Aylık arşivler: Mayıs 2010

Şirketteki kötü adam olmanın yolları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bugüne kadar hep daha iyi nasıl olunur, doğru yol budur gibisinden yazılar yazdım. Ama birlikte çalıştığınız insanları nasıl rahatsız edersiniz, istenmeyen ve sevilmeyen biri olabilirsiniz kısmını yazmadım. Şimdi kötü biri olmak istiyorsanız aşağıdaki listeye göz atın(özellikle 66 maddedir:) ;

1. Kulaklık kulağınızdayken farkında olmanıza rağmen yüksek sesle konuşun

2. Hazırladığınız dokümanları sol üst değil sağ üst köşeden zımbalayın.

3.Fare(mouse) optik ise selobant ile ışığını kapatın

4. Ekranının kablosunu çekin

5. Hasta olanlarla ameliyat maskesi takarak konuşun.

6. Toplantıları sabah 09:00 ya da 17:00’ye ayarlayın.

7. Sürekli aynı şeyleri söyleyin.

8. Odanızda ya da masanızda gürültü yapın.

9. Her gittiğiniz masadan bir kalem alın.

10. Fotokopi makinasının kağıdı bittiğinde yerine yenisini koymayın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Vücut dilini iyi kullanmak – 2

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Vücut dilinizi değiştirmek ve yönetebilmek elinizdedir. Yıllarca oturmuş alışkanlıklarınız belki bir iki günde değişmeyecektir ama siz kararlı olursanız ve aşağıdaki önerileri okuyup, uygulamaya çalışırsanız olumlu gelişmeler sağlayabilirsiniz.

Sadece bir bakışın bile yettiği durumları yaşamışsınızdır? Sadece duruşuyla, tavrıyla ve bakışlarıyla sizi olumlu ya da olumsuz etkileyen insanlar olduysa sizde başkalarında istediğiniz etkiyi bırakmak istemez misiniz? Eğer cevabınız evet ise okumaya devam…

9. Yüzünüze dokunmayın – Bu sinirli olduğunuzu gösterir ve diğerlerinin dikkatini dağıtır.

10. Kafanızı dik tutun – Yere bakmayın çünkü bu kendinizi güvensiz hissettiğinizi ve belki konudan koptuğunuzu gösterir.

11. Biraz yavaşlayın – Yavaş yürümek sizi daha sakin göstereceği gibi daha az stresli olarakta gösterir. Birisi size seslendiğinde birden ona dönmeyin yavaşça dönün.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Vücut dilini iyi kullanmak – 1

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Bugüne kadar vücut dili ile ilgili olarak hep hangi hareketi ve duruşu nasıl yorumlayacağım ile ilgili çeşitli kitaplar okumuştum. Bir de üstüne Lie to Me dizisini seyrettikten sonra ilgim iyice arttı.

Öncelikle yapmanız gereken kendi vücut dilinizi keşfetmek. Nasıl oturuyorsunuz, konuşuyorsunuz, çeşitli duygu hallerinde nasıl davranıyorsunuz gibi. Önce bir süreliğine bunları izleyin. Hatta bunu ayna karşısında yapabilirsiniz.

Daha sonra gözlerinizi kapayarak kendinizi nasıl rahat, açık ve güvenli hissedecek şekilde konuşacağınızı ya da oturacağınızı canlandırmaya çalışın. Sonra bunu deneyin.

Eğer iyi vücut dili olduğuna inandığınız birileri var ise(siyasetçi, sanatçı vb.) onları iyice izlemelisiniz.

Takındığınız tavırlar zaman zaman size yanlış yaptığınızı düşündürebilir ama hata yapmadan öğrenemezsiniz. Ya da çok gülümsüyorsanız kendiniz daha mutlu hissetmeye başlarsınız. Dik durursanız kendinizi daha enerjik ve kontrollü hissedersiniz. Eğer hareketlerinizi yavaşlatırsanız daha sakinleşirsiniz.

Şimdi gelelim önerilere;

1. Bacak bacak üstüne atmayın ve kollarınızı kavuşturmayın – Kolları kavuşturmak savunma anlamına gelir. Anı şey bacaklar içinde geçerli. Her ikisini de açık tutun.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yaratıcı Direnç

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Yaratıcı direnç, yaratıcılığımıza kendimizin getirdiği sınırlamalar ya da limitleri ortadan kaldırma gücümüzdür. Aslında en zor zamanlar kendi kendimizi çürüttüğümüz, kendi fikirlerimizi sabote ettiğimiz durumlardır. Bir yandan insan olmanın doğasıdır bu yaptığımız.

Özellikle üzerinde çok hassas olduğumuz, titizlendiğimiz şeylerde daha çok yaparız bunu. Sürekli bir şeyleri değiştiririz, memnun olmayız, daha iyisinin dilimizin ucunda olduğunu düşünür ama bir türlü ortaya çıkaramayız.

Gerçekten bizim için çok önemli bir projeyi ya da işi yapacağımız zaman “Sen bunu yapamazsın” “Yeterince iyi değilsin, ” “Yeteneğin yok” gibi cümleleri kendi içimizde sarfederiz. Ama moralinizi bozmayın çünkü her zaman hepimizin içinde yaratıcı direnç var ve onunla yaratıcılığımızı daha iyi bir şekilde kullanmaya devam edebiliriz.

Yapmanız gereken içinizdeki yaratıcı direnci görmezden gelmemek. Kendinizle barışmalı, kendi kendinizi bastırmamalı ve bu karamsarlığınızla yüz yüze mücadele etmelisiniz.

Belki deli derler ama yine kendi kendinizle şöyle bir konuşma yapabilirsiniz;

“Sevgili negatif tarafım, senin hayatımdaki öneminin ve amacının farkındayım ama lütfen sende beni anla. Senin yapmaya çalıştığın benim olası en kötü tarafları farkına varmam, hata yapmamam, başarısızlıktan korunmam ve zarar görmemem.

Fakat benim varolma amacıma uygun olarak bana anlamlı gelen şeyleri yaşamam vizyonuma doğru ilerlemem için gerekli. Bana ne söylersen söyle kendim olmalıyım, düşüncelerimin hayallerimin peşinden gitmeliyim. Fakat maalesef sen beni yolumdan alıkoyuyorsun.”

Hadi bakalım kolay gelsin.

Paylaşın:

Planlama ve Çekim Yasası

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Çalıştığınız yerde hiç planlama ya da stratejik planlama çalışmalarına katıldınız mı? Herhangi bir planın ya da projenin parçası oldunuz mu? Eğer olduysanız çok basit olarak planlanan şeylerin zaman için gerçekleştirildiğini görmüşsünüzdür. Sizce planlanmasaydı o işler şans eseri ya da kaza ile gerçekleşirler miydi? Bence hayır.

Planlama Çekim Yasanın işe yaramasını sağlayan en basit yöntemlerden birisi. Bir plan yaparsınız, gerçekten gerçekleşmesini istediğiniz şeyi kafanızda bitmiş ve başarılı olmuş şekli canlandırır ve sonrada onu gerçekleştirmeye başlarsınız. Eğer ekip üyelerini plana dahil eder, planı onların, onları planın bir parçası yaparsanız pozitif olarak katılımlarını sağlayabilir, planın gerçekleşme olasılığını artırırsınız.

Ama özellikle geçtiğimiz son 7-8 yılda kaos yönetim şekilleri çok modaydı. Katılımcı olmayı reddeden bu görüş kaosun karmaşasından bir düzen çıkarmayı, rekabet ve hırsı bir arada kullanmayı amaçlıyordu. Ama bu sayede bazı işler çok iyi gidebilirken bazıları hiç gitmeyebiliyordu.

Sizin işyerinizden beklentiniz ne?

Amacınızı belirleyin, hedeflerinizi koyun, olabileceğine inanın ve üzerine gidin. Böyle söylemek kolay, yapsana dediğinizi duyar gibiyim. Benim cevabım “hemen denemeye başlayın” olacak. Bu konuda denemek önemli. Zaman içerisinde hem amaçlarınız, hem hedefleriniz hem de gerçekleştirme yolları konusunda olgunlaşacaksınız. Eğer ne yaparsanız yapın bir şeyler değişmiyorsa o zaman ya pozitif bakış açınızı koruyamıyorsunuzdur ya da çalıştığınız ortam sizin gibi pozitif düşünenleri barındırmayacak kadar karanlık yada karamsar demektir.

Pozitif düşünce temel düşünce biçiminiz olana kadar uğraşmalısınız. Diş fırçalamak gibi, karşılaştığınız biriyle selamlaşmak gibi doğal bir parçanız olmalı.

Şimdi kendi planınızı hazırlayın. İster bulunduğunuz yerde ister başka bir yerde ne yapmak istediğinizi, neyi başarmak istediğiniz düşünün.

Paylaşın:

Verimlilik ve Ekip Çalışmasında “Çekim Yasası”

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Diyelim ki bir yöneticisiniz ve personelinizi bir işi gerçekleştirmeleri ya da bir arada çalışabilmeleri konusunda cesaretlendirmek istiyorsunuz. Aslında daha önceden oldukça verimli çalışan ekipler görmüştünüz. Çatışmaların az, verimliliğin yüksek olduğu ekiplerdi bunlar. İş yapmayı seven ve işe gelmekten mutluluk duyan insanlardı onlar. Ve bu insanlar bir araya geldiklerin hem konuşacak hem de paylaşacak bir şeyler bulabiliyorlardı.

“Teşekkür ederim”, “Senin burada olmandan çok memnunum, yaptığın işi takdir ediyorum” demeyi biliyor musunuz? Pozitif bir geri besleme -tabiki hak edildiğinde, o kadar önemlidir ki şaşırırsınız. Ama burada teşekkür baremini çok yüksek tutmakta marifet değildir. Her zaman sadece “mükemmel” olana teşekkür edilmez. Teşekkür etmek bir zaaf değildir.

Birileri iyi bir şey yaptığında “teşekkür etmek” ki bu bazen size çay getiren çaycı, faksınızı getiren asistanınız, size kapıyı tutan hiç tanımadığınız biri olabilir, çok normal bir şeydir. Hiç tanımadığınız kişilere “merhaba” “günaydın” “size nasıl yardımcı olabilirim?” demek gerçekten çok mu zor?

Eğer çevrenize pozitif mesajlar verirseniz pozitif mesajlar alırsınız. Aslında neyseniz onu kendinize çekersiniz. Pozitif bir insansanız pozitif insanları ve olayları kendinize çekersiniz.

Verimlilik dediğimizde ise size odaklanmamız lazım. Okumaya devam et

Paylaşın: