SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Zehirli Projelerden Sakının!
Mar 9th, 2009 by savassakar

Zehirli projeler hem organizasyona, hem çalışanlara hemde müşterilere zarar veren projelerdir. Aslında başarısız olan işleri “zehirli proje” gibi düşünebilirsiniz ama bazen “başarılı” projelerde zehir etkisi yaparlar.

Mahir, Onur’un yüksek sesle okuduğu notu üzülerek elinden aldı: “Artık Ulaştırma Projesine bağlanmış bulunuyorsunuz.” Aslında Ulaştırma Projesi, yılan hikayesine dönmüş, uzaklaştırılmak istenenlerin gönderildiği bir proje idi.

“Senin için böylesi daha iyi oldu,” dedi Onur, moral vermeye çalışarak.

“Haklısın,” dedi Mahir, “Kuzey Kutbuna mayo ile gitmek gibi”

Ulaştırma projesi bir “canavardı”. O kadar çok kişi bu projeye kaydırılmış ve sonra ya istifa etmişler ya da kovulmuşlardı. Canavar projeler zehirli projelere bir örnektir. Doymak bilmezler. Sürekli iyi kaynaklara ihtiyaç duyup o kaynakların ya yok olmasına yada kötü kullanılmalarına neden olurlar.

Zehirli projelere örnek vermek gerekirse;

Patronun Fikri

Patronun fikrine istinaden başlatılan ve sırf patron istediği için fon yaratılan projelerdir. Patron istediği için projede yer alanlar bu avantajı politik olarak gerekli kaynakları tedarik etmede kullanırlar ve şirketin asıl önemli projelerine ayrılması gereken kaynaklar tüketilir.

Yıldırıcılar

Bazı projeler, projede yer alanları o kadar canlarından bezdirirlerki o kişiler ya işten ayrılırlar yada demotive bir şekilde zorla çalışmaya devam ederler. Bu noktada işten ayrılmaların şirkete etkisini ölçmek önemli hale gelir.

Gizli Tuzaklar

Bazı projeler şirketin gelecekteki stratejik opsiyonlarını sınırlar. Bu tip projelerin yapılması uzun vadede firmanın aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.

Deniz Suyu

Bazen denizde mahsur kalan insanlar çok susadıklarında deniz suyu içerler. Aynı şekilde bazı projeler şirketler için kullanışlı gibi gözükebilir ancak proje başladıktan sonra zararları çok fazla olabilir.

İnsanlar çoğu zaman projelerinin zehirli olup olmadığının farkında olmazlar. Çünkü özellikle finansal kestirimler ve iş planları, hazırlayanlar tarafından işin başında olası zararı minimize göstermektedir.

Proje maliyetlerini hesaplarken çoğu zaman organizasyonel masraflar göz ardı edilir. Örneğin bir proje gerektirdiği yüksek ücretli, elemanlar sebebi ile şirket genelinde bir ücret artışının önünü açabilir. Çnkü daha yüksek ücretli yeni çalışnalar eski çalışanların ücret taleplerini artıracakır. Eğer şirketler projelerin olası etkilerini iyi analiz edip olası maliyet yansımalarını hesaba katarlarsa çok kazançlı çıkacaklardır.

Projeler çok farklıdırlar ve maliyetler her projede değişir. Zehirli proje şirketin farkedemeyeceği görünmeyen maliyetleri bünyesinde taşır.

Ne yapabiliriz? Projelerde büyük resme bakıp olası etkilerin karar vericiler tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çoğu subjektif olan bu maliyetlerin hesaplanması zor olduğu kadar yaratacakları zararda oldukça yüksektir. En azından bu gerçeği göz ardı etmemek, hesaplayamıyorsanız bile karşılaştığınızda onlarla yaşamayı öğrenmeniz gerekmektedir.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Siz nasıl bir iz bırakacaksınız?
Kas 25th, 2008 by savassakar

Özellikle kurumlar insanların hayatlarında önemli izler bırakırlar ki özellikle çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve rakipler üzerinde. Her hareket diğerleri üzerinde iyi yada kötü mutlaka bir etki bırakır. Tüm yöneticiler zaman zaman arkaya bakarak ne tip bir iz bıraktıklarına bakmaları gerekir. Aynı zamanda sizde birlikte olduğunuz arkadaşlarınız, aileniz, patronunuz üzerinde mutlaka bir iz bırakırsınız. Bıraktığınız iz sizin nasıl hatırlanacağınızın ipucudur.

Sizce kısa vadeli düşünen, çabuk elde edilecek karlarla hissedarların ağzına bir parmak bal çalan, at gözlüğü ile ilerleyen bir organizasyon/kişi nasıl bir iz bırakır?

Büyük bir gemi küçük bir tekneden daha çok iz bırakırken, aynı büyüklükte hızlı bir teknede daha yavaş olandan daha büyük iz bırakır unutmayın.

Organizasyonunuz ve siz ne kadar büyüksünüz? Ne kadar hızlısınız? Arkanızda bıraktığınız izin etkilerini ne kadar önemsiyorsunuz? Büyüklük ve hız derken unutulmaması gereken bir şey var: Kaş yaparken göz çıkarmamak gerekir. Büyük bir gemi büyük bir hızla küçük teknelerin arasına dalarsa ne olacağını tahmin edebilirsiniz. Büyük bir iz bırakırken onların batmasınada sebep olur. Belki açık denizde o hız yol alınmasına yol açabilir ancak özellikle boğazı geçerken bu kadar yüksek bir hız yaparsanız çevreye zarar verirsiniz yani her zaman denge ve ayar önemli.

Kişilerin gönüllü olarak bir araya geldiği ve bir amaç etrafında toplandığı organizasyonlarda genellikle bırakılacak iz ve bundan kimlerin etkileneceği belli olur. Gönüllü ve hedfefi belirli işlerde bırakılacak iz çoğunlukla kutsal ve değerlidir. Burada tabiki hayır kuruluşlarını kastediyorum, gönül birliği gibi dursada kendi fikirlerini adapte etmek için insanları bir araya getirenleri değil.)

Yaşlandıkça enerjimiz azalacak bundan kaçış yok. Bu da giderek ardımızda daha az iz bırakabileceğimizi gösteriyor. Ne yapılabilir yada sen ne yapıyorsun derseniz şudur: yazmaya çalışıyorum, projeler geliştiriyorum, sürekli araştırma yaptığım için bulgularımı paylaşarak yeni uygulamaların önünü açıyorum, kitap yazmayı planlıyorum, bazı kuruluşlara yardımda bulunuyorum, iyi bir baba olmaya hazırlanıyorum vb. gibi sadece iyi izler bırakmaya çalışıyorum, umarım oluyordur.

Gerçi kimse arkasında kötü iz bırakmaz istemez, neden istesin ki? Madem herkes iyi iz bırakmak ister o zaman önemli olan bıraktığınız iz’in ve sizden/organizasyonunuzdan etkilenen kurum ve kişilerin farkında olmanızdır. Kaç kişinin hayatını etkiliyorsunuz? (Şu ana kadar buradaki yazılarımı 1100 kişi okumuş, umarım iyi bir iz bırakabilmişimdir.) Kötü iz bıraktıklarınız varsa farkında olmanız ve bu izi nasıl düzeltebileceğinizi düşünmeniz önemli.(Kasıtlı yapmadı iseniz tabiki.)

Nasıl hatırlanmak istiyorsunuz? Bu koca dünyada nasıl bir iz bırakacaksınız? Biraz hız kesip nasıl bir iz bırakacağınızı tasarlayabileceğiniz zamanınız hala var. Hadi….

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Firmalar krizde büyük hatalar yapmaktan nasıl korunabilirler?
Kas 19th, 2008 by savassakar

Herhangi bir ürünü piyasaya sürmeden önce test ederiz, aldığımız yeni bir ürünü test ederiz ama yeni bir organizasyonel yapıya geçtiğimizde bunu test etmeyiz. Kriz kapıya dayandığı diye düşünerek aldığınız acil aksiyonların sonuçlarını değerlendirdiniz mi?

Eğer çalıştığınız kurumda kompleks bir organizasyonel değişiklik yapılıyorsa bazı sıkıntıların doğması kaçınılmazdır. Halbuki bazı yöntemler sizin yapacağınız değişikliğin olağan sonuçları hakkında size fikir verebilirler. En iyi uygulama simulasyondur.

Bir çok firma durgunluğu yaşamaya başladı tabir yerindeyse kasise denk geldiler. Yani hızlı giderlerken birden hız kesmeleri gerekti ve karlar düşmeye başlamıştı. Önce küçülmeyi deneyecekler ama sonrasında organizasyonla beraber ücretleri de düşürmeye çalışacaklar.

Bu arada havuç taahhüt etmeyi de unutmayacaklar. Eğer şirket hedeflerini yakalarsa prim dağıtacaklar, tüm çalışanların aynı zamanda pazarlamacı olarakta şirkete destek vermeleri gerektiği vurgulanacak.

Yıllık hedeflere ilişkin sonuçlar açıklanmadan önce şirket yönetimi emekliliği yaklaşmış olanları emekli olmaya çağıracak. Şirketten birileri ortaya çıkıp şu soruyu soracak: Bir sürü insanı emekliye ayırdığınız için hedefi tutturmamızı imkansız hale getirdiniz. Bu prim verilmeyecek anlamına mı geliyor?

Yöneticiler eğer bu soruya evet derlerse iyi çalışanlarını kaybedeceklerini bilirler. “Üzerinde çalışıyoruz, ben size bilgi vereceğim” tarzında zaman kazanmaya çalışacaklar. Çünkü hem kimseyi kaçırmamak hemde bir yandan dağıtılacak primi orantılı olarak nasıl azaltabileceklerini bulmaları gerekecek.

Şirketler kriz dönemlerinde ciddi hatalar yapabilirler. Ürünlerini test etmeden piyasaya sürmezken organizasyonel değişmeyi test etmemek akıllıca değildir. Bu yüzdende yapılan değişikliğin hatası bir çok açıdan pahalıya ödenir. Bu riski minimize etmenin yolu ise simule ederek olası hataları görmeye çalışmaktır.

Simulasyonlar — bazen “oyun” da denebilir — gerçekle paralel götürülmesi gereken uygulamalardır. Eğer uygulamanın olası hatalı sonuçlar ciddi bir maliyet yaratacaksa yapılması elzemdir. Bu yüzden özellikle askeriye tatbikat yapar, birçok ilaç önce laboratuvar, sonra hayvanlar ve en son insanlar üzerinde denenir.

Simulasyonların gerçekçi olmaları için iyi planlanmaları gerekir. Mümkünse bu simulasyonu iyi ve tecrübeli bir eğitimci yada danışmanla yapmakta fayda vardır. Simulasyonları süreç tasarımlarında, proje planlamada, test planlamada, reorganizasyonlarda, birleşmelerde, küçülmelerde ve şirket alımları gibi her konuda yapmak mümkündür. Simulasyonları daha küçük bir grup ile şirket ılında yapmakta güvenlik açısından yararlı olabilir.

Siz çalıştığınız şirkette nelerin simule edilmeden hayata geçirilmemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar