Aylık arşivler: Nisan 2010

Eğer size saygıları yoksa

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

imageSizi sürekli eleştiren ve yaptığınız her şeyde negatif ve küçümseyen bir tavrı olan patronunuz var diyelim. Sadece “patron” olduğu için saygı duyulmalı mıdır? Eğer patronun sizden daha iyi olduğunu veya böyle bir tavrı hak ettiğinizi düşünüyorsanız tabiki saygı göstereceksiniz ama bu başka bir problemin varlığını gösterir. Yani sağlıklı olmayan bir durum olduğunu.

Her halukarda doğru dürüst muameleyi hak etmek için işinizi en iyi şekilde yapmanız gerekir. Eğer yaptığımız işin objektif olarak iyi olduğunu düşünüyorsak – ki bazen kendimizi kandırdığımız olabilir, ve buna rağmen gereksiz şekilde eleştiriliyorsak, buna izin veriyoruz demektir. Ama işimizi gerçekten iyi yapamıyorsak daha iyisini yapabilmek ve bu suretle saygıyı hak edebilmek için yollar aramamız gerekir.

Hakaret ya da aşağılayıcı sözlere maruz kaldığınızda;

Mücadele edebilirsiniz

Bu durumda patronunuza yapıcı eleştirilerini dinleyebileceğinizi fakat kötü muamele istemediğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer buna rağmen size kötü davranmaya devam edecekse onun parasını kendi zamanınızı israf etmeye gerek yoktur. Hem ruhsal hem de fiziksel sağlığınız açısından alternatifleri düşünmeye başlayacaksınız.

Bu tipteki ezici haraketler genellikle astın üstüne tepki vermediği, şikayet etmediği durumlarda devam eder. Büyük olasılıkla bu saldırgan tavrı durdurma konusunda ciddi olunursa tavır değişebilecektir. Burada halk deyimiyle “patrona posta koymaktan” bahsetmiyorum. Sadece rahatsızlığınızı dile getirmekten bahsediyorum.

Bazen büyük kurumlarda işi resmi şikayete taşımakta mümkündür fakat bu durumda başkalarının düşmanlığını kazanma, misilleme ya da durumun daha kötüleşmesine yol açabilirsiniz. Bu zor bir karardır,  dikkatli olmak gerekir. Çünkü geri tepebilir.

Kabullenmek

Bu durumda patronunuza saygı duyulmayı hak etmeyen biri olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Zaten siz böyle düşünüyorsanız başkasının size saygı duyması da doğru olmayacaktır. Eğer kendinize olan saygınızı yitirmişseniz zor bir durumdasınız demektir. Çünkü muhtemelen başka iş bulamayacak şekilde niteliklerinizin yetersiz olduğunu, yaşınızın geçtiğini vb. şekilde düşünüyorsunuzdur. Sizin özgüveninizi yenilemeye ve cesarete ihtiyacınız var demektir.

Ayrılmak

Eğer bir şeylerin düzelmeyeceğini düşünüyorsanız işten ayrılmak son çare olarak karşınıza çıkar. Benim inancım mutlu ve verimli olabileceğiniz başka bir yerde çalışacağınıza hakaret ve aşağılanma ile bir yerde çalışmanızın doğru olmadığı yönünde. Bu şekilde sağlıksız bir ortamda sizden iş çıkmasıda beklenemez, işte çıkmaz zaten.

Paylaşın:

Karşımızdakilerin beklentileri

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bazen eşim ile akşam karşılaştığımızda ben gülerek merhaba derken onun asık suratıyla karşılaştığım oluyor. Ben sempatik olarak selamımı devam ettirip kendim gibi karşılık görmeye çalışıyorum ama olmuyor. Çoğu zaman bir gün önceki dikkatsizliğim ya da patavatsızlığım sonucu söylediğim bir söz ya da davranış ertesi gün tavır olarak karşıma çıkabiliyor. Ben de bu durumda ya izah etme ya özür dileme ya da haklılığımı savunmaya çalışıyorum. Ama sempatik bir merhabaya ters tepki almak hiç hoş olmuyor.

Hepimiz özellikle bize yakın olan kişilerin söylediği ya da yaptığı, söylemediği ya da yapmadığı şeylere çok şaşırabiliriz. Nasıl olurda patronum beni reddeder? Nasıl elemanım bu hatayı yapar? Nasıl herkesin içinde bana sesini yükseltir? Neden yaptıklarıma müteşekkir değil?

Eğitimlerimde de çoğu zaman katılımcıların paylaştıkları yaşanmışlıklarda çok fazla diğerlerinin davranışlarına olan şaşkınlıklarını dinliyorum. Bu durumda problem kimde?

Bence problem ne bizde ne de karşımızdakilerde, problem “beklentilerimizde”
Bu insanların iyi ya da kötü davranması da değil. Bu bizim onların davranışlarının aksindeki beklentilerimizde. Biz onların bizim istediğimiz gibi davranmalarını bekliyoruz, kendi istedikleri gibi değil.

Sanırım artık gönderdiğiniz bayram smslerine neden cevap vermediğimi, neden parasız iş yapmadığımı, neden gece gündüz deli gibi çalışacağıma evde kızıma vakit ayırdığımı anlıyorsunuz.

Herkese önerim: Bilgisayar mağazasında süt bulamadığınızda üzülmeyin.

Çözüm: Kabul edin. Herkesin kendince bir hayatı ve düşünce tarzı olduğunu kabul edin. İnanın bu hayatınızı çok kolaylaştıracak.

İnsanlar ve kurumlar giderek birbirlerine benzemek yerine katlanarak artan bir değişim içindeler. Bu da alıştığımız şirket ortamları dışında ve bizden farklı düşünenler ile bir arada yaşamaya çalışmamız gerektiğini gösteriyor. Bazen kendisine bir şey alattığım, eğitim verdiğim insanların beni dinlemediği ya da dinlerMİŞ gibi yaptığını görüyorum. Her halukarda karşımızdakiler beklentimiz dışında davranıyorlasr ve buna üzülüyoruz, kızıyoruz.

Hepimizin bildiği altın kural olan “Herkese sana davranmalarını istediğin gibi
davranmalısın” sanırım artık şöyle değişti; “Herkese kendilerine davranılmasını istedikleri gibi davranmalısın.”

Demek ki karşımızdakilerin kendilerine nasıl davranmamız gerektiği konusundaki düşüncelerini öğrenmemiz gerekecek. Bu yüzden karşımızdakileri tanımak ve anlamak çok önemli bir hal alıyor.

Bazı kültürlerde toplantıya zamanında başlamak önemli iken bazılarında değildir. Bazılarında konuşanı bölmek normal bazılarında değildir. Eğer çevrenizdekilerin beklentilerini anlarsanız onları hem kolay yönetebilir hem de çok daha iyi iletişim kurabilirsiniz.

Bazı kültürlerde kişiler kalabalık içinde birbirini azarlamaz ya da aksi fikrini belirtmeyi doğru bulmaz.

Unutmamalıyız ki hepimiz Türkiye’de yaşamış olsakta hepimiz farklı ailelerde yetiştik, farklı öğretmenlerden ders aldık, farklı şirketlerde çalıştık, farklı hobilere, farklı rüyalara sahibiz. Her ne kadar aynı kelişmeleri kullansakta aslında farklı dillerde konuşuyoruz.

Eğer karşınızdakileri, özellikle üstlerinizi iyi tanımıyorsanız onların farklılıkları ile karşılaşacağınızı unutmayın ve kabullenmeye hazır olun.

Yaptığınız her konuşma, yaşadığınız her şeyde karşı tarafı tanıyacak bir şeyler olduğunu unutmayın ve gözlemlemekten vazgeçmeyin. Çevrenizi, üstlerinizi, şirketinizi tanıdıkça beklentilerinizin daha gerçekçi olacağını, onlara nasıl davranırsanız nasıl tepki alacağınızı bileceksiniz.

Paylaşın:

Acil durumlar için önlemler

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Türkiye’de ve hatta İstanbul’da yaşıyorsanız sizin yada ailenizin herhangi bir kaza, yaralanma gelmesi veya fenalaşmanız diğer illere nazaran daha olasıdır. Bu tip bir durumda bize yapılacak ilk yardım ya da diğer müdahalelerde bizimle ilgili sağlık bilgilerine erişilememesi en büyük sıkıntı olmaktadır. Bu yüzden hem sizlerin, hem de çevrenizdeki yakınlarınızın cüzdanlarında aşağıdaki bilgilerin olduğu bir kağıdın bulunması çok faydalı olacaktır. (Hatta çalışanlar kartvizitlerinin arkasına yazabilirler.)

Genel Sağlık Sigortasına geçilmesi ile beraber vatandaşlık numaramız ile bu tip bilgilerimize anında ulaşılabilecek ama şu anda pilot çalışmaları süren bu sistem tam olarak ayağa kalkana kadar bizim kendi önlemlerimizi almamızda fayda var.

İşte listede olması gerekenler;

Doktorlarınızın adı ve telefonları – Size müdahale edecek olan doktor sizin kendi doktorunuza bir şeyler sormak isteyebilir, sizin sağlığınızla ile ilgili en iyi bilgi kaynağı kendi doktorunuzdur.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Etrafınızda neler olup bittiğinin farkında mısınız?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Şöyle konuşmaları sık sık duyarız “Bu kız yeni mi işe başlamış? Alt kata taşınanlar nereliymiş? Marketin sahibi jeep almış, duydun mu?” Bunlar aslında çevrenizdeki insanların etrafları ile ne kadar ilgili olduklarına bağlı olarak derinleşebilecek bir konuşmanın giriş cümleleridir.

Birde bu tipte yeni gelenlere, bir şey almış olanlara karşı merakını yenemeyip onlara soru soranlar vardır: Nerelisiniz, Ne zaman geldiniz? Çocuğunuz var mı? Ne işle meşgulsünüz gibi. Aslında bu soruların amacı diğer meraklıların sorularına yanıt verebilemektir. Bu şekilde “doğal muhtarlığa” bürünmüş bir çok kişiyi etrafınızda görebilirsiniz.

Bu kişiler şirketlerin sigara içilen yerlerinde, çay ocaklarında, servislerde ve arkadaş toplantılarında şirket içi tüm bilgiye sahip olurlar. Kim ne kadar maaş alıyordan tutun, kim kimle berabere kadar herşeyi bilirler. Aynı rolü gerek oturduğunuz muhitte gerekse sitenizdede üstlenen birileri mutlaka vardır.

Başkalarının hayatına duyulan bu ilgiyi hep merak etmişimdir. Belkide ben hiç merak etmediğim için bana ters geliyor ama gerçekten ilginç bir durum.

Bu kişiler size bir seri soru sorduktan ya da sizinle ilgili başkalarından bilgi topladıktan sonra çıkarımlara başlarlar. Mükemmel bir istihbarat ağı kurulmuştur ve bu işe soyunanlar belkide tecrübeleri sebebi ile sizinle ilgili aldıkları bilgiler sonrasında “yorum” yapmaya başlarlar. İşte bu noktada çok dikkatli olmalısınız çünkü sizinle ilgili ilk not verilmek üzeredir. Çok güleryüzlü, sevecen olmakla suratsız ve nemrut olma damgasını her an yiyebilirsiniz.

Bu insanlar genellikle iletişim gücü yüksek, sıcak kanlı insanlardır. Diğer insanlarla iletişim kurmakta zorlanmadıkları gibi karşılarındakilerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlayarak her şeyi anlattırırlar. Aslında çoğu gevezedir ve kendileri ile ilgili şeyleride paylaşırlar ve karşılıklı bir gizlilik anlaşması doğal olarak oluşur.

Şimdi kendinizi şirket içi her şeyi bilen biri olduğunuzu düşünün. Herkesin her şeyinden haberiniz var. Kim kaytarıyor, gönül ilişkileri, belki hırsızlık-sustimal gibi, herşeyden haberiniz var. Ne yapardınız yada bunu nasıl lehinize çevirirdiniz?

Öncelikle objektif olarak her şeyi aynı olağanlıkla kabul ederek dinlemelisiniz.Tepkisel olmak size bu bilginin gelişini engeller. Karşınızdakine güven vermelisiniz.

Sizin aleyhinizde bir şey olsa bile sakinliğinizi korumalı ve akılcı olarak ne yapmanız gerektiğini sakince düşünmelisiniz.

Bazı şeyleri bilmiyor gibi görünmek gerekebilir. Özellikle yapılanı tam olarak anlayıp, tam ve doğru müdahaleyi yapana kadar.

Önemli olan olası zararları ortaan kaldırmak yada minimize etmek ise çok dikkatli davranmalısınız. Her zaman gülümsemeli, bir poker oyuncusunun sakinliğinde elinizdekini asla kaşınızdakine belli etmemelisiniz.

Öğrendiğiniz şeylerin altında nelerin yattığını öğrenmeye çalışmak kalıcı çözümler üretmenin tek yoludur. Birileri işten kaytarabiliyorsa bu onun yetki ve sorumluluk alanı ile ilgili bir problem olabilir, ya da şirketi gerçekten sevmiyor olabilir. Şirketi sevdirmek için ne yapılabilir bunu düşünmek gerekir.

Mümkün olduğunca her şeyin yeryüzüne çıkması için gereken şeffaflık yada samimiyeti göstermelisiniz.

Herşeyi bilmesenizde “farkında olmaya” çalışmalısınız.

Paylaşın: