SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Her şey küçük kararlar almakla başlar
Mar 31st, 2010 by savassakar

İnsanlar çoğu zaman başarılı buldukları kişiler gibi olmaya çalışırlar. Onun ne yaptığına ve nasıl yaptığına bakarak aynı şeyleri yapmaya çalışırlar. Fakat önemli olan tarafı atlarlar yani o kişinin o başarılı noktaya gelirken geçtiği yolda aldığı küçük kararları. O kişilere özenen insanlar ya kendilerince yollar belirleyip o sonuçları yakalamaya ya da oturup dua etmeye başlarlar. Sihirli bir değneğin(Milli Piyango vb.) gelip hayatlarını değiştirmesini ve istedikleri kişi olmayı umarlar. Fakat bu yolculuktan maalesef bir çok kişi hayal kırıklığı ile çıkar. Eğer bu yolculuğa çıkıyorsanız alacağınız küçük kararların ne kadar önemli olacağını unutmamalısınız.

Rüyalarınızdaki hayatı yakalayabilmek için çıkacağınız yolculukta alacağınız küçük kararları unutmayacasınız dedik. Aslında alacağınız her karar sizin için bir sonraki adımı belirleyecektir. Bu kararlarınız bazen doğru olacak bazende yanlış. Fakat küçük kararların alınması olası bir hata durumunda tekrar doğru yola dönüşünüzü kolaylaştıracak, geri dönülemez bir hata yapmanıza engel olacaktır. Herşey küçük parçalardan oluşur ve siz bu her bir küçük parçanın farkında olmalı, ve onları hayallerinizi gerçekleştirmek için kendi lehinizde kullanabilmelisiniz.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Beynini kullan – 3
Eki 26th, 2009 by savassakar

Günde 1 saat yaptığınız bir şeyin yılda 15 gününüze mal olduğunu düşünün. Aslında çoğunuzun ekmek parasını kazanmasını sağlayan beyniniz için ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Ya da onun için ne yapıyorsunuz? Devam edelim önerilerimize;

29. Derin nefes alın. Sadece göğüs nefesi değil karnınızı şişirecek şekilde diyaframınızdan nefes alın ve alma sürenizin 2 katı sürede nefesinizi geri verin. Bunu günde 3 dakika olmak üzere 5 set şeklinde yapın. Özellikle gece uykunuz kaçtığında çok işe yarar.

30. Önemli kararlar vermeniz gerektiğinde ya da doğru karar vermeniz gerektiğinde beyninizi sakin bir yere taşıyın. Sessiz ve rahat bir ortamdabeyniniz size daha iyi hizmet edecektir. Derin bir nefes alarak düşünmeye başlayın.

31. Herşeyi kişisel olarak düşünmeyin. Beyninizin başkalarının bakış açısından ve objektif olarak değerlendirebilmesine olanak verin. Sürekli aynı şekilde düşünmek beyni köreltir. İnsanları dinleyin ve söylediklerini anlamaya odaklanın.

32. Mümkünse aynı anda tek bir iş ile uğraşın. Beyniniz aynı anda birden fazla işle uğraşmanıza imkan verir ama bu şekilde kullanmak alınacak sonuçlar açısından çok doğru değildir.

33. Çabuk karar alma egzersizleri yapın. Aldığınız kararların risklerini, stresini göze alın. Fikrinizi değiştirebilirsiniz ama kararları değiştirmek daha zordur.

Gelelim gıdalara. Beynimizi vücudumuz besler. Bu yüzden beslenme ve alınan gıdalar beynimizin sağlığı çok önemlidir;

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Düşünmeden yapmamak lazım!
Eyl 26th, 2009 by savassakar

Bazı karmaşık işler yada projelerde bir yol ayrımına geliriz: “Sadece yap gitsin” ya da “Önce biraz düşünelim”. “Sadece yap gitsin” yolu kısa ve kestirme bir yol olarak tercih edilebilir fakat nadiren böyle bir kararı vermede kesin ve net oluruz.

Ahmet duyacağını duymuştu. “Yani benden 3 hafta daha ekstra zaman istiyorsun. Ve bu 3 hafta sonunda diğer binalara başlayacaksın. Öyle mi?”

“Evet” dedi Galip. “Proje süresince her hafta bir şeyleri kesmek ve kısmak yoluna gidince belli bir noktada patladık. Bu kadar zorlamamalıydık, sineğin suyu çıkmayınca herşey aksadı. Kalan işleri tekrar gözden geçirip planladığımızda ise böyle bir durum ortaya çıktı.”

Galip “Herşeyi bir an önce yapmaktansa bir süre nefes alıp doğru bir plan çıkarmanın doğru olacağını düşünüyordu. Böylelikle geçekten üzerinde durulması gereken önemli işlerin atlanmayacağını ve çabuk bitirme hevesinin getireceği gecikmeyi ve parasal riskleri böyle aşabileceğini düşünüyordu.

Mühendis kökenliler düşünme ve planlama konusunda ağır basarken pazarlamacı taraf daha aksiyondan yanadır. Aslında organizasyon bu iki grup arasındaki dengeyi yakalayabilmişse çok iyi kararlar alarak ilerliyor diyebiliriz. Eğer denge yoksa, bir güç çatışması var demektir ve şöyle şeyleri sık duyarsınız “Bize bunu boşuna yaptırdılar ne pazarlıyorlar ne de ürün tuttu” “Zaten hiç bir şeyi zamanında yetiştiremezler” “Sen sadece benim istediğimi yap beni sorgulama” vb.

Boş bir çubuğun iki tarafından parmağınızı sokup çıkarmaya çalışırsanız çıkaramazsınız. İçeride sıkışan hava hangi parmağınızı çekmek isterseniz onu içeride tutup diğerini içeri çekecektir. Eğer yukarıdaki gibi bir çatışma söz konusu ise parmaklar çubuğa sokulmuş demektir.

Eğer parmaklarınızı aynı anda içeri doğru ittirip boruyu genleştirebilirseniz kurtulma şansınız vardır. Yani ihtiyacınız olan koordinasyon ve işbirliğidir. Aslında bu bir yandan da “aklın yoludur”. Eğer yapmazsanız çubuğa mahkum kalırsınız.

Peki o halde anlaşıp, koordinasyon ve işbirliği içerisinde sonuca gidileceği “aklın yolu bir” bir kural ise neden çatışıyoruz?

Her projede pazarlama ve teknik taraf çubuğun bir tarafından parmaklarını sokarlar. Pazarlama bir an önce başlasın diye parmağını çektikçe teknik taraf biraz daha bekleyelim, düşünelim diye direnç gösterir. İşte gereksinimlerin ve gerekliliklerin tanımlandığı projenin bu aşaması en kritik aşamalardan biridir.

Projenin devamı da aynı şekilde ilerler. Pazarlama bir an önce lansmana başlamak ister teknik taraf testleri tamamlamak ister. Acele edip lansmana başlayan pazarlama tarafı hata bulduğunda teknik tarafa iyi test etmediği eleştirisi ile gelir.

Şimdi bir çubuk alın ve onu masanızın üzerine koyun. Herhangi bir konuda karar vermeden önce yukarıda dediğim örneği düşünerek olayı canlandırın ve kararlarınızı öyle vermeye çalışın.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Anlık karar verme ve yanılma
Oca 15th, 2009 by savassakar

Bazen işlerin gidişatını veya yaşanan anlık şeyleri dikkate alıp gerçekten öyle olup olmadığını araştırmadan bazı kararlar verdiğimiz olur. Bazen doğru olur bu kararlarımız bazende yanlış.

Yanlış olduğunda bu kararımızın sonucundan çalışma arkadaşlarımız olumsuz etkilenirler. Bu yüzden “dikkatli karar vermek” kavramı geliştirmemiz ve üzerinde durmamız gereken bir konudur.

Telefon çaldı ve Can açtı. Gece güvenlik görevlisi dürümlerin geldiğini söyledi. “Şimdi iniyorum” dedi Can. Asansöre doğru giderken ayaklarını masasının üzerine uzatmış, ekran koruyucusunu seyreden Kerem’i gördü.

“Dürümler gelmiş, sıra sende” dedi.

“Tamam,” dedi Kerem ve yerinden kalktı. Can sandalyesine oturdu ve tekrar gündüz yaşadıkları teknik hatanın sebeplerini düşünmeye başladı. Ne zaman o yeni programı kullansalar sistem çöküyordu. Eski programa döndüklerinde sıkıntı kalmıyordu.

Kerem dürümleri getirdi ve yemeye başladılar. Can şöyle düşünüdü: “Ya yeni programdan kaynaklanan bir problem değilse?”

3 haftadır gece gündüz çalışıyorlardı ve Can problemin çözümü için kritik olan soruyu “dürümünü” yerken sormuştu. Problem dürümün içindeydi ve Can ısırdığında ortaya çıkmıştı.

“Ne?” dedi Kerem

“Demek istediğim, problem sistemin kendisinde olabilir ve eski modüller bu hatayı görmemizi engelliyor olabilirler. Çünkü eski sistem kendi içinde düzgün çalışırken yeni programda hata veriyor”

Kerem ağzındaki lokma ile boğuşurken şöyle dedi: ”Yani haftalardır boşuna mı uğraşıyoruz?”

Can gerçekten haklıydı. Sistem yıllardır problemsiz çalıştığı için herkes, sistemin aynı zamanda doğru çalıştığındanda emindi. Yeni program daha iyiydi ama programın geri kalanıyla uyuşmamıştı. Can, çok farklı bir öngörü ile çok farklı bir yöne ilerlemiş, çözümü başka şekilde aramışlardı.

Dikkatli karar verme, kanıt ve kurallara dayanarak çıkarımlar yapmaktır. Özellikle stres altındayken dikkatli karar vermek zorlaşır çünkü karar vermek için gereken enerjiyi stres tüketir.

Dikkatli karar verme hatalarına birkaç örnek vermek gerekirse;

Dilemek

Eğer spesifik bir beklentimiz var ise, ve gelen bilgi bu çıktıyı elde edebileceğimiz yönünde ise, bu çıktının gerçekleşeceği beklentisine gireriz.

İstatistikleri/Raporları Yanlış Yorumlamak

Eğer tuhaf bir şekilde istediğimiz sayılar karşımıza çıkasa bunları olumlu bir gelişme gibi değerlendirmek. Raslantısal olumlu bilgileri doğal ve doğru sonuçlar olarak görmek ve göstermek

Acele yargılamak

Eğer elinizde somut bir kanıt olmamasına rağmen birisini sırf öyle olduğuna inandığınız için suçlu ilan ederseniz yanılırsınız. Biz görüşümüzün doğruluğuna elimizde kanıt olmasada inanabiliriz bazen.

Belki sizinde probleminiz dürümün, pizzanın, hamburgerin içinde. Kim bilir?

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Kaos’ta ne yapacağız?
Ara 1st, 2008 by savassakar

İnsanlar ve sistemler değişime nasıl yanıt verirler? Lübnan’a asker gönderiyor olmak, enflasyonist ortam, bomba patlaması, kışın gelmesi gibi sürekli hayatımızda bir şeyler değişiyor ve her defasında bu yeni duruma ayak uydurmamız gerekiyor.

Kış geldiğinde sıcağın, işsiz kaldığımızda çalışmanın öneminin farkına varıyoruz. Aslında her değişim bizim buna verdiğimiz tepkiye göre hayatımızı farklı bir şekilde etkiliyor. Örneğin 11 Eylül faciasını yaşayan bir Amerikalı’nın tekrar uçağa binmesi zaman alıyor, ülkeye kabul ettiği yabancılara uyguladığı kontroller ağırlaşıyor.

Proje Yönetimi konusunda uzun süre eğitimler verdiğim için “Değişim Yönetimi” dediğimiz konunun gerek şirketler gerekse hayatımıza yansıyan kısmı ile ilgili de araştırmalarım olmuştu.

Özetlemek gerekirse; değişime ayak uydurabilmek için 6 şeye ihtiyacınız var:

Eski durum

Sistemin değişim başlamadan önceki, baştaki durumu

Yabancı Bileşen

Eskiyi değiştiren şey, olay, kişi.

Kaos

Yabancı bileşenden kaynaklanan karmaşa ve bölünmeler.

Fikrin Dönüşmesi

Kaos’tan bizi yeni bir yola doğru çeviren konsept. Aslında yeni durumun olağan kabul edilmesi ve buna göre yeni tavrın oturmaya başlaması.

Entegrasyon ve Pratik

Dönüşen fikrin yerleşmesi ve operasyonel anlamda hayatın içine girmesi

Yeni Statüko

Yeni bir sistemin oturması

Literatürde bu konuda çok fazla teori, çok fazla öneri var. Özellikle 11 Eylül sonrası Amerika’da oldukça benimsenen ve benimde sıcak bulduğum Satr Değişim Yöntemi bu türde değişimi yönetebilmek için en ideal yöntemlerden birisi. Ne önerdiğine gelince:

Eğer kaos varsa herkesi haberdar edin

Bir kaos’ta olduğunuzun farkında olarak herkesin stres altında olduğunu bilin. Yorgunluk ve düzensiz/dağınık çalışmaları izleyin insanlara dinlenme ve kaygılarını paylaşma ortamı yaratın. Bu konuda Dereceyi okudunuz mu? başlıklı yazımı inceleyebilirsiniz.

Eski statükoya yönelimin farkında olun

Kao’ta herkes rahatsızdır. Bu yüzden insanlar eski alıştıkları duruma dönmek istemektedirler. Değişimin kabul edilmesi gerektiğini geri dönüşün olmadığını anlatmalısınız.

Kaos’larda çok önemli ve büyük kararlar almayın, sözler vermeyin

Karar alıyorsanız uzun vadeli olmamasına özen gösterin. Örneğin 11 Eylül sonrasında uçak yolculuğu gerektiren projeleri yapmamak gibi.

Dönüşen Fikri İzleyin

İnsanların birçok konuda fikri değişmiş olabilir. Bu gerek kişisel gerek organizasyonel anlamda her yerde olabilir Kaloriferci ateşten korkmaya başlamışsa üşüyeceksiniz demektir, önleminizi alın.

Kaos kötü bir şey değildir, bir şekilde oluşabilir. Önemli olan ortaya çıktıktan sonra onunla yaşayabilmek ve onu yönetebilmektir.

Oz Büyücü’sünde Oz Ülkesine girdiğinde Doroty şöyle der: Artık Kansas’ta olmadığımızdan eminim.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar