Kategori arşivi: Enteresan

Bir Şeyleri Tamamlama Dürtüsü: ZEİGARNİK ETKİSİ

Gerek özel hayatımızda gerekse iş hayatımızda en önemli problemlerden biri olarak gördüğüm bir konudaki yazıyı paylaşmak istiyorum.

Geçmiş dönemde planlayıp da gerçekleştiremediğimiz işlerimize, projelerimize ait başarısızlıklar bize, Zeigarnik Etkisi olarak ve “keşke” şeklinde geri döner. 

1920’lerin ortalarında bir grup psikolog, Berlin Üniversitesinin restoranına gider. Kalabalık grup, siparişlerini verir. Siparişi, tek bir garson alır. Ancak, hiçbir siparişi kaydetmez. Grup, yemeklerini yer ve restorandan çıkar. Daha sonra, gruptan bir psikolog, geri dönerek, aynı garsonu bulur ve bunca siparişi aklında nasıl tuttuğunu sorar. Garson, üniversitenin onca kalabalık restoranındaki değil biraz evvel aldığı siparişi, psikologlardan oluşan grubu bile hatırlamamaktadır. Garsonun psikoloğa söylediği tek şey, siparişleri aklına yazıp, yemeklerin ilgili kişilere ulaştırılmasını sağladıktan sonra siparişleri aklından sildiğidir.

Konu, Rus öğrenci Bluma Zeigarnik’in (1901-1988) ilgisini çeker. Hocası Kurt Levin ile yaptığı çalışmada; bitirilmemiş, sonlandırılmamış işlerin, zihni meşgul ettiğini görürler. İş bitince, zihin bu meşguliyetten kendini kurtarmaktadır.

Zeigarnik Etkisi adı verilen, zihnin bu faaliyeti çerçevesinde aşağıdaki deneyleri gözden geçirelim.

Deney -1 Zeigarnik, bir takım deneklerden, bir seans içinde birden fazla defada, belli renkteki boncukları, kendilerine verilen sırada dizmelerini ister. Ancak, Zeigarnik bazen, boncuk dizilmesi esnasında, deneklere engel olup, boncuk dizme işini yarım bıraktırır. Söz gelimi, her bir denekten, on beş defa ve istenilen sırada boncuk dizmesi istendiğinde, bu on beş adet dizme işlemi içindeki herhangi üç adedinde, boncuk dizme işlemi yarım bıraktırılır. Daha sonra Zeigarnik, aradan belli zaman geçtikten sonra, deneklere, hangi dizimlerin akıllarında kaldığını sorduğunda, “kendilerine yarım bıraktırılan boncuk dizimleri” olduğunu söylerler.

Deney-2 Bir grup deneğe, bir roman okumaları ve romana ait detayları aktarmaları istenir. Detayların hatırlanması konusunda, deneklerin romana, beklenilen düzeyde konsantre olamadığı görülür. Bir başka deneyde ise, tamamlanmamış işleri olan ancak, bu işleri tamamlamaları için kendilerine plan yapmalarına izin verilen kişilerin (işleri tamamlamaları için değil, tamamlanmamış işlerin nasıl tamamlanacağına yönelik plan yapmaları için) okudukları romana ait detayları daha iyi hatırladıkları görülür. Buradan şu anlam çıkmaktadır ki, zihnin bilinçdışı çalışan kısmı, başka bir işe daha rahat geçebilmesi için, bir evvelki işin bitirilmesi doğrultusunda, bilinç dâhilinde çalışan kısma (prefrontal kortekse) plan yapması için baskı yapmaktadır. Aksi halde, sonraki işler (belki de bütün bir hayat) negatif olarak etkilenebilecektir.

Deney -3 Zeigarnik deneylerinden altmış yıl sonra, Kenneth McGraw, deneye katılan deneklerden belli bir ödül karşılığında olmak üzere zor bir yapbozu yapmalarını istedi. Deney başladıktan belli bir süre sonra hiç kimseye, yapbozu tamamlamasına fırsat verilmedi ve deneyin bittiği söylendi. Ancak deneklere, yapbozları tamamlamadıkları halde ücretleri ödendi. Deneyi tertipleyen uzmanlar, deneyin yapıldığı ortamdan ayrıldılar. Ancak deney, asıl bundan sonra başlıyordu. Deneye katılanların büyük çoğunluğu, kendilerinden istenmediği halde, deneyin yapıldığı ortamda kalarak yapbozu tamamlamaya devam ettiler.

Muhtemel ki, geçmiş dönemde, okuldayken, çözdüğümüz problemlerden çok, çözemediklerimiz akıllarımızda kalmıştır. Kısacası geçmiş dönemde planlayıp da gerçekleştiremediğimiz projelerimize ait başarısızlıklar bize, Zeigarnik Etkisi olarak ve “keşke” şeklinde geri döner. Peki, Zeigarnik etkisi, diğer her zihin faaliyetleri gibi, insanoğluna ne tür bir fayda sağlamaktadır acaba?

Öncelikle, “Sorumluluk” denen duygu durumu ile Zeigarnik Etkisi arasında bir bağ kurabiliriz. Genlerimizle gelen ve beyne ait bir mekanizmanın (limbik sistem), içinde yaşadığımız topluluk ve çevre koşulları ile beraber işlenen bu sorumluluk duygusunu, çoğunlukla farkında olmadan (bilincimiz dışında) edinmiş olmalıyız. Bir başka deyişle, sorumluluk duygusu, beynimizin düşünen kısmına ait değildir. Bunun da anlamı, sorumluluk denen mekanizma, genellikle, düşündüğümüz için değil, limbik sistem (beynimizde, duygu sistemimizin olduğu bölüm) tarafından gönderilen elektrik sinyalleriyle, düşünen beynimizin (prefrontal lop) uyarılması ve harekete geçmemiz şeklinde gündeme gelmektedir.

İkinci ve belki de daha önemlisi, içinde yaşadığı topluluğun, bu kişiye yüklediği (bilinç veya bilinçaltı) görevleri (sorumlulukları) eksik bırakmadan yerine getirmeye motive eden bir mekanizma olma düşüncesidir. Her ne kadar, sorumluluk duygusu günümüzde önemli bir kavram ise de, sorumluluk duygusunun esas fonksiyonel faydası, insanlığın ortaya çıkışındaki zamanda görülmüş olmalıdır. Söz gelimi avcı toplayıcı bir zamanda, erkekler, elde ettiği besini, eşi, çocuğu gibi bekleyenlerine götürerek bu sorumluluk döngüsünü tamamlamakta, böylece, sorumluluk, kendi dölünün de devamını sağlayacak bireylerin ve benzer üyelerin korunduğu bir mekanizmanın halkası olarak önümüze çıkmaktadır. Ayrıca, sorumluluk duygusu ile harekete geçen bu mekanizma, bireyin kendisini ve içinde yaşadığı grubu, tehlike veya tehdit altındaki durumlarda korumak adına bireyi, görev döngüsünü yarım bırakmadan tamamlamaya zorlayacaktır.

Özetle diyebiliriz ki, beynimizin duygusal formunu oluşturan ve bize sorumluluğumuzu hatırlatan beyin mekanizmasının  gerek dış, gerekse iç etkenler ile uyarılması sonucu, bu kısımdan çıkan sinyaller prefrontal yani beynimizin düşünen, karar alan kısmına ulaşır. Böylece, düşünen beyin, sorumluluk merkezinden aldığı emri yerine getirmeye, tamamlanmamış döngüyü tamamlamaya çalışır.

“Sorumluluk” denen kavram bir hissediş olup, bu mekanizma olmadan, düşünen beynimiz, ne kadar düşünürse düşünsün, bu sorumluluğu hissedemeyecektir. Şu halde, sorumluluk olarak, bir bireyden, gerek kendisi için gerekse içinde bulunduğu toplumun beklentisi ölçüsünde yetişmediği veya yetiştirilmediği durumlarda o bireyi, sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesi ile suçlayabilir miyiz? Buna hemen cevap vermeden evvel, beynin düşünen kısmı ile duygu alanımızın bize yüklediği sorumluluk duygusu alanlarının farklı yerler olduğunu hatırlatmakta yarar var.

Erol Güldürsün

Referanslar:

İrade, Roy F. Baumeister & Joh Tierney, Tual Yayınları, Sh.116

Paylaşın:

Problem Çözümü: Kurtlar nehirleri değiştirdi?

Problem çözümünün zincirleme etkilerine güzel bir örnek olduğu için paylaşıyorum.

Amerika’da bulunan Yellowstone Ulusal Parkına, gereğinden fazla sayıda artan geyik sayısını kontrol altına alabilmek için 70 yıl aradan sonra kurtlar salınır. Ancak kimsenin tahmin edemeyeceği bir durum ortaya çıktı. Kurtlar nehirleri değiştirdi.

Paylaşın:

Kendinizi Geliştirin – Online Eğitim Siteleri

edX— Dünyanın en iyi üniversitelerinden kurslar.

Coursera — Bedava kurslar.

Coursmos — Küçük kurslar.

Highbrow — Email ile günlük kurslar.

Skillshare — Yaratıcılığınızı artıracak online sınıf ve projeler.

Curious — Yetenek geliştirici video dersler.

lynda.com — Teknoloji, yaratıcılık ve iş becerilerini öğrenin.

CreativeLive — Ünlü uzmanlardan yaratıcılık sınıfları

Paylaşın:

Önerinin Gücü

öneriClarion, Stockholm’de yer alan 4 yıldızlı bir oteldir. Geliştirdikleri öneri sistemi ile personel başına yılda 15 öneri gelen bir sistem kurmuşlar. Sistemin kullanımı konusunda eğitimler veriyorlar ve önerinin faydası doğrultusunda performans belirliyorlar. Yapılanların bazıları şunlar;

  • Marco, eminde 3 delik ile bir boru sistemi kurarak barmenlerin şişeleri doğrudan geri dönüşüme göndermesini sağlamış.
  • Reza, barda işler yavaşken masada servisi şov yaparak gerçekleştiriyor.
  • Nadia, akşam çayı sunma konsepti getirmiş.
  • Tess, organik kokteyl geliştirmiş.
  • Nadia, konferans salonu satışlarını barda yapmaya başamış.
  • Tim, yeni kokteyl ve yemekleri çalışanlarla test etme yöntemi geliştirmiş.
  • Fredrik, sabah gelenlere Vitamin içerikli içecek önermeye başlamış.
  • Nadia, bar yakınındaki boş bir alanı bardak dolabı olarak kullanma önerisi getirerek bardak getirm sürelerini kısaltmış.
  • Marco, bar dolaplarına kilit taktırıp, sürekli içi taşımayı kaldırmış.
  • Marin, kredi kartı sliplerinde Euro yanına yerel para birimi Kronor yazıldırılmasını sağlamış.
  • Nadia, otelin tüm özelliklerini anlatan br videonun web sitesine konulmasını sağlamış.
  • Tess, günlere göre kapıda duran güvenlik personeli sayısının azaltılmasını sağlamış.
  • Nadia, güvenlik görevlilerine “Davranış” eğitimleri aldırılmasını sağlamış.
  • Marco, müşterilere konferanslarda verilen indirim kuponlarının fontlarının büyütülmesini sağlamış.(Bedavaların değil)
  • Nadia, sandviçlere etiket koyarak eski-yeni ayrımına gidilmesini sağlamış.
  • Marin, birden fazla bira musluğu koyarak satışların artmasını sağlamış.
  • Nadia, restaurantta çocukların güvenliği içi öneriler getirmiş.
  • Nadia, otelde konaklayan vb. sayıları personelle paylaşarak hazır olmalarını sağlamış.

Bu önerilerin özellikleri neler;

Çalışanlar tarafından(yöneticiler değil) fark edilen problem ve fırsatlara yönelik olmaları

Küçük ve basit olmaları. Çok fazla analize gerek duyulmayan ve pahalı olmayan uygulamalar.

Yapmanız gerekenler;

  • Küçük fikirleri önemseyin.
  • Fikir üretme ve iletme sistemi geliştirin.
  • Fikir üretilmesini destekleyin.
  • Fikir üretme performansın bir parçası olsun.
  • Çalışanları daha iyi ve çok fikir üretebilmeleri için eğitin.

 

Paylaşın:

Google Sokak Görünümünü Siteye Ekleme

ctrlq.org/maps/embed sitesinde sokak görünümünü koymak istediğiniz yeri bulup sol üst taraftaki sarı karakteri mouse ile o noktaya taşıdığınızda sokak görünümüne geliyorsunuz. (Uydu görünümüne geçmenizde fayda var) Ekranın sol tarafındaki embed kodu kullanarak sitenize sokak görünümünü ekleyebiliyorsunuz. Anıtkabir denemem alttadır. Mouse ile resmin üzerinde sağa sola dönebilirsiniz.Nasıl yapıldığını anlatan videoya bu linkten ulaşabilisiniz.

Paylaşın:

Adını farklı alfabelerde görüntüle

hairalphabetAdınızı ve soyadınızı farklı alfabelerde yazdırmak isterseniz kullanabileceğiz online siteler aşağıdadır;

1. Google Transliterate – Google’ım bu yeni uygulaması ile bir çok dilde adınızı görüntüleyebilirsiniz. Ör.  Hindi, Urdu, Tamil and Bengali. (Uyarı: türkçe karakter kullanmayın)

2. Google Translate – Bu eski Google uygulaması ile 15 farklı dile adınızı çeviretebilirsiniz.

3. Elvish Language – Yüzüklerin efendisi serisini sevenlere. site ingilizce olarak yazacağınız adınızı nasıl Tengwar diline çevreceğinizi anlatıyor. Hem gizemli bir havası var hem de çok hoş bir uygulama

4. Braille Generator – Bu sitede yazınız kör alfabesine çevriliyor.

Braille Logo
5. Hobbit Runes – Eski kadim alfabelerden bugünkü latin alfabesine dönüşen dile çevirebilme sitesi.

6. Babylon Tablets – Babilde bilinen eneski yazı tipine çevirme.

7. Morse Code – Yazıyı mors alfabesine çeviri, ve telgrafınızı gönderebilirsiniz.

8. Ancient Egyptian – Hiyeroglif diye bildiğimiz eski Mısır yazısı karakterler yerine semboller kullanıyordu. Bu site adınızın ilk 16 karakterini Eski Mısır dilindeki sembollerle gösterebiliyor.

9. FДКЗ CУЯILLIC – Adınızı kril alfabesi ile yazdırın.

Paylaşın:

Müzikal zekanız ne kadar iyi?

Biri size “şııııııııı” (ingilizlerin yazdığı gibide yazalım “shhhhh”) dediğinde o tarafa dönüp bakmaz mısınız? Yani bu tipte bir sesi “bana bak, buraya bak” olarak algılarız ve o an için dikatimiz dağılır. Bu yüzden belkide hayatımıza giren tüm gürültüleri ve sesleri ayarlamaya, konsantre olabileceğimiz sessiz anları yaratmaya çalışırız. Ama acaba tüm sesleri doğru olarak anlayabilir musunuz?

Diğer seslerde bize çeşitli ipuçları verir; sifon sesini duyduğunuzda birinin tuvaletten çıkacağını, ambulans sireni duyduğunuzda birinin hasta olduğunu, komşunuzdaki müzik sesi çok yüksekse parti verdiğini düşünebilirsiniz. Sesi duyduğumuz anda beynimiz gerisini getirir ve artık o bilgi öylece kalır.

İşte herkesin duyduğu ses ile ilgili yürüttüğü fikir ve belkide tüm beyinsel işlevlere müzikal zeka diyebiliriz. Aslında müzikal zeka sadece şarkı gibi müzik parçalarıyla sınırlı olmayıp çeşitli seslerin tonlar, kalite, uzunluk, hacim ve kaynağını farketme ve anlama olarak yorumlanabilir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kalıcı yaşınız kaç?

Size saçma gibi gelebilir ama yazının devamını okuduğunuzda hepimizin kalıcı bir yaşı olduğunu göreceksiniz. Aslında birine yaşını sorduğunuzda hemen doğum yılı ile içinde bulunduğu yıl üzerinden bir hesap yapar ve size yaşını söyler.

Fakat inanıyorum ki aslında herkesin bir kalıcı yaşı var. Örneğin ben 33 yaşında hissediyorum kendimi. Ne çocuklar kadar rahat sağa sola koşturabiliyorum ne de gençler kadar her şeye atlayacak heyecana sahibim. Ama 40’lı yaşların olması gereken ağırlığına da yeterince sahip değilim. Aslında çocuk yaşta babamı kaybedip, evdeki erkek adam rolü bana verildiğinden beri hep büyük adamı oynamaya çalışmış, birazda mecbur kalmıştım. Ama büyüdükçe anladımki aslında her geçen yılı yaşına ekleyip eklememene karakterin karar veriyor. Ben çocukluğumda her yıl 3 yaş büyürken şimdi 3 yılda bir 1 yaş ilerliyorum.

Her ne kadar geçmişimde yöneticilik yapsamda sürpriz yumurtadan çıkan küçük maketleri yapmayı, kendime oyuncak almayı ve arkadaşlarımla salon oyunları oynamayı bırakmadım.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Eski CD ve DVD’lerle ne yapılabilir?

Elinizde mutlaka eskimiş CD ya da bozulmuş CD ya da DVD’ler kalmıştır. Bunlarla cdne yapayım diye düşünürken lütfen arabanızın aynasına asmayın, ben size başka şeyler önereyim. Sizlerin aşağıdaki önerilerime eklemeleriniz var ise lütfen yorum olarak gönderin;

Mum Sökücü – Eski CD’leri masaya akan mumları temizlemek, kazımak için kullanabilirsiniz.

Davetiye yapın – CD şeklinde kesilmiş kağıtlara davetiye mesajınızı yazın ve bunu CD’ye yapıştırıp gönderin.

Buzdolabı mıknatısı – Tam CD’nin ortasına denk gelecek şekilde bir resminizi kesin ve CD’ye yapıştırın. Arka tarafına bir parça mıknatıs yapıştırıp buzdolabınıza tutturabilirsiniz.

Çocuklara puzzle – Çok keskin bir makas ile CD’nin üzerine yapıştırdığınız resmi puzzle gibi keserek çocuğunuza oyuncak yapabilirsiniz.

Anı Resmi – Bir grup arkadaş fotoğraf çektidiğinizde onu bu CD’ye yapıştırıp hediye edebilirsiniz.

Korkuluk – Kuşların gelmesini istemediğiniz bahçenizdeki ağaca asabilirsiniz. İple astığınız CD’lerin havada serbest dönüşü kuşları kaçıracaktır.

Mum altlığı – Eğer mumu CD üzerine koyarsanız hem parlak yüzeyinden güzel bir yansıma elde edersiniz hemde mumun akıp etrafı kirletmesine engel olmuş olursunuz.

Okumaya devam et

Paylaşın: