SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Televizyon çocuklarımızı nasıl etkiliyor? – 2
May 16th, 2009 by savassakar

Sağlık uzmanları uzun süreyle TV seyretmenin yüzyılın sağlık problemi olan obziteye yol açtığını söylüyorlar. TV seyreden çocuklar inaktif ve genellikle kestirmeye(uyku) meyilli oluyorlar. Buda metabolizmalaının yavaş çalışması ve obeziteye doğru giden bir yola girmeleri anlamına geliyor. Öteyandan seyrettikleri reklamlarda da sağlıksız beslenme ürünlerini (ör. Fast food, patates cipsi ve saçma sapan içecekler) seyrediyorlar.

Ayrıca çok fazla eğitim odaklı tv yayınlarıda çocuk sağlığını tehdit ediyor. Örneğin 4 saat boyuna eğitim içerikli bile olsa tv seyreden bir çocuk fiziksel olarak egzersiz yapmamış oluyor. Halbuki kitap okuyabilir, arkadaşlarıyla oynayabilir bu süre zarfında.

Yapılan çalışmalar TV seyretme süresi azaltılan çocukların kilo verdikleri ve Vücut kütle oranlarının (body mass index – BMI) düştüğü gözlemlenmiştir.

Reklamlar

Amerika’da çocuklar her yıl 40.000 reklam seyrediyorlar. Haftasonu çizgi filmleri, saçma sapan gıdalar ve oyuncak reklamları ile dolu oluyor. Kutu içinden çıkan sürpriz hediyeler yada oyuncaklar gibi pazarlama mesajları ile çoçuklar bombardımana uğruyor. Tüm bunlar herkes için ideal, normal gibi algılanıyor çünkü çoğu kimse bunların olumsuz etkilerinin farkında değil.

( yaş altındaki çoğu çocuk yapılan ticari reklmalrın satış yapma amacını anlamıyor. 6 yaş altındakiler ticari ile ticari olmayan reklamları ayıramadıkları için onlar için yatratılmış kahramanların sundukları ürünler ile dikkatleri çekilmeye çalışılıyor.

Tabiki pazarlama mesajlarını tamamen yok etmek yada kaldırmak mümkün değil. Siz her ne kadar TV’yi kapatsanız yada izlemey isınırlandırsanızda reklamlar herhangi bir şekilde ya çok tekrarı olduğundan yada akadaşlarından vb. nlara mutlaka erişiyor.

Burada sizin yapabileceğiniz çok akıllıca bir şey var: Çocuğunuzla birlikte bir reklamı seyrederken onun bu ürün hakkından ne düşündüğünü sormak ve onu iyi bir tükeici olaak yetiştirmek. Burada biraz provokatif sorular sorabilirsiniz: “ Bunun neyini beğendin?” “Reklamda göründüğü kadar güzel, büyük, renkli olduğunu düşünüyor musun?” “Sence bu iyi bir seçim mi?” gibi.

Reklamların aslında insanların gerçekten ihtiyaç duymadıkları şeylere yönelik olan taraflarını mutlaka çocuğunuza açıklayın. Sorsada sormasada. Bazen bu reklamlardan etkilenip ilgili ürünü alırsak mutlu olacağımıza inanabiliriz. İşte bu noktada çocuklarımıza gerçe kdünyada neyin nasıl hayatımızı etkileyeceği yada onun hayatını etkileyeceğini açıklamamız gerekir.

Çocukların reklamlardan çok fazla etkilenmemeleri için:

  • Reklamı az olan kanalları tercih etmek
  • Programları cd yada kasede alıp reklamsız olarak seyrettirmek
  • Sadece çocuklar için satılan CD-DVD’leri almak
  • Baby Channel gibi özel kanalları tercih etmek

Türkiye’de toplumun farklı kesimlerinin temsil edildiği geniş çaplı bir araştırma sonucu anne babaların %80′e yakınının televizyon programlarının içeriği konusunda bilgilenmek ve uyarılmak istediklerini ortaya koymuştur.

Akıllı İşaretler sistemi, konuyla ilgili bağımsız uzmanlar tarafından geliştirilmiş karma bir sistemdir. Bu sistem, iki konuda bilgi vermektedir. Bunlar, programın olası zararlı içeriği ve programın hangi yaş grubuna uygun olduğudur.

1) Programın olası zararlı içeriği: Zararlı etkileri olabilecek içerik alanları; şiddet ve korku, cinsellik ve örnek oluşturabilecek olumsuz davranışlar (ayrımcılık, alkol ve sigaranın aşırı kullanımı, madde kullanımı, yasa dışı davranışlar ile kaba konuşma / küfür) olarak belirlenmiştir.

2) Programın hangi yaş grubuna uygun olduğu: Programlardan etkilenme düzeylerine göre yaş grupları, Tüm izleyici, 7 yaş, 13 yaş ve 18 yaş olmak üzere dört grupta ele alınmıştır.

Fakat her halukarda bir programın tam ve doğru olarak değerlendirilip doğru akıllı işaretin verilemeyebileceğini unutmayın. Yani tam olarak güvenmeyin. “Genel İzleyici” damgalı bir dizideki çocuk yaralanınca bunu seyreden bir arkadaşımın kızının uzun süre etkisinde kaldığını yaşadım.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Televizyon çocuklarımızı nasıl etkiliyor? – 1
May 15th, 2009 by savassakar

Çocuklara TV seyrettirme yada seyrettirmeme ile ilgili birçok şehir efsanesi var. “Seyrettirmeyelim zararlı” diyenler çoğunlukta fakat bu kişilere “Neden?” diye sorduğunuzda şiddet, seks gibi unsurlardan çocuğun etkileceği gibi basit bir yanıt alıyorsunuz. Ben konunun biraz üzerine gidince enteresan şeylerle karşılaştım.

Çocukların çoğu okula başlamadan önce televizyon ile tanışıp ona bağlanıyorlar. Hatta bazı çocuk kreşleri gün içinde çocuklara TV seyrettiyor.

Özellikle 2 yaşına gelene kadar ki dönem çocuğun beyin gelişimi için en kritik dönem. Bu yüzden asla TV’yi ebeveyn-çocuk etkileşimi arasına sokmamak gerekiyor. Çocuğun kavrama, fiziksel, sosyal ve duygusal açıdan gelişimi bu dönemde anne babası ile gireceği araştırma, öğrenme, karşılıklı iletişim ile mümkün.

Aslında iyi uygulamalarda yok değil. Amerika’da okul öncesi çocuklara TV’den alfabe, temel hesaplama ve doğal hayat, belgeseller aracılığı ile öğretiliyor. Fakat zararları daha fazla;

Günde 4 saatten fazla TV seyreden çocuklar aşırı kilolu oluyor.

Şiddet içerikli yayın seyreden çocuklar dünyanın korkutucu bir yer olduğunu ve başlarına mutlaka kötü bir şey geleceğine inanıyorlar.

TV’de seyredilenler sonucunda çocuğun kadın-erkek tanımı ve ırksal farklılıklar konusunda farkındalığı güçleniyor. Yani kadın ve erkek ile ilgili tanımlamalarını TV’den esinlenerek yaparken(eşini döven bir erkek onun kafasında erkeğin eşini dövmesi motifini oluşturabiliyor), ırk ayrımını (siyah-beyaz vb.) TV’den öğreniyor.

TV izleme mutlaka kontrol altında tutulmalı, TV yerine arkadaşlarla oynama, spor yapma yada okuma özendirilmelidir.

Şiddet

Amerika’da yapılan bir araştırmada 18 yaşına gelen bir gncin hayatı boyunca TV’den yaklaşık 200.000 şiddet olayına şahit olduğu saptanmış. İşin kötü tarafı çoğunlukla şiddetin keyif ve eğelence ile bağlantılı olarak sunulması yada bir çok yerde haklı gösterilmeye çalışılması. Sonuç olarak şiddete dayalı gösterimler “iyi adam” olmayı çocuklar için erdem haline getiriyorlar fakat birsıkıntı var. Anne-babalar”aman vurma” “kavga etme” derken TV, eğer iyi adamsan “vur, kır, dök” demeye başlıyor.

Çocuklar 2 ila 7 yaşları arasında gerçeklik ile fantaziyi tam olarak birbirinden ayıramadıkları için korkunç görünümlü şeylerden etkileniyorlar. Örneğin Afrika maskları yada canavar heykelleri gibi.

8-12 yaşa gelen çocukların seyrettikleri filmler, haberler ve reality şovlardan etkilenerek şiddet, doğal afet ve çocuklara verilen zararlardan korktukları saptanmış. Bu noktada çocuklara dürüst ve güvence veren konuşmalar yapılarak korkuları giderilmeli. Yada çocukların bu tipteki programları izlemelerini sınırlayabilirsiniz.

Riskli Davranışlar

TV’de hoş, neşeli ve heyecanlı gibi gözüken ancak alt tarafında seks, şiddet vb. öğeleri dile getiren ve riskli davranışları ön plana çıkaran bir çok program yer alıyor. Hatta birçok programda bu riskli davranışlar aleni gösterliebiliyor. (Alkol almak, sigara içmek vb.)

Yapılan çalışmalar seksüel içerikli programları izleyen çocukların izlemeyenlere göre daha önce seks hayatını aktive ettiği saptanmış.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Ses ile pazarlama
Nis 17th, 2009 by savassakar

2004 yılında Garanti’de çalışıyor iken “konuşan ekstre” yapalım diye bir öneri getirmiştim. Gönderdiğimiz elektronik ekstrelerin(pdf) içine reklam spotu eklemekti ve bir örneğini hazırlamıştım. Maalesef o dönemde tutulmayan bir fikir olsa da 2008 yılı sonunda bu sefer Garanti’nin danışmanı iken tekrar gündeme getirdiğimde ilgilenildi ve üye işyerlerinin ekstrelerine ses eklendi.

Ses bence alternatif kullanım yolları ile pazarlamada yeni bir konsept olarak daha fazla önem kazanmaya başlayacak. Aslında pazarlama açısından ses kayıtlarının ya da canlı olarak sesin daha verimli kullanılabileceği ve çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bu yüzden SES’ i ” akıllı ” kullanma konusunda birkaç cin fikri sizlerle paylaşmak istedim;

Otomatik dilenciler – Size yoldaki bir makine yapacağınız bağışın Çocuk Esirgeme Kurumuna vb. gideceğini söylese ve hatta belki çocukların kendi seslerinden şiirler okusa. Sokaklarda bizlerden çok daha zengin olan dilencilere para vermekten daha iyi olmaz mı?

Turizm – Aslında miniaturk, gezi botları vb. yerlerde artık birkaç dilde size orayı anlatan ve bilgi veren cihazlar var. Elinizdeki bileti makineye okuttuktan sonra dil seçeneğini seçip dinlemeye başlıyorsunuz.

Sanal Açıklayıcılar – Bazı makinelerin nasıl kullanılacağı çokta kolay olmuyor. Örneğin artık birçok mağazada karşıma çıkan 2 YTL’yi içine atıp kolu çevirdiğinizde oyuncak düşüren makineler var. Bu makinelere 30 saniyelik bir ses kaydı konup insanlara yol gösterilebilir. Aynı şekilde bankaların ATM makinalarınada bu tip sesli yol göstericiler konulmalıdır.

Hoşgeldin – Bir restauranta, otele yada mağazaya girdiğinizde size hoşgeldin diyen, çıkarken güle güle diyen bir ses kaydı hoş olmaz mıydı.

Minyatür – Doğum günü pastanızın mumları yandığında yada hediye paketini açtığınızda tebrik mesajınıda dinleyebilirsiniz. Hatta hediye paketinizden çıkan bir kodu internette bir siteye girip hediyeyi size gönderenin mesajını dinleyebilseniz fena mı olurdu?

Mağazalar – Aslında birçok mağaza şu departmanda şu indirim var vb. kullanıyor ama hiç biri şu markanın promosyonu şu bölümde gidin tadın yada bugün şu gazeteyi okudunuz mu vb. bir mesajı vermiyorlar.

Ringback tone’lar – Birisi sizi cep telefonunuzdan aradığında ona müzik dinletebiliyorsunuz. Hatta bir dönem telesekreter mesajınızı kendiniz kaydedip onu da dinletebiliyordunuz.

Espiri – Evdeki telesekreterinize bir fıkra yada bir anınızı kaydederseniz siz evde yokken arayanlar bunu dinleyebilirler. Eğer bir kurumsanız neden reklam spotlarınızı yada scriptlerinizi koymayasınız ki?

Gelecekte – Size evden çıkarken açık unuttuğunuz ışıkları yada cihazları hatırlatma, arabanızdan inerken dışarının hava durumunu hatırlatabilir.

Ciddi Öneri: Bir bankanın internet sitesine girdiğinizde ve bilgisayarınızda mikrofon var ise ör.”Garanti” dediğinizde login sayfası açılsa iyi olmaz mıydı? Ama o kadar…Daha fazla yüksek ses ile finansal bilgileri ifşa etmenin manası yok:)))

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Eski-Yeni Trend: Home Advertising – Eviçi Pazarlama
Mar 10th, 2009 by savassakar

Türkçesine ne yazacağımı bilemedim işin doğrusu. Kısaca anlatayım: Birçok firma size aldığınız ürünlerin yanında -ki benim en çok Lipton’da dikkatimi çekiyor, kendi logolarının olduğu bir demlik veya çay kabı veriyorlar, evinizde kullanabileceğiniz ürünler veriyorlar. Bu ürünleri kullanırken firmanın reklamını da sürekli gözünüzün önüde tutuyorsunuz.

home

Bu tip reklam ürünlerine aklıma gelen örnekler şunlar;

1- Her türlü kırtasiye(kalem, kalemlik, ajanda vb.)
2- Özel aksesuar (anahtarlık, kol saati vb.)
3- Duvara asılanlar(takvim, imsakiye)
4- Ev aksesuarları(saat, vazo, resimlik vb.)
5- Araba aksesuarları – Ev konseptinde özelimize girdiği için ekliyorum
6- Gadget’lar – mp3 player vb.

Şimdi bunları güzellikle(paşa paşa-bu deyimi çok severim lakin neden paşa dendiğini bilmem) alıp evimize sırf  “bedava” olduğu için koyup hem yararlanıyor hem de reklam yapılmasını sağlıyoruz. Neden evlerimizi internet erişimi, indirim vb. kolaylıklar sunanlara reklam için kullandırtmayalım.

Fakat yine dikkati çeken bir şe, bu tip eşantiyon vb. uygulamalarda aile ya da kişi bazına indirgenmeyen bir pazarlama politikası güdülmesi. Halbuki bu düzeyde bir strateji ile ev içi reklam tasarlansa(gelir düzeyi, aile odaklı vb.) çok daha akıllıca olur düşüncesindeyim.

Bizi sokakta ya da çeşitli yerlerde(mağaza, alışveriş merkezleri vb.) çeşitli tarayıcılarla (vücut ısısı tarayıcıları, retina okuyucular, hareket izleyiciler vb.) izleyerek pazarlamalarına yön verenler eğer evde 3 gün uykusuz geçirdiğimi izleyebilseler bana sağlık merkezi ya da doğru beslenmeye ilişkin önerileri getiremezler mi?

Para karşılığı reyting ölçümü için Tv izleme alışkanlıklarını takip ettiren ve satanlar yok mu? Demek ki evin içine ne kadar akılılıcas girerseniz ve bunu yaparken kişileri kullanmak yerşne onlara dafayda sağlayıp win-win bir ortam yaratırsanız bu işten herkez kazançlı çıkmaz mı?

Ev içi reklama yönelik sizin alternatif önerileriniz neler?

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Internet’ten para kazananlar – Reklam
Oca 12th, 2009 by savassakar

Geçen sene yaptığım bir araştırmadan hazırladığım yazıyı paylaşmak istedim. Internet’ ten para kazanma konusunda bir çok şehir efsanesi var. Bir kısım “ oturduğu yerden para kazanacaqğını ” düşünürken bir kısım ise “hayatta para kazanılmaz” diye düşünüyor.

Şimdi size SADECE Google reklamlarını kullanarak kazanılan paralardan bahsedeceğim. Bu sitelerin diğer reklam yöntemlerini kullanarak daha fazla gelir elde ettiklerini unutmamanızı belirtmek istiyorum.

1: Markus Frind: PlentyOfFish.com – internetteki en büyük bedava online buluşma sitesi ile ayda 300,000 ABD doları kazanıyor. Aylık sayfa görüntülenme sayısı 500 milyonu bulan sitesini evden yönetiyor. Yüzlerce insan çalışmıyor sadece kız arkadaşı müşteri epostalarını yanıtlıyor. Tüm kodunu kendisi yazmış ve 4 makinede çalışıyor.

2: Kevin Rose: Digg.com – 2004 yılının Aralık ayında sadece 1000 USD ile kurduğu sitesi şu anda aylık 250,000 ABD doları reklam geliri getiriyor. Aylık 200 milyon sayfa görüntülenmesine ve 400.000 üyeye sahip.

3: Jeremy Shoemaker – shoemoney.com – Internetten pazarlama konusunda uzmanlaşan sitenin aylık reklam kazancı 140,000 ABD doları. Jeremy, google reklam uzmanı.

4: Jason Calacanis: Weblogs, Inc. – Blog kavramının babası Weblogs’u AOL’ye (Amercan Online – Amerika’nın en büyük internet erişim firması) 25 milyon ABD dolarına sattıktan sonra şu anda aylık reklam geliri 120,000 ABD doları civarında.

5: David Miles Jr. & Kato Leonard – freeweblayouts.net – sitelerinde myspace.com’da kullanılabilecek temalar satarak ayda 100,000 ABD dolarlık bir reklam gelirine ulaştılar.

6: Tim Carter: AskTheBuilder.com – Aslında tesisatçı ve marangoz olan Tim Carter’ın radyo şov’u ve bazı televizyonlarda da programları var. Sitesi ayda 30,000 ABD doları gibi bir reklam geliri elde edebiliyor.

7: Shawn Hogan – DigitalPoint.com ile ayda 10,000 ABD doları reklam geliri elde ediyor.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 1.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar