SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Eski CD ve DVD’lerle ne yapılabilir?
Ara 15th, 2009 by savassakar

Elinizde mutlaka eskimiş CD ya da bozulmuş CD ya da DVD’ler kalmıştır. Bunlarla cdne yapayım diye düşünürken lütfen arabanızın aynasına asmayın, ben size başka şeyler önereyim. Sizlerin aşağıdaki önerilerime eklemeleriniz var ise lütfen yorum olarak gönderin;

Mum Sökücü – Eski CD’leri masaya akan mumları temizlemek, kazımak için kullanabilirsiniz.

Davetiye yapın – CD şeklinde kesilmiş kağıtlara davetiye mesajınızı yazın ve bunu CD’ye yapıştırıp gönderin.

Buzdolabı mıknatısı – Tam CD’nin ortasına denk gelecek şekilde bir resminizi kesin ve CD’ye yapıştırın. Arka tarafına bir parça mıknatıs yapıştırıp buzdolabınıza tutturabilirsiniz.

Çocuklara puzzle – Çok keskin bir makas ile CD’nin üzerine yapıştırdığınız resmi puzzle gibi keserek çocuğunuza oyuncak yapabilirsiniz.

Anı Resmi – Bir grup arkadaş fotoğraf çektidiğinizde onu bu CD’ye yapıştırıp hediye edebilirsiniz.

Korkuluk – Kuşların gelmesini istemediğiniz bahçenizdeki ağaca asabilirsiniz. İple astığınız CD’lerin havada serbest dönüşü kuşları kaçıracaktır.

Mum altlığı – Eğer mumu CD üzerine koyarsanız hem parlak yüzeyinden güzel bir yansıma elde edersiniz hemde mumun akıp etrafı kirletmesine engel olmuş olursunuz.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Centilmenliğe dair son sözler
Kas 13th, 2009 by savassakar

Don Kişot çılgın biriydi ama eğer okuduysanız bir o kadarda beyefendi ve centilmen olduğunu hatırlarsınız. Bu yüzden centilmen olmamanın mazereti yoktur. O içinizdedir ve sizin onu çıkarmanızı bekler.Bu son yazıda madde madde olması gerekenleri listeleyip tamamlıyorum.

Sağduyu, onur ve dürüstlük centilmenliğin en önemli esaslarıdır.

Aşka hayatınızın detayları size özel kalmalıdır.

Alkollü bile olsanız seviyesiz bir dedikodu ortamının parçası olmamalısınız.

Eğer illaki birilerinin sözünü kesecekseniz bunu nazik bir şekilde yapmanız gerekir.

Başkalarının zamanına saygılı olmalısınız.

Yazım ve konuşma dilinize özen göstermeli, iyi bir imaj bırakmalı, profesyonel gözükmelisiniz.

Misafir olduğunuz yerde ev sahibine teşekkür etmeyi unutmayın.

Aldığınız hediyelere teşekkür edin ve mümkünse el yazınızla teşekkür notu yazın.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Centilmenlik sürekli olmalı
Kas 12th, 2009 by savassakar

James Bond ve Casanova’nın ortak noktası nedir? Centilmen olmaları. Bu onları çekici yapmaktaydı. Kibar ve güleryüzlü oldukları için her ortama rahatlıkla uyum sağlayabiliyorlardı. Şimdi kendinize sormalısınız, onlarda olupta bende olmayan nedir?

Temel iyi davranış biçimleri

Paranızla hava atmayın. Kimse böbürlenenleri sevmediği gibi sonradan görmüşlüğü de hoş karşılamaz. Mali durumunudan sadece finansal konular konuşulduğunda ve gerektiğinde bahsedin. Çok parası olanın böbürlenmesi gibi parası olmayanın yakınmasıda hoş karşılanmaz.

Saatinize bakarken başkaları sizi görmesin. Bu sıkıldığınız ve o ortamdan ayrılmanız gerektiği mesajını verir.

Başkalarının yanında üstünüzü başınızı düzeltmeyin. Buna burun karıştırmak, tırnak yemek ve diş karıştırmak dahil. Tuvalette ya da yalnızken yapın.

Dakik olun. Saygının en büyük göstergelerinden biri dakik olmaktır. Birilerini bekletmek onları umursamadığınızı gösterir.

İyi tokalaşın. Sıkı ama kıracak gibi değil yumuşak ama sadece parmak uçları ile değil. El sıkışınız kişiliğinizi gösterir. İyi bir tokalşama sizin kararlı, sağlam ve poztif olduğunuzu gösterir.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Aphrodisias
Eki 13th, 2009 by savassakar

3 Ekim 2009′da Aphrodisias Müzesini ve Karya kentini gezme fırsatı bulmuştum. Çektiğim fotoğraflar aşağıda. Eğer Aphrodisias ile ilgili detaylı bilgi isterseniz buraya tıklayarak o muazzam yer hakkında hayret verici bilgileri okuyabilirsiniz. Örneğin “Şehrin kuzeyinde olan stadyum 262 metre uzunluk, 50 metre genişlik ve 30.000 izleyici alabilecek oturma sıralarına sahiptir.”

Aphrodisias
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Hani vardır ya bazı zamanlar
Eki 11th, 2009 by savassakar

Hani vardır ya bazı zamanlar

Boş vermek gelir içimden.

Başka şeyler konuşmak,

Başka duygulara kapılmak,

Delice değişmek isterim; beni .

….

Mümkün diyelim, değişebilmek mümkün. Düşüncelerimizi, davranışlarımızı, değişmesini istediğimiz ne kadar özelliğimiz varsa değiştirmemiz mümkün.

Değişim yaşaması gereken gerçekten kendimiz miyiz? Başkaları için yaşamaya adanmış kaç yürek var kim bilir, gün geçtikçe ağırlığı artan, neler oluyor, daha nereye kadar başkaları olacak –benden daha- önemli olan.

Belki de herkes başkaları için yaşıyordu hayatını, kendimiz için bir şeyler yapmayalı ne kadar zaman oldu, daha ne kadar daha sürecekti bu. Araya hastalıklar girdiğinde çıkacaktı dostların anlamı, ne kadar yanımızda ve ne
kadar bizimle oldukları. Birikmiş acılarımızı serecektik yalnızlığımızın sessiz bahçelerine; kuşların dahi ötmediği, çocukların oynamadığı bahçelere. İçimizdeki uzaklara kaçacaktık alıp başımızı dertlerimizle. Belki de
susmakla başlıyordu hata, bizi bu yalnızlığa iten, yeterince anlaşılmayacağımızı düşünerek, içimizde hapsederken başlıyordu yalnızlık. Kim olursa olsun anlatmalıydık. Sustukça artıyordu yalnızlık. Kişiler seçmeye çalışıyorduk. Bizi yeterince tanıyan, yıllardır süren, hep daha iyi anlayacaklarını umduğumuz kişiler. Oysa öyle bir andı ki yaşanan, hani -o kalbimizdeki derin ağrı- bir çırpıda anlatsak olanı biteni huzura erecekti ruhumuz. Sadece paylaşmak, dinlenmek arzusu, bizi bilenlerin bir sürü yorumları değildi ki beklentilerimiz.

Bir gün içimdeki çocuk çıldırırken, susma artık yetmedi mi! diye haykırırken çıktığım bir otobüs yolculuğunda başlamıştı paylaşımlarım. O gün en çok konuşmak istediğim ve kimselere konuşmak istemediğim anlardan bir gece ..

Yol boyunca ne çok şey anlatmıştım, ne çok soru gelmişti yüreğime –yol arkadaşımdan- benim anlamadığım güzel bir oyunla. O biliyordu benim neye ihtiyacım olduğunu. O seçiyordu soruları ben anlatıyordum, cevaplarım
yüreğimden dökülen hüzünlerdi. Sabah olup yolculuk biterken yeniden başlıyordum sanki her şeye. Yeniden başlamak! Demek bu kadar çıkılmazlardı içinde olduğum, bunca hüzün hapismiş demek içimde ..

Ve içinizde!

Bir yerde okumuştum, konuşmayan insanlar, kendini güçlü hissedip içine atanlar bir çok şeyi, bir gün mutlaka ortaya çıkacak “üstü örtülü depresyon” lar yetiştiriyordu, büyütüyordu; her geçen gün daha da gizlenen.

Susmak güçlü olmak değildi, konuşmak basitlik değildi. Hakkımızda ne düşünüldüğü önemli değildi. Konuşmak önce kendimize sonra onlara iyilikti. Kişiler seçmemeyi öğrendim ve herkese konuşmamayı, o an yeni tanıdığım  biri, çok eskiden tanıdığım birinden daha yakındı bana .. aslında ruhların samimiyetiydi önemli olan, o an alınan pozitif bir elektrikti dudaklarımdaki kilidi kıran.

Şimdi bile yaptığım bu değil miydi? Sizler bu yazıyı okurken ben çoktan içimdekileri anlatmış olacaktım, an be an paylaşım değildi belki bu, ama biliyorum ki ihtiyacımız olan bir şeyi yapmış oluyoruz.

Özgürlüğüne kavuşsun istiyorum içimizdeki çocuk, ona içimize attığımız; ama yaşanmış bir aşk, ama bir iş sıkıntımız, ama bir dosttan alınmış darbe, bunlardan oluşan hediyeler vermek yerine, konuşmayı, kelimelerin yetmediği
yerlerde bakışlarımızı paylaştığımız insanların olduğu çiçekler verelim.

Susmamanın, paylaşmanın; bir şelalenin özgürlüğünce çağladığı anlar oldukça hayatınızda, içinizdeki çocukla her şeyin üstesinden gelebileceğinizi biliyorum. İçindeki çocuktan haberi olmayanlar, sizler için söylenecek bir şey olmadığını düşünüyorum.

Bu sefer içimdeki çocuğun dışarıda oluşunun, diğer hapsedilmiş hüzünlere seslenişi yazısıydı .

….

Hani .

Çığlıklarım susar ya …

Adım atmaya halim kalmaz korkarım .

Hani tek başına değil de, çok olmak isterim

….

Sende ister misin? Haydi durma!

Alexia Rain

Alıntı’dır. Belgin Usanmaz’a benimle paylaştığı için çok teşekkür ediyorum.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar