Kategori arşivi: Saglikli Yasam

Zekanızı geliştirin!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

improve-your-brain-powerHer ne kadar zekanın genetik ve doğuştan olduğuna inanılsa da işleyen hafızayı geliştirmenin IQ’yu geliştireceğini iddia eden görüşlerde mevcut. Ve eğer beyninizi bir kas gibi düşünürseniz çalıştırdığınızda ne kadar güçleneceğini göreceksiniz.

1. Oynayın

Bilgisayarınızı kullanarak hafızanızı kullanabileceğiniz (Majhong vb.) yada stratejik düşünebileceğiniz (Civilization vb.) oyunlar oynayarak beyninizin stratejik düşünmesini sağlayabilirsiniz.

2. Çok yönlü bakın

Herhangi bir şeyi her açıdan görmeye çalışın. Örneğin bir elmayı satılacak bir mal, sağlıklı bir resim, güzel bir kırmızı, yamuk bir küre, bir amblem ve belki bir ok hedefi olarak görebilmelisiniz.

3. Gazete bulmacalarını çözün

Her ne kadar bir kısmı saçma sapan olsa da iyi olanlarını bulacağınızdan eminim. Hafızanızı yenilemek ve yeni kelimeler öğrenmek için bir fırsattır.

4. Kokular önemlidir.

Limon kokusu hippocampus’u(http://en.wikipedia.org/wiki/Hippocampus) yani konsantrasyonunuzu güçlendirirken, lavanta sakinleşmenizi ve net düşünmenizi, yasemin hızlı düşünmenizi sağlar.

5. Yarışma programları

Bir Kelime Bir İşlem gibi yarışma programları hafızanızı ve zekanızı geliştirmeye yardımcı olacaktır.

6. Derin nefes almak

Göğüsten değil diyaframdan nefes almak. (http://www.reikilink.com/nefes.htm) Daha çok oksijen beyninizin çalışmasına olumlu etkide bulunacaktır.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kaygılarımızı yönetmek elimizde

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

concernBir zamanlar geçmiş ve gelecek ile ilgili ciddi kaygılarım vardı. Bir şeyler kötü gittiğinde kaygılanırdım, bir şeylerin kötü gideceğini düşündüğümde de. Ama zaman içerisinde hem yakınlarımı kaybettiğimde hem de sağlığımla ilgili problemler yaşadığımda farkettimki kaygılanmanın hiç bir faydası olmuyor.

Sizek üçük bir test önereceğim: Şimdi kaygı duyduğunuz şeyleri bir kağıda yazın. Bir ay sonra bu kağıdı okuyun. Eminim çok güleceksiniz.

Kaygılanarak yaptığımız tek şey: ortada hiç bir sebep yok iken fiziksel ve ruhsal yaşantımızı sıkıntıya sokmaktır.

Şu iki konuda anlaşalım;

1- Geçmiş geçmişte kalmıştır ve değiştirilemez.

2- Geleceği bilemezsiniz.

Şu anı yaşamak dururken olup olmadık şeyleri kafaya taktığınızda bu negatif enerjinin sizi ne kadar yıprattığını biliyor musunuz? Eğer problemlere doğru noktadan doğru şekilde yaklaşırsanız anlamlı adımlar atabileceğinizi biliyor musunuz? Ya da farkında mısınız? Aslında geleceği göremesenizde kendiniz inşa edersiniz. Ve eğer siz elinizden geleni yaparsanız hayatta sizi gerektiği gibi ödüllendirecektir. Kaygı hiç bir zaman ödüllendirilmez.

Lisedeyken üniversiteyi kazanacak mıyım diye, üniversitedeyken iş bulacak mıyım diye, bekarken evlenebilecek miyim diye ve daha saymayacağım onlarca şey için kaygılandım durdum. Hala eğer evden vaktinde çıkmazsam trafiğe takılırım gibisinden kaygıları yaşamıyor değilim. Eski kaygılarım belirsizliğin getirdikleriydi şimdi ise tecrübenin getirdiği kaygılar var. Artık zamanın kıymetini iyi bildiğim için bana zaman kaybettirecek her konuda kaygı duyuyorum ama korktuğumun başıma gelmemesi içinde elimden geleni yapıyorum. (Her ne kadar bazen eşimi kızdırsamda:)

Kaygılarım eskisine göre kılıf ve nitelik değiştirdi ve hatta arttı ama onlarla başetme kabiliyetim gelişti. Artık mutlaka bardağın dolu tarafı ile başlıyorum. “Her zaman iyi ol” prensibi ile pozitif yapabileceklerimi birinci öncelikli olarak değerlendiriyorum. Eğer bu şekilde problemin üstesinden gelebilirsem kendimi “çok” başarılı hissediyorum.

Kaygıları yok saymak problemleri ortadan kaldırmadığı için “görmezden gelmek” ya da “geçiştirmek” işe yaramıyor. Eğer problemin kafanızda patinaj yapan tarafını bir kenara bırakıp başka tarafından yakalarsanız mutlaka bir çözüme ulaşıyorsunuz.

Çözdüğünüz problemleri nasıl çözdüğünüzü ve nasıl bir düşünce ile yaklaştığınızı daha sonrasında analiz edin ve hatta yazın. Nasıl doğru kararları erip, doğru şekilde işi çözümlediğinizi iyice irdeleyin.

Yaşadığımız hayatta izlediğimiz yolları belediyeler yapmıyor ki çukur ve engebelere kızalım. Eğer kızmaya devam ederseniz hiç bitmeyecek unutmayın. Önemli olan hangi kasiste ne kadar yavaşlayıp nasıl geçeceğiniz, hangi çukuru erkenden farkedip önlemi alacağınızıdır. Eğer böyle yaparsanız hayatı kendiniz ve çevrenizdekiler için kolaylaştırmış olursunuz.

Kaygılanmayı bırakırsanız daha uzun ve mutlu yaşayacaksınız. Hatta daha verimli olacaksınız çünkü problemleri ayağınıza bağ etmeyecek, çabucak çözebileceksiniz. Etrafınıza yayacağınız pozitif enerji ile çevrenizdede olumlu etkiler yaratabileceksiniz.

Paylaşın:

Bilgisayar kullanım verimliliğinizi artırın

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

ergonomic2Hergün aynı şekilde bağlamanıza rağmen ayakkabınızın Perşembe günleri bağcığının açıldığını ve her Perşembe buna takılıp düştüğünüzü düşünün. Bu olayı bilgisayarınızda belkide sürekli yaşıyorsunuz ama şikayet etmiyorsunuz. Konu ayakkabılar olsa kimbilir neler düşünürdünüz.

Eğer işyerinde geçirdiğiniz vakti daha verimli kullanmanın yolu bilgisayarınızı etkin bir şekilde kullanmaktan geçer.

Pozisyonunuz

1. Arkanızı destekleyin. Belinizi destekleyen bir sandalyede oturun.

2. Bacaklarınız rahat olmalı. Bacaklaınızın önünde birengel(çöp koası vb.) varise kaldırın.

3. Herşeyi kolay erişebileceğiniz şekilde yerleştirin. Masanızdaki sürekli kullandığınız şeyleri vücudunuzu merkez kabul ederek yakınıza yerleştirin.

4. Eller ve kollar rahat olmalı. Klavye ve fare aynı hizada olmalı ve bu oturduğunuzda dirsek hizanıza denk gelmeli. Klavyeyi vücudunuza göre tam ortalayıp fareyi olabiliğince yakın kullanmalısınız.

5. Bilekler ve pamaklar klavyeye dik olmalıdır. Mouse klavyeye paralel bir şekilde kullanılmalıdır. Rahat kullanabileceğiniz bir klavye ile parmaklarınızı daha iyi kulanabilirsiniz.

6. Monitörü tam karşınıza alarak boynunuzu sağa ya da sola bükmemeye çalışın.

7. Monitöre çok yaklaşmayın ve pozisyonu itibari ile parlamamasına gayret edin. Sizi rahat ettirecek şekilde aydınlık vb.ayarlarını yapın.

İhtiyaçlarınızı edinin

8. Doğru donanım ve yazılımları kullanmalısınız. Size ait bir bilgisayarda ihtiyacınıza uygun yazılımların dışında hızlı bir internet erişimi, büyük bir hafıza, iyi bir işlemci olmasını tercih edin.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Beyninizi formda tutmanın yolları

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

beynBilim adamları tarafından beynimiz “sanal olarak sınırsız” olarak kabul ediliyor. Aslında bu beynin tam olarak nasıl çalıştığını anlayamamanın ve her gün yeni bir özelliğini keşfediyor olmanın doğal sonucu. Fakat bilinen bir şey varki oda beynimizi formda tutma zorunluluğumuz. Daha önce yazdığım beyin geliştirme ve güçlendirme yazılarımın linklerini aşağıda bulabilirsiniz. Onlara ek olarak aşağıdaki önerileriminde işinize yarayacağını düşünüyorum

1. Beyninize inanın.

Hafızanızı kaybetmekten korkar mısınız? Bunu sakın paranoya haline getirmeyin. Yaşlandıkça beyin hücrelerimizin azaldığı doğru ama beynimizi formda tuttuğumuz sürece onunda bizi yarı yola bırakmayacağından emin olabilirsiniz.

2. Zihinsel işler için etrafınızı düzenleyin.

Karışık oda ve masalar kafanında karışmasına yol açarlar. Eğer kendinizi sıkıntılı, stresli, mutsuz hissettiğiniz zamanlar oluyorsa dağınız masa yada odanızın bu duygunuzu güçlendireceğini unutmayın.

3. Doğru şeyleri ilk yapmayı öğrenin.

Herşeyin önce temelini öğrenmeye çalışın. Eğer acele eder bir şeyleri çabuk öğrenmek adına ilk basamakları atlarsanız sonrasında sıkıntı çekersiniz.

4. Sıkıldığınız bir şeyi eğlenceli hale getirin.

Diyelimki yapmak zorunda olduğunuz ve hiç hoşlanmadığınız bir şey var. Şimdi bu işi kendiniz için keyifli hale getirebilecek alternatifler düşünün. Örneğin fatura ödemeye bankaya gidiyorsanız yola müzik dinlemeyi, parka uğramayı vb. yapabilirsiniz. Hayal gücünüzü kullanarak sizi sıkan vemutsuz eden şeyleri tersine çevirebilirsiniz.

5. Bağlantılı düşünün ve öğrenmeye çalışın.

Aslında herşey biribirine bağlıdır. Eğer öğrendiğiniz şeyleri birbirleri ile bağlayabilirseniz daha sonra daha rahat hatırlayabilirsiniz. Örneğin aldığınız bir gönleği arkadaşınıza ödünç verdiniz, o kişi bankada çalışıyor, sizin bankada yatırım hesabınız var, yatırım yapan yabancı şirketlere ilişkin bir rapor okudunuz, şirketiniz satılıyor, gömleği ödünç verdiğiniz arkadaşınızın şirketine iş başvurusu yapıyorsunuz.

6. Kendinizi kısıtlayın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Acil durumlar için önlemler

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Türkiye’de ve hatta İstanbul’da yaşıyorsanız sizin yada ailenizin herhangi bir kaza, yaralanma gelmesi veya fenalaşmanız diğer illere nazaran daha olasıdır. Bu tip bir durumda bize yapılacak ilk yardım ya da diğer müdahalelerde bizimle ilgili sağlık bilgilerine erişilememesi en büyük sıkıntı olmaktadır. Bu yüzden hem sizlerin, hem de çevrenizdeki yakınlarınızın cüzdanlarında aşağıdaki bilgilerin olduğu bir kağıdın bulunması çok faydalı olacaktır. (Hatta çalışanlar kartvizitlerinin arkasına yazabilirler.)

Genel Sağlık Sigortasına geçilmesi ile beraber vatandaşlık numaramız ile bu tip bilgilerimize anında ulaşılabilecek ama şu anda pilot çalışmaları süren bu sistem tam olarak ayağa kalkana kadar bizim kendi önlemlerimizi almamızda fayda var.

İşte listede olması gerekenler;

Doktorlarınızın adı ve telefonları – Size müdahale edecek olan doktor sizin kendi doktorunuza bir şeyler sormak isteyebilir, sizin sağlığınızla ile ilgili en iyi bilgi kaynağı kendi doktorunuzdur.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kendinizi bileyleyin!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Eğer her gün aynı balta ile odun kesmeye kalkarsanız giderek körleştiğini ve işe yaramadığını görebilirsiniz. Bu yüzden en iyi çözüm düzenli olarak bileylemektir. Kendi hayatınızda da farklı değil aslında. Her gün vücudunuzu ya da beyninizi kullanarak körleşmelerine neden oluyorsunuz aslında.

Sürekli ve yoğun çalışırken köreldiğinizi hissettiğinizde ara vermenin ya da tatile gitmenin bir çözüm olacağını düşünebilirsiniz ama geçek anlamda “bilenmek” anlamına gelmez sadece bir süreliğine baltayı, bıçağı bırakıp dinleniyorsunuz anlamına gelir. Tatilden geldikten sonraki ilk gün aynı yıpranmışlık ve yorgunluk elbisesini üstünüzde buluverirsiniz.

Bilemek ya da bilenmek nasıl olacak:
Okumaya devam et

Paylaşın:

Sosyal Enerji

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

handsFiziksel ve duygusal enerjileri bildiğinizi biliyorum. Bir maraton koşucusundaki, her gün konuşma yapan siyasetçideki, her sabah siz gittiğinizde orada olan ve işten ayrılırken hala orada olan çalışanların enerjilerini biliyorsunuz. Ama sosyal enerjiyi biliyor musunuz?

Sosyal enerji birlikte olduğunuz insanlarla geçirdiğiniz zamanlarda ortaya çıkar. Ve sosyal enerjinin eksikliğini mutlaka hissedersiniz. Örneğin bilgisayar başında otururken, televizyon seyrederken ya da internette gezerken bu semptomları hissedersiniz. Yorgun değilsinizdir hevesinizde vardır ama bu sizi tatmin etmiyordur anlam veremediğiniz bir sıkıntı vardır içinizde. Aslında sosyal enerji eksikliğini bilgisayar ya da televizyon başında oturarak anlamlı olduğunu düşündüğünüz şeyleri yaparak doldurmaya çalışırsınız.

Aslında sosyal enerji bir şekilde içe döndüğünüz ya da zaten öyle olduğunuz için eksiktir. Her ne kadar içe dönsekte ya da karakterimz öyle olsada en az dışa dönükler kadar sosyal enerjiye gereksinim duyarız. Sadece tek fark dışa dönüklerin zaman zaman yalnız kalıp düşünmeye ihtiyaç duymaları içe dönüklerinse sosyal enerjiye ihtiyaç duymalarıdır.

Fakat önemli bir sıkıntı içe dönüklerin sosyal enerjiye ihtayaç duyduklarını kabul etmemeleridir. Dışa dönükler sosyal enerji ile beslendikler için kısa bir süre bile olsa eksikliğini hisseder ve bunu belirtmekten kaçınmazlar. Ama içe dönükler bu ihtiyaçlarını bile tam olarak ifade edebilmek için içe dönerler.

Ayrıca içe dönükler sosyal enerjiyi yaratacak girişkenliğe yeterince sahip olmadıkları için arkadaş gruplarına girmede ya da tanışmada zorluk çekebilirler.

Murphy’deki “tünelin sonundaki ışık” ile ilgili içe dönükler “üzerinize gelen trenin ışığı derken” dışa dönükler “tünelin çıkışı” diyeceklerdir. Aslında burada onların karamsarlığını değil yeterince pozitif olmadıklarını söylemeye çalışıyorum. Ayrıca içe dönüklerin dışa dönükler kadar ilişkilerden zarar görme olasılıkları, ilişkilerini azlığı sebebiyle daha düşüktür. Eğer insana güvenmiyorsanız içe dönük olup zarar görme riskinizi azaltabilirsiniz.

Sosyal enerji almanın yolu sosyalleşmektir. Bir arkadaşınla muhabbet etmek, akadaş grubunla oyunlar oynamak, yemeklere çıkmak, trekking vb. aktivitelere katılmak. TV seyretmek, internette gezmek, chat yapmak sizi sosyalleştirmz aksine insan ilişkilerinden ayırdığınız zamana göre sizi asosyalleştirir. Enerjinizi alır, enerji vermez.

Düzenli arkadaş grubu toplantıları, misafirlikler, aile içi toplantılar hayatınıza sosyal enerjiyi enjekte eder.

Sosyal enerjinizi bitirmemeye çalışmalısınız. Özellikle biz(ailem) çocuk olayından sonra nispeten hareket kabiliyetimizi yitirip, bir anlamda eve kapandık. Gelen giden çok olmasına rağmen eski tempomuzu kaçırmış durumdayız. Şimdi yavaş yavaş sosyal enerji için gerekli olan eski arkadaş gruplarımıza dönmeye, ortak zaman geçirmeye çalışıyoruz.

Sosyal enerjiyi istediğinizde alabilmeniz zor. Uykunuz geldiğinde yatar uyursunuz ama sosyal enerji için çabalamanız, uğraşmanız gerekir. Arkadaşlarınızı ve ailenizi ihmal etmeyin.

Paylaşın:

Yavaş yaşlanmak üzerine – 2

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Yaşlanmak kaçınılmaz olsada her şeyde olduğu gibi “adam gibi yaşlanmak” lazım diyorum. Sadece yapmamız yada yapmamaız gereken birkaç küçük ayrıntıyı hatırlatmak amacım. Bizlerin sağlıklı olmasının bize olan faydasının yanısıra diğer insanlara emsal teşkil edeceğimizi çin çok önemli olacağı inancındayım. Şimdi devam edelim listemize;

11. Seks yapın

İngiliz araştırmacılar haftada 2 kez seks yapan erkeklerin ölüm oranlarının ayda bir yada daha az seks yapan erkeklere göre daha düşük olduğunu bulmuşlar.

12. Küçük tansiyonu 8’de tutun.

Eğer küçük tansiyonunuz genelde 9 veüsü çıkıyorsa ve siz bunu 8’e düşürebilirseniz ömrünüze 2.4 yıl katmış olacaksınız. Tansiyonu düşürmenin yolu ise yaşam tarzınızı ve alışkanlıklarınızı değiştirmenize bağlıdır.

13. Günde fazladan 300 kalori yakın.

Hayvanlarda yapılan araştırmalarda günlük kalori alımını düşürmek kolestrol seviyesini düşürdüğü gibi ömrü üçte bir oranında uzatıyor. Ayrıca günlük alınan gıda miktarını ve dolayısıyla kaloriyi düzenlemek Alzheimer ve Parkinson gibi ileri yaş hastalıklarından sizi koruyor.

14. Haftada bir gün arkadaşlarınızal takılın.

Uzun ve güzel bir hayat için gerekli olan şeylerden biriside arkadaşlardır. Sosyal ilişkileri zayıf olan insanlar beklenenden 4.5 yıl, iyi sosyal ilişkileri olanlar ise beklenenden 4.5 yıl fazla yaşamaktadırlar.

15. Haftada 4 kere 3 km koşun.

18,000 erkek üzerinde yapılan bir araştırmada spor yapan, aerobik ve fitness yapanların, yapmayanlara göre 8.7 yıl daha fazla yaşadığı saptanmış. Ayrıca 20 dakika yada altında 3 km koşu ve bunu haftada 4 kez öneriyorlar.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yavaş yaşlanmak üzerine – 1

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

Yapılan çalışmalar teorik olarak 120 yaşa kadar yaşanabileceğini gösteriyor. Her ne kadar benim aile ortalamam 52 olsada belki bu sınırı yukarı çekebileceğimi düşünüyorum. Nerede ne okursam okuyayım uzun yaşamanın ya da “yavaş yaşlanmanın” tamamen yaşam tarzına bağlı olduğunu söylüyorlar. Yani bir şeyleri yanlış yaptığımız ya da yapmadığımız için erken ölüyoruz.

Yapılması gerekenler ise oldukça basit;

1. Kendinizi zorlamayı bırakacaksınız.

Negatifliği bırakacaksınız. Gece geç vakitlere kadar bir şeyler yapıp karanlıksever olmaktansa “aydınlıksever” olmaya başlayacaksınız. Kendinizi kötülemeyecek ve küçük görmeyeceksiniz. Bilinen en iyi doktorun adı “moral” ve sizin içinizde. Karamsarlık ya da olumsuz düşünce ile onu içinizde iyice derinlere gömdüğünüz için ömrünüzden kendi kendinize çalmış oluyorsunuz.

2. İşi uzmanına bırakın

Evde bir alet bozulduğunda, su yada elektrikle ilgili bir arıza olduğunda bende dahil eminim çoğunuz hemen kendiniz yapmaya kalkıyorsunuzdur. Burada iki nokta var: İşi uzmanına bırakırsanız büyük olasılıkla sizden daha iyi iş çıkaracak ve güvenli olacaktır. Diğer nokta ise bu tip konularda yaralanma ve hata ölme oranlarının ciddi seviyelerde olması. (Ör. Elektrik çarpması, yangın vb.) Olası bir kaza hayatınızı vesağlığınızı olumsuz etkileyebilir.

3. Ülserinize dikkat edin.

Ülserine dikat ederek beslenme ve ona göre davranmak ortalama olarak kişinin ömrünü 2.3 yıl uzatıyormuş. Eğer periyodik karın ağrılarınız varsa doktora görünmeniz, zaten ülserseniz dikkatli olmanız çok önemli.

4. Deniz sebzesi yiyin.

Yosunun çok faydası varmış. Bizim deniz börülcesi olarak bildiğimiz ve maalesef çoğunlukla rakıya meze yaptığımız türden deniz sebzelerini öneriyor doktorlar. Radyasyon ve çevreyi kirleten maddelere karşı en güçlü olan gıdalarmış. Sütten daha fazla kalsiyum, etten daha fazla demir, yumurtadan daha fazla protein içeriyorlar.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Hayatının kontrolünü eline al!

Hayatımız Proje - Proje Yöneticisinin El Kitabını (Gökrem Tekir - Savaş Şakar) KREDİ KARTI ile almak için tıklayınız

MS hastası olduğumu öğrendiğimde doktorların bana söyledikleri en önemli şey : “Artık bundan sonra insan gibi yaşayacaksın” olmuştu. Çünkü hastalığımı tetikleyen şey büyük ihtimalle sabah 07:00 ile 23:00 arasında tek öğün yemek, 20 kupa kahve içerek haftanın 7 günü çalışmamdı. İşte bu noktada her ne kadar geç kalmış olsamda “hayatımın kontrolünü elime almalıyım” diye bir karar verdim.

Ne yaptım;

1- Bekarlığımda iyi para kazanmama rağmen evimi sadece otel olarak kullanıyordum. Hemen yeni ve daha büyük bir ev bularak tüm mobilyalarımı attım. Yakın bir arkadaşım (Şebnem) sayesinde Çağlayandan masa-sehpa siparişi, Unkapanında minderler – perde, Sultanahmet’ten kilim, çeşitli mağazalardan mutfak malzemesi, Modoko’dan yeni mobilyalar-yatak ve aklıma gelmeyen herşeyi beraberce yeniledik.

2- Günde 3 öğün yemek yemeye başladım ve işten akşamları saat 19:00’da çıkmaya.

3- Kahveyi azalttım ama bırakamadım, demleme oldukça çayı tercih ettim. Hatta bir süre oldukça fazla bitki çayı içmeye başladım.

4- Aşık oldum, evlendim, kızım oldu.

5- Yunuslarla yüzdüm(bunu mutlaka bir yazı ile anlatacağım) ki kendimi hiç bu kadar iyi ve farklı hissetmemiştim, geldik bugüne.

Geçen ay doktoruma gittiğimde artık haftada üç gün yaptığım iğneyi kesebileceğimi öğrendim. Yani hastalığımın seyrini kötüden iyiye çevirmiş durumdayım(Maşallah diyebilirsiniz)

Gelelim beylik laflara. İnsanın hayatının kontrolünü eline alması için hasta olmayı beklememesinde fayda var;

1. Kendinize iyi bakın. Sağlığınızdan daha önemli bir şey yok. Yemek yiyin, uyuyn, spor yapın.

2. Geçmişin hesabını yapmayın. Bırakın hatıralarda ve fotoğraflarda kalsın. Yaptığınız ve yapacağınız iyi şeylere konsantre olun.

3. Önyargılarınız yerine ispatlara inanın. Başkalarının ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışarak, kendi kendinize sürekli tekrarladığınız korkularınızla, dedikodularla(gıyabında sosyal eleştiri) huzurunuzu kaçırmayın. Gerçekten bu tip şeylerle vakit kaybetmek ciddi bir israftır, lükstür.

4. Kesin konuşmayın. Hiç gelmiyorsun, hep bunu yapıyorsun gibi söylemler düşünce tarzınızın göstergeleridir ve durumu olduğundan daha abartılı gösterir. Abartmayın, ne kendinize ne başkalarına abartı yaşatmayın.

5. Negatif düşüncelerinizden kurtulun. Bardağın dolu tarafına bakın. İnsan vücudu en mükemmel ilaçtan daha iyileştirici güce sahip. Ama pozitif olursanız oluyor. Negatif olursanız aynı şekilde tahrip ediyor.

6. Düşünce tarzınızı değiştirin. Yani her şeyi kararında yaşayın. Özellikle MS normalin üstünde vücudun zorlanmasıyla tetikleniyor. Ne çok uyuyun nede çok az, ne çok koşun nede hiç hareketsiz kalın. Kararında yaşayın.

7. Sevin ve sizi sevmelerine izin verin. Bazen birilerine sarılmak, birkaç söz duymak çok önemli olabilir. Arkadaşlarınızı, ailenizi, eşinizi, dostlarınızı ihmal etmeyin. Onlara ayrılacak zamandan tasarruf etmeyin.

8. Sosyalleşin – sinema, tiyatro, yürüyüş turları vb. yeni insanlarla tanışacağınız, kafanızı dağıtacağınız şeyler yapın. Çevrenizi sağlıklı, pozitif ve mutlu insanlarla doldurmaya çalışın.

9. İyilik yapın – Sosyal kuruluşlar olabilir veya kendi komşunuz olabilir, insanlara yardım edin. Bilginizi paylaşın. Maddi ve manevi destek olun. Dünyaya aktaracağınız pozitif enerji sizin ondan alacağınız pozitif enerjinin kaynağı olacaktır.

10. Değişik şeyler yapın – Daha önce yapmadığınız şeyleri yapın, görmediğiniz yerlere gidin. Değişiklik iyidir.

Yaşamınızı ve sağlığınızın kıymetini bilin. Eminim benim gibi birçok kişiden bunu duymuşsunuzdur ama ben yinede tekrar ediyorum.

Paylaşın: