SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
İşyerinde mutlu olma
Şub 4th, 2010 by savassakar

İşyerinizde mutlu olmak işinizi ne kadar sevdiğinize ve işyerindeki huzurunuza bağlıdır. İşinizi sevmiyorsanız yapacak bir şey yok ama gerek huzurunuzu sağlamak gerekse kontrol edebileceğiniz konularda kendiniz için bir şeyler yapmak elinizdedir.

Çalıştığınız oda veya salonda, masanızda otururken ışık fazla yada az ise yada klima, havalandırma size yakın yada uzak ise rahatınız bozulabilir. Ör. Yazın klimadan uzaksanız ve yerinizi değiştiremiyorsanız daha rahat şeyler giyebilirsiniz.

Koltuğunuzda rahat değilseniz mutlaka aynısında toplantı odasında vb. başka yerlerdede vardır, değiştirebilirsiniz.

Arada bir ayağpa kalkıp esnemek ve vücudunuzu germek, plazalarda çalışmıyor ve pencereden dışarı bakma şansınız varsa camdan şöyle dışarı bakıp derin bir nefes almak sizi oldukça rahatlatabilir.

Masanıza kendinizi rahat hissettirecek eşinizin, çocuğunuzun resmi, masa lambası vb. aksesuarlar alabilirsiniz

Eğer çok telefonla konuşuyorsanız kendinize bir kulaklık seti alın. Her ne kadar Türkiye’de yaygınlaşmamış olsada filmlerde gördüğünüz kulaklık setleri ile tüm gün sürekli telefon konuşmalarını rahatça yapabilirsiniz.

Masanızın üstü kafanızı sürekli meşgul edecek doküman ve dosyalarla dolu olmasın.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Yönetenlere öneriler
Eyl 4th, 2009 by savassakar

Sözlerim sadece kartvizitlerinde yönetici ibaresi olanlara değil. Bir öğretmenseniz öğrencilerinizi, bir pilotsanız uçak mürettabatını, bir basketbol koç’u isenin takımınızı, ev kadını iseniz evinizi yönetmek zorundasınız. Aslında herkes belirli zamanlarda ve yerlerde yönetici oluyor.

1. Sinerji yaratın. Söylemesi kolay dediğiniz duyar gibiyim. Aslında ekibinizi iyi tanırsanız yani memleketleri, sevdikleri müzik, hobileri vb. onların enerjisini harekete geçirecek iletişimi kurabilirsiniz diye düşünüyorum. En azından bir arada bir arada bir şeyler yapmanın tek başlarına bir şey yapmaktan daha verimli olduğunu görmelerini sağlayabilirsiniz.

2. Gereksiz ve fuzuli işleri ayıklayın. Gereksiz sorumlulukları yeniden düzenleyin.

3. Verdiğiniz talimatların yerine ulaştığından ve anlaşıldığından emin olun. Askerde “Emir Tekrarı” diye bir uygulama vardır. Komutan bir emir verdiğinde ast’ı emri sözlü olarak ekrar eder. Böylece emri dinleyip dinlemediği ve anlayıp anlamadığı anlaşılır. Ayrıca anlaşılır olmaktta sizin sorumluluğunuz olmalı. Yani 5 N 1K olmalı. Ne nerede nasıl niçin neden ve kime gibi bir talimatı açıklayıcı kılacak tüm unsurlar sözünüzde yer almalıdır.

4. Çalışanlarınızın sizin söylediklerinizi yapabilecekleri, koyduğunuz kurallara uyacakları bir güven ortamı yaratmalısınız.

5. Yaptıkları işten keyif alacakları şekilde ilginç işlerle onları görevlendirmelisiniz. Ancak burada sıkıntı ve heyecan duyma arasındaki ince çizgiyi iyi kollamanız gerekir. Çok heyecanlanan ya da mutlu olanların tembelleştiği görülür.

6. Profesyonellik her alanda korunmalıdır. Örneğin birini işten çıkarmak kolay değildir ama bunu kişisel olarak algılamadan uygun bir şekilde yapmak gerekir.

7. Sakın çalışanlarınızı birbirleri ile kıyaslamayın.

8. Herkesin şahsına münhasır olduğunu, farklı bir kimlik ve dünyası olduğunu unutmayın.

9. Mecbur olunmadıkça verilen bitiş tarihlerine uyulması konusunda ısrarcı olun.

10. İnsanlarla çalıştığınızı unutmayın. Onlar robot değildir. Bu yüzden onlara saygı duymalı, duyguları ve tavırlarını dikkate almak durumundasınız.

11. Samimiyetle laubaliliği karıştırmamalı, başkalarınında buna dikkat etmesini sağlamalısınız.

12. Başarıları herkes ile paylaşmalısınız.

13. Sıkıntılı bir durumda sıkıntı kaynağını bulmalı, eğer bir çalışanınız ise onunla konuşmalı ve durumu düzeltici pozitif eylemi belirlemelisiniz.

14. Çalışanlarınızın kişisel problemlerinde empati yaparak onları anlamaya çalışın. Onları anlamanız yaptıkları işin kalitesini belirleyecektir.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Sahte Fırsatlar
Tem 19th, 2009 by savassakar

sahtefirsatBazen işyerlerinde uygulanan politikalar çok tehlikeli olabilirler. Bunlardan bir tanesi “sahte fırsat” yaratmaktır. Çalışanların daha iyi performans göstermeleri, paylaşımcı olmaları vb sebeplerle kasıtlı olarak yaratılırlar.

Ayhan, Sami’nin geldiğini gördü. Mutsuz gözüküyordu. Ayhan odasına girip masasının yanındaki sandalyeyi çekti ve Sami’yi göz işareti ile çağırdı. Sami yavaşça kapıyı kapadı ve oturdu.

“Kötü gün” dedi. “Sanırım Kapsül projesi ertelenecek”

Ayhan’ın diyeceği bir şey yoktu. Sami Kapsül projesini başından beri tasarlamış, taşımıştı. Ve şirket içindeki durumunu bu projeyi başarması çok etkileyecekti. “Anlamıyorum” dedi Sami “Neden?”

“Bildiğim sadece önceliklerin değiştiği” dedi Ayhan.

“Madem öyle neden bu kadar para ve emek harcandı bu işe? Daha 3 ay bile olmadı?”dedi Sami
Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Amaçlarımızın insanlarıyız – 1
Haz 30th, 2009 by savassakar

Para ya da statüden bahsetmeyeceğim, yaptığımız işten ne beklediğimizi bulmaya çalışacağız. Aslında hayatlarımızı bir anlama taşımak ya da anlamlı bir hayat için yaşamaktır aslolan demeye çalışacağım.

Kurtuluş Savaşı bir amaç uğruna savaşan ve ölenlerle kazanıldı. Onlar özgürlük uğruna canlarını hiç çekinmeden feda ettiler. Türkiye Cumhuriyeti bu kutsal AMAÇ için savaşanlarla varoldu. Ve bizler bu AMAÇ için yapılanları, fedakarlıkları unutmadık. Yoksa unuttuk mu?

En azınan bir amaç uğruna savaşılacağını biliyoruz. Peki o halde şu anda bizim amacımız nedir? Şirketimizin amacı nedir? Ne için canla başla uğraşacağız? Uğrunda dövüşeceğimiz amacımız nedir?

Kurtuluş Savaşı’nda yer alanlar ölümsüzleştiler. Onlar dünyayı daha iyi bir hale getirmek, özgürlük ve demokrasiyi getirmeyi amaç edinerek ölümsüzleştiler. Ben insanların önemli olduğunu düşünmüyorum, onları önemli kılanın, farklı kılanın amaçları olduğunu düşünüyorum.

Bazı şirket çalışanları zaman zaman amaçlarını unuturlar. Kuralları çiğnerler, işlerden kaytarırlar, saygısızlık ederler. Hatta bu tip davranışlarına da bir sürü kılıf uydururlar. Herhangi bir durumda mazeretleri hazırdır çünkü zaten önceden düşünmüşlerdir.(Unutmayın en hızlı cevabı yalancılar verir.) “Fikri neyse zikri odur” sözünü unutmayın.

Şimdi şöyle düşünün bu insanların amaçları nedir? Mesela para kazanmak ise aslında bir yandanda kendini kovdurmak için herşeyi yapıyor. Yada “O kadar iyiki kendisinin vazgeçilemez olduğunu düşünüyor” deseniz bununda ona hiç bir getirisi olmaz.

Yani aslında bizler “Amacımızın İnsanlarıyız”. Para yada statüden bahsetmiyorum, işten ne beklediğimiz bizim asıl amacımızı gösterir. Tabiki para yada egoyu okşayacak hafiften bir ünvanda fena olmaz ama aslında hayatlarımızı bir anlama taşımak yada anlamlı bir hayat için yaşamaktır aslolan.

Eski dönemlerde çalışanlar hiçbir farkındalık beklentileri olmadan ve hatta kendi torunlarına işlerini devrederken yaptıkları işin tamamlandığını bile göremeyeceklerini biliyorlardı. Fakat bunu problem yapıp isyan etmediler. Çünkü Tanrı’ları için bir şey yapıyorlardı ve bu onları cennete taşıyacaktı.

Bir AMACINIZIN olması için dini inançlarınızın çok güçlü olmasına, sanatçı yada sporcu olmanıza, şirket sahibi olmanıza gerek yok. Sadece modern materyalist kültürün bir amacınız olmasından daha kıymetli olmadığını farkedin.

Şimdi dediklerimle çelişiyorum gibi gelebilir size. İş hayatında amacımız para kazanmak ve bu tamamen dünyevi bir duygu. Nasıl olacak şimdi?

Bir şirketteki en büyük problemlerden birisi idealizm eksikliğidir. Ve çoğunlukla kimse bunun farkında değildir. İdealizm için yapılacaklar arasında hedef belirlemek, iyi liderleri yetiştirme çalışmaları yaparak daha farklı amaçları keşfetmek sayılabilir.

Liderlik ise tabiki bir işin başarısındaki en önemli unsurlardan birisi. Fakat çoğunlukla ilgili kişinin haddinden fazla kişisel karakterine bağlı olabilir. Bizler liderlerimizde karizma aramıyoruz. Bizler liderlerimizde anne-baba motifi aramıyoruz. Liderler bizim kendi amaçlarımızı bulmamıza yardımcı olup bunu maddeleştiriyor ve bizi ona doğru ilerleme konusunda harekete geçiriyorlar.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Çalışanlarımı nasıl motive ederim?
May 6th, 2009 by savassakar

Yapılmasını istediğiniz birşeyi yapmaları için çalışanlarınızı nasıl motive edeceğinizi soruyorsanız, cevabı çok basit: Yapamazsınız!

Biz insanları motive edemeyiz. İnsanlar zaten motivedirler. Fakat biz onları neyin motive edeceğini anlayabilir ve bu bilgiyi onların enerjilerini kurumsal amaçlarımıza yöneltmede kullanabiliriz.

Herkes motivedir

İnsanlar muslulardaki su gibidir. Tek yapmanız gereken akmaları için gereken fırsatı yaratmak. Su akmaya hazırdır ama musluğu açmanız gerekir.

Bazıları nehirler gibidir. Kendi kanallarında akarlar. Eğer bırakırsanız mutlaka denize varırlar. İnsanlarda kendi hedeflerine varmak için gereken enerjiyi kolaylıkla harcarlar. Bizim yöneticiler olarak yapmamız gereken onların varmaya çalıştıkları sonuçların kurumsal faydasını izlemektir.

İnsanlar birçok şeyi kendi görüşlerine göre yaparlar, size göre değil.

Biz yönetim olarak çalışanlara yaptıkları işin onlara faydasını göstermeli ve kurumun yararına tavır benimsemelerini sağlamaya çalışmalıyız. Bunun en önemli yollarından biriside başarılı oldukları konularda ödüllendirme ve takdir etmektir.

İnsanları acı değiştirir.

Eğer sürekli aynı konumda kalma acısı, değişme acısını geçese insanlardeğişirler. İnsanların doğru yönde değişmeleri için mevcut durumlarının onlar için dezavantajlı hale gelmesi gerekir. Örneğin benzin fiyatları tırmandığında dizel arabalara yönelim başladı. Yani benzin fiyatının verdiği acı dizel arabalara ödenecek yüksek fiyat acısını geçti.

En etkin iletişim sorgulama ile başlar.

Eğer bir şey kişisel hale gelirse önemi artar. Eğer müşterileriniz yada çalışanlarınız “biz kimiz veya neyiz?” konusunu sorgulamaya başlamışlarsa iyi şeyler geliyor demektir. Örneğin Kodak, fotoğraf filmi satmıyordu, “anılarınızı bize emanet edebilirsiniz” diyordu.

Çalışanların kuruma sadakati konusu hep üzerinde durulan bir konudur. Fakat onların sadakat göstermeleri için kişisel beklentileri olduğu hep atlanır. Buyüzden onların sadakatini sağlamak onları anlamaktan ve onlara kurumu iyi anlatmaktan geçer. Çalışanlara şirket için ne yaptığınızı değil onlar için ne yapacağınızı anlatmalısınız. Ör. Sizin için teknik becerilerinizi geliştirmek için bir eğitim programı hazırladık. Temel ihtiyaçlarınız için bir kılavuz hazırladık vb.

İnsanların ilgilenmelerini istiyorsanız önce sizin onlarla ilgilenmeniz gerekir.

İnsanları dinlemek sadece onları duymak demek değildir. Dinlemek aktif, duymak pasif bir eylemdir. Eğer çalışanları yeterince dinlerseniz hem sıkıntılarını hemde problemleri öğrenebilirsiniz. Ayrıca çalışanlarınızın tuutuğu takımları, hobilerini, alerjilerini vb. bilmeniz önemlidir.

Övmek en güçlü motivatördür.

Herkes bir şeylerden gurur duyar. Eğer insanların kendileri ilegurur duyacakları şeyleri yakalarsanız motivasyon için mükemmel bir kapı açmış olursunuz. Ayrıca övmek yada iftihar ettiğinizi göstermek kişinin özgüveninide pekiştirecektir. Eğerçalışanlarınızın özgüveni yerindeyse yani onları kırmamışsanız çok iyi bir durumdasınız demektir. Çünkü kendisi ile ilgili ne hissediyorsa size ve müşterilerinize onu verecektir. Kendini iyi hissetmeyen çalışanlarla kurumunuzun ileri gitmesi mümkün değildir.

İnsanları değiştiremezsiniz sadece davranışlarını değiştirirsiniz.

Davranışı değiştirmek içinde duyguları ve inançları değiştirmeniz gerekir. Yani size güven duyulmuyorsa önce bunu değiştirmeniz gerekir. Bunu iyi düşünün!

Çalışanların algılayışı yöneticilerin gerçekliğidir.

En önemli noktalardan biriside budur. Çalışanlarınızla konuştuğunuzda onlar sizi anladıkları şekilde yanıt verirler. “Anlatabildim mi?” “Anlatabiliyor muyum?” şeklinde sık kullanılan sorgulamalar ya istenilen şeyden emin olunmadığı yada çalışana güven duyulmadığını gösterir. Sizin yönetim tavrınız çalışan tarafından keşfedildikçe ona göre davranılmaya başlanacaktır. Ör. “Ne derse mutlaka evet diyelim ama bildiğimizi yapalım” “Sabahları konuşmayalım” “Çok sık fikri değiştiği için söylediklerini hemen yapmayalım” gibi.

Örneğin birini bir seminere gönderip oradaki yeni fikirleri getirmesini söylüyorsunuz, giden kişi geldiğinde size birçok fikir ve görüş getiriyor ve siz hiç ilgilenmiyorsunuz. Sonucun ne olmasını beklersiniz?

Beklediğiniz ya da zorladığınız davranışları alırsınız

İnsanlara bir şeyleri gerçekleştirmeleri için ödüllervaad ederiz. Bu kimi zaman para, prim, taile gönderme kimi zamanda kıdem olur. Burada Amerikalıların “fine tunning” ince ayardediği nokta çok önemli. Eğer her şeyi ödüle dayandırırsanız ödülsüz işler aksar. Bu çok basit kuralıda yazmazsam ölürdüm. İnsanlar ödüllnedirildikleri yada cezalandırılmadıkları şeyleri tercih ederler.

Kendimizi kendi nedenlerimizle eleştiririz, çalışanları ise yaptıkları şeylerle

Kendi hatalarımıza yönetici olmamız sebebiyle veya başka türlü örttüğümüz düşüncesiyle çok fazla dikkat etmeyiz. Ama çalışanlar işe geç gelip erken çıktıklarında ortalığı alt üst ederiz. Aslında iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerektiğini nedense unuturuz.

Çalışanlar istenmeyen davranışlara girerlerse onları nasıl istenilen şekilde davranma konusunda motive etmeye odaklanmamız gerekir, cezalandırmak değil. Bu davranışlarının arkasındaki sebepleri keşfetmeli, gerekiyorsa konuşmalı ama ne olursa olsun onları motive edecek çözümleri bulmak için ciddi enerji harcamalyız.

Şimdi biraz düşünün ve çevrenizdeki insanları bu yukarıda bahsettiğim şeylerle motive ederseniz, çevrenizde motive bir sürü insanla neler başarabileceğinizi düşünün.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar