SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Mikro Yönetici olabilir misiniz?
Oca 29th, 2010 by savassakar

Eğer yöneticiniz bir “mikro yönetici” ise hayatınız çekilmez diyerek sizlere bu durumda ne yapılabileceğini anlatan bir yazı* yazmıştım. Ama farkettim ki işin diğer tarafını atlamışım. Ya siz bir “mikro yöneticisi” iseniz ne yapacaksınız?

Aslında her yönetici şirketi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeye çalışır. Fakat bunu yaparken çalışanlarının mutsuz olduğunu hissediyorsa tavırlarının ya da yaptıklarının doğru olmadığının farkındadır diyebiliriz. Eğer herkesi mutlu biliyor ve yanılıyorsa işte o başka bir yazı konusu. Eğer farkındaysa yolunu değiştirmesi gerektiğini bilir.

Yöneticilere sorarsanız aslında asla ve asla “mikro yönetici” olmadıklarını söyleyeceklerdir. Bazı alçakgönüllüler bazen ve bazı kişilere karşı böyle bir hata yapabileceğini söyleyecektir. İşte bu noktada kendinizin bir mikro yönetici olup olmadığını anlayabilmeniz için şunlara dikkat edebilirsiniz;

  • Birine bir iş verdiğinizde güçlü bir şekilde nasıl yapılacağını anlatma ya da mutlaka yapılanı onaylama ihtiyacı duyuyor musunuz?
  • Herkesin neyi ne kadar yaptığından emin olduğunuzu ve düşüncelerinizi onlara belli etmediğinizi düşünüyor musunuz?
  • Yapıcı bir müdahale yapmadan önce sürekli işleri sorguluyor musunuz? Hatalara karşı durumu tam olarak kayvrayamamanıza rağmen tepkisel yaklaşıyor musunuz?
  • Size gönderilen bir şeyleri, sizin onayınız gerekmesine rağmen sürekli erteliyor ve geciktiriyor musunuz?

İşte bu soruların bir yada birden fazlasına evet diyorsanız ACİLEN DEĞİŞMELİSİNİZ

Eğer çalıştırdığınız kişiler gerçekten bilgisiz ve beceriksiz ise yukarıdaki bazı maddelerde haklı olabilirsiniz. Ama bu noktada problem başkadır. Bu çalışanlara yönelik olarak eğitim, transfer, yer değiştirme, başka iş verme gibi yöntemlere gitmeniz gerekir. Yani sizi mikro yönetime mecbur eden etkenleri değiştirmelisiniz.

Eğer mikro yönetici olmak ya da böyle algılanmak istemiyorsanız;

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Neden bazıları daha az maaş alır?
Eki 22nd, 2009 by savassakar

Eminim siz de kendinizi iş arkadaşlarınız kadar becerikli ve onlar kadar değerli hissediyorsunuz. Fakat buna rağmen onlardan daha az ücret alıyorsunuz? Ya da sizin normal onların yüksek aldığını düşünüyorsunuz? Bakalım bu neden oluyor?

Burada sizinle paylaşacağım şeyler tecrübelerimle sabit olacağı için mutlaka eksiklikler olacaktır. Ayrıca burada vereceğim örnekler ortalama şirketler için geçerlidir. Profesyonel ve büyük şirketler aşağıda yazacağım bir çok konuyu “aştılar”. Sizler de yorum ya da mesaj olarak yaşadıklarınızdan örnekler verebilirsiniz.

Şirketler öncelikle kar yazan ya da para kazandıran birimlere daha yüksek ücret öderler. Özellikle pazarlama birimleri şirkete nakit girişi sağladığı ve faydası net olarak ölçülebildiği için ücretleri yüksektir.

Genellikle satış ve pazalama birimlerinin daha iyi ücret almalarının sebeplerinden irisi zaten işlerini görüşme yapmak olması bu konuda uzmanlaşmalarıdır. Bu yüzden işe ilk girişte yapılan görüşmeyi başarıyla geçerler.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Tercih senin, hayat senin!
Eki 9th, 2009 by savassakar

Usta-çırak ilişkisinin kutsallığına ve önemine çok inanırım. Ustaların birkaç kelimeye sığdırabildiği anlamlara hep hayran kalmışımdır. Bugünkü yazımda bir usta-çırak ilişkisi hikayesi ile küçük bir kıssadan hisse vermeye çalışacağım;

500 yıl önce küçük bir balıkçı kasabasında Daishinji isimli bir origami* ustası yaşarmış. Tek bir kağıt parçası ile yaptıkları ile bilinirmiş. Birgün kağıttan bir balık yapmaya karar vermiş ve çok gerçekçi birşey çıkmış ortaya.

Aradan uzun bir zaman geçmiş ve raftaki yerinde o günekadar dinlemiş olan kağıt balık dile gelmiş ve ilk sözü “Yalnızım” olmuş. Yaptığı balığın konuşmasına çok sevinen Daishinji hemen ona kağıttan bir dünya hazırlamış. Deniz, yunuslar, ahtapotlar, balinalar, yosunlar, kayalar vb. olan bir dünya.

Uzunca bir süre kağıt balık mutlu olmuş. Fakar birgün farketmiş ki ne kadar derine inerse insin ıslanmıyor. Islanmayan bir balık mutlu olabilir mi?

Kağıt balık gerçek denize gitmek istemiş. Daishinji önce rahatsız olmuş bundan. Günlerce hazırladığı kağıt dünyadan aytrılmak istiyordu. Ona göre hayali şeyler hayali dünyalarında yaşamalılardı. Bu yüzden kızdı ve isteği reddetti. Ama kağıt balık “hayır” cevabını kabul etmiyor Daishinji’nin yumuşayacağını düşünüyordu.

Düşündüğüde oldu. Daishinji onun sadece kağıttan bir balık olduğunu bilmesine rağmen sabah gün ışırken yola çıktılar. Daishinji, balığı bir tahta kutuya koymuştu ve tekneye binip açıldılar. Bir süre açıldıktan sonra Daishinji kutuyu suya bıraktı. Kutu içinde güvende olan kağıt balık denizin titreşimlerini hissedebiliyordu.

“Denizi gördün mü?” dedi Daishinji. “İstediğin bu mu?”

“ Ben gerçek denizi istiyorum” dedi kağıt balık. “Beni içine bırak ve gidip derinlikleri keşfedeyim.”

“Bunun bir derse ihtiyacı var” diye düşündü Daishinji. “Biraz suya bırakırım, ıslanıp yavaş yavaş batmaya başlayınca, onu geri almamı ister, bende onu ger ialırım” diye düşündü.

Fakat hiçte öyle olmadı. Öyle bir değişim başladıki Daishinji kendi gözleriyle görmese inanmazdı. Kağıt bedene dönülmüş, pullar ve yüzgeçler gerçek olmuştu. Büyük bir ton balığına dönüşmüştü kağıt balık. Ve arkasına bile bakmadan uzaklaşmaya başladı.

“Bir gün balıkçıların ağlarına takılıp, bize akşam yemeği olarak dönebilirsin” dedi Daishinji. Balık geriye döndü ve “şu an en az senin kadar özgürüm, önemli olan bu” dedi ve tekrar yoluna devam etti.

Daishinji’nin kızgınlığı gitmiş ağlamaya başlamıştı. Boşluğa bakarak “Adınjı bile bilmiyorum..” dedi ve tekneyi evine doğru gitmek için çalıştırdı.

Daishinji, tüm Japonya’da origami ustası olarak ünlendi. Kağıtladan dünyalar yatattı ve onlar kendi zamanlarında gerçek oldular.

Bir gün genç bir origami öğrencisi ona şöyle bir soru sordu: “Maden gitmelerinden üzüntü duyuyorsun ve hatta yaptığın şeyler gittikleri için hiç kimseye gösteremiyorsun, nedne yapıyordun?

Daishinji, rafta duran tahta kutuyu aldı. “Benimle gel” diyerek onu kağıt balığı serbest bıraktığı yere götürdü. Kutuyu tam orada açtı. Birden büyük bir Ton balığı denizen fırlayıp tekneye atlamaya çalıştı fakat büyüklüğü sebebiyle genç öğrenciyi ve Daishinji’yi denize yuvarladı.

“Geri dönüşü yok değil mi?” dedi ton balığı. “Yok” dedi Daishinji. Onların teknelerine binmelerine yardım etti ve geri dönmeye başladılar. Sahile vardıklarında genç öğrenci “Bana bildikleriniz öğretir misiniz?” diye sordu. Daishinji’de “Öğrettim ya zaten“ dedi.

Bir şeylerin hayalini kurarız, isteriz. Hayat bizi tercih etmeye iter. Bu tercihlerimiz bizim için iyi olabilir kötü olabilir. Ne varki çoğu zaman yaptığınız tercihten geri dönüş şansınız olmaz. Nasıl bir hayat, nasıl bir dünya istediğinizi belirlemeniz ve o hayatı yaşamak, istediğniz dünyayı kurmak için çabalamalısınız.

*Origami: Kağıt Katlama Sanatı

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (3 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Korkularla yüzleşmek – Yetişkinin okula dönüşü
Ara 18th, 2008 by savassakar

Son dönemde verdiğim eğitimlere orta yaş üstü, eski yönetici kişiler katılmaya başladılar. Bu kişilerin neden eğitim aldıkları konusunu biraz eşelediğimde geçmiş tecrübenin kişide daha fazla bilgilenmek ve kendini yetiştirmek konusunda hiçbir zaman geç kalınmadığı düşüncesine sahip olmayı getirdiğini görüyorum. Bazıları geçmiş dönemdeki bilgilerini güncellemek, biz eskiden böyle yapıyorduk bakalım şimdi nasıl yapılıyor diye yaklaşıyorlar. Bende çok yeni olmadığım için hem onların geçmişlerinden ki benim acemilik dönemlerim oluyor, örnekler verebiliyorum hem de güncel teknikleri ve yöntemleri konuşuyoruz.

Bazılarında yeni kuşakla boğuşmanın verdiği yorgunluk ve her geçen gün zorlaşan mücadele ile nasıl baş edeceği korkusunu görüyorum. Eğitim esnasında gençlerde olduğu için hem onları dinliyorlar hem de kendi işlerinde gençlerin yüzlerine söyleyemedikleri şeyleri açık açık konuşuyorlar.

Aslında tecrübeleri ve bilgileri açısından bakıldığında emsalsiz hazineler ama maalesef bizim kültürümüz ya da yaşantı tarzımız başarılarımızı ya da başarısızlıklarımızı açık açık söylemeye, başkalarının bunlardan ders çıkarmasına yönelik organize bir bilgi üretmeye yönelik olmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Biz gündelik toplantılarımıza bile hazırlıksız gitmeye, toplantıda çalışmaya çok alışmış durumdayız.

Bu yüzden eğitimlerin esnasında bu yetişkinlerin tecrübelerini onların ağzından alabilmek ve diğer katılımcıların faydalanmasını sağlayabilmek için onlarca örnek doğaçlamaya ve örnek olaylar bulmaya çalışıyorum. Eğer ilgili konuyu tetikleyebilirseniz çoğunlukla tecrübe+ego işbirliği ile kelimeler ağızlardan dökülüveriyor.

Sizlere önerim şu olacak;

Şu andan itibaren yaşadığınız her şey sizin yaşam ve iş tecrübenizdir ve bunların birilerine faydasının dokunmasını istiyorsanız, bu bilgilerinizin bazı hataların yaşanmasına engel olacağını düşünüyorsanız ihmal etmeyin ve kısa notlar alın. Blog ya da wiki yapın demiyorum ama bir tane küçük deftere fark ettiklerinizi, aldığınız dersleri vb. birkaç kelime ile not almanızın uzun vadede ne kadar çok işe yarayacağını göreceksiniz.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar