Aylık arşivler: Haziran 2010

Aynı anda birden fazla iş vermek ya da yapmaya çalışmak

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

imagesAynı anda birden fazla iş vermek ya da yapmaya çalışmak Hepimizi bildiği gibi araba kullanırken cep telefonu ile konuşmanın yasak olmasının sebebi aynı anda 2 iş yapmaya çalışırken kazaya sebebiyet vermemizi önlemektir. Hatta bazen bayanların araba kullanırken hem telefonla konuşmalarına hem de aynada makyajları ile uğraşmalarına tanık oluyorum.

Yapılan çalışmalarda email ve telefon ile işi bölünenlerin IQ’larında %10’a yakın düşüş oluyormuş. Bu oran uyuşturucu kullanmanın getireceği zararın 2 katı imiş.

Aynı anda bir den fazla iş ile uğraşmak verimliliğimizi %40 düşürüyor. Aslında aynı anda birden fazla iş yapamıyoruz tek yaptığımız elimizdeki işler arasında hızla gidip gelmekten ibaret.

Siz her ne kadar aynı anda 40 yumurtayı da taşıyabildiğinizi söylesenizde yapılan bir diğer araştırmada birden fazla iş ile uğraşanların diğerlerine göre daha az ehil” competent” oldukları çıkmış. Üstelik sadece verimsizlik değil aynı zamanda en büyük stres kaynaklarından birisi.

Herkesin kötü olduğunu bilmesine rağmen ısrar etmesinin sebebi ne? Çünkü beynimiz hem elimizden hem de sözlerimizden hızlı. Biz karşımızdakilerden yapabileceklerinin maksimumunu yapmaları için yapabileceklerinden fazla iş vermeye çalışıyoruz. Aynı zamanda kendimizde telefonla konuşurken internette email okuyabiliyoruz.

O halde ne yapmak lazım?

Bölünmelerinizi engelleyin yani email’inize yarım saatte bir bakın aralarda bakmayın. Toplantılarda hem saygıdan hem de bölünmemek için cep telefonunuz kapatın

Yapacağınız işlerde kendinize gerçekçi olmayan agresif tamamlama süreleri verin. Böylece size vakit kaybettirecek her şeyi(özellikle toplantıları) azaltmak zorunda kalırsınız.

Hepimiz iş dünyasının atletleriyiz. Hangi atlet koşarken kitap okuyor? Hangi yüzücü yüzerken telefonla konuşuyor?

Eğer yarışı kazanmak istiyorsak sadece yapacaklarımıza odaklanmayı öğrenmeliyiz.

Paylaşın:

Akıllı adamın problem çözümü

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar.

Okullarin açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu bağırıp, çağırarak  tekmelerler. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir.

Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine dogru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar onları durdurur ve:

“Çok tatlı cocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken
aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve
gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar verecegim” der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler.

Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der:

“Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladi bundan böyle size sadece 50 sent verebilirim.”

Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan birkaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları:

“Bakın” der, “Henüz maaşımı alamadım, bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?”

“Olanaksız bayim” der içlerinden biri, “Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsaniz yanılıyorsunuz. Biz işi
bırakıyoruz.”

Paylaşın:

Herkes rolünü iyi oynayacak

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Hepimizin bir çok rolü var. Kendimden örnek vermem gerekirse öncelikle insanım, Türkiye vatandaşıyım, kocayım, babayım, yetişkinim, eğitimciyim, kiracıyım, evsahibiyim, şoförüm, arkadaşım, dostum, bir mağazaya girdiğimde müşteriyim, blog yazarıyım, seçmenim vb. aklıma gelenler.

Eğer her rolümüze sahip çıkar, olması gerekenleri ve doğruları düşünür, rolümüzü en iyi şekilde yerine getirmeye çalışırsak hayat daha iyi olmaz mı? Bir doktor hastasını iyileştirebilmek için elinden gelen tüm gayreti gösterip pratik ve teorik olarak kendini geliştirir, hastasına en hızlı teşhisi ve dolayısıyla tedaviyi uygulayabilmek için gerekli bilgilere en hızlı şekilde ulaşmaya çalışırsa daha önceki bir yazımda belirttiğim acil durum bilgilerimizi “kendimiz” boynumuzda taşımaktansa bunu yapmamız bizden talep edilir, bizler bir süre sonra bundan sıkılır, bu tip bilgilerin elektronik ortamda ve doktorların anında erişebilecekleri bir şekilde düzenlenmesinin yapılmasını isteriz. Kısacası o bilgilere ulaşmayı, daha iyi ve doğru müdahale için doktorlar istemeli, hasta takmayı düşünmemeli görüşündeyim.

Aslında demek istediğim her meslek grubu kendi mesleğini daha iyi icra edebilmek için hizmet verdiği insanlara yardımcı olmak zorundadır. Diyelimki kendinize bir ev yaptıracaksınız. Bir inşaat firmasına gittiniz, kapısı, penceresi, şu kadar odası olsun, şurada dursunlar vb. aklınıza gelenleri söylersiniz. Söylemedikleriniz ya iş esnasında size soru olarak gelir ya da emri vaki olarak yapılır ve karşınıza çıkar. Aynı inşaat şirketine gittiğinizde size hemen hemen her konuda sizin karar vermeniz gereken şeyleri soru olarak sorsalar fena mı olur? Hangi yönde kaç pencere istiyorsunuz? Çift cam mı olsun? PVC mi ahşap mı olsun? Pencelere kolları plastik mi olsun metal mi olsun? Pencereler kaç yöne açılsın? Çocuk kilidi olsun mu? Bu sorular hem sizin ihtiyaçlarınızı netleştirir hemde inşaat firmasının işini doğru yapmasını sağlar.

Aslına bakarsanız tüm rollerimizi oynamaya çalışıyoruz ama gerçekten hepsinde gereken özeni gösteriyor muyuz bu konuda şüphelerim var. Gösterdiğiniz özeni ispatlayabiliyor, içiniz rahat uyuyabiliyorsanız ne mutlu size.

Ama bugün bir vatandaş olarak, bir hasta olarak ve diğer aklınıza gelecek bir çok konuda gerçekten haklarımızı ya da yapmamız gerekenleri düşünüyor muyuz? Biliyor muyuz?

İşimize gelen konularda titizlenirken diğer konuları geçiştiriyor muyuz?

Ben Eskişehirliyim derken, orada doğmamız dışında oraya bir faydamız oluyor mu? Ya da gurur duyduğumuz Afyon’lu bir dünya şampiyonu için acaba Afyon bir şey yapmış mıdır yoksa sadece aile bağları orayı gösteriyor diye başarıya ortak mı oluyordur?

Ben inşaat mühendisiyim, kiracıyım, müteahhitim, belediye çalışanıyım derken her hangi bir deprem haberi sizi etkileyebiliyor mu?

Yaptığınız işin olumlu sonuçlarını ölçmek için ne kadar gayret sarfediyorsunuz? Ya da ölçebiliyor musunuz? Örneğin bir öğretmenin öğrencilerinin üniversite sınavını kazanması mı yoksa faydalı şeyler üretmeleri mi eğitimin başarısını gösterir?

Biz gerçekten her rolümüzün hakkını verebilirsek bir çok şeyi değiştirebiliriz. Çünkü roller bize o konuda sorumlulukta yüklerler ve sorumluluklar devredilemez. Siz aldığınız rolün sorumluluğunu taşıyabilmeli, en iyisini yapabilmek için elinizden gelen tüm gayreti gösterebilmelisiniz.

Paylaşın:

Adını farklı alfabelerde görüntüle

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

hairalphabetAdınızı ve soyadınızı farklı alfabelerde yazdırmak isterseniz kullanabileceğiz online siteler aşağıdadır;

1. Google Transliterate – Google’ım bu yeni uygulaması ile bir çok dilde adınızı görüntüleyebilirsiniz. Ör.  Hindi, Urdu, Tamil and Bengali. (Uyarı: türkçe karakter kullanmayın)

2. Google Translate – Bu eski Google uygulaması ile 15 farklı dile adınızı çeviretebilirsiniz.

3. Elvish Language – Yüzüklerin efendisi serisini sevenlere. site ingilizce olarak yazacağınız adınızı nasıl Tengwar diline çevreceğinizi anlatıyor. Hem gizemli bir havası var hem de çok hoş bir uygulama

4. Braille Generator – Bu sitede yazınız kör alfabesine çevriliyor.

Braille Logo
5. Hobbit Runes – Eski kadim alfabelerden bugünkü latin alfabesine dönüşen dile çevirebilme sitesi.

6. Babylon Tablets – Babilde bilinen eneski yazı tipine çevirme.

7. Morse Code – Yazıyı mors alfabesine çeviri, ve telgrafınızı gönderebilirsiniz.

8. Ancient Egyptian – Hiyeroglif diye bildiğimiz eski Mısır yazısı karakterler yerine semboller kullanıyordu. Bu site adınızın ilk 16 karakterini Eski Mısır dilindeki sembollerle gösterebiliyor.

9. FДКЗ CУЯILLIC – Adınızı kril alfabesi ile yazdırın.

Paylaşın:

Çocuğunuz ile kıymetli zaman geçirme önerileri

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

parents-children-cooking1Kızımla beraber sürekli aktivite yapmaktan ve bu konuda yapacak şeylerin bitme ihtimaline karşı sağdan soldan derlediğim aktiviteleri sizlerle paylaşayım istedim. İnsanın çocuğu ile geçirdiği vakit kadar keyifli bir şey olmadığını öğrendim. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için hem kitapları hem de interneti fırsat buldukça karıştırmaya çalışıyorum. Bunu yaparken hem ona keyifli anlar yaşatacak hemde belki bir şeyleri öğrenebilecekleri aktiviteleri seçmeye çalışıyorum;

1. Birlikte kitap okuyun – Okuduğunuz kitapla ilgili sorular sorun.

2. Beraber hikayeler uydurun – Yaratıcılık

3. Futbol oynayın – El, ayak, göz koordinasyonu

4. Beraber resim yapın – Göz-el koordinasyonu, yaratıcılık

5. Salona sandalyeler üzerine çarşaf atarak bir çadır yada kutulardan kale yapın – Yaratıcılık.

6. Yürüyüşe çıkın – Fiziksel gelişim

7. Parkta yada kumsalda piknik yapın – İletişim

8. Masa oyunları oynayın, satranç go vb. – Hafıza, yetenek geliştirme

9. Lunapark’a gidin – Fiziksel gelişim iletişim

10. Erken kalkın ve onlarla birlikte günü karşılayın – İletişim

11. Müzeye gidin – Eğitim, görsel gelişim

12. Odasını birlikte düzeltin, toplayın – .Sorumluluk

13. Saklambaç oynayın – Eğlence

Okumaya devam et

Paylaşın:

Varsayım tuzağına düşmeyin!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

decisionsPolitikacılar varsayımlarına dayalı cevap vermeleri gereken sorulardan korkarlar. Aynı şey gerek proje yöneticileri gerekse diğer yönetim kademeleri içinde oldukça korkutucudur. Neden korkutucudur? “Muhtemelen böyle olacaktır?” ya da “Tahminimce şunu yapmak lazım” gibi sözler neden korkutur insanları?

“Bir dakika” dedi öfkeyle Fırat. “Eğer hafızamı kaybetmediysem yada delirmediysem geçen hafta tüm malların elimizde olacağını söylemiştin”

“Evet” dedi Serkan. “Ancak gümrükte bir aksilik olmayacağını düşünerek söylemiştim. Fakat şimdi anlıyorum ki her türlü kötü olasılığı dikkate alarak size bilgi vermeliymişim.”

“Doğrusu bu” dedi Fırat. “Böylece beni yanıltmamış olursun ve diğer işlerimizde aksamaz”

Serkan, bir soruya cevap vermenin kendi varsayımına dayanmasının ne kadar zor olduğunu düşünüyordu. Eğer A, B, C olursa ve D, E, F koşulları gerçekleşmezse şu zamanda şunu yapabilirim gibi bir cevap üretmek gerçekten çok zordu. Özetlemek gerekirse “belirli şartlar altında belirli şeyleri gerçekleştirmek” taahhüdü vermek oldukça zordur.

Bu tipteki sorular genellikle konuşma esnasında ortaya çıkarlar ve sizi “Varsayımsal Yanıt” vermeye zorladığı için cevaplamak yukarıda dediğim gibi tehlikeli olabilir. Bu tipte sorulara yazılı cevap vermek bazen güvenli olabilir. Yani toplantılarda ya da birebir görüşmelerde biraz zaman isteyip cevabınızı daha sonra vermeniz çok daha doğru olacaktır.

Birden ve kesin cevap vermenin sakıncaları şunlardır;

Artık Bizans’ta yaşamıyoruz.

Yani artık koşullar eskisi gibi değil, değişti. Bu yüzden kesin cevap vermeniz hem kendinizi kandırmak hem de karşınızdakini yanıltmak anlamına gelecektir. Ayrıca kendi uzmanlığınızda olmayan, bilmediğiniz bir konuda konuşmanız ve taahhüt vermeniz doğru olmayacaktır.

Okumaya devam et

Paylaşın:

İşyeri Kabadayıları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

İşyeri kabadayıları genellikle şirketin en yüksek maaş alanlarından çıkar. Kendi hedeflerine erişmelerinde engel ya da rakip olduğunu düşündükleri kişileri hedef seçerler ve kabadayılık yaparlar. Hedef haline gelmemekte önemlidir, hedef haline gelinirse ne yapılacağıda.

Fatma tam anlamıyla gıcık olmuştu. “Bana Fatoş denmesinden hiç hoşlanmadığımı bildiği halde yine herkesin içinde bana Fatoş dedi” diye düşünüyordu. Birden oturduğu yerdne kalktı ve Taner’in yanına giderek “Benim adım Fatma, Fatoş değil” dedi.

Taner irkilmişti “Tamam, tamam kusura bakma” dedi.”Bir daha yapmayacağım, Anladım” diyebildi kısık bir sesle.

Taner uyanık biriydi ve Fatma’yı tuzağa düşürmüştü. Toplantı boyunca Fatma’yı dikkatlice izledi. Toplantıya katılanlar tarafından Fatma’nın yaptığı çıkış onu suçlu yapmıştı. Kabadayı olan Fatma, mağdur olan Taner olmuştu.

Bu taktiğe ister “kışkırtma” deyin isterseniz “suçluyu güçlü yapmak” farketmez. Bu tipteki uyanıklar genellikle herkesin olduğu bir ortamda hedeflerini kaybeden durumuna getiren bir manevra yapıp çaktırmadan kızdırır, kendi üzerlerine gelmelerini sağlarlar ve boş bulunan kurban karşı saldırıya geçince birden suçlu duruma düşer.

Eğer kurban kontrolünü kaybetmez, destek ister, tanıkların onaylamasını ya da önerilerini isterse bu seferde bu tip bir duruma “aşırı tepki verdiği” ya da “paranoyak” gibi değerlendirilebilir. Yani karşı tarafa makul bir karşı saldırıda kaybettirebilir.

İşyeri kabadayıları kurbanlarının eforlarını düşürmek için onları kızdırıp agresif davranmalarını sağlamaya çalışırlar. Genellikle politik davranıp zorlamayı severler.

Eğer hedef haline gelirseniz ne yapacaksınız?

Okumaya devam et

Paylaşın: