Aylık arşivler: Ocak 2012

İyi bir görüşmeci olmak

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Verdiğim eğitimlerde Proje Yönetiminin %30’unun “science of project management” yani işin teknik tarafı olduğunu ve ders, kurs, kitap vb. ile öğrenilebileceğinin, geri kalan %70’inin ise “art of project management” yani insanları yönetme ve yönlendirme becerisi olduğunun altını özellikle çiziyorum. Bu noktada toplantılar ve yapılan diğer tüm görüşmeler çok önem kazanıyor. Bu yazıda iyi bir görüşmecinin nasıl olması gerektiğine ilişkin görüşlerimi paylaşmak istiyorum;

İyi bir görüşmeci olmanın birinci şartı cevap vermeden önceki kısa duraklamadır. Birkaç saniyelik kısa bir duraklama size büyük bir avantaj sağlayacaktır.

Bunun size sağlayacağı avantajlar şunlardır;

Susmanın faydaları

Öncelikle karşı tarafın sözünü kesmemenizi sağlar ki söz kesmek çok rahatsız edici bir durumdur. Öt yandan düşünerek cevap veriyor olmanız karşınızdakinin söylediklerini dinlediğiniz, aceleyle yanlış bir fikre kapılmadığınızı gösterecektir. Son olarak söylenenleri daha iyi ve tam olarak dinlemenizi sağlayacaktır. Özetlemek gerekirse kısa bir duraklama daha iyi anlamanıza ve daha doğru ve uygun yanıt vermenizi sağlayacaktır.

Soru sorun

Akıllı sorular sormak iyi bir görüşmeci için kaçınılmazdır. Eğer siz söyleneler üzerinden bir şeyleri varsayıyor ya da geri kalanı kendiliğinizden tamamlıyorsanız yanılma olasılığınız yüksektir. Bu yüzden ne demek istediğini açık açık sormak çoğu zaman çok daha iyi sonuçlar verecektir.

Burada sihirli bir sorudan bahsedeceğim: Okumaya devam et

Paylaşın:

Aman sakın başka projelere destek vermeyin

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

resisting_changeÇoğu zaman projelerimize adam bulmakta zorlanırız. Ya zaten işleri başlarından aşkındır ya a yöneticilerinin sizinle çalışacak olan tüm potansiyel elemanlara verecekleri işleri her zaman vardır. Siz bu yüzen iyi eleman bulamaz ve sorumluluğunuzdaki projeyi düşe kalka gerçekleştirmeye çalışırsınız.

Zamanla üstlendiğiniz projelere diğer birimlerin yeterince destek vermediklerini yada iyi elemanlarını vermeyeceklerini, verseler de o elemanların sizin projenizle istediğiniz gibi meşgul olmayacaklarını düşünmeye başlarsınız. Fakat her halukarda bu kaynaklarla elinizdeki projeyi başarıyla tamamlamak için uğraşırsınız.

Yukarıdaki paragrafı hem verdiğim eğitimlerde defalarca tekrarladım hem de duydum. Bu yaklaşım kişileri kurum içinde bir çok işine uygun gizli kaynak olduğuna fakat görünmeyen bir gücün ya da kişinin bu kaynakları kendisinden uzaklaştırdığına ilişkin paranoyak bir düşünceye dönüşür. Proje yöneticisi şirket içinde bir kumpasta kaldığını düşünerek, komplo teorilerini düşünmeye ve bir süre sonrada kendini onlara inandırmaya başlar.

İşte bu noktada size kaynak ayırmayan birimler “kaynak oburluğu” yaparak kendi işlerinin önceliğini birinci sıraya yükseltmekte, o anda gereksiz bile olsa gerekli kaynakları size aktarmamaktadırlar. Birde sizin gibi diğer projelerin yöneticileri kendi projelerinin en önemli ve öncelikli olduğunu düşündükleri için ellerindeki kaynakları tutmaya ve paylaşmamaya çalışırlar. Buna “proje kaynağı oburluğu” diyebiliriz.

Eğer organizasyonda projelerde kaynak kullanımı konusunda bir politika yada portföy yönetimi gibi uzmanlaşma sağlanamamışsa proje yöneticisi “oburlukla” karşılaşmak zorunda kalacaktır.

Eğer organizasyon ilgili politikalara sahipse kaynak paylaşımı, kullanımı eb etkin ve verimli şekilde kullanılabilecektir.

Unutulmaması gereken ene önemli konulardan birisi bir projeye atanan her kaynağın çok önemli olduğudur. Ayrıca proje yöneticileri ellerindeki kaynakları diğer projelerle paylaşmanın kolay olmayacağını bilmelidirler. Fakat kaynak paylaşımı, kullanımı ve yönetiminin çok önemli olduğunun bilincinde olmalıdırlar. Başarılı proje yönetiminin anahtarı kaynak paylaşımıdır.

Kaynaklar önemli olduğu kadar organizasyonunda değerleridir. Bu noktada kaynak oburluğu kurumun değerlerinin israfı ve zarar etmesi anlamına gelecektir.

Ne yapacağız?

Proje yöneticisinin elindeki kaynakları en etkin ve verimli şekilde kullanma konusunda bilinçli olması gerekir. Bunu nasıl yapacaklar? Derseniz şöyle söyleyebilirim; ellerindeki, kaynakların rol ve sorumluluklarını, hangi işi nerede ve ne zaman yapacakları konusunda iyi bir plan yaparlarsa nerede ihtiyaçları olup olmadığını çok net görecek, kaynak kullanımını kontrolleri altına alıp yönetebileceklerdir.

Proje Portföy Yönetimi ve Kaynak Yönetimi teknikleri kaynak konusundaki çatışmaları azaltmak açısından firma tarafından kullanılmalıdır. Eğer kurum bu iki tekniği bir arada kullanabilirse işte o noktada mevcut kaynakların en efektif kullanımını sağlayabilecektir. Ayrıca kaynakları iyi bir şekilde izlemek onların oburların elinde kalmasını engelleyecektir.

Ek olarak mutlaka söylenmesi gereken diğer şey ise proje yöneticilerinin fonksiyonel yöneticilerle kuracakları iletişimin ve sempatik kanalın önemidir. Çünkü aynı gemiyi yüzdürmeye çalışan iki yöneticinin birbirine yakın ve kaynak paylaşımı konusundaki becerileri çok önemlidir.

Paylaşın:

Bütün aksilikler hep sizin başınıza geliyorsa

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Hep işleriniz ters mi gidiyor? Nereye elinizi atsanız problem mi oluyor? Beklide iş yerinde sıkıntılı bir hafta geçirdiniz belkide trafik sıkışıklığında saatlerce beklemek zorunda kaldınız. Sizce bu şanssızlığınızı kırmanın bir yolu var mı?

Bence var. Ama öncelikle istemeniz şart çünkü işin sırrı sizde, kendi içinizde. Ya kendinizi tekmelersiniz ya da sırtınızı sıvazlarsınız seçim sizdedir. Ama öncelikle akıllı ve mantıklı bir şekilde yaşadıklarınızı ele almak zorundasınız;

1. adım problemi anlamanızdır. Problem nedir? Neyin yanlış olduğunun farkında mısınız? Yapılan en büyük hata yaşanan aksiliği kişini kendisi ile bütünleştirmesidir. “Benim yüzümden” ile başlayan cümleler kurmasıdır. Halbuki öncelikle problemi kendinden, başka şahıslardan ayırmanız gerekir. Örneğin yemeği yaktıysanız problem sizin yemeği yakmanız değil yemeğin yanmış olması olmalıdır. Problemi başkalarına yıkmak mazerettir ve bir çözüm getirmez. Problemin sebebin bulmaya odaklanmalı ve köklerine inmeye çalışmalısınız. İşte bu noktada beyniniz “zavallı ben, mağdur ben, hep benim başıma gelir ya da onların hatası” şeklinde düşünmeye çalışacaktır ama siz gerçekçi düşünmelisiniz. Şu sorular sormakta fayda var;

* Gerçek problem nedir?

* O konuda yeterince düşünmüş müydüm ve planlı hareket etmiş miydim?

* Acaba başka sıkıntılarımı eve taşıyor muyum?

* Hastalığım ya da arabamdaki bozukluk beni negatif düşündürtüyor olabilir mi?

* Sigara, alkol gibi enerjimi tüketen şeylerin etkisi var mı?

* Sakin, normal ve sağlıklı düşünebilmeme için ne gerekiyor?

* Nasıl sürekli sakin ve mantıklı kalabilirim? Okumaya devam et

Paylaşın:

2011 Marka Konferansı Notları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

  1.gun

MARKA KONFERANS NOTLARI

15-16 ARALIK 2011 Swiss Otel-İSTANBUL

Hazırlayan: Belgin USANMAZ

(belginusanmaz@gmail.com)

Konferansın Konu Başlıkları

-Moda -Perakende

-Endüstriyel Tasarım-Lifestyle

-Online Marketing-Sosyal mecralar

-Sürdürülebilir marka olmak-Değişen marka yönetim dinamikleri

Konferanstan Kısa Kısa…

  • Marka Konferansı, dünyadaki değişimi aynı hızla takip etmekle beraber,yükselen Türkiye markalarının artan bölgesel gücü ve sorumluluklarına gore tasarlanmış, gelecekteki rekabet gücünü maksimize edecek altyapıyı sunan bir platform hedefini koyarak her geçen yıl devrim yaratacak nitelikte yeniliklere imza attı.
  • Konferansın bu yıl iki ayrı teması vardı:

Birincisi “ Avrupa Birliği Türkiye ilişkileri”, ikincisi ise “ Green Brand Leadership(Yeşil marka liderliği)”

Konferans bu yılda gerek konuları gerekse konukları , misyonu, iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle , kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendirdi.

  • Gerek konuları gerek konukları gerekse misyonu ile  iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle , kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendirmeyi yine başardı.

Konuşmacilar’dan bazıları…

Egemen BAĞIŞ               Alex HUNTER

Ayse-Ece EGE                 Tony CHAMBERS

Berna ERBİLEK               Jeremy GILLEY

Saffet KARPAT                Dr. Hans-Ulrich MAYER

Salih MEMECAN             Amana MACKENZIE

Aytül ÖZKAN                   Dr.Kım WINSER OBE

Devrim ÇÖMEK                Robert BRUNNER

Robert BRUNNER

Önemin Var mı? Tasarım Odaklı Marka Yönetimi ve Ürün Tasarımı Değil, Fikir Tasarımıyla Müşteriyi Markaya Aşık Etmek,

Uzun yıllar Apple tasarım direktörlüğünü yürüttükten sonra , dünyanın en etkili tasarım şirketlerinden Pentagram’a ortak olan BRUNNER, insanların objelerle iletişim kurduğunu düşündüğünü belirterek sunumuna başladı. Bu iletişimin temelinde yatanın ise” inanç ve duygular” olduğunu belirten ünlü tasarımcı,tasarım ile insanlara birşey hissetirmenin önemini örneklerle anlatmaya çalıştı. Markanın insanın içinde yaşatığı “his ve kalpte yer” almasının sağlaması için markaların yeni fikirler üretmesi gerektiği ve her ürettikleri/tasarladıkları objelerde de markanın mutlak bir duyguya hitap etmesi gerektiğinin altını çizdi.

It’s not what you say it is. İt’s what they say it is!.Onların söylediği önemli sizin değil!, Okumaya devam et

Paylaşın: