demektir. Eğer bir iş sahibi iseniz ve erken saatlerde işe gelip geç saatlerde çıkıyorsanız çalışanlarınızın saygısını kazanırsınız.

Sempatik kanalı yakın tutmak

Özellikle güce yakın biriyseniz hatalarınız hakkında konuşan çok olur. Sempatik kanallarınız, tanıdıklarınız ve iletişim içinde olduklarınız fazlaysa bu sizin yararınızadır. Yakın olduğunuz insanların hangi durumda ne söyleyebileceklerini biliyor olmanız çok faydalıdır.

Teknolojiye dayanmayın

Birisiyle yüz yüze görüşmek ya da telefonda görüşmenin yerini eposta tutamaz.

Küçümsenmek iyidir.

Düşmanlarınız ya da rakipleriniz eğer sizi küçümsüyorlarsa hata yapmaya yakındırlar demektir ve onları şaşırtabilirsiniz. Bir poker masasına oturabilmeniz için diğerlerinin sizin onların parasını asla alamayacağınızı düşünmeleri gerekir.

Tek kişilik bir ordusunuz

Hayatınız boyunca bir general gibi kararlar almalı bir er gibi bu emirleri yerine getirmelisiniz.

Başarı başarıyı çeker.

Söyleyeceğiniz değil yaptığınız şeylerle insanları şaşırtın ve etkilemeye çalışın. Sizi başarılı olarak düşünen insanlarla çok daha iyi anlaşmaar yapabilirsiniz. Dokunduğunuz her şeyi altına çevirebiliyor olmanız gerekir.

Kararlarınızı iyice düşünüp taşınıp öyle verin.

Para kazanmanın en kilit noktası hayatınızdan anlamsız ve gereksiz kararları çıkarıp atmanızdır. Her kararı bir aşık gibi vermelisiniz. Her ne kadar ilk görüşte aşık bile olsanız dışarıya çıkacağınız kişiyi bir çok kişiye sormanız, hakkında bilgi almanız gerekir.

Ailenize güvenin.

Arkadaşlar iyidir ama ailenize güveniyor olmanız çok önemlidir. İyi bir ailesi olup, aile içi ilişkileri güçlü olanlar başarılı olurlar.

Meraktan bir şey olmaz.

Tarihteki başarılı insanlar hep meraklılardan çıkmıştır. Yenilikçilik ve merak yan yana gezerler. Eğer dünyadaki her şeyi anlamaya çalışıyorsanız çevrenizdeki daha çok şeyin farkındasınız demektir.

Paylaşın:

Müzikal zekanız ne kadar iyi?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Biri size “şııııııııı” (ingilizlerin yazdığı gibide yazalım “shhhhh”) dediğinde o tarafa dönüp bakmaz mısınız? Yani bu tipte bir sesi “bana bak, buraya bak” olarak algılarız ve o an için dikatimiz dağılır. Bu yüzden belkide hayatımıza giren tüm gürültüleri ve sesleri ayarlamaya, konsantre olabileceğimiz sessiz anları yaratmaya çalışırız. Ama acaba tüm sesleri doğru olarak anlayabilir musunuz?

Diğer seslerde bize çeşitli ipuçları verir; sifon sesini duyduğunuzda birinin tuvaletten çıkacağını, ambulans sireni duyduğunuzda birinin hasta olduğunu, komşunuzdaki müzik sesi çok yüksekse parti verdiğini düşünebilirsiniz. Sesi duyduğumuz anda beynimiz gerisini getirir ve artık o bilgi öylece kalır.

İşte herkesin duyduğu ses ile ilgili yürüttüğü fikir ve belkide tüm beyinsel işlevlere müzikal zeka diyebiliriz. Aslında müzikal zeka sadece şarkı gibi müzik parçalarıyla sınırlı olmayıp çeşitli seslerin tonlar, kalite, uzunluk, hacim ve kaynağını farketme ve anlama olarak yorumlanabilir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Bir yerde konuşma yapacaksanız

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bir topluluğun önünde sunum yapmak yada konuşmak kolay bir şey değildir. Size doğru bakan onlarca göze bir çift göz ile karşılık vermeye çalışırsınız. Hatta bu durum bazıları için bir korku meselesidir.

İşin doğrusu benim çocukluğum çok utangaç olarak geçti. Bir dükkana girip fiyat bile soramazdım. Bu durum giderek hafiflemesine rağmen barmenlik yaptığım döneme kadar çok fazla değişmedi. Barmenlik yaptığım 3,5 yıl boyunca ki üstelik Ankara’nın en ünlü ve büyük barlarında çalıştım, yüzlerce insan ile yakın ve samimi iletişim kurmak, bulunduğum yerden herkesin gözünün içine bakmak zorunda kaldım ve işte o zaman “açıldım” ve hala da öyle gidiyor. Daha sonra danışmanlık ve eğitmenlik dönemlerinde ve hatta bankacılık dönemimde bu elde ettiğim rahatlıkla bir çok seminer, kongre ve toplantıda konuşmalar yaptım, yapmaya da devam ediyorum.

Özellikle seminer, kurultay ve kongreler öncesinde yaptığım bazı şeyleri sizlerle paylaşarak belki işinize yarayacak şeyler söyleyebilirim diye düşünüyorum;

Not taşımak: Birçok kişi eğer elinizdekileri okursanız, dinleyicilerle göz kontağını kaybedersiniz, iyi bir şey değil derler. Sadece size söylemeniz gerekenleri hatırlatacak kelimeleri yazdığınız bir küçük kağıt parçası oldukça işe yarayacaktır.

Göz kontağı: İnsanların gözlerine bakarak hızlıca hareket etmek, göz gezdirmek gerekir. Birisine doğrudan ve dikkatli, sanki bir şey varmış gibi bakmak değil.

Ödevinizi çalışın: Doğaçlama yeteneğiniz olsada konuşmanız öncesinde kısa bir çalışma yapmada fayda vardır. Dinleyicilerin ne duymak isteyeceklerini düşünerek hazırlık yapabilirsiniz.Ve onların duymak isteyecekleri şeyleri keyifli, komik yada metaforik olarak anlatacak yollar bulabilirsiniz.

Duraklama: Motor gibi konuşarak bir sunum yaparsanız kısa bir süre sonra sizi dinleyenler hiç bir şey anlamayacaklardır. Biraz bilgi verip biraz durmak, bilgiyi özümsemelerini sağlamak daha iyidir.

Gevelemeyin: Bir şeyleri ağzınızda geveleyip, yuvarlamayın. Kesin, net ve açık konuşmaya sözlerinize özgüveninizi yansıtmaya çalışın.Hatta mümkünse kendi sesinizi kaydedip sonra dinleyin, belkide belli yerlerde çok sıkıcı olmuşsunuzdur.

Hmmmmm demeyin: Kelime aralarına iiiiiii, hmmmm gibi acaip sesler sokmayın. Düşünmek için sessizliği tercih edin, illaki bir ses çıkarmayı değil.

Katılımı destekleyin: Oaraya gelip sizi inlemek isteyenlerin soracakları yada söyleyebilecekleri şeyler olabilir, onlara sık sk fırsat verin, katılımlarını sağlayın.

Görünmek ve duyulmak: Herkesin sizi görebileceği ve duyabileceği bir yerde durun

Plan yapın: Genel olarak sunumlarda 1 slayt için 4 dakika uygun bir süredir. Toplam sürenize göre slayt sayınızı ve konuşma sürenizi ayarlayabilirsiniz.

Test yapın: Önemli bir konuşmaysa evde ayna karşısında bir ön konuşma yaparak hem vücut dilinizi hemde söylemek istediklerinizi test edebilirsiniz. Ayrıca garip sesler çıkarmamayada çalışabilirsiniz.

Paylaşın:

Aman ha…

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

DERS 1: Önüne ne çıkarsa çıksın, yürümene devam et!!..

DERS 2: Geç kalmış olsan bile kendini iyi ifade et!!!

DERS 3:Hata bile yapsan, her defasında yeni bir şey dene…

DERS 4: Ne kadar neşeli, hüzünlü veya gergin olsan da “uyanık” ol…

DERS  5: Asla herhangi bir şeye uzun süre güvenme….

DERS  6: Asla, “kendini” hafife alma!

DERS  7: Asla birisiyle uzun süre dalga geçme….

DERS  8: Hücumda veya savunmada, herzaman, yapabileceğinin EN İYİSİNİ yap..

DERS 10: Sık sık değişen şeylere sahip olmak için fazla uğraşma…

İyice düşünmeden bir şey yapmaya kalkma..

Paylaşın:

Kalıcı yaşınız kaç?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Size saçma gibi gelebilir ama yazının devamını okuduğunuzda hepimizin kalıcı bir yaşı olduğunu göreceksiniz. Aslında birine yaşını sorduğunuzda hemen doğum yılı ile içinde bulunduğu yıl üzerinden bir hesap yapar ve size yaşını söyler.

Fakat inanıyorum ki aslında herkesin bir kalıcı yaşı var. Örneğin ben 33 yaşında hissediyorum kendimi. Ne çocuklar kadar rahat sağa sola koşturabiliyorum ne de gençler kadar her şeye atlayacak heyecana sahibim. Ama 40’lı yaşların olması gereken ağırlığına da yeterince sahip değilim. Aslında çocuk yaşta babamı kaybedip, evdeki erkek adam rolü bana verildiğinden beri hep büyük adamı oynamaya çalışmış, birazda mecbur kalmıştım. Ama büyüdükçe anladımki aslında her geçen yılı yaşına ekleyip eklememene karakterin karar veriyor. Ben çocukluğumda her yıl 3 yaş büyürken şimdi 3 yılda bir 1 yaş ilerliyorum.

Her ne kadar geçmişimde yöneticilik yapsamda sürpriz yumurtadan çıkan küçük maketleri yapmayı, kendime oyuncak almayı ve arkadaşlarımla salon oyunları oynamayı bırakmadım.

Okumaya devam et

Paylaşın: