Aylık arşivler: Kasım 2010

Süper Pozitiflik

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

İster inanın ister inanmayın ama pozitif düşünceli insanlar kendilerine koydukları hedefleri hep başarmışlardır. Eğer pozitif olursanız birçok şeyi farklı görebilir ve onlardaki potansiyeli algılayabilirsiniz. Zaten optimistik bir bakış açısı gözlerinizdeki perdeyi kaldıran ve size mutluluğu gösteren bir bakış açısıdır.

Açıkça söylemek gerekirse “Herkes pozitif olamaz” Bu bakış açınızın ve düşünce tarzınızın değişmesi anlamına gelir. Batıl inançlardan, negatif düşünceden kopmak anlamına gelir. Ama öncelikle dış görünüşünüzü değiştirerek kendinizi daha motive, enerjik ve güçlü hissetmeye başlayabilirsiniz.

Şunları yaparak “süperpozitif” olmaya çalışabilirsiniz:

1. Sabah kalktığınızda gülümseyin. Aklınızdaki kötü düşünceleri çıkarın. İyice bir gerinin, derin bir nefes alın ve o günün iyi geçeceğini, iyi şeylerin olacağını kendinize söyleyerek güne başlayın. Kendinize şunu söyleyin “Mutlu ve pozitifim, bugün çok güzel olacak.” Ve buna inanın!

2. Bir şeyleri başarabileceğinize inancınız olmalıdır. Bu yüzden kendinize bir slogan bulun “Her zaman yapabilirim” ya da “Ben yine başarabilirim” gibi. Eğer sloganınızı yeterince tekrar ederseiz inanmaya başlarsınız. Bu sözlerinizi laf olsun diye değil inanarak söylemelisiniz.

3. Moraliniz bozukken gülümseyebilmeli, kendinize kahkahalarla gülebilmelisiniz. Problem ne olursa olsun hayat devam edecektir vesiz üzülmeyle vaktinizi harcamamalısınız. Her gün kahkaha atamak hem sağlığınız hemde moraliniz açısından önemlidir. Kahkaha iç organlarınızın rahatlamasına ve oksijenin vücudunuza pompalanmasını sağlar. Yani dünyanın komik tarafını görmek önemlidir.

4. Kendi başarılarınızı kutlayın. Sadece para ya da kariyer başarıları değil birilerini barıştırmak, birilerine yardım etmek gibi her türlü başarınızı tebrik etmelisiniz. Eğer birilerinin hayat kalitesini artırmış kendi yaşam tecrübenizi geliştirmişseniz ne mutlu size. Tüm bunlar sizin özgüveninizi geliştireceklerdir.

5. Neyi başarmak istediğinizi kendinize sürekli hatırlatın. Hala aynı hedeflere sahip misiniz? Bazen yönümüzü değiştirmek, belki duraklamak istiyor olabiliriz. Belki gerçekten istediğinizle hedefiniz aynı şey olmayabilir. İçgüdülerinize güvenin. Kendinizi daha iyi bir hayat için değiştirmeye istekli ve hazır olmalısınız. Bu yüzden eğer doğru yoldaysanız pozitif ve mutlusunuz demektir.

6. Yürüyüşler yaparak temiz oksijeni vücudunuzdan eksik etmeyin.

7. Bardağın dolu tarafını görmezlikten gelmeyin. Süperpozitif olacaksanız öncelikle herşeyin pozitif tarafını görmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Eğer kendinizi negatif düşünür yada konuşurken farkederseniz durun ve aynı konuda pozitif şeyler düşünüp söylemeye çalışın.

8. Bir şeyleri olabilir kılacağınızı düşünün. Pozitif düşünürseniz pozitif şeyleri çekersiniz. İstediğiniz şeylere odaklanın, optimistik olun.

9. İyi şeylere zaman ve enerji ayırın. Mutlaka iyi geri dönüşler alırsınız. Hatta iyiliğinizide başkalarına aktarıyor olmanız iyi bir şeydir.

10. Değiştiremeyeceğiniz şeyler yüzünden sıkılmayın. Yapabileceğiniz ya da değiştirebileceğiniz şeylere vakit ayırın.

İyi yada kötü neyi tercih ederseniz edin sizin hayatınızı etkileyecektir.

Gülebilecekken somurtmak niye, mutluluk yerine üzüntüyü seçmem mantıklı mı?

Hayat bu kadar iniş-çıkışlarla doluyken pozitif olmaya odaklanmak sizi daha iyimser ve mutlu yapacaktır.

Paylaşın:

Blokolik misiniz?

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Blog yazıyoruz, okuyoruz ama sanırım acaba bu işi kararında mı yapıyoruz yoksa abartıyor muyuz? Bilemiyorum. Çok yazmak eleştirildi, bazı konuların yazılması eleştirildi ama acaba problem gerçekten bunlar mı? Bazen kendimi bende kaptırmama rağmen “herşey kararında iyidir” diyerek kendimi frenlemeye çalışıyorum.

Blogkolik nasıl anlaşılır diye sorulsaydı şunları söylerdim;

1. Çıktığınız bir seyahatte ilk iş bir internet cafe bulup tatilde o hafta tatilde olacağınızı yazmaya çalışıyorsanız

2. İşinizin arasında yada bir toplantı esnasında çaktırmadan kaç kez okunduğunuza yada sayfanızın kaç kez görüntülendiğinize bakmadan edemiyorsanız

3. Gördüğünüz ya da okuduğunuz her şeyde bir blog içeriği hayal ediyorsanız

4. Birisinin yazdığı güzel bir yazıyı okuyup “keşke ben yazsaydım” diyorsanız

5. Arkadaşlarınız sizi bloglarınızdan takip ediyorsa

6. Yazdığınız bloglara gelen güzel yorumlar sizi çok mutlu ediyorsa

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yaşamınızı iyileştirmek elinizde

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Belki mutlusunuz belki değil. Eğer değilseniz inanınki içinizde bir yerlerde sizi daha mutlu yapabilecek enerjiye sahipsiniz. Eğer daha mutlu olursanız daha iyi, sağlıklı bir insan, daha iyi bir yönetici ya da çalışanda olabilirsiniz. Hayat hiç bitmeyen bir gelişim sürecidir ve sizin hayatınız her ne kadar iyide olsa her zaman geliştirilecek bir yerleri mutlaka vardır.

Bakalım aşağıdakilerden hangilerini yapıyorsunuz:

Sabahları tanımadıklarınıza günaydın deyip güleryüzle selamlayın

Var olan problemlerinizi örtbas etmeyin, görmezden gelmeyin. Tanımlayın, üzerine gidin ve çözün.

Haftada 2 kez en az 30 dakika sporunuzu yapın.

İnsanları bağışlayın.

Yattığınızda o gün yaşadığınız güzel şeyleri düşünün.

Dedikoduyu bırakın.

Ailenizle geçireceğiniz zamandan çalmayın.

Gönüllü işler yapın.

Yalan söylemeyin.

Tasarruf yapın.

Sizden daha yaşlılarla sohbetler edin.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kaygılarımızı yönetmek elimizde

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

concernBir zamanlar geçmiş ve gelecek ile ilgili ciddi kaygılarım vardı. Bir şeyler kötü gittiğinde kaygılanırdım, bir şeylerin kötü gideceğini düşündüğümde de. Ama zaman içerisinde hem yakınlarımı kaybettiğimde hem de sağlığımla ilgili problemler yaşadığımda farkettimki kaygılanmanın hiç bir faydası olmuyor.

Sizek üçük bir test önereceğim: Şimdi kaygı duyduğunuz şeyleri bir kağıda yazın. Bir ay sonra bu kağıdı okuyun. Eminim çok güleceksiniz.

Kaygılanarak yaptığımız tek şey: ortada hiç bir sebep yok iken fiziksel ve ruhsal yaşantımızı sıkıntıya sokmaktır.

Şu iki konuda anlaşalım;

1- Geçmiş geçmişte kalmıştır ve değiştirilemez.

2- Geleceği bilemezsiniz.

Şu anı yaşamak dururken olup olmadık şeyleri kafaya taktığınızda bu negatif enerjinin sizi ne kadar yıprattığını biliyor musunuz? Eğer problemlere doğru noktadan doğru şekilde yaklaşırsanız anlamlı adımlar atabileceğinizi biliyor musunuz? Ya da farkında mısınız? Aslında geleceği göremesenizde kendiniz inşa edersiniz. Ve eğer siz elinizden geleni yaparsanız hayatta sizi gerektiği gibi ödüllendirecektir. Kaygı hiç bir zaman ödüllendirilmez.

Lisedeyken üniversiteyi kazanacak mıyım diye, üniversitedeyken iş bulacak mıyım diye, bekarken evlenebilecek miyim diye ve daha saymayacağım onlarca şey için kaygılandım durdum. Hala eğer evden vaktinde çıkmazsam trafiğe takılırım gibisinden kaygıları yaşamıyor değilim. Eski kaygılarım belirsizliğin getirdikleriydi şimdi ise tecrübenin getirdiği kaygılar var. Artık zamanın kıymetini iyi bildiğim için bana zaman kaybettirecek her konuda kaygı duyuyorum ama korktuğumun başıma gelmemesi içinde elimden geleni yapıyorum. (Her ne kadar bazen eşimi kızdırsamda:)

Kaygılarım eskisine göre kılıf ve nitelik değiştirdi ve hatta arttı ama onlarla başetme kabiliyetim gelişti. Artık mutlaka bardağın dolu tarafı ile başlıyorum. “Her zaman iyi ol” prensibi ile pozitif yapabileceklerimi birinci öncelikli olarak değerlendiriyorum. Eğer bu şekilde problemin üstesinden gelebilirsem kendimi “çok” başarılı hissediyorum.

Kaygıları yok saymak problemleri ortadan kaldırmadığı için “görmezden gelmek” ya da “geçiştirmek” işe yaramıyor. Eğer problemin kafanızda patinaj yapan tarafını bir kenara bırakıp başka tarafından yakalarsanız mutlaka bir çözüme ulaşıyorsunuz.

Çözdüğünüz problemleri nasıl çözdüğünüzü ve nasıl bir düşünce ile yaklaştığınızı daha sonrasında analiz edin ve hatta yazın. Nasıl doğru kararları erip, doğru şekilde işi çözümlediğinizi iyice irdeleyin.

Yaşadığımız hayatta izlediğimiz yolları belediyeler yapmıyor ki çukur ve engebelere kızalım. Eğer kızmaya devam ederseniz hiç bitmeyecek unutmayın. Önemli olan hangi kasiste ne kadar yavaşlayıp nasıl geçeceğiniz, hangi çukuru erkenden farkedip önlemi alacağınızıdır. Eğer böyle yaparsanız hayatı kendiniz ve çevrenizdekiler için kolaylaştırmış olursunuz.

Kaygılanmayı bırakırsanız daha uzun ve mutlu yaşayacaksınız. Hatta daha verimli olacaksınız çünkü problemleri ayağınıza bağ etmeyecek, çabucak çözebileceksiniz. Etrafınıza yayacağınız pozitif enerji ile çevrenizdede olumlu etkiler yaratabileceksiniz.

Paylaşın:

Öfke sizi kontrol etmemeli

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Anger 2Çok mu negatifsiniz? Herhangi bir şey aksi gittiğinde birden parlıyor, kızıp, bağırıp çağırıyor musunuz? Yaşadığınız aksiliklerde “Hep benim mi başıma geliyor? Hiç adil değil?” diye düşündüğünüz oluyor mu? Aksilikler üst üste geldiğinde kendiniz çok şanssız hissettiğiniz oluyor mu? “Artık burama kadar doluyum” deyip ilk aksilikte kaşınızdakine patladığınız oluyor mu?

Hepimiz zaman zaman bu tip durumları yaşıyoruzdur diye düşünüyorum. Özellikle iş dünyasına ilk girildiğinde deneyimsiz arkadaşlar bazı durumları felaket gibi algılar ve dünyanın sonunun geldiğini düşünürler. Bunun sebebi iş dünyasının dinamiklerini henüz yeterince tecrübe etmemiş olmalarıdır. Eğer siz yaşadığınız bu olumsuz durumlara ters ve tepkili yanıt verdiğinizde bir süre sonra yöneticilerinizde sizden bir şey istemeye çekinirler. Bu her ne kadar iyi bir şey gibi gözükse de aslında yükselebilmeniz ya da geleceğiniz açısından aynı zamanda kötü not aldığınızın göstergesidir.

Negatiflik çoğu zaman köşeye sıkışmışlığın doğal sonucudur. Hele birde pesimist(kötümser) iseniz enerjinizin çoğunu mutsuzluğunuz için harcamaya çalışırken bulursunuz kendinizi. Çevreleri tarafından bu tip insanlar çok sevilmezler çünkü hayata kara bir gözlükle baktıkları için insanların ihtiyaçları olan pozitifliklerini emerler. Üstelik negatifliğin getireceği kötü davranışlar bulaşıcı hastalık gibi yayılırlar ve bununla mücadele giderek zorlaşır. Hatta bir çok kişi kendi negatifliğini başkalarına geçirip rahat bir nefes alırken kurban olan kişi karanlığı ile başbaşa kalır.

Sizi demotive edebilecek durumlarda motive kalabilmeniz için gereken kontrol elinizin altındadır. Söylemek istediğim sizi çok üzecek bir şey olduğunda gülücükler atarak gezmeniz değil elbette fakat öfkeyi yad a üzüntüyü barış içinde karşılamak önemli.

Bazı durumlar insan doğamız gereği bizi sinirlendirirler. Bu tip bir durumda hemen öfkelenip tepkinizi gösterebilirsiniz. Ancak böyle bir durumda olası sonuçları iyi değerlendirmediğiniz için olumsuz geri dönüşler yaşayabilirsiniz. Öte yandan çok sinirlenmediğinizi farkedip hani içinden 10’a kadar sayderler ya işte o şekilde kendinize biraz zaman ayırıp “Bu öfke ile şimdi ne yapmalıyım?” diye biraz düşünürseniz inanın sonuçları çok farklı olacaktır.

Öncelikle kızgınlığınız tasvip etmediğiniz bir şeyi gösteriyordur ve sizin buna tepki vermeniz sonucu değiştirmeyecektir. Kontrolünüzü kaybetmeden, sonucu değiştirmeye yönelik ya da aynı hatanın tekrarlanmasını önleyici bir şeyler yapmak önemlidir. Bazen tatlı ve nazik bir cümle en ağır küfürden daha etkili(ağır) olabiliyor.

Eğer kontrolünüzü kaybettiğinizi hissederseniz, yanında bulunduğunuz kişilerden müsade alarak kısa bir ara verebilirsiniz. Kendinizi o durumdan uzaklaştırdığınızda farklı ve daha iyi düşünebilirsiniz. Bazen sizin kontrolü kaybetmeniz için karşınızdaki sizi zorlar. İşte bu durumda kazanmanın sadece öfkelenmek ya da kızmak olmadığını biliyor olmanız önemlidir. Unutmamalısınız ki haklı bile olsanız yanlış çıkışınız ve tavrınız akıllarda kalacaktır. Sizi en kısa sürede sakinleştirecek olan şeyi düşünmeli ya da yapmalısınız.

Bazen kızgınlığımızı fiziksel olarak göstermek isteriz. Öyle bir durumda işinizden ya da evden çıkın sizi kimsenin görmeyeceği ve duyamayacağı bir yerde avazınız çıktığı kadar bağırın. (Ben arabada giderken müziği çok açıp bazen yapıyorum ve çok işe yarıyor)

Paylaşın: