Hani bazı yazılar gelir epostanıza, bunu mutlaka paylaşmam gerekir deyip adres defterinizdeki herkese yönlendirirsiniz. İşte öyle bir yazı geldi bana. Tam eposta ile birkaç kişiye gönderecekken sizlerle paylaşmalıyım, bunları tüm anne-babalarla, anne-baba adayları okumalı diye düşündüm.
Bebek beklerken 20’ye yakın kitap alıp(ama aşağıda alıntıların yapıldığı kitabı almamışız), okuduk, internetten dünyada bu konudaki son gelişmeleri incelemeye, babalığa kendimi hazırlamaya çalıştım. Ve sağa sola çeşitli küçük notlar aldım. Aşağıdaki yazı benim aldığım notların neredeyse tamamını içeriyor.
Kaynak: Anne – Babaların Küçük El Kitabı Okumaları, Hatırlamaları ve Paylaşmaları İçin; Öneriler, Gözlemler ve Andaçlar – Buck Tilton
Çocukken büyüklere hayranlık duyarken şimdi herşey tersine döndü. Çocukları hayranlıkla seyrediyorum ve eğer şansım olsaydı tekrar çocuk olurdum diyorum. Şimdi düşünün çocukluğunuzda yaptıklarınızı ve benimle geçmişe kısa bir seyahat yapın. Hala yapabileceklerimiz var;
1. Bir tekerlek içi bulup onu çevirerek koşmaya çalışabiliriz, yada tornet yapıp binebiliriz.
2. Saç fırçasını mikrofon yapıp ayna karşısında şarkılar söyleebiliriz.
3. Çimenlerde çıplak ayak gezebiliriz.
4. Yüksek sesle, bağıra bağıra şarkı söyleyebiliriz.
5. Yazdığımız yazıları gülen suratlarla süsleyebilir, renkli kalem ve kağıt, kokulu silgi kullanabiliriz.
6. Komik kitaplar okuyabiliriz.
7. Bisküvit’i çaya banarak yiyebiliriz.
Read the rest of this entry »
Döner bant şeklinde eski tip ses kayıtlarında kaldı annemin ve babamın sesi. O bantları dinleyebilmek için çok araştırdım ama maalesef gerekli makineyi bulamadım. Fakat bu bana öyle bir ders olduki çocuğuma beni ileride hatırlaması için bir hediye bırakmayı kafaya taktım. Aşağıdaki soru listesini canlı olarak yanıtlayıp videoya çekeceğim. Belki sizlerin de ilgisini çeker. Siz ses kaydı yapabilir ya da yazabilirsiniz ama çocuklarınıza sizi anlatan bir şeyi mutlaka bırakmalısınız. Onların yanında olmasak bile, bize ihtiyaç duyduklarında bakabilecekleri, dinleyebilecekleri ve belki okuyabilecekleri bir şey.
GENEL
Tüm hayatınızı 3 kelime ile anlatmak isteseydiniz ne olurdu?
Hayatınızdaki en mutlu an nedir?
Hayatınızın en zor kısmı neydi?
Hayatınızın hangi bölümü sizi çok etkiledi?
ÇOCUKLUK
Erkek yada kız kardeş(ler)iniz var mıydı? Adları neydi?
Hangisi sizedaha yakındı?
Nerede doğdunuz ve ailenizi yaşamak için ne işle meşguldü?
Anne ve babanız nereli idi?
O zamanki yaşantınızı kısaca anlatınız.
Mahalleniz, köyünüz, kasabanız, sokağınız nasıldı?
Komşularınız ve onlarla ilişkileriniz nasıldı?
Çocukluğunuzda sizi mutlu eden yada üzen şeyler ne oldu?
Neler oynardınız? Neler yapardınız?
Haftasonları neler yapardınız?
Ailenizle tatillerde ne yapardınız?
Ne yer ne içerdiniz?
Sadece bu sabah için, içimden ağlamak geldiği halde yüzünü gördüğümde gülümseyeceğim Sadece bu sabah için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım ve gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim Sadece bu sabah, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim Bu sabah bulaşıkları lavaboda bırakıp bulmacanın nasıl çözüldüğünü bana öğretmeni izleyeceğim. Öğleden sonra telefonun fişini çekip bilgisayarı kapatacağım ve arka bahçede oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım Bu öğleden sonra dondurma arabası için çığlıklar attığında sana hiç kızmayacağım ve gelirse bir tane alacağım Bu öğleden sonra büyüdüğünde ne olacağın hakkında hiç canımı sıkmayacağım. Ya da seni ilgilendiren konularda ikinci bir düşünce üretmeyeceğim Bu öğleden sonra kurabiye pişirirken bana yardım etmene izin vereceğim ve tepende dikilip düzeltmeye çalışmayacağım Bu öğleden sonra Mc Donald’s a gideceğiz ve iki tane çocuk menusu isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım Bu gece küvette suları sıçratmana izin vereceğim ve sana hiç kızmayacağım Bu gece geç saate kadar oturmana ve balkonda oturup yıldızları saymana izin vereceğim Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim TV programlarını bir kenara bırakacağım Bu gece sen dua ederken parmaklarımı saclarında dolaştırıp bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim Kayıp çocuklarını arayan anne ve babaları düşüneceğim Yatak odaları yerine çocuklarının mezarlarını ziyaret edenleri ve hastane odalarında donuk bakışlarla, daha fazla içlerinde tutamadıkları çığlıklarıyla hasta çocuklarını seyreden anne babaları düşüneceğim Ve bu gece yanağına iyi geceler öpücüğü kondurduğumda seni biraz daha sıkı ve biraz daha uzun tutacağım kollarımda Tanrıya senin için teşekkür edip bize yalnızca bir gün daha vermesi için yakaracağım…..
Alıntıdır. Email ile geldi kaynağını bilmiyorum.
Hergün negatif ve kontrollü mesajlarla iç içe olan bir toplumda yaşıyoruz. Öğretmenlerimizin ve anne-babaların çocuklarımızı, gençleri cesaretlendirecek pozitif mesajlar vermeye odaklanmaları ve vurgulamaları gerekiyor. Şöyle bir baktığımda birçok kişinin çoban değilde koyun olduğunu görünce üzülüyorum.
Ne zaman öğretmen arkadaşlarımla konuşsam çocukların yaratıcı ve kritik karar verme mekanizmalarını geliştirecek ne tip eğitimlerin teşvik edildiğini sorarım. Sadece müfredat’a yapılan eklemelerle bu konuda ilerleme sağlanamayacağı konusunda hemfikir olduğumuz bir sohbet oluşur ama sonuç?
Çocuklarımız için en iyisini sınırsızca isteyebilirken, mevcut kurallar ve müfredatlar karşısında koyun gibi kalıyoruz. Eğer metaforik olarak koyun olduğumuzu kabul edersek o zaman çok iyi çobanlara ihtiyacımız var demektir. Ama şimdikiler gibi önceki çobandan üstün körü görevini devralmış, yeterki kaçmasınlar kimse bana kızmasın diye düşünen bir çoban değil. Çocuklarımıza yeni fırsatların kapısını açabilecek, onların kapasite ve yeteneklerini en iyi şekilde geliştirmeyi esas alan bir düşünce yapısına sahip çobanlara.
Düşünce tarzı çok önemli. 21. yüzyılın çocuklarının ihtiyaçları nelerdir? Bu çocukların gelecekteki hayatlarında başarılı olmaları için onlara nasıl eğitim vermeliyiz? diye mi sorulmalı yoksa “Çocukların bunları bunları bilmesi lazım diyerek geleceği umursamayan bir düşünce tarzına mı?
Ailelerin okullarda uygulanan yöntem, verilen eğitim müfredatı gibi konulara olan ilgileri çok önemlidir. Giden zamanı geri kazanmak mümkün değil. Bu yüzden çocuklarımızın en iyi şekilde eğitilmeleri için herkes elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. Bunun alternatifi yoktur. Ancak ve ancak eğitimli bir kuşak gelecekte bu ülkeyi hak ettiği yaşam ve refah seviyesine ulaştırabilir.
İlber Ortaylı Son İmparatorluk Osmanlı kitabında “okuyan zümre ile okumayan zümreenin çatışması kaçınılmaz” diyor. Eğer bizler okuyan zümreyi ne kadar çok büyütebilirsek ki bence bunun temelinde eğitim yatıyor, bu savaşı kazanan tarafıda belirlemiş olabileceğiz.
Hayatı sadece bir kukla sahnesi gibi görmemek gerekiyor.
Sadece kukla yada kuklacı olunmamalı.
Akıllı olunmalı.
Bir şeyler yapılmalı.
aile anne aşk baba başarı bedava beyin blog Blogger Business düşünce email eposta eticaret ev eğitim Facebook fikir Gmail Google iletişim iPhone iş kariyer kazanmak Microsoft Microsoft Windows para Pazarlama pozitif problem proje reklam satış sağlık toplantı yaşam YouTube yönetici yönetim çalışan çalışma çocuk öğretmen İnternet
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better.