Verdiğim danışmanlık ve eğitimleri görmek için tıklayınız
Powered by MaxBlogPress 

Günlük tutmak üzerine

Birçok insan günlük tutmaz çünkü ya yazacak bir şey bulamaz yada düşündüklerimi, yaşadıklarımı yazsam ne olacak diye düşünür. Zaten zor olan hayatlarını bir de günlük tutarak zorlaştırmak istemezler. Aslında tutulan günlükler -ki artık bloglarda bu işi görür oldu, “kişisel ve sivil tarihlerimizi” oluşturuyor, kendi kimliklerimizi bulmamızı sağlıyorlar.

Aslında günlük tutarak şu sorulara yanıt bulmak mümkün;

Ben kimim?

Ben şu anda ve bu konularda ne düşünüyorum?

Günlük tutmanın ya da günlük olarak yazmanın en güzel tarafı o günün düşüncelerini, hissedilenlerini, sıkıntılarını, kızgınlıklarını ve deneyimlerini kayıt altına almak. Bu ne işe yarayacak derseniz cevabım şöyle olur; hem kişisel olarak gelişiminize katkınız olacak, hem kendinizi keşfetmenize hem de dayatılan resmi tarihin ötesinde gerçek tarihin kayıt altına alınmasına. Birde düşünce ve duygularınızı yazıya dökmeniz farkında olmadığınız özellik ve güçlerinizi, içinizdeki dehayı ortaya çıkaracaktır.

Yazma ve Bağımlılıklarımız

Şişmanlayan insanlar hatayı yedikleri, yiyeceklerde buluyorlarsa problem var demektir. Yemeği isteyen sizin beyniniz ve sonuçlarına katlanan bedeninizdir. Eğer beyniniz bir şeyin size keyif vereceğini iyi olacağını düşünüyorsa yapmanızı destekler. Fakat öte yandan siz sağlıklı olma mantığına ulaştığınızda bu seferde diyet yada sağlıklı beslenme ile ilgili beyninizin karar mekanizmasını değiştirmeye çalışırsınız. Örneğin günlük yazmaya başlarsanız öncelikle kendinizle barışıp beyninizin doğru düşünmesi için gerekli farkındalığı yakalayabilirsiniz. Eğer hergün içki içiyor ve sarhoş oluyorsanız yazdığınız günlüğe bir süre sonra geri dönüp okuduğunuzda ne kadar yanlış yaptığınızı görebilirsiniz. Hele birde daha az içebilmek için yapmayı planladıklarınızı yazıp yaptıkça tekrar günlüğünüze kaydetseniz işte gerçek başarıyı yakalamak için en büyük adımı atmışsınız demektir.

Bu arada günlüğü belki farklı başlıklar altında düşünmenizde fayda olabilir;

Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Adını farklı alfabelerde görüntüle

Adınızı ve soyadınızı farklı alfabelerde yazdırmak isterseniz kullanabileceğiz online siteler aşağıdadır;

1. Google Transliterate – Google’ım bu yeni uygulaması ile bir çok dilde adınızı görüntüleyebilirsiniz. Ör.  Hindi, Urdu, Tamil and Bengali. (Uyarı: türkçe karakter kullanmayın)

2. Google Translate – Bu eski Google uygulaması ile 15 farklı dile adınızı çeviretebilirsiniz.

3. Elvish Language – Yüzüklerin efendisi serisini sevenlere. site ingilizce [...]

Çocuğunuz ile kıymetli zaman geçirme önerileri

Kızımla beraber sürekli aktivite yapmaktan ve bu konuda yapacak şeylerin bitme ihtimaline karşı sağdan soldan derlediğim aktiviteleri sizlerle paylaşayım istedim. İnsanın çocuğu ile geçirdiği vakit kadar keyifli bir şey olmadığını öğrendim. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için hem kitapları hem de interneti fırsat buldukça karıştırmaya çalışıyorum. Bunu yaparken hem ona keyifli anlar yaşatacak hemde belki bir şeyleri öğrenebilecekleri aktiviteleri seçmeye çalışıyorum;

1. Birlikte kitap okuyun – Okuduğunuz kitapla ilgili sorular sorun.

2. Beraber hikayeler uydurun – Yaratıcılık

3. Futbol oynayın – El, ayak, göz koordinasyonu

4. Beraber resim yapın – Göz-el koordinasyonu, yaratıcılık

5. Salona sandalyeler üzerine çarşaf atarak bir çadır yada kutulardan kale yapın – Yaratıcılık.

6. Yürüyüşe çıkın – Fiziksel gelişim

7. Parkta yada kumsalda piknik yapın – İletişim

8. Masa oyunları oynayın, satranç go vb. – Hafıza, yetenek geliştirme

9. Lunapark’a gidin – Fiziksel gelişim iletişim

10. Erken kalkın ve onlarla birlikte günü karşılayın – İletişim

11. Müzeye gidin – Eğitim, görsel gelişim

12. Odasını birlikte düzeltin, toplayın – .Sorumluluk

13. Saklambaç oynayın – Eğlence

Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Şirketteki kötü adam olmanın yolları

Bugüne kadar hep daha iyi nasıl olunur, doğru yol budur gibisinden yazılar yazdım. Ama birlikte çalıştığınız insanları nasıl rahatsız edersiniz, istenmeyen ve sevilmeyen biri olabilirsiniz kısmını yazmadım. Şimdi kötü biri olmak istiyorsanız aşağıdaki listeye göz atın(özellikle 66 maddedir:) ;

1. Kulaklık kulağınızdayken farkında olmanıza rağmen yüksek sesle konuşun

2. Hazırladığınız dokümanları sol üst değil sağ üst köşeden zımbalayın.

3.Fare(mouse) optik ise selobant ile ışığını kapatın

4. Ekranının kablosunu çekin

5. Hasta olanlarla ameliyat maskesi takarak konuşun.

6. Toplantıları sabah 09:00 ya da 17:00’ye ayarlayın.

7. Sürekli aynı şeyleri söyleyin.

8. Odanızda ya da masanızda gürültü yapın.

9. Her gittiğiniz masadan bir kalem alın.

10. Fotokopi makinasının kağıdı bittiğinde yerine yenisini koymayın.

Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Akıllının fendi

Daha önce nerede okuduğumu hatırlamadığım bu hikayeyi sevgili kardeşim Emre Altınbaran benimle paylaşınca siteye koymak istedim.

Yaşlı bir Anadolu köylüsü tek başına yaşadığı ve eskisi gibi tarlada çalışamadığı için çok dertliymiş. Susuz geçen bir yılın ardından, toprak taş gibi olduğundan, alnının teri ve büyük fedakarlıklarla okuttuğu ve tüm beklentilerini aşarak üniversite rektörü olan tek oğlu da Ergenekon 41.inci dalgadan dolayı tutuklanıp, cezaevine götürüldüğünden dolayı çok mutsuzmuş. Eşi de vefat edeli neredeyse bir ay olmuş. Sonunda dayanamamış ve 45 gündür suçunun ne olduğu bilinmemesine ve açıklanmamasına rağmen cezaevinde yatan oğluna çaresizlikten bir mektup yazmış.

Sevgili oğlum Mustafa,

Çok üzgünüm. Annen vefat ettiğinden beri onsuz hayatımın bir tadı yok. Seni alıp götürdüklerinden beri de seni çok arıyorum. Üniversitende olduğun zamanlar bile telefondaki sesini arıyorum. Bu yıl galiba felaket geçecek. Toprak o kadar sert ki, toprağı kazamıyorum ve bu yıl hiç bir ekin ekmem mümkün görünmüyor. Gerçekten artık baban çok yaşlandı. Biliyorum ki elinde olsa yanıma gelip tarlamı kazmama yardımcı olurdun. Tıpki eski günlerdeki gibi. Sakın dert etme oğlum, yaşlı bir adam sadece boş, boş şeyler yazıyor o kadar. Sen kendine iyi bak, cesur ol, ve isminin nereden geldiğini de asla unutma.

Sevgilerinle, Baban

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup gelmiş.

Devamını okumak için tıklayınız

Yazıyı pdf olarak gönder %error%