Birçok yönetici sadece verdiği maaşın alacağı hizmet ve destek için yeterli olacağı yanılgısına düşer. “Nasılsa para veriyorum her istediğim olur” düşüncesi yaşanan hayal kırıklıklarıyla kızgınlığa dönüşür. İşten çıkarmalar, istifalar birbirini takip etmeye başlar.
Öncelikle insanın sosyal bir varlık olduğu unutulmamalıdır. İnsan dediğin konuşmak, dinlemek, dinlenmek, dertleşmek vb. şeylere ihtiyaç duyar. Kişilere ödenen ücretler onların maddi ihtiyaçlarını karşıladığı gibi doğal olarak motivasyonlarınıda doğrudan etkiler.
Özellikle son dönemde çevremde bu tipte hatalar yapan çok fazla insan görmeye başladım. Kendileriyle yaptığım sohbetlerde birzda tavsiye niteliğinde şunları söylüyorum;
Öncelikle çalışanınızı tanımaya vakit ayırmalısınız. Türkiyede özellikle kişilerin nereli oldukları, hangi takımı tuttukları vb. konular çok önemlidir. Eğer bir yönetici iseniz tüm çalışanlarınızı tanımalı ve (hatta çalıştığım bir holding’te büyük patronumuz herkesi ismi ile tanırdı) onlarla zaman zaman sohbetler etmeli, aralarına karışmalısınız.
Sonra işin ikinci kısmına geçersiniz. Devamını okumak için tıklayınız
Bazen şirket içi politik gücü yüksek birileri istiyor diye saçma sapan teknolojilerle, işe yaramaz uygulamalarla yaşamak zorunda buluruz kendimizi. Hatta bu uygulamalar, onları savunup hayatımıza sokanlar başka yerlere gitseler bile devam ederler.
Örneğin Genel Müdür bayilerin akşamüstü satış verilerini gösteren bir rapor ister. Bu rapor bazen onlarca sayfa halinde yazıcıdan çıkabilir bazende elektronik olarak hazırlanır ve eposta ile otomatik gönderilir. O rapora ihtiyaç kalmadığında ya da Genel Müdür başka bir şirkete geçtiğinde o raporun gönderimi ve hazırlanması hala sürer. Halbuki ne okuyan nede isteyen vardır artık.
Aynı şeyi hiç kullanılmayan yazılımların sistemlerde silinmeden bırakılmasında, hiç kullanılmamasına ya da çalışmamasına rağmen yerinden kıpırdatılmayan yazıcı yada başka cihazlardada görebilirsiniz.
Bazen bir sistemin savunucusu oradan ayrılsa bile bıraktığı sistem yaşar. Aslında o uygulamayı hayata geçiren otorite orada yoktur ama sistem devam etmektedir. Buna “ilginç döngü” denilebilir. Aslında bu tip sistemlerin karmaşık yapılarda daha çok olduğunu görebilirsiniz. Çünkü karmaşık yapıların değişmesi çok zordur. Eğer bir sistem oturtulmuşsa artık onu değiştirmek çok zorlaşır. Hem alışkanlıklar hemde o sisteme karşı gelmenin sonuçlarını kestirememek değiştirmemenin sebepleri arasındadır.
Devamını okumak için tıklayınız
Her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi varsa her patronunda kendine has bir tarzı vardır. Daha çok olumsuz örneklere yer verdiğim bu yazımın sizlere yol göstermesini umuyorum.
Kronik mikro yönetim problemi
Eğer patronunuz sizden bir şey yapmanızı istiyor ama tam ve açık olarak ne istediğini söylemiyor ve sizi işinizi yaptığınızda sürekli “olmamış” diyorsa problem var demektir. Yapacağınız şey her işinizi planlamak, düzenli olarak rapor vererek doğru yolda olup olmadığınızı teyit etmektir.
Belirsiz öncelik problemi
Eğer patronun sürekli öncelikleri değişiyor, başlanan işler yarısında bırakılıyor ve yapılan işlere getirisine yada faydasına göre bir öncelik verilmeksizin sadece “patron istediği” için yapılıyorsa bu ayrı bir sorundur. Yapmanız gereken patrona email ile yapmanız gereken konusunda anladığınızı yazarak teyit ettirmektir. Diğer yandan eğer bazı işleri yarıda kesmek zorunda kalacağınızı biliyorsanız ileride tekrar günyüzüne çıkabileceğini düşünerek ilgili tüm bilgi ve dokümanlarla iyi bir yere kaldırmanızda fayda vardır.
Patlayan tahammülsüz patron problemi
Her ne kadar hatalara verilen yanıtlar kişilerin kalitesini ve zekasını gösteriyor olsada patron çok çabuk hiddetleniyor olabilir. Bu durumda sakin kalmalı size gerçekten ne söylemeye çalıştığını, gerçekte neye kızdığını anlamaya çalışmanız gerekir. Hatta mümkünse onun kızgınlıüğında sadece kafa sallayıp onaylamak, sakinleştiğinde gidip konuşmak en doğru yoldur.
Devamını okumak için tıklayınız
Kariyer başarınız adına işinizi iyi yapıyor olmanız resmin sadece yarısıdır. Yükselmeler,
terfiler ve diğer prim vb. ödüller sizin patronunuzu nasıl yönettiğinize bağlıdır. Eğer iyi yönetemiyorsanız istediğiniz şeylere ulaşmanız oldukça zordur. İyi iş çıkardığınız gibi patronunuzun yaptığınız işi doğru yaptığınızdan haberdar olması ve sizinle ilgili kişisel bir takım bilgileri hatırlıyor olması önemlidir.
Birinci iş patronunuz ne yaptığınızdan haberdar olmalı, sorduğu her soruya sizden doğru yanıt alabilmelidir. Her patronun gizli korkusu dolandırılmak, kandırılmak veya problem olduğunu kimsenin farketmemesidir. Bu yüzden zaman zaman çeşitli personel ile bir araya gelir rasgele sorular sorar, onlarla ve işleri ile ilgileniyormuş gibi yaparlar. Fakat bu ayaküstü sözlü sınavlar bile patronun gözünde güvenilirliğinizi belirleyebilir. Bu yüzden kendi işinizle ilgili her türlü soruya her an hazırlıklı olmak zorundasınız.
Patron ne bekler?
Güvenilirlik
Size verilen işleri en iyi şekilde yapın. Söylediğinizi yapın, yaptığınızı anlatabilin. Size güvenilmesini istiyorsanız bunu yapmalısınız.
Devamını okumak için tıklayınız
Şimdi gidip bir aynaya bakın. Karizmanızı ve stilinizi düşünün. Kapasiteniz ve güven veren bir havanız var. Kalitenizle şirketinize çok para kazandırdınız ve çalışanlarınız sizi görünce etrafınızda pervane oluyorlar. Sizden zengini var mı?
Yoksa siz yokken çalışanlarınız daha huzurlu ve mutlu çalışıp daha iyi iş mi çıkarıyorlar? Çalışanlarınız başkası yerine sizinle çalışmayı tercih ederler mi? Söylemeden işlerini yapıyorlar mı? Sizin hakkınızda bir şey sorulduğunda güzel şeyler söylüyorlar mı? Size yöneticisi olduğunuz için mi yoksa insan olduğunuz için mi saygı duyuyorlar?
Eğer yukarıdaki soruların çoğuna “evet” diyebiliyorsanız ne mutlu size.
Gelelim nasıl saygı duyulabilecek biri olabileceğimize;
1. Ettiğini bulursun. En alttan en üste saygı duyacaksın.
2. Çalışanların önce insan olduğunu unutmayacaksın.
3. Çalışanlarını tanıyacaksın. Adları, soyadları, memleketleri vb.
Devamını okumak için tıklayınız