SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Arabayı verimli kullanmak
Tem 22nd, 2011 by savassakar

Benzin ya da mazot kullanan herkesin giderek artan yakıt fiyatlarına karşı daha akıllıca ve verimli araba kullanma gerekliliği konusunda benimle hem fikir olacağını düşünerek bu yazıyı yazıyorum. Beklide hep bildiğiniz şeyler ama belki de bilmediğiniz birkaç şey çıkabilir.

1. Hızınızı ayarlayın.

Eğer arabanızda Cruise Control seçeneği varsa 100 km. ye ayarlayın. Ama yoksa otoban ya da normal yolda, yol boş bile olsa 90 – 110 km. hızını aşmayın. Böylelikle yakıt tüketimini minimumda tutmuş olursunuz. 110 km.den sonra yakıt tüketimi hız artışına bağlı olarak %20 ve üstü artmaktadır.

2. Çalıştırın ve yola çıkın.

Sadece kışın arabanın ısınmasını beklemek akıllıca olacaktır. Bunun dışında arabanızı çalıştırıp en fazla 1 dk. bekledikten sonra yola çıkmalısınız. Motor sıcaklığı normal düzeye çıkana kadar arabayı normal kullanmakta fayda var.

3. Vites kullanımı

Arabanı gidebileceği en yüksek viteste sürmekte fayda vardır. Örneğin 3. viteste 80 km. hız yapan biri 5. viteste aynı hızı yaparda %25 daha az yakıt harcar.

4. Yeşil ve kırmızı hatları akıllıca kullanın.

Birçok caddede trafik ışıkları yeşil yandıktan sonra belirli bir km. sınırında gittiğiniz takdirde hep yeşil ışıkta gitmenizi sağlayacak şekilde düzenlenirler. Sürekli kullandığınız yollara bu sürat limitlerini bilerek hiç durmadan yakıt tasarrufunu minimumda tutarak caddeyi geçebilirsiniz.

5. Motoru durdurmak

Eğer 5 dakikadan fazla bir yerde bekleyecekseniz motoru kapatın. Eğer birkaç saniye kalacaksanız tekrar çalıştırmak daha çok yakıta mal olacaktır.

Read the rest of this entry »

VN:D [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:D [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Farabi’nin Eğitim Görüşü
Nis 17th, 2011 by savassakar

En çok üzüldüğüm şeylerden birisi geçmişteki “gelişmikliklerin” bugüne gelememesi oluyor. Eğer geçmişimizdeki ışığı yaşatamazsak veya hatırlamıyorsak işimiz çok zor. Bu yüzden aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim.

Türk eğitim tarihinde ilk kez doğrudan “eğitim bilimi”ne ilişkin görüşler ileri sürdüğü bilinen düşünür Farabi’dir.  Ona göre:

Eğitimin amacı, mutluluğu bulmak ve bireyi topluma yararlı hale getirmektir.

Üç tür eğitimci vardır: Aile reisi, aile fertlerinin; öğretmen, çocuk ve gençlerin; devlet başkanı, milletin eğitimcisidir.

Öğretim, milletler ve şehirlerde nazarî (kuramsal) erdemleri var etme demektir. Eğitim ise, milletlerde ahlâkî erdemleri ve iş sanatlarını var etme yöntemidir. Öğretim konuşmakla başlar.

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Okuduklarımızı uygulama(ma)k
Şub 8th, 2011 by savassakar

Eğer insanların okudukları kitaplardaki ya da yazılardaki öneri ve uyarıları yapmadıklarını, uygulamadıklarını gösteren bir istatistik olsa hiç şaşırmazdım. Bence bu zaten yazanla okuyan arasındaki en büyük çelişkiyi oluşturuyor.

Yazan çeşitli öneriler, uyarılar getiriyor ve iyi niyetli(bende dahil). Hatta yazdıklarının bir çoğu tecrübelerinden ve deneyimlerinden geliyor yani kafadan atmıyor ve en fazla bekletisi işe yaradığını ve dikkate alındığını bilmek. Okuyanın ise derdi başından aşkın, yazanın öneri ve uyarılarını okuyor, kendi öncelikleri içerisinde değerlendirdiğinde doğal olarak bir yer bulamıyor. Ya hayali ya abartı buluyor ya da önemsemiyor. Aslında okuyucu çoğu zaman sihirli değnek ile çözümler istiyor, birkaç satırda sorununa çözüm bulmak.

Yazılanların okunmamasında hem yazanın hemde okuyanın belirli hataları var. Her ikisi açısından da durumu değerlendirmekte fayda var.

Yazar açısından bakıldığında;

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Korkusuzlardan korkmak
Ara 12th, 2010 by savassakar

Risk almanın dozunu kaçıranlara “korkusuzlar” diyebilirsiniz. Fakat risklerin farkında olmasına rağmen böylece gözü kapalı, körü körüne üstüne gidilmesi tabiki doğru değildir. Bazı çalışanlar gerek üst yönetinin gözüne girmek gerekse kısa yoldan sonuca ulaşabilmek için haberli ya da habersiz ciddi risklere atılabilirler. Risk ile ilgili sonuçları yeterince değerlendirmedikleri için kötü sonuçların yaratacağı sıkıntıları görmezden gelirler ya da gerçekten göremezler.

Bilerek risk almayı en çok içki, sigara kullananlar ve özellikle İstanbul trafiğinde hız yapanlar çok iyi bilirler. Ama sözüm burada onlara değil. Özellikle işyerinizde beraber çalıştığınız arkadaşlarınız ya da astlarınız ciddi riskler alıyor olabilirler. Önemli olan bunları farkedebilmek ve önleyici yada düzeltici önlemleri alabilmektir.

Peki bu durumda karşınızdakilerin ciddi bir risk alıp almadıklarını nasıl anlayacaksınız?

1. Kişinin yapacağı işi ya da projeyi adım adım planlayıp planlamadığını, detayları düşünüp düşünmediğini tartmanız gerekir. Yapılacaklar içerisinde süresi, maliyeti vb. belirsizlik içerenler olup olmadığını, özellikle proje ya da işin tamamlanma başarısını birebir etkileyecek riskler olup olmadığını sorgulamanız gerekir.

2. Yapılan plan üzerinde konuşmak ve tartışmak. Hemen hemen her yapılacak şeyin tam anlamıyla düşünülüp düşünülmediğini irdelemekte fayda vardır. Üstünkörü yazılmış bir madde düşünülenden çok fazla zaman ve bütçe kaybına neden olabilir. Özellikle işlerin yapılma sırasında tasarlanmış olması kontrolü kolaylaştıracaktır. Eğer bir şirket içindeyseniz MS Project gibi proje yönetimi yazılımlarının kullanımı yada Visio gibi akış diyagramı hazırlamaya yardımcı programlar kullanılması olası risklerin görülmesini kolaylaştıracaktır.

Küçük öneri: Hazırlnan proje planlarında tehlikeli ya da riskli aktiviteler kırmızı şimşek yada kurukafa ile işaretlendiğinde daha çok ilgi çekmektedir.

3. Bir işin riskli olup olmadığını anlamak iyice dinlemekten geçer. Peşinen “hayır” dediğinizde ya işin geri kalanını öğrenemezsiniz ya da size doğru aktarılmasını engellemiş olursunuz. Bu yüzden yapılacak her işin mutlaka doğru yapılabilmesi için gerekli alternatifleri düşünebilmeniz ve önerebilmeniz çok faydalı olacaktır. Örneğin yöneticinizi sizden bu işi 2 ay erken bitirmenizi istiyorsa “kesinlikle olmaz” demek yerine “2 ay içerisinde bitirmek için gerekli olan 4 kişiyi bir an önce işe almamız ve bununla ilgili bütçeyi onaylamanız gerekmektedir.” gibi yapıcı bir cevap verebilmelisiniz.

Bu son ipucu her zaman işe yarar.

Eğer bu dediklerimin hiç biri işe yaramaz ve riskleri göremezseniz ve proje/iş yatarsa yapacak bir şey yok demektir. Atalarımızın dediği gibi “At ölmüştür, deh demenin anlamı yoktur”.

Siz “korkusuzluğu” gözü kapalı iş yapmak değil “korkusuzca sormak ve değerlendirmek” olarak düşünün ve uygulamaya çalışın.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
Blokolik misiniz?
Kas 25th, 2010 by savassakar

Blog yazıyoruz, okuyoruz ama sanırım acaba bu işi kararında mı yapıyoruz yoksa abartıyor muyuz? Bilemiyorum. Çok yazmak eleştirildi, bazı konuların yazılması eleştirildi ama acaba problem gerçekten bunlar mı? Bazen kendimi bende kaptırmama rağmen “herşey kararında iyidir” diyerek kendimi frenlemeye çalışıyorum.

Blogkolik nasıl anlaşılır diye sorulsaydı şunları söylerdim;

1. Çıktığınız bir seyahatte ilk iş bir internet cafe bulup tatilde o hafta tatilde olacağınızı yazmaya çalışıyorsanız

2. İşinizin arasında yada bir toplantı esnasında çaktırmadan kaç kez okunduğunuza yada sayfanızın kaç kez görüntülendiğinize bakmadan edemiyorsanız

3. Gördüğünüz ya da okuduğunuz her şeyde bir blog içeriği hayal ediyorsanız

4. Birisinin yazdığı güzel bir yazıyı okuyup “keşke ben yazsaydım” diyorsanız

5. Arkadaşlarınız sizi bloglarınızdan takip ediyorsa

6. Yazdığınız bloglara gelen güzel yorumlar sizi çok mutlu ediyorsa

Read the rest of this entry »

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 4.5/5 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%
SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
»  Substance:WordPress   »  Style:Ahren Ahimsa
© Copyright 2004-2012, Savaş Şakar