SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Bebeğinizin ilk yılı
Şub 14th, 2009 by savassakar

zeynoBizim kız neredeyse 2,5 yaşına geldi.(Yandaki resim) Bizde onunla büyüdük, okuduklarımızı ve önerilenleri uygulamaya çalıştık, kısmen başardık kısmen başaramadık bazı şeyleri. Ama çocuğunuzun ilk yılı çok önemli. Örneğin bu dönemde bebeğinizle oynamak onun tüm duyularıyla etkileşime geçmeniz demektir. Gözleri, burnu, elleri ve ağzı onun araçlarıdır. Büyüdükçe bu araçları kullanarak keşfetmeyi öğrenecek.

Bebeklerin bu dönemine ilişkin iyi bir bilgi birikime sahip durumdayım. Kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum;

9 aylık olduğunda etki ve tepki, sebep – sonuç ilişkilerini anlamaya başlayacak. (Bu düğmeye basarsam müzik çalar vb.) Göremediği şeyleri istemeye başlayacak,(siz odadan çıktığınızda ağlama vb.) Özellikle 1 yaşına geldiğinde iyi bir iletişimci, el-kol hareketlerini kullanarak mesajlar veren ve belkide birkaç anlamlı-anlamsız kelime kullanan küçük bir insan olacak karşınızda. (Küçük bir öneri: Çocuğunuzun her gelişim aşamasında bir önceki dönemi unutma olasılığınız artacak. Konuşmadığı dönemi konuşmaya başladığında çok hatırlamayacaksınız. Fotoğraf ve hatta fotoğrafların yanına o günü anlatan kısa bir not ile geçmişi kayıt altına almalısınız.)

Bir oyun önerisi: Bir oyuncağı uçuyor diyerek havaya kaldırın ve gözleri ile takip edebileceği hızda havada dolaştırın. Daha sonra onu ellerine tutturmaya çalışın. Bu oyuncak özellikle sallandığında ses çıkaran bir şey olursa daha da iyi. Daha çok küçük olduğu için sadece tuttuğu bir şey olduğunu ve bunun yumuşak olduğunu hissedecek fakat hemen sıkılacak ve kafasını başka yöne çevirecektir.

Bu oyunda bebek anne-babasının ses tonunu dinlemekte ve öğrenmektedir.

Anne-baba ile bir oyuncak çerçevesinde iletişim kurulmuştur.

Anne-babasına onunla oynadıkları için memnuniyetini göstermektedir.

Anne-babanın yaptığı bir şeye oda kaşılık vermiştir. Gözlerini çevirerek yada eliyle tutarak.

Göz koordinasyonu ile el hissiyatı gelişmektedir.

Sesleri ve belki renkleri hissetmesi sağlanmıştır.

Onlarla konuşun ve oynayın

Onu karşınıza alın ve konuşun. Hatta siz konuştuktan sonra size yanıt vermeye çalışıp çalışmadığını gözlemleyin. Sizi kopyalaması için cesaretlendirin. Düğmeye bastığında müzik çıktığını yada eliyle ittiğinde kitabın sayfasını çevirebildiğini gösterin.

Saklan – Görün

Ellerinizle yüzünüzü kapayın ve “cee” diye yüzünüzü çıkarın. Amerikalılar buna “pee-ka-boo” diyorlar. Eğer gülümserse bacaklarına yada ellerine hafifçe dokunarak sizinde bu yanıttan mutlu olduğunuzu belirtin. 9 aydan sonra kafasının sağına ve soluna götüreceğiniz oyuncakları bulmaya çalışmasını sağlayabilirsiniz.

Şarkı ve Dans

İster kucağınızda farklı müzikler eşliğinde dans edin isterseniz ona şarkılar söyleyin. Sesinizin kötülüğünden yana korkmayın o sizi duymak istiyor unutmayın.

Top Oynayın

Farklı renk ve desenlerde toplar alın. Bebeğinizin onlara dokunarak hissetmesini sağlayın. Özellikle yaptığı şeyi görmesini sağlamaya çalışın. Ona yuvarlamasını ve bir kutuya atmasını ve çıkarmasını öğretmeye çalışın.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Yeni baba olanlar: Hazır mısınız ?
Oca 18th, 2009 by savassakar

“ Tebrikler! Oğlunuz doğdu! ” yada “ Sağlıklı bir kız çocuğunuz oldu! ” diye başlayan hayatınızın o en mükemmel gününde hayatınız değişmeye başlıyor.

Aslında sadece bir çocuk doğmuyor birde baba doğuyor. Artık dünya eskisi gibi gözükmüyor insanın gözüne.

Bunu açıklamak çok zor ama o küçük, konuşamayan, korumasız insan daha önce bir çok yetişkinin başaramadığı bir şeyi başarıyor ve sizin hayatınızı değiştiriyor.

Artık babasınız. Şöyle bir durup düşünmeniz gerekiyor. Kendinizi daha olgun, daha yaşlı ve daha güçlü hissediyorsunuz. Ve şöyle bir karar veriyorsunuz “ Baba olmayı hayatımın önemli önceliklerinden biri yapacağım.”

Çocuğu olana kadar sadece çocuk olmayı biliyor insan. Birden ikinci bir şapkayı kafanıza takıyorsunuz, ve artık hem çocuk hemde baba oluyorsunuz.

Eğer sizin babanızla geçmişinizde hoşlanmadığınız, acı veren şeyler var ise artık bunları babalığınıza taşımamanız gerekiyor. Onların yeri çocukluğunuz, bırakın orada kalsınlar.

Erkekler olarak çoğunlukla duygularımız önceliklerini başka şeyler karşısında yitirirler. Biz mantık ve aksiyon ekseninden hayatın duygusal taraflarını tadımlamaya çocuklarımızla başlayabiliriz. Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışarak başlayabiliriz.

Sonra bazı şeyler yaşamaya başlıyorsunuz ama şaşırmamnız gerekiyor;

Anneler, hamilelikleri döneminde çocukları ile bizim anlayamayacağımız derinlikte bir iletişim içerisine giriyorlar. Bu yüzden annenin tüm ilgi ve alakasını kendi üzerlerine çekiyorlar. Çocuğunuz, eşinizin bu ilgi ve enerjisini tamamen kendisine çekiyor olduğu için bebeğinizi kıskanabilirsiniz, bu çok doğal.

Bebek bakmayı bilmiyorsunuz ve buda çok normal. Bebek bakımı doğuştan bilinmiyor. Moralinizi bozmayın. Ayrıca Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışarak cesaretinizi zayıflatmaktansa zaten baba olmuş tecrübeliler ile iletişime geçerek tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

Diyelimki çocuğunuzla yalnızsınız ve ağlamaya başladı. Mantıken, ağlamasına sebep olan şeylere göre yapmanız gerekenleri yaptınız ama hala ağlıyor. Bu sizde düş kırıklığı yaratabilir. Unutmayın çocuğunuzun tepkilerini ve davranışlarını anlamak zaman ister. Böyle bir durumda annesine yada doktoruna ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Babalık annelik kadar karmaşık değil. Sadece çocuğunuzla hayatı boyunca yakın iletişimde olmaya çalışmalısınız. Çocuğunuz entellektüel açıdan teşvik edilmek, fiziksel açıdan uğraşmak ve sosyal açıdan kılavuzluğa ihtiyaç duyar. Onun potansiyellerini ortaya çıkarmalı ve desteklemelisiniz.

Birinci sorumluluğunuz çocuğunuzun yetişmesinde aktif rol almayı öğrenmenizdir. Buda ancak onu anlamakla mümkün olur. Yapabilirlikleri, kapasitesi nedir? Sizden ne bekliyor? Neye nasıl tepki veriyor? Gibi soruları sormanız yada onunla olabildiğince çok vakit geçirmeniz lazım. (Unutmayın çocukla vakit geçirmek sadece zaman doldurmak için hoplatmak ve oyun oynamak demek değildir.)

Bizim kültürel alt yapımızdan bazılarımız kendilerini çocuklarından biraz uzak tutarlar. Tutmayın lütfen. Biraz kendinize zaman verirseniz bu yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğunu, çocuğunuzun bu yakınlaşmaya paralel kendini ne kadar güvende hissettiğini anlayacaksınız.

Şunları unutmayın;

Eviniz bebek için güvenli olmalı.

Kendi babanızla yada baba olmuş diğerleri ile tecrübelerini mutlaka paylaşın.

Eşinizin bir babadan ne beklediğini mutlaka sorun.

Çocuğunuza ismiyle hitap edin ve “Seni Seviyorum” deyin.

Benim gibi okuduklarınızı, hissettikleriniz blog yada defterinize yazmaya başlayın.

Bakıcı bulurken titiz davranın.

Çocuk gelişimine ilişkin kitaplar okuyun.

Çocuğunuzla her gün ilgilenin, oyun oynayın.

Çocuğunuzun gelişimi ile ilgili olarak eşinizle sürekli diyalog içinde olun.

Doktorunuzun tavsiyelerine mutlaka uyun.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Annemi babamı özlemişim
Ara 22nd, 2008 by savassakar

Bu haftasonu Türkiye’nin en büyük tekstil firmalarından birine eğitim vermeye gidiyorum, doğduğum şehre, denizi olmayan ama kumsalı olan şehre gidiyorum, Eskişehir’e gidiyorum. Eskişehir, çok gidememekle beraber anne ve babamın mezarlarının olduğu, hayatımın ilk 17 yılını geçirdiğim yer olarak benim için çok önemli. Bu gittiğimde de fırsat bulursam mezar ziyareti yapacağım.

Bizim çocukluğumuz annelerimizin, babalarımızın gençliği demekti. Annem çocukluğumda nasıl çiçek dikilir, nasıl ütü yapılır, patates nasıl soyulur gibi çok temel şeyleri fırsat buldukça öğretirdi.

Sonradan anladım ne kadar önemli bir şey yaptıklarını. Onların yaptığı beni hayata hazırlamaktı. Yarın birgün ölecekler, biricik oğulları yalnız kalacaktı ve işte o zaman bazı şeyleri yapabiliyor olmalıydım.

Bir yandan da sürekli tavsiye ve öğütlerle bana geleceğimle ilgili ipuçları verirlerdi.

Şimdi 38, 2 ay sonra 39 yaşındayım ve onların bana söylediği bazı şeyleri yeni yeni anlıyorum. Çoğu zaman anlam veremediğim bir çok şeyi meğerse hep geleceğe dönük konuşmuş.

Babam devlet memuru, annem ev kadını olduğu için kısıtlı gelirimizle annem evi çekip çevirmeye çalışırdı. (Ben beyaz peyniri çok severdim ve annem “çok yeme kurt yapar” derdi. Ve ben buna gerçekten inanıp 25 yaşıma kadar hiç fazla peynir yemedim. 25 yaşımda ağabeyim “kadın ne yapsın bir kalıp peyniri sana haftanın 7 günü yedirmek için bunu söylerdi” dediğinde jeton düştü bende. Sen ne büyük kadınmışsın.)

Şimdi bana öğrettikleri fakat benim öğretmenimi çok geç farkettiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kazandığından daha azını harca – Annem her harçlık verdiğinde bunun bir kısmını saklarsam, o zamanlar bizim çok sevdiğimiz “kumbara”larımız vardı, istediğim bir şeyi alabileceğimi söylerdi. Şimdiki hayatımızdada bu geçerli değil mi?

Önemli işlere öncelik ver – Hayatınızın ilk önceliği temel ihtiyaçlarınızi giderecek okuma-yazma, temel yemek pişirme, sökük dikme, nezaket vb. olmalıdır. Önce önemli işleri yap sonra oynamak için sokağa çıkarsın. Eğer bu temel ihtiyaçlarınla baş edebilirsen senin başının çaresine bakabileceğin düşünülür ve buda çok önemli şeydir.

Alacaklı ol borçlu kalma – Kimsenin ahını almamak önemlidir. Annem hiç kimseye en yakın arkadaşına bile 1 kuruş bile borçlu kalmazdı. Ben biraz acımasız yaklaşıp ne alacağım olsun nede borcum felsefesi ile yaşamaya çalışıyorum.

Günlerce çeyizim için dantel örerdi ve ben “ne gerek var ben bunları hayatta kullanmam” derdim. Peşin ve büyük konuşmamak lazımmış. Benim ve eşimin çeyizlerimizdeki dantelleri kim görse böylesi bir el emeğinin ne kadar güzel olduğunu söylüyorlar ve ben geçmişteki eleştirilerimden hiç bahsetmiyorum.

Kendin yap sağlıklı olsun derdi. Bende bakkaldaki süslü ambalajların peşine düşerdim. Peynir, sucuk, kuru sebze, reçel vb. aklınıza gelen her şeyi evde kendisi yapardı bana da yaptırırdı. Şimdi organik bir şeyler almak için yüksek bedeller ödüyoruz, ekmeği evde yapmak için makine alıyoruz.

Babamı kaybedeli 27, annemi kaybedeli 21 yıl olmuş ama hala söyledikleri kulaklarımda.(her ne kadar hepsini anlamamış olsamda) Mekanları cennet olsun.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Anne ve Babalara Öneriler – 2
Ara 20th, 2008 by savassakar

Çocuklarınıza ilişkin şu soruların yanıtlarını özellikle öğretmenlerinden öğrenmeye çalışın?

  • Çocuğum yaşına göre yaşıtlarının ilerisinde mi gerisinde mi yoksa normal mi? Okumada, yazmada, matematikte, fen bilimlerinde vb…
  • Çocuğum ödevlerinde ne kadar başarılı veya vakit ayırıyor?
  • Benim çocuğumun güçlü ve zayıf olduğu noktalar, konular nelerdir?
  • Okul benim çocuğumun ihtiyaçlarını gideriyor mu?
  • Çocuğumun özel desteğe, eğitime ihtiyacı var mı?
  • Çocuğunuz yaptığı resimler, defterleri vb. saklanıyor mu? Evde saklıyorsanız bunlara beraberce göz atıyor musunuz?
  • Çocuğunuzun yakın arkadaşları var mı? Yalnız mı? Diğer öğrencilerle arası nasıl?
  • Çocuğunuzun derslerinde daha başarılı olması için evde ona destek olmanız gereken şeyler var mı?
  • Çocuğumun zamanını daha iyi kullanabilmesi için neler yapabilirim?
  • Çocuğumun bir üst okula hazırlanması için neler yapmalıyım?
  • Çocuğumun zararlı maddelere alışmaması ve bunlardan uzak durmasını nasıl sağlayabilirim?
  • Çocuğumun mezun olması yada bir üst sınıfa geçişi için gerekli olan kurslar var mıdır?
  • Çocuğumun doğru okul-bölüm tercihi yapmasına nasıl destek olabilirim?
  • Çocuğunuza okumayı sevdirin ve buna ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi. Daha bebekken onun yanına oturup renkli kitaplardan masallar okuyarak başlayabilirsiniz. Kitaplarda özellikle çocuğunuzun gerçeğini görebileceği objeleri mutlaka gösterin.
  • Okurken sesinizin tonunu değiştirin, şarkı söyler gibi okuyun, ellerinizi hareket etrii ve yüzünüzü komik şekillere sokun. Bebeğinizin ilgisini çekmeye çalışın.
  • Çocuğunuzun kitaplara dokunmasını ve tutmasını sağlayın.
  • Kısa ve sık aralıklarla okuyun.
  • Çocuğunuza kitap okurken elinizle okuduğunuz yeri takip edin. Böylece soldan sağa doğru okuma refleksini geliştirmeye başlayın
  • Kafiye ve şarkı gibi okumak özellikle kullanacağı dile alışması açısından çok önemlidir.
  • Evinizde mutlaka kitap bulundurun ve özellikle boş zamanlarında okumalarını sağlayın. (Aslında kitap okumak ciddi bir iştir, boş zamanda okumaktansa ona zaman ayırmak gerekir.)
  • Çocuğunuzla sürekli konuşun ve onu konuşturun.
  • Gerek TV reklamı, gerekse gazetedeki bir bölüm, her fırsata ona okuyun.
  • Çocuğunuzun sizi okurken ve bundan keyif aldığınızı görmesini sağlayın.
  • Varsa okul kuralları kitapçığını edinin ve okuyun.
  • Çocuğunuzla bu kuralları değerlendirin ve olası cezaları ona anlatın.
  • Okulda öğretmenlere karşı bir tavır, okul malzemelerine zarar verme alışkanlığı veya çeteleşme olup olmadığını araştırın.
  • Çocuğunuzal sürekli okulunun atmosferini konuşun. Onun için güvenizleşen bir şey olup olmadığına dikkat edin.
  • Okulda erken ve geç saatlerde kimlerin olduğunu öğrenin. Çocuğunuz okula erken gider veya geç çıkarsa okulda kimlerin kalacağı önemlidir.
  • Okulda güvenlik önlemleri nelerdir? Ziyaretçiler nasıl kabul ediliyor? Okul dışı güvenli mi?
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 2.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Anne – Babalara Öneriler– 1
Ara 19th, 2008 by savassakar

Amerika’da ve Avrupa’da özellikle anne ve babaların okula giden çocuklarına ilişkin dikkat etmeleri gerekenleri yazılı olarak hazırlayıp bedava dağıtırlar.

Biraz araştırma yaptığımda en elle tutulur, içerik olarak sade – anlaşılır olması hasebiyle Florida Eğitim Bakanlığının (fldoe.org) hazırladığı bir dokümandan işinize yarayacağını düşündüğüm maddeleri sizin için derledim. Sanırım 3 bölümde tamamlayabileceğim.

* Okulun ilk günü okula onu mutlaka siz götürün.

* Okulun önemli bir yer olduğunu anlatın. Ev ödevleri ile ilgili size rahatlıkla soru sorabileceği ve derslerini rahatlıkla çalışabileceği bir ortam hazırlayın.

* Okuldan eve gönderilen herşeyi mutlaka okuyun; ödev konuları, karne, öğle yemeği programı, servis çizelgesi vb.

* Çocuğunuzun öğretmenini ve okul müdürünü tanıyın. Eğitim ile ilgili eitim, konferans, seminer vb. katılıp katılmadıklarını öğrenmeye çalışın.

* Okul içi kuralları, yönetmelik ve tüzükleri inceleyin. Okula ilişkin anlamadığınız kurallar var ise sorun.

* Okul aile birliği vb. okul sosyal aktivitelerine destek olun, vakit ayırın.

* Normal bir ders vaktindede okulu ziyaret edin ve işleyişi izleyin. Sadece veli toplantılarında gitmeyin.

* Aynı okulda çocuğunu okutan diğer ailelerle tanışın.

* Çocuğunuzun eğitimine katılın. Sadece eğitim almasını sağlamayın onun eğitimini önemsediğinizi gösterin.

* Yakın çevrenizdeki akrabalarınızı özellikle çocuğunuzla birebir iletişimde olanları okul aktivitelerine davet edin.

* Sözlerinizin değil ama yaptıklarınızın onda hayatı boyunca etki bırakacağını unutmayın.

* İçki, sigara ve uyuşturucunun gerçek zararlarını ona açıklayın.

* Çocuğunuza model olun; sağlıksız, tehlikeli ve yasal olmayan bir hayatınız olmasın

* Ebeveyn olmayı önceliğiniz yapın. Çocuğunuzla ilgili bir takım kurallar koyun ve buna sadık kalın. Kurallar onu önemsediğinizin göstergesidir.

* Kendilerine içki yada sigara teklif eden olursa nasıl hayır diyeceklerini öğretmelisiniz.

* Çocuklarınızın arkadaşlarını bilin ve onlarında anne-babaları ile tanışın.

* Gençlerin alkol, uyuşturucu ve sigaraya başlama sebeplerinden birisi stres. Stres ile nasıl mücadele edebileceklerini öğretin.

* Kendinizi yetiştirin. Çocukların alışkanlıkları, eğilimler, trendler konusunda bilgili olun.

* Çocuğunuzu zararlı alışkanlıklardan koruyacak program ve dersler hakkında okulundan bilgi alın.

* Çocuğunuzun ödevlerin yapacağı ve ders çalışacağı yeri TV, radyo ve diğer gürültülerden uzak tutun.

* Gerekli olan tüm kırtasiye malzemesini hazır tutun.

* Ödevlerini günlük olarak yapabileceği bir plana alıştırın.

* Eğer ödev yapmada zorlanıyorsa onunla ve öğretmeniyle konuşun. Gerekiyorsa destek alın.

* Ödevleri hakkında öğretmenlerinin ne söylediğini sorun.

* Eğer hastalık vb. sebeplerle okula gidememişse onun ödevlerini yada derslerini takip edebileceğiniz bir arkadaşının iletişim bilgilerini alın.

* Ödev yaparken yemek yedirmeyin. Her şeyin yeri ayrı.

* Ödev yaparken kısa aralar verdirin.

* Çocuğunuzun ders notlarını ve gelişimini izleyin. Anlamadığınız noktaları öğretmenine sorun.

* Eğer çocuğunuz özel bir sınıftaysa onun ihtiyaçlarına özel planlar geliştirebilirsiniz.

* Çocuğunuzun okul kurallaına uymadığı için fiziksel olarak cezalandırılamayacağını unutmayın.

* Çocuğunuz sadece sizin izniniz doğrultusunda okul aktivitelerine katılmamalıdır.

* Eğer çocuğunuz bir disiplin cezası almış ise nedenlerini araştırmalısınız.

* Okulun çocuğunuzun kız yada erkek olması sebebiyle yapabileceği olası ayrımcılıkları izlemelisiniz.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar