SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Sosyal Enerji
Şub 18th, 2010 by savassakar

Fiziksel ve duygusal enerjileri bildiğinizi biliyorum. Bir maraton koşucusundaki, her gün konuşma yapan siyasetçideki, her sabah siz gittiğinizde orada olan ve işten ayrılırken hala orada olan çalışanların enerjilerini biliyorsunuz. Ama sosyal enerjiyi biliyor musunuz?

Sosyal enerji birlikte olduğunuz insanlarla geçirdiğiniz zamanlarda ortaya çıkar. Ve sosyal enerjinin eksikliğini mutlaka hissedersiniz. Örneğin bilgisayar başında otururken, televizyon seyrederken ya da internette gezerken bu semptomları hissedersiniz. Yorgun değilsinizdir hevesinizde vardır ama bu sizi tatmin etmiyordur anlam veremediğiniz bir sıkıntı vardır içinizde. Aslında sosyal enerji eksikliğini bilgisayar ya da televizyon başında oturarak anlamlı olduğunu düşündüğünüz şeyleri yaparak doldurmaya çalışırsınız.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Facebook arkadaşlarını haritada gör!
May 6th, 2009 by savassakar

Diyelim ki bir başka şehre ya da ülkeye gidiyorsunuz ve orada yaşayan arkadaşınız olup olmadığını merak ediyorsunuz. İşte bu noktada bir Facebook eklentisi olan Map Motive çok işinize yarayacaktır.

Yapmanız gereken sadece Map Motive linkine tıklamak ve uygulamayı aktive etmek. Sizin bütü narkadaşlarınızın profil resimlerini Google Maps üzerinde yerleştirip size gösteriyor. Teşekkürler Keir Clarke.

map

VN:D [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Şanslı mısınız yoksa şanssız mı?
Nis 10th, 2009 by savassakar

Öncelikle şansın doğuştan olduğuna inanmadığımı söylemeliyim. Gizemli kozmik bir takım güçlerin insanları etkileyerek “ şanslı ” yaptığına da inanmıyorum. Ben size kendi bakış açımdan “ şanslı ” olmayı anlatayım, sizin benzer ya da karşıt görüşleriniz varsa bu yazıya yorum olarak gönderin.

Benim “şanslı” tanımım insanların kendi hayatlarında yarattıkları olumlu şeylerin bütünüdür. Yani şansınızı kendiniz yaratırsınız. Tabiki şanslı olmak derken kumar, bahis gibi olaylardaki şanstan bahsetmediğimi belirtmek isterim. Demek istediğim hayatta şanslı olmak.

Önce benim hiç tasvip etmediğim bazı düşünce tarzlarını sizlere açıklamak istiyorum; “ben zaten hep şanssızım” diyenler, kendi bilgisini veya harcadığı eforu çok kıymetli görüp başkalarının yaptığını sürekli eleştiren ve hatta bu bilgi ve becerileri ile hakettiklerine ulaşamadığını düşünenler, sürekli başkalarında hata bulanlar, mazeret bulanlar, bardağın boş tarafına bakanları ve şansı büyü vb. aslı astarı olmayan şeylerde yakalamaya çalışanları sayabilirim.

Kendi hayatınızda şansı nasıl yakalarsınız;

Öncelikle olumlu düşünmeniz gerekiyor. Kötü şeylerin olacağını düşünerek onları çağırırsınız. Aksine iyi şeylerin olacağını düşünmelisiniz. Burada tercih tamamen sizin. Ya negatif yada pozitif olarak olaylara yaklaşmak ve beklentiler koymak. Örneğin İstanbul trafiğinde ya sinirlenip sağa sola sataşıp kavga edip moralinizi bozailirsiiz yada olumlu yada güzel bir şeyi aklınıza getirerek trafil karmaşından çıkana kadar beyninizi olumlu bir şey ile oyalarsınız. Tercih sizin. Yada trafikte kaybedeceğiniz zamanı önceden öngörebiliyorsanız yabancı dil cd’leri alıp dilinizi geliştirebilir yada sevdiğiniz bir müzik kaset/cd’sini dinleyebilirsiniz.

Eğer olumlu beklentiler içerisinde olursanız karşınıza çıkacak iyi fırsatları görebilirsiniz. Neden hep olumlu düşünmeme rağmen başıma kötü şeyler geliyor diyebilirsiniz şu anda. Bence sabredin, olumlu bakmak konusunda ısrarcı olun.

Örneğin, yerde 100 kuruş bulursanız 100 kuruş daha fazla paranız olduğu için sevinin. 100 kuruş nedir ki diye hor görmeyin.En son nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama “sahip olmak istediğiniz şeyleri değil” neye “neye ihtiyacınız olduğunu düşünün”, ne kadar şanslı olduğunu göreceksiniz diyordu ve haklıydı.

Yolunuzun üzerindeki bütün trafik ışıkları yeşil yanıyor ve trafik akıyor olacak. Sizi evde gülümseyerek karşılayan aileniz ile birlikte yemek yemenini keyfine varıp beraberce en sevdiğiniz tv dizisini seyredeceksiniz. Sizden zengini var mı?

Bu söylediklerimin sizde yahu bu adam Polyyanna’cılık oynuyor, ne saçma şeyler söylüyor dedirttiğinin farkındayım. Fakat iyi söylenen şeylerin iyi sonuçlar doğuracağına gerçekten inanıyorum.

Bir diğer konu ise günlük rutininizi yıkmanız. Muhtemelen her gün aynı saate evden çıkıp, aynı saatte arabanıza binip, aynı yoldan işinize gidip aynı şeyleri yaparak gününüzü tamamlıyorsunuz. Aynı şeyleri yapmak aynı sonuçları doğurur unutmayın. Yani değiştirin, karıştırın, bir şeyler ekleyin yada çıkartın günlük rutin hayatınızdan. Yemediğiniz yemeklerden, gitmediğiniz sokaklardan geçin.

Her yeni deneyim sizin için yeni kapıların açılması, yeni fırsatların ortaya çıkması anlamına gelir.

Fırsatları görebilmeniz lazım. İyi beklentiler içerisinde olup, bir şeyleri rutin hayatınızda değiştirdiğinizde ve bunları yapmakta ısrarlı olduğunuzda karşınıza çıkacak fırsatları farketmeli ve yakalamalısınız.

En önemli konulardan biriside “çevrenizin olması”dır. Dünyadaki en kıymetli kaynak insandır. Eğer tanıdıklarınız veçevreniz ne kadar çok olursa o kadar çok fırsata ve bilgiye erişebileceğinizi düşünebilirsiniz.

Çalışanların çok büyük bir kısmı bir diğerinin referansı ile çalışmaktadır. Bir çok insan arkadaşlarının tanıştırdığı insanlarla evlenmiştir. Birçok insan arkadaşlarının önerdiği kitabı yada sinemayı tercih eder. İhtiyacınız olduğunda çevreniz kadar destek alırsınız.

Şansınızı kendiniz yaratırsınız, şanssızlığınızıda. Şansınızı bol etmeniz dileklerimle.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Eşek olmayın
Nis 7th, 2009 by savassakar

Çiftçinin biri bir gün 2 eşek almış. Birinin adı A diğerinin adı B olsun. Eşek A kendini çok enerjik hissediyor ve esekdiğerinden daha iyi buluyormuş. Sürekli çiftçinin dikkatini çekmeye çalışıyor, hem daha fazla yük almaya çalışıyormuş hemde onun önünde hızlı yürümeye.

Eşek B ise normal bir eşekmiş. Kendisine verilen işi yapıyor, normal hızda yürüyormuş.

Bir süre sonra çiftçi Eşek B’yi zorlamaya başlamış. Eşek B’nin Eşek A gibi olmasını, onun gibi çalışmasını istiyormuş. Fakat Eşek B, Eşek A gibi hızlı yürümüyor, hatta kendisine verilen cezalara katlanıyormuş. Akşamları da Eşek A’ya sızlanıyormuş: “Bak Eşek kardeş, burada sadece ikimiz varız ve biribirimizle rekabet ediyoruz. Normal hızda normal ağırlıkta ikimizde yükleri taşısak olmaz mı?” diyormuş.

O böyle söyledikçe Eşek A daha da hırslanıyor, kendini daha enerjik hissediyor ve taşıdığı yüküde hızını da artırıyormuş.

Oldukça mutlu olan çiftçi Eşek B’yeşöyle bir bakmış, kan beynine sıçramış ve başlamış tekmelemeye. Ertesi gün bunu gören Eşek A dahada hırslanıp daha fazla yük ve hızla işine devam etmiş. Eşek B öyle dayak yemişki o gün çalışmadan yatmış. Ertesi gün tekrar dayak yiyince gene çalışmamış ve çiftçi bu eşk işe yaramaz diyerek eşeği satmış.

Eşek B bu kadar gözden düşünce Eşek A artık kendini o kadar iyi hissetmeye başlamışki daha fazla yük ve hızla işine devam etmiş. Hemde Eşek B’ninde yüklerini taşıyarak. Fakat bir süre sonra kapasitesinin üzerinde bir işi yapmaya başlayan her eşek gibi ağrılar, sızılar ve sakatlıklar başlamış. Fakat çiftçide yarattığı beklenti sebebiyle çiftçi ondan hep çok ve hızlı iş yapmasını bekliyormuş. Eşek A elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmasına rağmen yapamıyormuş artık. Sonuçta iş Eşek A’nın yapamayacağı noktaya kadar gelmiş, çiftçi bu eşeğide 3 kuruşa satmış ve yeni eşekler peşine düşmüş.

Bu hikaye bitmez, devam eder….

Kıssadan Hisse ise sevimli görünmek yada prim kazanmak için haddinden fazla iş yüküne atlarsanız eninde sonunda elinize yüzünüze bulaştırırsınız. Ekip çalışmasını, herkesin eşit olduğunu ve üzerine düşeni yaparak rahatlıkla başarıya ulaşılabileceğini unutursanız siz kaybedersiniz.

Ve tabiki iş arkadaşınızın başarısızlığı sizi asla sevindirmemeli.

Sizin A yada B olmanız farketmez, Patron için eşek eşektir. Eşek olmayın.

Çok çalışmak değil akıllı ve zamanı iyi kullanarak çalışmak önemlidir.

Başarı bir varış noktası değil bir yolculuktur.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Bebeğe nasıl isim seçilir?
Mar 4th, 2009 by savassakar

Bir bebeğiniz olmasını hayal etmeye başladığınız ya da bebeğinizin olacağını doktor size söylediği andan itibaren bebeğinize koyacağınız ismin arayışına girersiniz. Çocuğunuzun ismi onun karakterinin ve kimliğinin yansıması olacağı için oldukça ciddi bir iştir.

Seçerken neye dikkat edeceğiz;

Ses: İsmin kulağa hoş gelip gelmemesi önemlidir. Bu ismi yüksek sesle ve hatta soyadınızla beraber söylediğinizde kulağa hoş gelip gelmemesi önemlidir. Hatta birden fazla çocuğunuz varsa hepsinin ismini birlikte söylerken kulağa nasıl geldiğine bakmanızda fayda vardır.

Tek Olma: İlk defa isim olarak kullanılacak bir kelimeyi seçmek. Değişik ama aynı zamanda zorda bir durum. Ortak bir isim ile farklı bir isim arasında tercihi yaparken artı ve eksileri değerlendirmeniz gerekiyor. Farklı bir isim kolay anlaşılamadığı için problem olabilir çok ilgi de çekebilir. Bilinen isimler daha az problem yaşanması anlamına gelecektir. Bir yandan da farklı ismi olan biri kendini farklı hissedebilecektir.

Popülerlik: Bebek adları genellikle o dönemin isim eğilimlerine göre belirlenir. Örneğin benim kuşağımda Savaş, Elif, Hakan, Taner ismi çoğunluktayken sonraki kuşakta “can” eki popüler olup Atacan, Ömercan gibi isimler tercih edilmiştir. Bence önemli olan gelecek 50 yılda popülerliğini kaybetmeyecek bir ismi çocuğa vermektir.

İlişkilendirmek: Birçok aile çocuğuna isim koyarken bazı şeylerle özdeşleşmiş isimleri tercih ederler. Ör. Devrim, Muhammed gibi. Bu ismin duyulduğunda akılda bırakacağı imaja önem verirler.

Anlam: Çocuğunuzun adının pozitif anlamı olmasına dikkat edin.

Kaynak: Bazı aileler için etnik köken ve bunun devam etmesi çok önemlidir. Bu yüzden çocuklarına kendi kökenlerine ait isimler vermeyi tercih ederler. Ör. Baran bir Kürt ismidir.

Takma Adlar: Çocuğunuza vereceğiniz adın ileride takma ad olarak neye dönüşebileceğine yada herhangi bir tekerlemeye dönüşüp dönüşmeyeceğine dikkat etmelisiniz. Öneğin benim kızımın adı Zeynep. İleride Zeyno, Zeyna, Zeynoş gibi lakapları olabilir. Bazı isimlere negatif lakap takılabilecek gibi ise uzak durulması gerekebilir.

Yazım ve Telaffuz: Bazı isimlere insanlar alışık olmadıkları için telaffuzları ve anlaşılmaları zordur. Ör. Berfuz. Çocuğumuzun yerlere ismini yazdıracağını, birilerinin onu uzaktan ismiyle çağıracağını düşünerek isim bulalım. Birbiriyle karışabilecek isimlere dikkat etmek gerekir. Ör Serkan, Sertan. Ayrıca yurtdışında çocuğunuzun isminin kolay telaffuz edilebilmesi bir avantaj olabilir. Ör Can.

Kısaltma: Çocuğunuzun adlarının ve soyadının baş harfleri yan yana geldiğinde kötü bir şey çıkmamalıdır. Ör. Bülent Osman Kalıpçı.

Cinsiyet: Bazı isimler uniseks olup hem erkekler hemde kızlar tarafından kullanılmaktadır. Ör. Reha, Suat vb. Benim önerim cinsiyeti net olarak gösteren isimlerin tercih edilmesidir.

Aile ve Arkadaşlar: Bulduğunuz isimi aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşarak mutlaka görüşlerini alın. Farketmediğiniz yada düşünmediğiniz bir şey karşınıza çıkabilir.

Eskiden çocuk doğduktan sonra belirli bir süre hareketleri izlenir ve ona uygun bir isim bulunurdu. Ör. Çok hareketli bir çocuk için Hızlı Kuş denmesi gibi. Daha sonra tek tanrılı dinlerle beraber Tanrı’nın sıfatları(Alim), azizlerin isimleri(John) isim olarak çocuklara verilmeye başlanmıştır. Öte yandan anneanne, babaanne, dede yada büyükbabanın isminin verilmeside oldukça yaygındır.

Sizin isim bulma konusundaki anılarınızı, katkınızı, önerilerinizi lütfen yorum olarak gönderin.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar