SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Hayatımız yalan!
Eki 5th, 2009 by savassakar

Yaşamınızda geldiğiniz bu noktada insanların size doğruyu söylediğini düşünüyor musunuz? İş adamları, büyük yöneticiler, gurular size başarılı olmanın yolunu dürüstçe söylemezler. Aslında sizin başarılı olup olmayacağınız umurlarında değildir. Yapılan reklamdır, bir sonraki danışmanlığa ya da yeni çıkan kitaba dikkat çekmektir aslolan.

Geçen gün bir yazıma “siz gerçekten bu dedikleriniz yapıyor musunuz?” diye bir yorum geldi. “Elimden geldiğince” diye yanıtladım. Fakat bazı şeyleri yazmak için gerçekten o konuyu çok iyi bilmenize, uygulamanıza gerek yok. Gerçekten neyi iyi bildiğimizi sorguladığımızda ne kadar şey çıkabilirki ortaya. Çok fazla değil muhtemelen. Altı üstü ya yaşadıklarımızı ya da bunlardan öğrendiklerimizi aktarıyoruz. Bazen gündem ile ilgili görüşlerimiz yazıyoruz bazende başka iyi bilenlerin bildiklerini aktarıyoruz yazılarımızda.

İş dünyası konusunda yazdığı kitabı çok satan adamın iş hayatını çok iyi bilmesini beklemeyin. Sadece aynı kitabın çok fazla kopyasının satıldığını düşünün. En çok seyredilen dizileri, TV programlarını düşünün. Kalite açısından mükemmel olduklarını söyleyebilir misiniz? Sadece seyredeni çok diye bakmak lazım.

Ben yıllardır proje yönetimi eğitimi veriyorum, danışmanlığı yapıyorum ama yöneticisi olduğum bir çok projede hem hatalar yaptım hemde başarısız olduğum oldu. Sadece aynı hatayı iki kere yapmamaya çalıştım. Ama yeni hatalar hiç eksik olmadı.

Dünyanın en iyi doktoru tüm hastalarını kurtarabiliyor mu? Çağrı Merkezleri konusunda uzman birinin erişememe ihtimali yok mu? Dünyanın en iyi şoförü kaza yapmıyor mu?

Yanıbaşınızda gerçekleşen bir olayı ertesi gün gazetede okurken şaşırdığınız oldu mu? Benim oldu. Gerçekler her zaman ilgi çekici olmuyor ama birileri sizin ilginizi çekecek şeyi biliyorlar. Bazen abartı, bazen yorum, size göre aslolan değişiyor.

Astığı astık, kestiği kestik bir yöneticinin, liderin evinde kılıbık olmadığı ne malumdur? Etilerde oturan ve jeep’i olan adamın hiç param yok demesi ne kadar doğrudur? Hiç para kazanmıyoruz diyen esnaf ya da piyasada para yok klişesi kimi doğru kılar ki?

Satış pazarlama guruları kendi kitaplarının satışını binlerce arttıracak stratejiye sahipler midir? Öyle olsaydı tüm en çok satılan kitaplar listesinde onların kitapları olurdu. Ben kendi söküğünü dikemeyen terziden bahsetmiyorum, bunlar gerçekler.

Adını vermeyeceğim bir yazar, tüm kitapları sevgi, aşk ve mutluluk ile doluyken yalnız başına intihar etmişti.

İlişki uzmanları yalnız olabiliyor, komedyenler suratsız, finasçılar tüm paralarını kaybedebiliyorlar. Hayat işte bu.

Aslına bakarsanız kabul edilmesi gereken tek şey “uzman” olunmadığı. Bilmediğimiz konularda ahkam kesmeye devam ediyoruz ve edeceğizde. Ama inanıyorum ki artık insanlar “gerçeğe” açlar.

Hem bizim yalanlarla karnımız doydu hemde başkalarını doyurduk. Artık yeni bir şeyler bulmamız lazım. İnsanların gerçekleri duyma ve söyleme isteklerini artıracak bir şeyler. Gerçeği kıymetlendirecek bir şeyler. Gerçeği değerli kılacak bir şeyler.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Gerçek dünya haritasını gördünüz mü?
Mar 31st, 2009 by savassakar

İlkokuldan bu yana bir çok dünya haritası gördüğünüze eminim. Gördüğünüz dünya haritasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını hiç düşündünüz mü? Bugüne kadar gördüğünüz dünya haritalarının size yanlış olduğunu söylesem ne dersiniz?

Peter Projeksiyonlu Dünya Haritası(yukarıdaki resim) ilk defa Dr. Arno Peters tarafından 1974’te Almanya’daki Basın Konferasında ilk defa tanıtılmış ve yüzyılın en büyük tartışmalarından birisi başlatılmıştır.

Peki bu harita doğruda bizim bugüne kadar gördüklerimiz yanlış mı? Şöyleki;

Dünya yuvarlaktır. Kağıt üzerindeki dünya haritaları yuvarlak olan dünyamızı düz bir şekilde gösterirler. Dünyada bir çok projeksiyon olmasına karşın hepsinin güçlü ve zayıf oldukları noktalar farklıdır. Siz sizin için hangi parametre önemliyse o konudaki başarılı projeksiyonu tercih edersiniz. Peters projeksiyonlu dünya haritası ALAN konusunda en doğru haritadır. Yani ülkelerin coğrafik alanlarının, boyutları konusunda.

Grönland mı büyüktür, Çin mi? Robinson projeksiyonu gibi bugün hemen hemen her yerde gördüğünüz haritalarda her iki bölgenin birbirinin neredeyse aynısı gibi gözüktüğünü göreceksiniz. Halbuki Çin, Grönland’dan tam 4 kat büyüktür.

Robinson projeksiyonuna benzer haritalardaki çizgiler, özellikle deniz ve hava seyahati yaparken pusula kullananlar için daha uygundur. Birde bu tip haritalarda göze hoş görünmesi ve politik kaygılarla bazı orantılarda oynanmıştır. Ör. ABD ve Avrupa olduğundan büyük gösterilmekte ve haritanın tam ortasına denk getirilmektedirler.

Peter projeksiyonu ile ilgili göze çarpan noktalar kısaca şunlardır;

Her ülke kendi coğrafi alanı orantısında haritada yer almaktadır.

Bu haritada tüm kara, ülke ve denizler yer almaktadır ve coğrafi açıdan karşılaştırma yapılabilir.

Eşit eksenli bir haritadır.

Tüm Kuzey-Güney çizgileri paraleldir.

Eşit pozisyonları gösterir.

Doğu-Batı çizgileri paraleldir. Bir noktanın ekvatordan ne kadar uzxaklıkta olduğunu tahmin etmek kolaydır.

Robinson projeksiyonu gibi diğer projeksiyonların tercih edilmelerini bir sebebide politik. Özellikle Kuzey yarımküredeki ülkeler, Avrupa ve Amerika normal orantılarda coğrafi olarak küçük kalmaktansa bu tipte küçük harita hileleri ile kendilerini çok daha cüsseli gösterirler. Herkesin kafasında yaratmaya çalıştıkları “büyük” imajını birazda bu şekilde “subliminal” olarak olarak yaptılar.

Peter projeksiyonlu Dünya Haritası’nı ben Türkiye’de bulamadım.

Detaylı bilgi: http://www.petersmap.com/

VN:D [1.9.13_1145]
Rating: 1.3/5 (3 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: -1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Şirketlerde doğru bilginin önemi
Şub 11th, 2009 by savassakar

Eğer bir şirkette yönetici iseniz gerçeği sadece gerçeği bilmek istersiniz. Eğer size bilgi getirenleri öldürürseniz size gelen mesajları engellemiş olursunuz. Bu yüzden, şirketinizdekileri tehlike altında olmadıklarını düşünerek mesaj getirmeleri konusunda cesaretlendirmeniz gerekir.

Bilgi getirenleri engellemek iyi yada kötü bilmek istediğiniz öğrenmek istediğiniz konularda istemediğiniz sıkıntılar yaşamanıza sebep olur.

Bilge, Doğan’ın kariyerini Pelin’in nasıl mahvettiğini izliyordu. Doğan en erken geminin söz verdiğinden 6 ay daha geç geleceğini İcra Kuruluna söylemişti bile. Bu sadece Doğan’ın suçu değildi bu yüzden sadece onun cezalandırılmaması gerekiyordu. Pelin’in yaptığına da şaşırmamışlardı işin doğrusu. Bilge ve Doğan, sabah poğaçalarını yerken olasılıkları konuşuyorlardı.

Birinin kariyerini diğerinin nasıl yok ettiğini hiç seyrettiğiniz oldu mu? Bilge’nin tepkisi çok doğaldı. Doğan’ı düşeceği tuzak onusunda uyarmak istiyordu. Eğer kötü haber getiren elçileri öldüren biri ile çalışıyorsanız her zaman iyi haber götürmelisiniz.

Eğer elçileri öldüren sizseniz bundan sonra size gelecek mesajların doğruluğundan nasıl emin olacaksınız? Sizce tam olarak gerçeği yansıtacaklar mı? Ya da bilgiler tam olacak mı? Sadece iyi tarafları size aktarılmayacak mı?

Size hala dürüstçe haber getirmeye devam edenler gözlerinin önünde kötü haber getirenlerin cezalandırıldığını gördükçe sizce ne yapacaklar? Siz onların sağlıklı düşündüğünü düşünebilir misiniz? Onların raporlarına güvenebilir misiniz? Elçilerde bir tür paranoya başlar. Kendi kendilerine yarattıkları bu gerilim ortamında bir hayal dünyası oluşur. Her şey elçinin öldürülmemesi için kurgulanmaya başlar. Birde özellikle insanların kariyerleri ağızlarından çıkacak şeylere bağlı olursa doğru söz azalacak, talebe göre söz artacaktır.

Birde elçi tarafından bakalım. Ne zaman kötü haberi vermek lazım diye. Kötü haber nedenleri(mazeretleri değil) ve olası çözüm önerileri ile aktarılır ve hatta çözüm için ilk adımların atılmış olduğu gösterilirse daha uygun olacaktır. Sadece kötü haberi iletip çözüm konusunda ya da nedenleri konusunda hiçbir gayret göstermemiş olmak kötü bir elçi olunduğu anlamına gelir.

Gerçeğe erişiminizi engellemeyecek şekilde organize olmanız ve etrafınızda öyle bir hava yaratmanız çok önemlidir. Kötü haberlerde alınacak aksiyonlar önemlidir, suçluyu bulup cezalandırmak ile zaman kaybetmek yerine pozitif ve yapıcı çözümler üzerine gitmek anlamlıdır.

“Gerçek” değerini bilen için en kıymetli kavramdır. Gerçekler sizin önünüzü net görmenizi sağlar. Elçileri öldürmek mesajın yer altına inmesinden başka bir şeye yaramaz yani mesajı işinize yaramaz hale getirmiş olursunuz.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Gerçeği söylemekten korktuğunuzda ne yapacaksınız?
Kas 28th, 2008 by savassakar

Bazen bir şeyleri söylerken isteyerek ya da istemeyerek bazı detayları ya söylemeyiz ya da başka şekilde söyleriz.

Biz, bize söylenenlerin doğruluğunu bilmek isteriz, karşımızdakilerde onlara söylenenlerin doğruluğunu bilmek isterler. Yalan söylemek bazen kolaydır ve “yalancıların hafızaları çok güçlüdür” klişesine ek olarak Mark Twain’in çok güzel bir sözü var “Gerçeği söylersen hiç bir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın” diye.

Şimdi ya aşağıdaki yazıyı yazıcıdan çıkarıp masanıza koyun ya da sadece şöyle bir göz atın. Gerçeği söylemekten korktuğunuzda bunları düşünün;

- Gerçeği söylemek daha az yaratıcılık gerektirir.
- Gerçeği söylemek kan basıncınızı normal bir seviyede tutarak doktor maliyetlerinizi düşürür.
- Gerçeği söylemek bu konuda gelecekte söyleyeceğiniz şeylerle tutarlı kalmanızı gerektirmez.
- Gerçeği söylerseniz muhtemelen kimse sizi suçlamayacaktır.
- Gerçeği söylerseniz geçmişte kime ne söylediğinizi hatırlamak zorunda kalmazsınız.
- Gerçeği söylediğiniz için çoğu zaman kendinizi suçlu hissedebilirsiniz.
- Gerçeği söylediğinizde işe yarayıp yaramadığını kontrol etmeniz gerekmez.
- Gerçeği söylerseniz yakalandığınızda ne söyleyeceğinizi planlamanız gerekmez.
- Gerçeği söyleyecekseniz süslü ve karmaşık cümlelere, kelimelere ihtiyacınız olmaz.
- Basit gerçek diğer her şeyden kısadır.
- Gerçeği söylemenin çok zor olduğu durumlarda pratik yapın.
- Eğer siz gerçeği söylerseniz (kesin olmamakla beraber) diğerleride gerçeği söylerler.
- Gerçeği söylerseniz burnunuz uzamaz.
- Gerçeğin dedikodusunu yapmak zordur. (En iyiside budur)
- Gerçeği söylüyorsanız mimiklerinizi ayarlamanıza gerek kalmaz.
- Gerçeği söylerseniz sebeplerini açıklamak zorunda kalmazsınız.
- Gerçeği söylerseniz o konuda hala yapılabilecke bir şeyler varsa yapılır.
- Gerçeği söylerseniz daha rahat uyursunuz.
- Doğrucu olduğunuz bilinirse yalan istekleri azalır.
- Eğer genellikle gerçeği söyleyen biriyseniz insanların inandığı-güvendiği biri olabilirsiniz.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Bu kadar mı korkuyoruz çıplaklıktan?
Kas 25th, 2008 by savassakar

Onsen’ler Japonya’da çok sık rastlayabileceğiniz bizim kaplıca diyebileceğimiz bir tür hamamlar. Ama en önemli özelliği kadın-erkek bir arada gidilmesi. Bir arada çıplak olunması ya da birinin diğerini yıkması Japon kültüründe bir tür iletişimin göstergesi.

Japonlar buna “Hadaka no tsukiai” (Çıplaklıkta İletişim) adını veriyorlar. Böylelikle yapılan sohbetlerde “çıplak gerçeğin” konuşulacağı öngörülüyor. Çıplak iken kimsenin ünvan ya da rütbesi olmuyor ve eşitlik sağlanıyor. Aslında teoride de olsa bu tipte bir iletişim daha dürüst bir iletişimi ortaya çıkardığına inanılıyor.

Peki biz işimizde ve arkadaşlıklarımızda ne kadar çıplağız?

Biz gerçekten dürüst olmayı neden tercih etmiyoruz? Yoksa yüzyıllarca neredeyse dünyayı alt eden cesaretimiz kalmadı mı? Oyunun kuralları bu kadar mı değişti?

Çünkü birilerinin bizi eleştirmesinden, yargılamasından veya argo tabiriyle bize “gol atmasından” korkuyoruz. Başkalarının ne düşüneceğini çok fazla düşünüyoruz. Diğer insanların görünmeyen baskısını her an üzerimizde hissediyoruz. Bu yüzden ne fazla konuşmayı nede fazladan iletişimi tercih ediyoruz. Ettiğimizde de gerçekten samimi olmuyoruz. Ketumluğu bilgiye saygıdan değil ya kurnazlıktan yada korkudan tercih ediyoruz.

Karşımızdaki herkes kötü, bizim açığımızı arıyor yada diyelim ki karşımızdaki herkes paparazzi ve elinde fotoğraf makinası ile bizim çıplak kalacağımız anı bekliyor. Daha sonra flaşlar patlıyor. Sonra birileri ayıplıyor, birileri gülüyor, birileri ilgilenmiyor, birileri kızıyor. Sizin korktuğunuzda bu. Halbuki söylediğiniz yada yaptığınız şey aslında sadece GERÇEK.

Size küçükken anlatılan masallarla dünyanın en mutlu insanı olurken şimdi geldiğiniz noktada olgun, belirli konularda deneyim ve bilgi sahibi olarak anlatılan birçok şeyden sıkılıyorsunuz. Ama insanlar gerçekleri seviyorlar. Örneğin şimdi blog’lar çıktı, çoğunlukla GERÇEK’lerin yer aldığı yerler. Artık okuyucular blogları tercih ediyorlar. Bu yüzden bloglar yada blogger’lar ÇIPLAK iken güzeller.(yanlış anlaşılmaz umarım)

Bu biraz yarım kalan bir yazı oldu ama sizlerin devamını getirmenizi bekliyorum. Sizce neden dürüst olamıyoruz?

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar