Aylık arşivler: Temmuz 2015

Kendinizi Geliştirin – Online Eğitim Siteleri

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

edX— Dünyanın en iyi üniversitelerinden kurslar.

Coursera — Bedava kurslar.

Coursmos — Küçük kurslar.

Highbrow — Email ile günlük kurslar.

Skillshare — Yaratıcılığınızı artıracak online sınıf ve projeler.

Curious — Yetenek geliştirici video dersler.

lynda.com — Teknoloji, yaratıcılık ve iş becerilerini öğrenin.

CreativeLive — Ünlü uzmanlardan yaratıcılık sınıfları

Paylaşın:

Kendini işe adamayanlar problemi

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız
Handosme young man bored at the end of the worday

Handosme young man bored at the end of the worday

Zaman geçtikçe ve her yeni eleman işe başladığında bir öncekilere göre işe daha az duyarlı bir yaklaşım, daha az bir sahiplenme yaşanıyor sanki. Her yeni kuşak kendi özelliklerini getiriyor ve öncekilerle özellikle işe yaklaşım ve kendini adama konusunda görüş farklılıkları çıkıyor.

Aslında kişinin işe adaması o işe ilişkin beklentilerine kendisine ne fayda sağlayacağı konusundaki görüşlerine bağlı. Şirketler belirli temel konularda eğitim vermelerine karşın yeni kuşaklara ilişkin kendilerini eğitmeyi gerekli görmeyebiliyorlar. Onların işin nedenine ikna olmak ya da önceliklendirilmiş işlerle uğraşmak istedilerini önemsemiyorlar.

Eğer çalışan güvenini ve umudunu yitirirse ve kendini geliştirici bir rekabet ortamı bulamayıp heyecanını da kaybederse problem başlıyor. Halbuki yapıcı geri beslemeler ve kendisinin dikkate alındığını hissettirme, kariyer fırsatlarının sunulması ve iyi bir iletişim bir çok problemi ortadan kaldırabiliyor.

Öncelikle odağını kaybetmiş ya da heyecanı azalmış çalışanların doğru zamanda fark edilmesi çok önemli. Sebepleri üzerine onlarla konuşulmalı, iyileştirme konusunda görüşleri alınmalı ve bu sürece dahil edilmeliler.

Öncelikle önerim onları dinlemeniz olacaktır. Fikirleri ve sıkıntılarının dinlenmesi bir birey ve çalışan olarak fark edilmeleri onlar için çok önemli. “Dediğim olsun” yerine “Birlikte karar alalım” çok daha etkili olacaktır. Belirli durumlarda düşüncelerini sormak ve onlara çözüm konusunda fırsat vermek çok önemli. Onların yanında olduğunuzu ve birlikte çok daha iyi işler çıkarabileceğinizi anlamaları gerekiyor.

“Birlikte neler başarabiliriz?” sorusu sorun ve birlikte planlar yapın. Birlikte hedefler belirleyin ve planlamalarını isteyin. Başarmaları için gerekli desteği verin ve önlerindeki engelleri kaldırmaya çalışın.

Yaptığı şeyler konusunda özeleştiri isteyin ve birlikte değerlendirin. Eksik ve yeterisz olan taraflarını geliştirebilmeleri içn destek olun, yol gösterin.

Parasal olmasa bile başarılarını mutlaka ödüllendirin. Diğerlerini başarmasına verdikleri destekleri de ödüllendirin.

Kendilerini geliştirmeleri ve yeni fikirler getirmeleri için gerekli zamanı ve platformu onlara sunun.

Diğerleri ile iletişimlerini geliştirmeleri için destekleyin ve ortamlar yaratın.

Şirket politikalarınızı gözden geçirin ve güncelleyin.

Şirket kültürünün gelişim ve ilerleme için herkesin katkısını sağlayacağı bir ortak anlayışta olmasına özen gösterin. Önc kendiniz değişin.

Sorumluluk katılımı artırır ama yetki ve destek ile.

Çalışanlarınızla empati yapın, ilgi alanları, takıldıkları yerler, dinledikleri müzik vb. onları anlamaya çalışın.

Kimseyi korkutmayın, değerlerine yönelik negatif davranmayın.

Eğer çalışanlarınıza onlardan neler öğrenebileceğiniz konusunda isteğinizi gösterebilirseniz potansiyellerine şaşıracaksınız.

Onlara aynı gemide olduğunuzu ve filikaların sizler için olmadığını hissettirin.

Paylaşın:

Gerçek Özgürlük – Doğan Cüceloğlu – Kitap Özeti

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

dogan1-HÜZÜN VE DALGINLIK

Hüzün ve dalgınlık yaşamın parçası, ama siz hüzünlüsünüz ve dalgınsınız diye herkesin arabasını durdurarak size yol vermesini bekleyemezsiniz.Kendini bir tarafa itip başkalarının beklentilerine göre yaşamak çoğu kimseye kolay gelir. Ne var ki, kendisiyle ilişkisi kopuk yaşayan insan eninde sonunda bir iç yalnızlığa gömülür

2-KÜLTÜR ROBOTU

Bir robot da kendine yüklenen programların farkında değildir ve hiçbir zaman bu yüklenen ve kendini yöneten programların ötesine geçip, o programları aşıp, onların farkına varamaz.Kültür robotu programlandığı biçimde, programının gerektirdiği yer ve zamanda alınır, gücenir, küser.Siz kendiniz robot olduğunuz için, kendinizin alınması, gücenmesi ve küsmesi olarak algılarsınız.Kültür robotu olmaktan kurtulmak isteyen insan, bazı görülmez engelleri aşması gerektiğini bilir. Çünkü o artık bir özgürlük yolcusudur ve özünün bir robota dönüşmemesi gerektiğini anlamıştır.”Kültür robotu tarafınız kendi programlarını korumak ve kaybetmemek için sizi hüzünlendirecek, kaygılandıracak, kederlendirecek, öfkelendirecek. Ama özgürlüğün taze havasını almaya başlayan içinizdeki öz coşkulanacak.Sorun, kültür robotu tarafımızın sadece bir yönümüz olmakla kalmayıp tüm benliğimizi ele geçirdiğinde ortaya çıkıyor.Arayışa başlıyorsunuz;Fatma, Lale, Ayşe ve Meral’le konuşuyorsunuz,çoğu Kültür Robotu. Dış görünüşleri farklı olsa bile içlerindeki robot aynı. Siz de yüz binlerce Timur’dan birisiniz. Adınız Kenan, Mahmut, Haşan, Özgür veya Selim olsa da…’Nesrin olmayan’ ve ‘Timur olmayan’ sosyal maskelerle, beklentiler, ‘el alem ne der’ler, gelenekler, göreneklerle doludur. Annem ne der, dedem ne der, komşum ne der, arkadaşım ne der, teyzem ne der, öğretmenim ne der… Bol miktarda vardır.

İNSANLAR NEDEN KÜLTÜR ROBOTU OLMAYI SEÇER?

“İçinde bulunduğu ortamda özgür olmaya gücü yetmediği ya da aksi davranış, istediği şeyleri elde etmesine engel teşkil edeceği için.Bir şahsiyet olarak yalnız kalma riski varsa kültür robotu olarak daha kolay eş, dost, komşu, iş ve aş bulma olanağına dört elle sarılır Ve tahmin edilebileceği gibi, çaresizlikten kültür robotu gibi yaşayan kişi, içten içe daha gergin, mutsuz, hırçın ve öfkelidir.””Yani, istediği hayatı yaşayamadığının farkındadır.Evet, kendi değerlendirmeleriyle yaşamına yön verecek gücü olmadığını düşündüğü için korkar ve kültür robotluğu maskesi altına saklanır

3-KENDİN OLMA YOLCULUĞU

Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!…Kendimiz olabilme cesaretini bulmamız kolay değildir, ama kendimiz olmadan yaşamımızdaki hiçbir şey anlamını bulamaz. Kendi özüyle ilişkisi olmayan insanın başkalarıyla da gerçek anlamda ilişkisi olamaz. Etrafında kimseyi bulamamak zor, içinde kimseyi bulamamak ise daha zor.

KENDİ OLAN İNSANI NASIL ANLARSIN

Dışarıdan bir kişinin kılık kıyafetine ve davranışlarına bakarak onun kendisi olup olmadığını anlayamazsınız.Kendisi olan insan hem kendini hem diğerlerini ciddiye alır ve önemser! Kendi özüyle tutarlı olduğu için,kişinin kendine tanıklığı, diğerlerinin ne söyleyeceğinden daha önemli ve acildir. Başkalarının tanıklığını önemseyen, babam ne der, öğretmenimne der, genel olarak, el alem ne der, diye sorar ve ona göre davranır. Kendine tanıklığa önem veren ise, ben ne derim, diye sorar ve kendi gözüne hesap verecek şekilde davranır.Değer verdiği, sevdiği insanların ne düşündüğünü, kendisinin hangi toplum içinde yaşadığını ve o toplumun değer ve inançlarının ne olduğunu tabii ki önemser. Ama bunu yaparken kendi özünü arka plana atmaz

4-KİŞİNİN TÜM GEREKSİNİMLERİ

Cep, akıl, gönül, anlam çerçevesi gereksinmeleri.Kişinin hem özgür olma, hem de biriyle ilişki içinde olma isteği vardır.Zeki insan kime güveneceğini temkinli bir arayışla keşfeder, ama iki şeyden vazgeçmez: Güveneceği insanlarla birlikte olmak ve güvenilecek bir insan olmak

1-Arkadaş, dost edinmenin önemini bilmek
2-Kendi öz değerlerinden ödün vermemeye özen gösterip, kendi özünün dostluğundan vazgeçmemek

ANLAM ÇERCEVESİ

Kültür robotu olan, anlam çerçevesinin farkında değildir. Farkında olan çoğu insan da, ‘Benim anlam çerçevem şudur/ diye kesin bir tanım koyacak durumda değildir ama tavırlarını, seçimlerini ve davranışlarını gözlerseniz kendi içinde bir tutarlılık görürsünüz. Bu tutarlılık anlam çerçevesinden kaynaklanır. Bir insanın anlam çerçevesi ne kadar büyükse anlam dünyası da o kadar büyüktür. Kendini aşamayan, bencil bir insanın, anlam çerçevesi kendinden başkasını içermediği için mutlu olması zordur.Her insanın var olabilmesi için ‘ben’i düşünmesi, kollaması, beslemesi ve geliştirmesi gerekir, yani bir miktar ‘bencil’ olması gerekir. Bu gerçekçi, doğal ve sağlıklı bir bencilliktir. Ama bencilliğin aşırı dereceye çıktığı durumlarda insanın mutlu olması zordur.

İLGİ ALANI VE ETKİ ALANI

İlgi alanımız ile etki alanımız arasındaki farkı bilmezsek, ilgilendiğimiz her şeye emek ve zaman verir ve esas sorunu çözmeye odaklanamayız ve her şeyle ilgilenen ama hayatında anlamlı hiçbir şey üretemeyen, netice alamayan kişilere dönüşürüz

5-İNSANIN ANLAM ÇERCEVESİNİ OLUŞTURAN 2 BİLGİ İŞLETİM SİSTEMİ

Olayların anlamı yoktur, onlara biz anlam veririz.

Tanımlama Sistemi ve Değerlendirme Sistemi.

Tanımlama Sistemi çevremizi algılama aşamasında zihnimizde devreye giren ilk sistemdir ve çevremizdeki olay ve nesnelere kimlik kazandırır. Ardından Değerlendirme Sistemi devreye girer ve tanımlanan olay ve nesnelere değer biçer.İç dünyamızı olduğu kadar dış dünyamızı da bu gözlük aracılığıyla görürüz.Bu süreç dinamiktir ve çoğu kez kişi kullandığı bu Anlam Verme Süreci’nin farkında değildir. “Biz olayları ve nesneleri tanımlıyoruz ve yaptığımız tanımlamaya göre de değerlendirip onlara anlam veriyoruz. Verdiğimiz anlama göre kararlar alıyoruz ve bu kararlara göre yaptığımız davranışlar da hayatımızda belli sonuçlar doğuruyor.

TANIMLAMA SİSTEMİ BAĞIMLIĞI

Nasıl bir insan sigaranın ya da alkolün zararlı olduğunu bile bile vazgeçemez, bağımlı hale geliyorsa bazı insanlar,onlara zarar veren tanımlama sistemlerine bağımlılık geliştirmişlerdir, bırakamazlar.

TANIMLAMA SİSTEMİNİN 3 BOYUTU

1-GERÇEKLE UYUMLULUK ya da kısaca UYUM boyutudur

Bireyin UYUMLULUĞU YÜKSEK Tanımlama Sistemi ise

  1. Her şeyden önce kendisiyle ilişkisi olumlu yönde gelişir.
  2. Kendisiyle ilişkisi olumlu yönde geliştiği için kendinegüveni olur.
  3. Güveni olduğundan huzurlu, sakin, güler yüzlü olur.
  4. Kendini sever ve değerli bulur.
  5. ‘Yapabilirim duygusu’ yüksek biri olarak gelişmesi devam eder.
  6. Dünyayı anlaşılabilir, kendine yakın, sevilecek, dost görür

*Bireyin UYUMLULUĞU DÜŞÜK Tanımlama Sistemi ise

  1. Her şeyden önce kendisiyle ilişkisi olumsuz yönde gelişir.
  2. Kendisiyle ilişkisi olumsuz yönde geliştiği için kendinegüveniazdır
  3. Kendine güveni olmadığından huzursuz, hırçın, bitkinolur.
  4. Kendini değersiz bulur ve kendini sevemez.
  5. ‘Yapabilirim duygusu’ düşük, çaresizlik duygusu yüksek biri olarak yaşamını sürdürür
  6. Dünyayı anlaşılamaz,korkulacak, kendinden uzak, düşmanca, sürekli engel teşkil eden bir yer görür.

2-KENDİ İÇİNDE BÜTÜNLÜK BOYUTU

KENDİ IÇÎNDE BÜTÜNLÜK boyutuna uyan kişinin müzik anlayışı, yeme içme, beslenme anlayışı, spor anlayışı, sağlık anlayışı,bu kişinin aile ilişkileri, insan ilişkileri, zamana bakışı, insana bakışı, paraya bakışı, toplumla kendi ilişkilerini düzenleyişi, hepsi birbiriyle tutarlı olacaktır. Bir kişi kültürel gelenek ve göreneklerine göre yaşamayı kendi özgür iradesiyle, bilinçli olarak seçmişse, kültür robotu değildir.Kendisiyle bütünlük içindedir güvenilir ilişki kurulabilir, fakat GERÇEKLE UYUMLULUK boyutu yoktur

3-AŞKINLIK BOYUTU

Ancak farkında olan insan kendini keşfetme yolculuğuna çıkabilir. Farkında olan kişinin gözlemleme bilinci gelişir. Gözlemleme bilinci hiç gelişmemiş kişi tam bir kültür robotudur. Kendi Tanımlama Sistemi’ni aşabilmek zihinsel ve duygusal olgunluk ister. Bir şeyin farkında olabilmek için, farkında olacağın şeyin dışına çıkıp onu ‘aşmak’, ona dışarıdan bakabilmek gerekir. Bu, bir insanın kendi evini dışarıdan görebilmesine benzer.Evinin dışına çıkıp, onun etrafında dolaşan insan, evinin yapısını,dışarıdan nasıl göründüğünü, konumunu daha iyi bilir.Kendi Tanımlama Sistemi’ni fark edebilmen için onun ötesine geçmen,dışına çıkman gerekir.

KENDİ İÇİNDE BÜTÜNLÜK VE AŞKINLIK

En temel özgürlük, insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendi olarak yaşayabilmesidir;dürüst insan özgürdür.İnsan yalnızca dış dünyanın farkında değildir, farkında olduğunun da farkındadır. Aşkınlık sayesinde gözlemleyen bir bilinç kazanan insan kendi zihninin dışına çıkar, kendi zihnini ve varlığını rasyonel bir bakış açısıyla gözlemleyebilir ve tasarımlayabilir. Bu oluşumda hem ‘rasyonel düzey’yani Tanımlama Sistemi, hem duygusal düzey, yani Değerlendirme Sistemi de sürekli işin içindedir.”

7-DEĞERLENDİRME SİSTEMİ ve 3 BOYUTU

Olan’ın ne kadar ‘iyi’ ya da ‘kötü’, ‘değerli’ ya da’değersiz’, ‘istenir’ ya da ‘istenmez’ olduğunu belirler.Hakikatten daha üstün bir başka değer yoktur.Tanımlama Sistemindeki 3 boyut Değerlendirme Sistemi için de geçerlidir.

1-GERÇEKLE UYUMLULUK BOYUTU

Bir insanın ailesinden, toplumundan görüp öğrendiği Değerlendirme Sistemi’ni değiştirmesi… Kendi öz dilini, anadilini bırakıp başka bir dil konuşmaya başlamak gibi bir şey. Gerçeğe koşulsuz saygı’ ile ‘otoriteye koşulsuz saygı’ iki farklı değerdir.Biz bilinci değerleri’ne uyumlu ya da uyumsuzluğuna göre UYUMLULUK boyutunda bir yere koymak mümkün.Bir değerin ‘o ortam için var olması gereken, sağlıklı gerçek değerle ne kadar uyumlu olduğunu ifade eder. Hakikatle uyumluysa eylemlerinin sonucu olarak, uzun vadede tüm sorunlar çözülecektir. Hakikatle uyumsuzsa eylemlerinin sonucu kısa vadede olmasa da uzun vadede mutlaka sorun çıkacak, hatta sorun varsa, o sorun çözülmediği gibi, eskisinden daha beter olacaktır. Kendi özgür seçimleriyle yaşayan insanlar kendisi olur

2-3-KENDİ İÇİNDE BÜTÜNLÜK ve AŞKINLIK BOYUTLARI

Son derece uyumsuz değerlere sahip ve tüm ilişkilerinde sorun çıkaran biri, tutarlılık gösterdiği için BÜTÜNLÜK boyutunda yüksek puan alabilir. Değerlerini bir kültür robotu olarak yaşayan insan ile kendi değerlerini kendi aklı ve vicdanıyla seçerek yaşayan bir şahsiyet arasında AŞKINLIK boyutunda bir farklılık olacaktır.

GÖZÜMÜZDE 2 GÖZLÜK VAR

Gerçeğin’ ve ‘gerçek değerin’ ne olduğunu söyleyen bu iki sistem yani Tanımlama Sistemi ve Değerlendirme Sistemi insan olarak bireysel ve toplumsal yaşamımızın temelidir. Yani gözümüzde tek gözlük değil, içiçe geçmiş iki gözlüğümüz var; iç ve dış dünyamızı onların aracılığıyla görüyoruz. Hangi harita en kısa zamanda en az hatayla adresi buldurursa o ‘doğru’ harita denir.Demek ki elinizde ‘en az hata’ ve ‘en kısa zaman’ gibi iki ölçüt var; onları kullanarak ‘yanlış’ ve ‘doğru’ haritayı birbirinden ayırt edebilirsiniz!”

8-ÖĞRENİLMİŞ TANIMLAMA VE DEĞERLENDİRME SİSTEMİ

Etkilerini duygu, düşünce ve davranışlarımızda doğrudan ya da dolaylı olarak her an gösterirler. Kişinin belirli konudaki davranışı ya da tutumu aksıyorsa, önce o aksayan davranışın ve tutumun altında yatan Tanımlama Sistemi ve Değerlendirme Sistemi düzenini anlamamız gerekir. Aksayan davranış ve tutumu, altında yatan sistemlere hiç dokunmadan değiştirmeye kalkarsak, başarılı olamayız. Bu uyumsuzlukların bazıları insanın biyolojik doğasına ters düşen gelenek ve göreneklerden, bazıları insanın aklının veya gönül gereksinmelerinin yok sayılmasından, bazılarıda anlam çerçevesi içindeki ilişkilerin ‘biz değerleri’nden uzak olmasından kaynaklanmaktadır.

9-KENDİN OLMADAN HAYAT ANLAMSIZDIR

Siz kendiniz, kendi hayatınızda kendiniz olarak var olamazsanız, kendiniz de dahil hayatınızda hiç kimseyle gerçek bir ilişki içine giremezsiniz.İnsan özünü hesaba katmayan, mal, mülk ve güç düşkünü hasta toplumların ‘iyi’ ve ‘doğru’su ile insan özünü hesaba katan, insanın kendi yaşamında kendisi olarak var olmasını önemseyen sağlıklı toplumların ‘iyi’ ve ‘doğru’su farklıdır.Günlük yaşamda kişi kendi algılamasının ötesinde başka türden algılamalar olabileceğini çoğu kez hiç düşünmez. İnsanların büyük çoğunluğu kendi algılama ve yorumlamalarından her zaman emindir.

10-ÖZGÜR OLMAK

Öğrenilmiş cehalet, doğru bilinen yanlışların nesillere aktarılmasıyla oluşur.Tehlikelidir çünkü gerçek doğruların öğrenilmesini engeller Bir insan anlamaya başlayınca, başka türlü düşünme seçeneklerinin ve dolayısıyla farklı seçimlerin var olduğunu görür,kendi yaptığı seçimlerle hayatına yön verebileceğini fark eder.Farkında olunmadığı sürece o seçenek yok sayılır; ancak farkında Kültür robotu olmaktan çıkma fırsatı böyle doğuyor.Özgürlüğü keşfetmek bir bilinç meselesi, keşfedilen özgürlüğü yaşamak yeterli güce sahip olma ve cesaret meselesi.Özgürlüğe kavuşmak, hızla gerçekleştirilen bir devrimle değil, basamakları sabırla çıkılan bir evrimle mümkündür.

İnsanım, öyleyse özgürüm.Özgürsem, sorumlu olmalıyım….SARTRE

Ne kadar okursan oku, bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan, cahilsin demektir…ŞİRAZLI SADİ

Farkında olan kişi 5NlK’nın bilincindedir. Böyle bir kişi kendi içinde tutarlıdır ve güven uyandırır. Kendi değerlerinin ve hedeflerinin bilincindedir ve o nedenle davranışının, şu sorulara cevabını bilir.

  1. Niçin?
  2. Nereye?
  3. Nasıl?
  4. Ne kadar?
  5. Ne zaman?
  6. Kim olarak?

11-KİŞİNİN MUTLULUĞU KENDİSİNE BAĞLIDIR

Yaşadığımız her an önümüzde iki seçenek vardır:

Gelişime doğru bir adım atmak ya da Güvende hissetmek için bir adım geri kalmak……..ABRAHAM MASLOW.

Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır….YUNUS EMRE

Vicdan yoksa, bilgi ruha sadece zarar verir…RABELAIS

İyilik insanları birbirine bağlayan altın zincirdir….GOETHE

Gerçek engel insanın ezik, korkak ve umutsuz olmasıdır

12-İNSAN YAŞAMIYLA İLGİLİ TEMEL GERÇEKLER

1- İki insan birbirinin farkına varınca, iletişim başlar.İster konuş, ister konuşma, ister bak,ister bakma, bir şey yap ya da yapma, iki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar.

2-İnsanın iki temel doğası vardır.İnsan hem toplumsal, hem de bireysel bir varlıktır. İnsanın toplumsal doğası YÜZ, içiyle, özüyle ilgili bireysel doğasına CAN.

3-İnsanın toplumsal varoluşu o kişinin toplumsal rollerinde,o rollerle ilgili beklentilerde, normlarda, kurallarda, gelenek ve göreneklerde ifadesini bulur

4-İnsanın bireysel, psikolojikvaroluşu, ilişki içinde altı boyutta kendini ifade eder

İNSANIN 6 BOYUTU

  1. Ait olma-birey olma dengesi
  2. Önemsenme, umursanma
  3. Kabul edilme, yargılanmama
  4. Değerli, vazgeçilmez olma
  5. Yetkinliğine, yapabileceğine güvenilme
  6. Sevilmeye, zaman ve emek verilmeye layık olma

13-2 TÜR DEĞERLENDİRME SİSTEMİ

1-“Korku Baskın Değerlendirme Sistemi: En temel değer güçtür.Gücün ifadesi kendini öfke, ya da gaddarlık olarak gösterir. Korku Baskın Değerlendirme Sistemi’nde güçlü olan ve bu nedenle korkutan/korkulan vardır ve bir de güçsüz olup korkan vardır.Korku kültüründe korkutulan, kendini güçsüz durumda gören sen bilincindeki kişi, öğrenilmiş acizlik içindedir. Yapabileceği tek şeyin durumdan şikayet etmek olduğuna inanmıştır. O nedenle sürekli yakınır ama sorunları çözmek için hiçbir şey yapmaz. Korku kültüründe kendini korkulan, güçlü durumda gören ben bilincindeki kişi, dediğim dedik, öttürdüğüm düdük, bilinci içindedir. Hiç kimseye sormadan aklına estiği gibi yapar.Kendisini eleştirenlere tahammülü yoktur, eleştiriyi kendine yönelmiş bir saldırı olarak görür. İlişkide kendinin güçlü olduğunu bilir, ama güçsüze biraz yüz verirse hemen tepesine bineceklerini düşünür ve o nedenle onları asık surat ve öfkeyle uzakta tutar.

2-Sevgi Baskın Değerlendirme Sistemi: 4 temel değer vardır: Sevgi, saygı, güven, hizmet. İkimiz de saygıdeğeriz, önemliyiz. Ben ve sen can’ız ve can’da özür yoktur; ikimiz de doğalız. Ben kendim olarak değerliyim ve sen kendin olarak değerlisin; ikimizin de yeri doldurulamaz. Ben yapabilirim, sen de yapabilirsin, ama birlikte daha iyisini yapabiliriz; daha iyisini birlikte yapacağımıza inanıyorum. Kendimin gelişmesini önemsiyorum, senin gelişmeni de önemsiyorum. Sen ne kadar gelişirsen ben de o kadar gelişme imkanı bulurum. Sana ne kadar hizmet edersem, uzun vadede kendime de hizmet etmiş olurum.Bir insanın ruhunun incinmesi acı bir şeydir. Çünkü kırılan, incinen ruhun tamir edilmesi zordur.

14-2 TÜR İLİŞKİ KURMA TARZI

1-Korku Kültüründe İlişki:Temel amacı kendini güçlü, diğerini güçsüz duruma sokmaktır.’Sen’ olanın, ‘ben’olandan korkması ve çekinmesi gerekmektedir. Korku kültüründe güçlü olan gücünü kanıtlamak ve devam ettirmek için güçsüz olana ‘gaddarlık’ yapar. O nedenle asık suratlı,her an biraz öfkeli ya da öfkelenecekmiş gibi bıkkın, gergin ve soğuk görünmelidir.Korku kültüründe, ‘saygı duyulacak kişi’ olmak demek, ‘korkulacak kişi olmak’ demektir.

2-Saygı-Sevgi Kültüründe İlişki:İlişki kuranın temel amacı hem kendine hem de ilişki kurduğu insana hizmet etmektir Hem kendine hem de ilişki kurduğu insana hizmet etmek.Burada sen-ben değil, ‘biz ilişkisi’ söz konusu olacaktır.İlişki içindeki her iki insanın öncelikle birbirine saygı duyması ve saygılı davranması temeldir. Saygının olması, sevgiyi, güveni ve hizmet bilincini getirir. Saygı-sevgi kültüründe kişiler, saygı ve sevgilerini yaşatmak için birbirlerine güvenir ve biz’e hizmet ederler.

Temel dört ‘biz değeri’ vardır:Saygı-Sevgi-Güven-Hizmet

Bu konuda iki farklı yaklaşım görülür.

  1. Sen-ben ilişkisi :Kişi kendini diğerlerinden farklı olan yönlerini temel alarak tanımlar.’Gerçek düşmanlar olmadan gerçek dostlar olamaz,’ der ve ilave eder, ‘ne olmadığımızdan nefret etmediğimiz sürece, ne olduğumuzu sevemeyiz.’
  1. Biz ilişkisi:İnsanlığın ortak yönlerinden hareket edersin.

Örnek: Mevlânâ’nın yaklaşımı

Biz bilincindeki kişinin temel değeri hakkaniyettir.İlişki içinde diğerinin gözüyle olayları görüp, yani empati içinde olup,adil olmaya önem verir. Onun için insan ilişkilerinde güven çok önemlidir ve bir insanın kazanabileceği en yüksek makamın güvenilecek bir insan olmak olduğuna inanır. Biz bilincindeki kişinin en baş değerlerinden biri de gerçeğe saygıdır. Gerçeği ortaya çıkarmayı hedefleyen eleştirilere teşekkür borçlu olduğunu bilir, çünkü yaşam onun için bir ‘hakikati keşfetme yolculuğu’dur, güç kazanma ya da güç kaybetme uğraşısı değil istismar etmez, istismar edilmesine izin vermez. Sürünün bir parçası olarak yönetilmek istemez, çoban olup diğerlerini yönetmek de istemez ama hayatına giren insanlarla birlikte ‘yönetişim’içinde olmak ister. Hayatının baskın duygusu sevgi ve güvendir. Kendisi sevilen ve güvenilen bir insan olmak ister ve hayatında mutlaka sevdiği ve güvendiği insanların olmasına ihtiyaç duyar.

15-KARŞI CİNSLE İLİŞKİ

Zengin sevgili isteyen bir kadın, iyi bir aday bulunca ona ışıldayan gözlerle bakar, ama bu farklı bir ışıltıdır. Bu ışıltı, et görmüş kedinin göz ışıltısına benzer. Burada erkek o kadın için bir araçtır, bir ‘insan’ değildir. Sevgiden kaynaklı ışıltı ile hırstan kaynaklı ışıltı birbirinden farklıdır. Kendisi olmayı başarmış bir insan bu ikisi arasındaki farkı ilk bakışta anlar.

Anlamak, sevmenin başlangıcıdır. BARUCH SPINOZA

Bütün insanlar sevilmeye, şımartılmaya gereksinim duyarlar. Hatta hayvanlar ve bitkiler bile. Sevgi, şefkat ve ilgi..

KAHRAMAN ERKEK KAVRAMI

Bir erkeğin hayatında onu kahramanı olarak gören, ‘sen benim kahramanımsın’ diye bakan bir kadının olması önemli. Çoğu böyle bir gereksinmenin bilinçli olarak farkında olmasa da, sezgisel olarak tüm erkekler böyle bir arayış içerisindedir. Değer verdiği, sevdiği bir kadının kahramanı olmak kolay iş değildir. Önce kendi gözünde kahraman olması gerekir. Kendi gözünde kahraman olabilmek için kendinin kim olduğunu keşfetmesi gerekir.Çünkü ona bu gözle bakacak bir kadın isteyen, önce gözüne o şekilde bakılacak bir erkek olgunluğuna erişmelidir.

SEVGİ KÜLTÜRÜNDE KARŞI CİNSLE İLİŞKİ

“Sevgi kültürü içinde ilişkinin temeli, bir tarafın ‘erkek’ ve diğerinin ‘kadın’ olması değildir. Bazı durumlarda erkek, diğer zamanlarda kadın güçlü olacak, ama bu güç farkı, her ikisinin de hizmetinde olacağı için, hoşlarına gidecektir.Her 2 kişide kendi seçimlerini yapabilen birer olgun şahsiyettir.”Sevgi ve hizmet niyeti olan insanın güler yüzlü, sevecen, dinlemeye ve yardım etmeye hazır bir görünüşü olacaktır. Erkek kadını, kadın erkeği özler; birlikte hem kafa hem de gönlün katıldığı sohbetlerkurarlar. İstedikleri zaman susar, istedikleri zaman konuşurlar “anlamanın olduğu yerde öfke, öfkenin olduğu yerde anlama” gelişemez.

KUŞ BAKIŞI

KÜLTÜR ROBOTU

Tıpkı hazır giyim sanayi gibi, kültür robotu insanlar için de toplumda hazır anlam sanayi vardır. Bilmediğinin farkında olan insan bilgisizdir, ama neyi bilmediğinin dahi farkında olmayan insan cahildir. Seçimlerimi kendi sandığı bir robot yapar. Duygu, düşünce ve davranışlarıyla yaşamı özgürce kucaklamak özüne ulaşmak ve içindeki gerçek özgürlüğü bulmaktan geçer.

ŞİKAYET HASTALIĞI VE BİTMEMİŞ İŞLERİ BİTİRMEK

Bazı insanlar rüzgâr ters yönden esiyor, diye şikayet ederler, bazıları da rüzgâr hangi yönden eserse essin, bir yolunu bulup tekneyi doğru yöne götürmeyi becerirler. İnsanın bitmemiş işleri onu Kangal köpeği gibi sağa sola sürükler, gezdirir. Bitmemiş iş bırakmamaya özen gösterin.Kendi etki alanı içinde kalın

İNSANLARLA KENDİN OLARAK İLİŞKİLER KUR(CAN VE YÜZ DÜNYASI)

Kendi özüyle ilişki kurmayan insan hüzünlüdür. Kendini sadece sosyal bir varlık olarak, yani YÜZ olarak görürseniz özün, yani CAN yalnız kalır Özüyle ilişki kuran mutlu olur sadece yüzle ilişkiler kuran yine yalnız olur. YÜZ dünyası ve CAN dünyası. Bu iki dünyanın saygı, güven, özgürlük, dostluk, aile anlayışları farklıdır.YÜZ dünyasında kültür robotu vardır.

KORKU KÜLTÜRÜ

YÜZ dünyası, korku kültürü içinde tek gerçekliktir; CAN dünyasını dikkate almaz.CAN dünyası saygı, sevgi, hizmet kültüründe hesaba alınması gereken en önemli gerçektir. Korku dünyasında tek temel değer, güçtür.Korku kültürünün Tanımlama Sistemi ve Değerlendirme Sistemi içinde gücü elde etmek önemlidir ve bunun için, her yol mubahtır.

SAYGI-SEVGİ KÜLTÜRÜ

Saygı-sevgi-hizmet kültürünün Tanımlama Sistemi ve Değerlendirme Sistemi içinde ise kişinin davranışlarını yöneten iç değerler, özellikle saygı, sevgi, hakkaniyet, güven, hizmet değerleri olmazsa olmazlardır. Güç kendi başına anlamsız ve tehlikelidir.

CAN DUNYASININ 6 BOYUTU VARDIR

Varoluşun 6 Boyutu’ndan biri olarak, ait olmak-birey olmak dengesi. İşte hepimizin yaşadığı topluma ait olan bir tarafı yani kültür robotu tarafı olabilir ve olmalıdır da. Aksi halde uyumsuz, toplum dışına itilmiş, hırçın ve mutsuz bir kişi oluruz.Tabii,KENDİ olmuş biri bu robotluk ölçüsünü kendi seçimiyle belirler; içinde yaşadığı topluma ait olduğunu hissetmesini sağlayacak bazı gelenek ve görenekleri, hem kendi hem de aile yaşamında yaşatmayı isteyerek seçer

ÖZGÜRLÜK CANLA BAŞLAR

Kişinin kendi tanıklığı, aslında inandığı Değerlendirme Sistemi içinde kendi CAN’ına hesap vermesidir.

İNSAN İLİŞKİLERİNDE GÜVEN ÖNEMLİDİR

Korku Kültürü:Güveni insanarı korkutarak verir. Korku temelli YÜZ kültüründe korkulacak kişi iş başında kaldığı sürece ‘güven’ vardır.

Sevgi Kültürü :Güveni, hakkaniyet, göze hesap verme, vicdan, sevgi gibi CAN değerleriyle sağlar. Sevgi temelli CAN kültüründe insan kendine saygılı olduğu sürece güven vardır. Şu veya bu şekilde ama mutlaka güvene ihtiyaç vardır. Güven olmazsa tıkanır kalır, hareket edemezsin ve yaşam durur

KÜLTÜR ROBOTU ERKEKLER

Programlanmasına göre davranır. Beğendiği kızı tavlamak ister kız yüz vermeyince kıza kızar, öfkelenir, deliye döner. Kızın kararına saygı duymaz. İlişki içinde de erkek robot her şeye karışır hatta cinayetlere karışır.

KENDİSİ OLAN ERKEKLER

Kendi olmayı önemseyen insanın,cesur ve güçlü olmasının yanı sıra biz bilinci gerçeğini de iyi kavraması gerekiyor. Kendini sevmeyen, kimseyi sevemez. YÜZ güzelliği ve CAN güzelliği farklı şeylerdir ve erkek kadında hangisine önem veriyorsa, hangi kadının tanıklığını önemsiyorsa, kendisi o derecede YÜZ veya CAN erkektir.

Paylaşın: