SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Yöneticinin kulağına küpe çok ama takan kim
Kas 15th, 2009 by savassakar

Daha önce Yöneticilerin kulağına küpe demiştim, SATIŞ ve Pazarlama becerileri adına birkaç madde daha ekleyelim. Yönetim sanatı dediğinizde herkes size başka bir şey söyler. Bu bir günde ya da sadece kitaplardan öğrenilecek bir şey değildir. Teori, pratik ile beslendiğinde gerçekler ortaya çıkar. Bu yüzden her yönetici bir sirkteki jonglör gibi 5 tane topu elleri ile çevirirken ayakları ile halkaları çevirebilmeli, kafasında kutuyu taşıyabilmeli ve aynı zamanda şarkı söyleyebilmelidir. Yani;

1- Projeye, ekibe yada çalışanlara ihtiyaç duydukları kaynakları temin etmeden mucize yaratmalarını beklemeyin.

2- Teknolojiyi maliyet kapısı olarak görmeyin ve şirketinizin ihtiyaçlarına uygun teknolojiye yatırım yapmaktan çekinmeyin.

3- Bir şey olmaz demeyin, araçları ya da yazılımları günü geldiğinde güncelleyin ve hep güncel tutmaya çalışın.

4- Her zaman müşterinize kıymet verin.

5- Onlara sunduğunuz hizmet, servis yada ürünlerle onlara değer katmaya çalışın. Ürün yada servisinizi rakiplerinizden farklılaştırın ve geri gelmelerini sağlamaya odaklanın.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
İşi işte bırakabilmek
Kas 14th, 2009 by savassakar

Çok uzun bir süre sıkı bir işkolik olarak çalıştım ve hatta sağlığımı bu yüzden kaybettim. Nasıl işkoliktim? Sabah 07:00’de işe gidip gece 23:00 gibi çıkan, hatta yolda ve evde bile çalışan bir insandım. Fırsat buldukça haftasonları iş yerine gider yapmam gereken işleri tamamlardım. Konuştuklarımın %90′ı işimle ilgili idi. Fakat sağlığımı kaybedince kendime geldim ve “işi işte bırakmayı” öğrendim.

Bu konuda bir makale okurken benim yaptığım şeylerle önerilenlerin çok örtüştüğünü görüünce sizlerle paylaşmak istedim.

Yolunuzu uzatın. Eğer işten çıktınız ve kafanızda hala bir şeyler var ise yolunuzudeğiştirip, vakit geçirip eve girene kadar onları unutmaya çalışmanız lazım. Evin kapısından girenekadar yapacağınızı yapın.

İşteki patronla evdeki patron aynı değildir. İşyerindeki pozisyonunuz yada size duyulan ihtiyaç ile evdekiler birbirinden farklıdır. Her iki tarafın ihtiyaçlarını ayrı ayrı düşünmeniz gerekir. Arıca evinizdeki insanlar sizin ücretle çalıştırdığınız insanlar değildir, bir hedefe ulaşmak ve size rapor vermek zorunda değilleridir. Bu yüzden iş yerindeki havanızı dışarıda bırakmanız gerekir.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Sürekli şikayet edenlerle baş etmek!
Kas 4th, 2009 by savassakar

Gerek çevrenizde gerekse işyerinizde sürekli şikayet eden, kronik şikayet etme problemi olanlar var mı? Onlar için hava ya soğuktur ya da sıcaktır, patron her zaman kötüdür, trafik her zaman berbattır, yemekler kötü çıkar….siz gerisini getirin.

Sürekli bardağın boş tarafını gördükleri gibi bunu diğer insanlara yansıtmaktanda çekinmezler. Herkesin derdinini başındna aşkın olduğunu, bir de kendi dertleriyle yada manasız şikayetleriyle onlarıda bunaltmamaları gerektiği hassasiyetine sahip değillerdir.

Aslında yanlış olan bir şey mutklaka şikayet edilmelidir, şikayete karşı çıktığım yok ama kronik şikayetçiler yada sürekli şikayet edenler çevrelerindeki insanlarıda mutsuz ederler. Ve hatta biraz iddalı olacak ama bu şikayetçi ve negatif insanlar çalıştıkları birim yada şirketinde zarar görmesine sebep olurlar.

Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılıyor. Örneğin bir Alman şirketi o gün kendinizi iyi hissetmiyorsanız şirkete gelmemenizi kabul ediyor. Fakat bir yandan da bu tip davranışların üzerine gitmenin onu daha da kötüleştirdiği yönünde. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken şeyler var;

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Neden bazıları daha az maaş alır?
Eki 22nd, 2009 by savassakar

Eminim siz de kendinizi iş arkadaşlarınız kadar becerikli ve onlar kadar değerli hissediyorsunuz. Fakat buna rağmen onlardan daha az ücret alıyorsunuz? Ya da sizin normal onların yüksek aldığını düşünüyorsunuz? Bakalım bu neden oluyor?

Burada sizinle paylaşacağım şeyler tecrübelerimle sabit olacağı için mutlaka eksiklikler olacaktır. Ayrıca burada vereceğim örnekler ortalama şirketler için geçerlidir. Profesyonel ve büyük şirketler aşağıda yazacağım bir çok konuyu “aştılar”. Sizler de yorum ya da mesaj olarak yaşadıklarınızdan örnekler verebilirsiniz.

Şirketler öncelikle kar yazan ya da para kazandıran birimlere daha yüksek ücret öderler. Özellikle pazarlama birimleri şirkete nakit girişi sağladığı ve faydası net olarak ölçülebildiği için ücretleri yüksektir.

Genellikle satış ve pazalama birimlerinin daha iyi ücret almalarının sebeplerinden irisi zaten işlerini görüşme yapmak olması bu konuda uzmanlaşmalarıdır. Bu yüzden işe ilk girişte yapılan görüşmeyi başarıyla geçerler.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Doğru olan, yanlış olmak mıdır?
Eyl 11th, 2009 by savassakar

İş yaşamında bazen değerlerimizi sorgulamamıza neden olan zor durumlarla karşılaşıyoruz. İşte bir örnek olay ve bir soru:  Siz olsaydınız ne yapardınız?

Selen, bir kurumun tahsilattan sorumlu departmanında görev yapmaktadır. Departman çalışanları, günde yaklaşık en az 100 kişi ile yüzyüze konuşarak işlerini sürdürmektedirler. Departman yöneticisine bağlı olarak üç çalışan görev yapmaktadır.
Departman yöneticimiz Murat Bey, çevresindekiler ve şirket çalışanları tarafından varlığını hissettiremeyen, pasif ve vasıfsız bir yönetici olarak nitelendirilmektedir. Departman içi hiyerarşi, çalışanlar arasında Selen, Macide, Türker diye sıralanmaktadır.
Selen, departmanda 4 aydır çalışmakta olup, çevresi tarafından seviyeli, kibar, işini bilen, kurallara uyan ve insanları incitmekten çekinen biri olarak nitelendirilmektedir. Türker, sessiz, sakin, kendi halinde işini yapan bir çalışandır.
Şirkette 6 yıldan beri çalışan Macide ile ilgili yorumu, sözü aşağıdaki konuşmaya bırakarak sizin değerlendirmenize sunuyorum:

Macide ile Selen ofiste yanlız oldukları bir an.

Macide:

– Türker’e asla güvenilmez, sinsi yalakanın tekidir.
Tam o sırada Türker odaya girer.

Macide:

– Ooo Türker naaber yaa, kahve içermisin?

Macide, Türker’e kahveyi bizzat kendi eliyle yapar. Az önceki sözleri o söylememiş gibi samimi tarzda sohbet eder. Biraz durduktan sonra Türker odadan çıkarak işine döner.

Macide:

–Ayy nefret ediyorum geri zekalı şey! Hıh, aptal!

Macide’nin bu kısa konuşmadaki davranış biçimi sadece Türker için geçerli değildir. Onun herkes için mutlaka kötü bir yorumu vardır. Hatta bazen bu tür sözleri şakayla karışık gibi yaparak insanların direkt yüzüne de söyler. Sonra da her zaman olduğu gibi hiçbir şey olmamış tavrı sergiler. İnsanlar bunu bilmelerine ve incinmelerine rağmen onunla arkadaş olmaya görüşmeye devam ederler. Zaman zaman Departman Yöneticisi Murat Bey de Macide’den nasibini almasına rağmen, Macide’yi Murat Bey’e şikayet etmek mümkün değildir. Çünkü Macide insanları korkutarak, sindirerek, bıktırarak bir güç avantajı elde etmiştir.

Macide, kısa süreden beri bu departmanda çalışan Selen’in yüzüne karşı henüz böyle bir şey söylememiş ve yapmamıştır. Selen, diğerlerine yapılan ya da söylenilenlerin kendisinin arkasından da mutlaka yapıldığını düşünerek, çıldırmaktadır. Selen, neredeyse her gün Macide’nin yüzüne karşı “sen ikiyüzlü birisin” diye haykırmak istemektedir. İş yerinde yeni olması, Macide ile aynı odayı paylaşıyor olması, departman içi iletişimi kopartmak istememesi ve yönetime karşı yeni gelen, huzursuz, sorunlu, problem çıkaran  konumuna düşmeme kaygısıyla kendini tutmaktadır. Selen, işyerinde “Kim daha çok seviliyor? Kim daha değerli?” gibi bir anket yapılsa, Macide’nin açık ara önde olacağını düşünmektedir. Çünkü Selen’e göre Macide’nin bu kadar çirkin davranışlar sergilemesine rağmen sonuçlarıyla hala karşılaşmamış olması, ona çok fazla değer verildiğini göstermektedir.

Görüldüğü gibi Selen’in kafası fena halde karışıktır. Kendine şu soruları sormaktadır: “Yanlış olan nedir? Doğru davrandığınız halde asla hakettiğiniz saygıyı görememek mi?  Yoksa seviyenizi düşürüp çirkinleşerek herşeye rağmen zorla kendinizi kabul ettirmek mi yapılması gereken?” Selen, istemese de  Macide gibi olmanın kendine neler kazandıracağını sorgulamaktadır aslında.

Çözüm sessiz kahramanda!

Bu olayda hepimiz Selen’le özdeşleşiyoruz. Ancak burada en önemli kahraman, en az ismi geçen kişi, yani yönetici Murat Bey. Çünkü bir yönetici olarak çalışanlar arasındaki ilişkilerin düzeyli bir şekilde gelişmesini sağalyacak şartları oluşturmak onun sorumluluğunda. Ekibindekileri bu derece huzursuz eden bir olayı görmezden gelerek sorunun büyümesine yol açıyor.

Bir yönetici neler yapabilir?

Böyle bir durumda bir yönetici temelde üç farklı şekilde hissedebilir ve davranabilir:

Yaklaşım 1:
Yönetici, bu duruma ses çıkar(a)mıyor, kendisi de korkuyor. Bu tavırdan cesaret alan Macide’nin yanlış davranışları güçleniyor, olaylar giderek tırmanıyor, ofiste terör esiyor. Sonuç, işten ayrılanlar, huzursuzluklar, dedikodular, azalan paylaşımlar…

Yaklaşım 2:
Yönetici cesur davranıyor, taraflar ile ayrı ayrı konuşarak, durumu net olarak anlama konusunda çaba harcıyor, olaylar ve kişiler ile yüzleşiyor. Tavrını ve kararını belirlemek için ilgili kişileri sonuna kadar ve tarafsız bir gözle dinliyor.

Yaklaşım 3:
Yönetici, olanlara çok sinirleniyor. Hiç olanları araştırmadan ilgili ilgisiz herkesi topluyor, verip veriştiriyor. Ağır hakaret ve eleştirilerde bulunuyor. Elindeki yetersiz bilgiler ışığında yargılıyor, suçluyor, kararlar veriyor.

Şimdi siz de düşünün ve kendinizi yöneticinin yerine koyun: Siz olsaydınız ne yapardınız?

Yazan: Eray Beceren

Kaynak: Kariyer Dergisi Eylül 2009 sayısında yayımlanmıştır
http://web4.kariyer.net/kariyerdergi/kariyerDergi.kariyer?arn=&sid=&mg=200909

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar