SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Hızlı ve anlayarak okumanın yolları
Şub 4th, 2009 by savassakar

Hızlı okuma bazıları için arkadaşlarını yada ailelerini etkilemenin bir yolu, bir ihtiyaç değil. Bu yüzden kıymeti tam olarak anlaşılamamış durumda. Aslında zamanın ve bilginin bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde bence çok önemli bir konu.

Bu konuda çeşitli eğitim setleri vb. pazarlanıyor. Ben hiç bu tip bir set kullanmadım ama gerçekten hızlı okuyor ve işin enteresan tarafı hatırlayabiliyorum. Zamanında kendi kendime uydurduğum ve daha sonra benzerlerini internetten okuduğum bazı yöntemler ve yaptığım bazı pratikler işime yaramıştı.

Öncelikle 35 sayfalık bir yazı alacaksınız önünüze ve okumaya başlamadan önce birde saat alacaksınız yanınıza. Çok hızlı bir şekilde okumaya çalışacaksınız ama amacınız okuduğunuzşeydeki temel noktaları, genel içeriği hatırlamak olacak şekilde konsantre olmanız gerekiyor. Eğer bu şekilde egzersiz yaparsanız öncelikle zaman kazanma tarafını çözmüş olacaksınız.

Daha sonra geliştirilmesi gereken kısım aynı zaman zarfında daha fazla anlayabilme kapasitesine ulaşmak. Daha fazla anlamak demek daha fazla kelimeyi daha hızlı okumak anlamına geliyor. İlk denemeleriniz size çok saçma gelip canınızı sıkabilir ama pes etmemenizi öneririm. Çünkü hızlı okuma becerisi bisiklet sürmek gibi öğrenirken zor ama sonrasında unutulmuyor.

Bizlere ilkokulda önce alfabeyi sonrada harflerin nasıl söylendiği öğretilmişti. (Sanırım şimdi hece önce öğretiliyor. Heceler yanyana getirilerek kelimeler oluşturuluyor. Yani eğitim şekli değişmiş durumda) Biz harfleri doğru telafuz ederek anlamlı bir şekilde yanyana getirdiğimizde kelimeler ortaya çıkıyordu. Hatta yanımızda taşıdığımız fasulyelerle masaya yazıyorduk kelimeleri. Bize harf harf yazmak öğretildiği için harf harf okumayı öğrendik.

İşte sıkıntı burada başlıyor. Biz harf harf okumaya çalıştığımız için farkında olmadan zaman kaybediyoruz. Ama kelime okumayı öğrenebilirsek ve bunu beynimize öğretebilirsek o zaman göz-beyin koordinasyonu o şekilde sağlayacak ve çok hızlı okuyabileceğiz. Ortalama bir okuyucu ile hızlı okuyan arasındaki fark gözleri ile bir anda gördükleri kelime sayısı. Ne kadar çok kelimeyi görebiliyorsanız o kadar hızlı okuyorsunuz.

Bildiğim kadarı ile okuma seviyenize göre farklı şekillerde hızlı okuma öğretiliyormuş. Örneğin yüksek sesle okutma, çok yakından bakma vb.

Eğer okurken bir şeylerle ilgileniyor, kalem çeviriyor, bir şey dinliyor, hatta birileri ile konuşuyoranız bu ciddi anlamda okumayı yavaşlatıyor.

Konuştuğunuzdan 2-3 kat fazlası hızda okuyabiliyor olmanız gerekiyor.

Her ne kadar kelime kelime okumayı öğrenme konusunda şaşırıyorsamda şu anda çocuklarımızın hızlı okuma konusunda doğru yolda olduğunu biliyorum.

Bir yandan da hızlı okumanın bir çok yerde faydasını görürüsünüz. Çabuk kitap bitirme, işyerinde raporları herkesden önce okuma, daha hızlı araştırma yapabilme vb.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 3.5/5 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Öğrenciler için faydalı araçlar
Oca 21st, 2009 by savassakar

1.  Kimya

Dinamik Periyodik Tablo

periodic table

Başka bir periyodik tablo

chemistry tools

2. Biyoloji

Foldit

Bir oyun olarak kurgulanmış bu yapıda size verilmiş yapılarla proteinleri oluşturmaya çalışıyorsunuz.

Bu konuda detylar içeren ingilizce bir makale için: Foldit – Solve Puzzles for Science.

biology tools

3. Matematik

Mathway

Seçtiğiniz kategorideki problemleri çözmeye çalışın.

Bu konuda detaylı makale: Mathway – A Step By Step Mathematics Problems Solver.

mathematics

SpeedCrunch (Windows, Mac, Linux)

Bu ise masaüstünüze yükleyeceğiniz ve birçok problemi içeren güzel bir uygulama.

Detaylı ingilizcce makale: SpeedCrunch – High Precision Freeware Desktop Calculator.

calculator

4. Dil Eğitimi

LiveMocha

Başkalarına kendi dilinizi öğretirken diğerlerinden de onların dilini öğreniyorsunuz.

Detaylı ingilizce makale:  LiveMocha – Small The Coffee & Learn The Lingo.

learn language

VerbaLearn

İngilizce sözcük dağarcığınızı geliştirmek için birebir.

Detaylı ingilizce makale: Practice Your Vocabulary With VerbaLearn.

vocabulary


Bullfighter (MS Word ve Powerpoint plugin)

Bu uygulama yazılarınızda ingilizce kullanımınızı denetliyor.

Detaylı ingilizce makale: Bullfighter – Simplify Your Writing & Gain Results.

text writing

5. Literatür

wePapers

Bu sitede herkes bilgisini, yaptığı ödevi vb. birbiri ile bedava paylaşıyor.

homework material

Zotero (Firefox eklentisi)

Bir ödev ya da tez hazırlarken referans siteleri kaydetmenizi sağlayan güzel bir eklenti.

citation

kaynak: labnol.org

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Yeni baba olanlar: Hazır mısınız ?
Oca 18th, 2009 by savassakar

“ Tebrikler! Oğlunuz doğdu! ” yada “ Sağlıklı bir kız çocuğunuz oldu! ” diye başlayan hayatınızın o en mükemmel gününde hayatınız değişmeye başlıyor.

Aslında sadece bir çocuk doğmuyor birde baba doğuyor. Artık dünya eskisi gibi gözükmüyor insanın gözüne.

Bunu açıklamak çok zor ama o küçük, konuşamayan, korumasız insan daha önce bir çok yetişkinin başaramadığı bir şeyi başarıyor ve sizin hayatınızı değiştiriyor.

Artık babasınız. Şöyle bir durup düşünmeniz gerekiyor. Kendinizi daha olgun, daha yaşlı ve daha güçlü hissediyorsunuz. Ve şöyle bir karar veriyorsunuz “ Baba olmayı hayatımın önemli önceliklerinden biri yapacağım.”

Çocuğu olana kadar sadece çocuk olmayı biliyor insan. Birden ikinci bir şapkayı kafanıza takıyorsunuz, ve artık hem çocuk hemde baba oluyorsunuz.

Eğer sizin babanızla geçmişinizde hoşlanmadığınız, acı veren şeyler var ise artık bunları babalığınıza taşımamanız gerekiyor. Onların yeri çocukluğunuz, bırakın orada kalsınlar.

Erkekler olarak çoğunlukla duygularımız önceliklerini başka şeyler karşısında yitirirler. Biz mantık ve aksiyon ekseninden hayatın duygusal taraflarını tadımlamaya çocuklarımızla başlayabiliriz. Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışarak başlayabiliriz.

Sonra bazı şeyler yaşamaya başlıyorsunuz ama şaşırmamnız gerekiyor;

Anneler, hamilelikleri döneminde çocukları ile bizim anlayamayacağımız derinlikte bir iletişim içerisine giriyorlar. Bu yüzden annenin tüm ilgi ve alakasını kendi üzerlerine çekiyorlar. Çocuğunuz, eşinizin bu ilgi ve enerjisini tamamen kendisine çekiyor olduğu için bebeğinizi kıskanabilirsiniz, bu çok doğal.

Bebek bakmayı bilmiyorsunuz ve buda çok normal. Bebek bakımı doğuştan bilinmiyor. Moralinizi bozmayın. Ayrıca Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışarak cesaretinizi zayıflatmaktansa zaten baba olmuş tecrübeliler ile iletişime geçerek tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

Diyelimki çocuğunuzla yalnızsınız ve ağlamaya başladı. Mantıken, ağlamasına sebep olan şeylere göre yapmanız gerekenleri yaptınız ama hala ağlıyor. Bu sizde düş kırıklığı yaratabilir. Unutmayın çocuğunuzun tepkilerini ve davranışlarını anlamak zaman ister. Böyle bir durumda annesine yada doktoruna ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Babalık annelik kadar karmaşık değil. Sadece çocuğunuzla hayatı boyunca yakın iletişimde olmaya çalışmalısınız. Çocuğunuz entellektüel açıdan teşvik edilmek, fiziksel açıdan uğraşmak ve sosyal açıdan kılavuzluğa ihtiyaç duyar. Onun potansiyellerini ortaya çıkarmalı ve desteklemelisiniz.

Birinci sorumluluğunuz çocuğunuzun yetişmesinde aktif rol almayı öğrenmenizdir. Buda ancak onu anlamakla mümkün olur. Yapabilirlikleri, kapasitesi nedir? Sizden ne bekliyor? Neye nasıl tepki veriyor? Gibi soruları sormanız yada onunla olabildiğince çok vakit geçirmeniz lazım. (Unutmayın çocukla vakit geçirmek sadece zaman doldurmak için hoplatmak ve oyun oynamak demek değildir.)

Bizim kültürel alt yapımızdan bazılarımız kendilerini çocuklarından biraz uzak tutarlar. Tutmayın lütfen. Biraz kendinize zaman verirseniz bu yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğunu, çocuğunuzun bu yakınlaşmaya paralel kendini ne kadar güvende hissettiğini anlayacaksınız.

Şunları unutmayın;

Eviniz bebek için güvenli olmalı.

Kendi babanızla yada baba olmuş diğerleri ile tecrübelerini mutlaka paylaşın.

Eşinizin bir babadan ne beklediğini mutlaka sorun.

Çocuğunuza ismiyle hitap edin ve “Seni Seviyorum” deyin.

Benim gibi okuduklarınızı, hissettikleriniz blog yada defterinize yazmaya başlayın.

Bakıcı bulurken titiz davranın.

Çocuk gelişimine ilişkin kitaplar okuyun.

Çocuğunuzla her gün ilgilenin, oyun oynayın.

Çocuğunuzun gelişimi ile ilgili olarak eşinizle sürekli diyalog içinde olun.

Doktorunuzun tavsiyelerine mutlaka uyun.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Korkularla yüzleşmek – Yetişkinin okula dönüşü
Ara 18th, 2008 by savassakar

Son dönemde verdiğim eğitimlere orta yaş üstü, eski yönetici kişiler katılmaya başladılar. Bu kişilerin neden eğitim aldıkları konusunu biraz eşelediğimde geçmiş tecrübenin kişide daha fazla bilgilenmek ve kendini yetiştirmek konusunda hiçbir zaman geç kalınmadığı düşüncesine sahip olmayı getirdiğini görüyorum. Bazıları geçmiş dönemdeki bilgilerini güncellemek, biz eskiden böyle yapıyorduk bakalım şimdi nasıl yapılıyor diye yaklaşıyorlar. Bende çok yeni olmadığım için hem onların geçmişlerinden ki benim acemilik dönemlerim oluyor, örnekler verebiliyorum hem de güncel teknikleri ve yöntemleri konuşuyoruz.

Bazılarında yeni kuşakla boğuşmanın verdiği yorgunluk ve her geçen gün zorlaşan mücadele ile nasıl baş edeceği korkusunu görüyorum. Eğitim esnasında gençlerde olduğu için hem onları dinliyorlar hem de kendi işlerinde gençlerin yüzlerine söyleyemedikleri şeyleri açık açık konuşuyorlar.

Aslında tecrübeleri ve bilgileri açısından bakıldığında emsalsiz hazineler ama maalesef bizim kültürümüz ya da yaşantı tarzımız başarılarımızı ya da başarısızlıklarımızı açık açık söylemeye, başkalarının bunlardan ders çıkarmasına yönelik organize bir bilgi üretmeye yönelik olmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Biz gündelik toplantılarımıza bile hazırlıksız gitmeye, toplantıda çalışmaya çok alışmış durumdayız.

Bu yüzden eğitimlerin esnasında bu yetişkinlerin tecrübelerini onların ağzından alabilmek ve diğer katılımcıların faydalanmasını sağlayabilmek için onlarca örnek doğaçlamaya ve örnek olaylar bulmaya çalışıyorum. Eğer ilgili konuyu tetikleyebilirseniz çoğunlukla tecrübe+ego işbirliği ile kelimeler ağızlardan dökülüveriyor.

Sizlere önerim şu olacak;

Şu andan itibaren yaşadığınız her şey sizin yaşam ve iş tecrübenizdir ve bunların birilerine faydasının dokunmasını istiyorsanız, bu bilgilerinizin bazı hataların yaşanmasına engel olacağını düşünüyorsanız ihmal etmeyin ve kısa notlar alın. Blog ya da wiki yapın demiyorum ama bir tane küçük deftere fark ettiklerinizi, aldığınız dersleri vb. birkaç kelime ile not almanızın uzun vadede ne kadar çok işe yarayacağını göreceksiniz.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Önemli olan çocuklarımıza çalışmayı öğretmek!
Ara 18th, 2008 by savassakar

Çocuklarınız belki her sınavdan en yüksek notu almayabilirler ama doğru ve başarılı çalışma alışkanlığını kazanırlarsa hem şu anda okudukları okulda hemde yaşam okulunda geçer not alabilirler.

Okuduğum bazı kaynaklar aşağıdaki önerileri getiriyorlar;

Öncelikle çocuklarımıza o ana kadar bildiklerini dışarıda bırakabilmeyi öğretmeliyiz. Zaten bilinen şeylerin üzerinden geçmek cidd bir zaman kaybıdır. Bu yüzden bir sınav öncesinde yapacağınız bir ön test ile bildikleri şeyleri ortaya çıkartabilir bilmediklerine konsantre olmalarını sağlayabilirsiniz. Zaten en başından itibaren böyle disiplinli bir çalışma başlatılırsa çocuğun her defasında sadece küçük bir bölüme odaklanarak çalışması yeterli olacaktır.

Sınavını kendisine hazırlatın. Bir A4 kağıdı ikiye katlayın. Daha sonra sol tarafına çocuğunuzdan sorular yazmasını isteyin ve sağ tarafa cevaplarını yazmasını. Böyle hazırlanılan bir sınavda çocuk hangi alanlarda eksik olduğunu farkedebilir, nasıl ve ne şekilde soru çıkarsa yanıtlayabileceğini test edebilir.

Renkli kartonlar kullanarak kitaplarında neyin nerede olduğunu işaretleyerek ilgili bölümlere daha hızlı erişimini kendisi ayarlayabilir. Öte yandan post-it’ler kullanarak gerek bazı kelime tanımlarını gerekse unutmaması gereken şeyleri duvarına yapıştırarak sürekli göz önünde tutabilir.

Düz yazı metinleri hatırlamak zor olabilir. Bu yüzden örneğin tarih dersi için bir savaşı hatırlaması gerekiyorsa bir kağıda 4 kolon çizilir ve her kolon başlığına ilgili başlık yazılır. Ör. Savaşın adı, tarihi, kimler arasında olduğu ve sonuç. Çocuk bu kolonları sırasıyla düzgün doldurabilir. Aynı zamanda kolona önce tüm savaş isimlerini yazarak hafızasını canlandırabilir. Burada amaç ezberi teşvik değil aksine tek bir sayfaya 10- 15 adet bilgiyi yerleştirmek ve tek sayfadan erişilebilmesini sağlamaktır.

Çocuğun çok çalışmaktansa çalışmayı öğrenmesi hedeflenmelidir. Çalışmayı öğrenmiş bir kişiye sadece açılacak kapıları sunmanız yeterli olacaktır. Bu yüzden eğitmenlerimizin verdikleri ödevlerin yapılıp yapılmaması kadar nasıl yapıldığı konusuna da vakit ayırmaları gerekiyor.

Üstelik bu konuda benim yukarıda amatörce verdiğim örneklerin eminim çok daha profesyonel ve işe yarar modellerine sahip olan eğitimci arkadaşlarım bu bilgileri bizlerlede paylaşırlar.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar