Kategori arşivi: İnternet

Çalıştığınız şirket sizi izliyor

İster hoşunuza gitsin ister gitmesin, ama bir çok şirket çalışanlarını izler. Bu bazen güvenlik sebebiyle bazende kaytarmayı engellemek içindir. Çalıştığım bir şirkette internet erişimleri sınırlandırıldığında ortalığı ayağa kaldırmıştım “Internet özgürlüktür, bu yaptığınız çok yanlış” diye. Fakat sonra önüme çalışanların yaklaşık 2 aylık internette nerelerde gezindikleri ve ortalama harcadıkları süreleri gösteren bir rapor getirdiler. O raporu inceledikten sonra “Haklısınız” dedim ve sustum. Bundan bir kaç ay sonra bir kişinin yalan yanlış bir epostayı sağa sola gönderip tüm Türkiye’ye dağılmasına sebep olduktan sonra kovulmasına da şahit oldum.

Peki nasıl izleniyor çalışanlar?

Erişim kayıtları incelenir

Internet ile ilgili herşey suncular tarafından otomatik olarak tutulur. Eğer bir şirket isterse kolaylıkla bu kayıtlara bakarak hangi sitelere girildiğini ve ne kadar süre ile kalındığını görebilir. Ateş Duvarında(firewall) küçük bir ayarlama ile bunu kişisel bazda(kullanıcı adı yada bilgisayar bazında) yapabilirsiniz.

Cache(zula)deki web dosyaları incelenir

Eğer video yada ses dosyaları gibi içerikler ziyaret edilmişse kullanıcının bunları izleyebilmesi ve dinleyebilmesi için cache(zula) ya inmesi gerekir. Siz web sunucunuzdaki cache bölümünün kapasitesi önce yükseltip sonra buradaki dosyaları incelerseniz kimin neyi dinlediğini, izlediğini yada bilgisayarına yüklediğini görebilirsiniz. Aynı şeyi kullanıcıların tarayıcılarındaki cache’i yada geçmişi(history) inceleyerek kişisel bazda yapabilirsiniz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Bir blog neden okunmaz?

Blog-ReadingYapılan bir çalışmada okuyucuların hangi durumlarda blog’u ve blogger’ı okumayı durdukları araştırılmış. Bazıları zaman zaman burada da konu edilen, altı çizilen şeyler bazıları ise oldukça şaşırtıcı. Madem blog yazıyoruz, madem okunmak istiyoruz okuyucularımızı kaçırmamamız gerekiyor. Umarım bu araştırma tüm blogger arkadaşlarımın işine yarar. Yapılan araştırmada saptanan yanlışlar şunlar;

* Çok fazla yazı yayınlamak

* Düzensiz yazı gönderme

* Alıntılar

* Blog odağını kaybettiğinde, farklı konulara atladığında

* Her zaman karşılaşılan aynı konular içermesi

* İlginç olmayan içerik

* Önemsiz içerik

* Blogger’ın çok fazla kendi reklamını yapması

Okumaya devam et

Paylaşın:

Bir fikri satmak

selling your ideasBir şeyleri ilk kez yapıyor olmak hem çok özeldir hemde risklidir. Riski, henüz o işin bir adının olmaması ve başkaları için bir anlam ifade etmemesidir. Benim en büyük şansım ya da şanssızlığım bir çok ilk’in içinde bulunmak oldu. Eposta’da neymiş deyip faksa sarılanlarıda gördüm, kredi kartının sanal’ı mı olurmuş diyenleri de.

Aslında iyi olan bir fikir ya da uygulama ilk çıktığında da aynı değerde ama birilerini ikna edene kadar ki bu ikna süreci sizin çalıştığınız yerde günlerce sürebilir, patronun akşam içki masasında arkadaşlarından birinin söylemesi üzerine olabiliyor.

Belki eleştiriyorum ama benimde ayıbım var: Türkiye’de ilk kez cep telefonları için logo-melodi üreten firma gelip, projesini anlatıp ödeme altyapısı istediklerinde vazgeçirmeye çalışmıştım. Kim cep telefonuna melodi almak isterdi ki? Biz ödeme altyapısı verdikten 15 gün sonra işlem yoğunluğundan sistemlerimiz kitlenmişti. Şimdi Türkiyede birkaç yüz milyon dolarlık bir pazar halini alan bir iş haline geldi.

Aslında burada çok komik bulduğum bir şey var:

Birileri bir şeylerin yanlış olduğunu düşünür ama nedenini bilmezler yada uydururular. Bu tip durumlar kurum yada organizasyonun ilerleyişi adına birileri tarafından zaruri olarak nitelendirilirken birileri tarafından saçma olarak görülür.

Siz olmayan ve iyi olacağını düşündüğünüz bir şey için malzeme toplar savunma yaparsanız, karşınızdaki sizin savlarınızı bazen mantıklı bazen demagoji ile red eder. Çoğu zaman bunun sebebi başkasının fikrini yapmaya olan isteksizliktir. Herkes kendi fikrinin peşinden gelinmesini ve bu süper, güzel fikrin herkesçe kabullenilmesini bekler. Ama herkeste aynı düşünce olunca hiç kimse hiçbir yere gitmez.

Şimdi iyi bir fikriniz varsa ve bunun çeşitli sebeplerle ilgi çekmeyeceğini kabul edilmeyeceğini düşünüyorsanız bir puzzle çözdüğünüzü düşünün. Yani fikrinizi parçalara ayırın ve bütünsel olarak değerlendirmeye çalışın; (aslında buna iş planı deniliyor ama ben basitçe anlatacağım) pazarlaması, kurulması, insan kaynakları, finans, demirbaş, yatırım vb. konuları tek tek ele alarak bir çalışma hazırlayın ve fikrinizi ancak bu çalışma sonucunda elde edilecek faydaları belirledikten sonra sunun.

Bir fikri kabul ettirmenin yolu “Ben bu işten ne kazanacağım?” sorusunu sürekli soran bir beyni ikna edebilmekten geçer. “Bir şey kazanılmayacaksa yatırım aptallıktır” Bu yüzden öncelikle şirketin ve kurumun ihtiyacına yönelik fikirler desteklenir. Daha çok müşteri edinmek, prestij, bayi sayısını artırmak, kar artırmak, maliyetleri düşürmek vb.

İyi bir fikrin heyecanına kapılıp üzerinde iyice düşünmeden birilerine aktarıyor olmak fikrin hayata geçmesini riske atar. Çünkü her zaman eğilim söyleneni eleştirme ya da irdeleme yönündedir. Çoğu zaman ilk intiba, görüş sonrasına çok etki edecektir. Bu yüzden “doğru zamanda doğru şekilde” davranmak gerekir. Fikrinize birilerini ikna edeceğinize siz ikna olana kadar yer altında çalışmalarınızı sürdürün.

Bir diğer durum sizin iyi fikrinizin başkalarında uyandıracağı yada onlara vereceği ilhamla ortaya çıkacak yeni fikirlerdir. Bu yeni fikri tetikleyen sizsinizdir ama her zaman yeni fikrin sahibi önemlidir.

Paylaşın:

Internet koptuğunda ne yapılır?

Artık o kadar internete alıştık ki bazen internet erişimi gittiğinde sudan çıkmış balığa dönüyoruz. Hatta iş yapmayı bırakanlar, morali bozulanlar, artık hiçbir şey yapamam diye düşünenler oldukça fazla.

Eğer internet erişiminizde bir problem varsa işe yarar neler yapılabilir

1. Sık kullanılanlarınıza(bookmarks-favorites) göz atın ve temizleyin. Hatta belirli kategoriler yaratarak sık kullanılanlarınızı belirli konularda bir araya getirin.

2. Kullanmadığınız programları silin. Sabit diskinizde yer olsa bile fazladan ve kullanılmayan programlar bilgisayar performasını olumsuz etkilerler.

3. Bilgisayarınızın monitörünü, gövdesini, klavye ve farenizi temizleyin. Mümkünse elektrik süpürgesi ile klavye arasına giren pislikleri ve eğer açmışsanız bilgisayar kasanızın içini temizleyebilirsiniz. Nemli bir bez ile monitörünüzü silebilirsiniz.

4. Word, Excel, Powerpoint gibi programlarda yapmanız gereken işleri yapın.(Blogunuzu yazın) Hatta şimdiden internet giderse ne yazacağınızı planlayın.

5. Virüs taraması yapın.

6. Kullandığınız bilgisayarın bir gün bozulacağını düşünerek bilgisayarınızdaki dosyaların yedeklerini alabilir, CD’lere kaydedip saklayabilirsiniz.

7. Okumanız gereken ama fırsat bulamadığınız dokümanları, e-posta mesajlarınızı okuyun. Eğer offline bilgisayarınızda duruyorlarsa.

8. Fotoğraf makinesi, iPod yada kamera gibi bilgisayarınıza bağlayabildiğiniz cihazları keşfedin.

9. Adres defterinizi düzenleyin

10. Paint yada Photoshop programını açıp resimlerle oynayabilirsiniz.

11. Takın bir müzik ya da film cd’si keyfinize bakın.

12. Bu tip durumlar için daha önceden ayarladığınız e-kitabı okumaya başlayın.

13. Eğer yukarıda bahsi geçen herşeyi yaptıysanız artık oyun oynayabilirsiniz.

14. Bilgisayardan uzaklaşmak için bir fırsat oldu diyorsanız hemen dışarı çıkın ve biraz gezin.

Paylaşın:

Blogumun daha fazla okunmasını nasıl sağlarım?

blog content3Sürekli soruyorlar, bilmiyorum diyorum, bilsem ben yaparım diyorum inanmıyorlar. Bende herrkes gibi yazılar yazıyorum, yorumlar alıyorum, yorum yapıyorum. Ama bir şekilde her uygulamanın doğasında olduğu gibi durağan bir noktaya gelineceğini de biliyorum. Bu yüzden hedeflerimden birisi de blog’larımı daha fazla nasıl okutabileceğimin yollarını bulmak. Eğer doğru bir şey yaptığımızı düşünüyorsak bundan daha fazla kişinin yararlanmasınıda sağlamaya çalışmalıyız.

Bu konuyu araştırdığımda bulduklarım şöyle;

1. Eğer sizinle aynı çizgide blog yazanları okur ve yorum bırakırsanız onlarda size yorum bırakacaklardır. Aslında hangi yazı olduğunu hatırlamıyorum ama bir yazıda “Siz birilerine yorum yazdığınızda o kişi kendisini sorumlu hissederek sizin bloğunuzu okuyor yada yorum yazıyor. ” demişti bir blogger arkadaşım. Eğer yorumunuz ilginç ise o blog yazarı sizin blog sayfanıza gelerek öncelikle sizi keşfetmeye çalışacaktır. Bu maddeyi Milliyet Blog içi olarak düşünmeyin, normal dış dünyadaki blogları düşünün lütfen. Diğer bloglara yorum bırakırken kendi blog adresinizi imza olarak bırakın.

2. Yazdığınız konularla ilgili internette yer alan forumlara üye olun ve yazılarınızın linkini forumda yer alanlarla paylaşın. Sakın sizle ilgili olmayan forumlarda bunu yapmayın.

3. Etkili başlıklar yazmak – Yazdığınız başlık ilginç ise onu okuyan yazınızı merak edip okumaya başlayacaktır. Ama başlığınız mutlaka içerik ile uyumlu olmalıdır.

4. Arkadaşlar – Tüm arkadaşlarınızın yazdığınız blog’dan haberi var mı? Size blogunuzla ilgili hiç eleştiri yada öneri getiriyorlar mı? Onları haberdar edin.

5. İnat – Birileri çok yazıyor, az okunuyorum vb. sebeplerle pes etmeyin. Siz yazmaya devam edin. Internet’in en güzel taraflaındna biryazdığınız yazı ile ilgilenen birini size herhangi bir zamanda ulaştırabilmesi.

6. Soru sormaya teşvik edin – Kendi konunuzla ilgili blogunuzdan sizesoru sorulmasını sağlamaya çalışın. Soru sorup yanıtını alan kişi tekrar blogunuzu ziyaret edecektir.

7. İşe yarayacak şeyler – İnsanların işine yarayacak şeyler yazmaya inanıyorum. Onlara yadımcı olacak yada açıklayıcı olacak bir şeyler. Internet kullanıcılarının en çok kullandıkları şey arama moorları. Demekki bir çok konuda bilgiye ihtiyaçları var. Umarım mesaj alınmıştır.

8. Kışkırtma – Benim tercih etmediğim ama düğnyada yaygın bir uygulama. Öyle bir yazı yazıyorsunuz ki herkes ya size saldırıyor yada birbirine giriyor. Fakat sonuç olarak herkes sizin yazınızı okumuş oluyor. Reklamın kötüsü olmaza inananlar için birebir.

9. Çok okunanı yazma – Benceciddi bir yanılgı çok okunan tarzda yazılar yazmak. Çünkü herkes bu taktiğin peşinde. Siz siz olun, kendinize özgün olun. Farklılıkla ve eksiklikleri tamamlayarak daha çok okunabilirsiniz.

10. Para bekleyerek yazmayın – Öncelikle trafiğinizi ve popülaritenizi atırmaya odaklanın. Para isteyebilmek için önce ciddi bir yer kapmak gerekiyor. Acaba siz olmasanız ne farkeder diye düşünün.

11. Abonelik – Okuyucularınızı (Milliyet Blog’da Blog Habercisi) abone olmaya teşvik edin. Kendi blogunuz vasa email adreslerini alın ve düzenli olarak yazılarınızı paylaşın.

12. İnsanlar bedavayı severler – Lokantanız varsa indirim, eğitmci iseniz bedava ders vb. birşeyler vererek blogunuzun kulakytan kulağa yayılmasını sağlayabilirsiniz.

13. Epostalarınızın altına adınızı yazıyorsanız bundan böyle blog adresinizide yazın. Böylece attığınız bir epostayı alan başkalarınada yönlendirirse otomatik reklamınız olmuş olur.

14. Anahtar kelimeler – Anahtar kelimeler bilgiye ihtiyacı olan kullanıcıların sizin yazınıza erişmek için kullanacakları kelimelerdir . Yazınız kadar anahtar kelimelerede vakit ayırın.

15. Kalite – Kalite her zaman çekicidir. İçeriğinizin kalitesi okuyucunuzu artırır.

16. Eposta gruplarına blog yazılarınızın linkini gönderin. Ama ilgili ilgisiz değil tabiki.

17. İnsanlar haberdar edilmekten hoşlanırlar. Unuttukları şeyleri hatırlatan yada onlara yadımcı olacak şeyler her zaman hoşlarına gider.

18. Düzenli yazın. Sizi okumaya alışanları hayal kırıklığına uğratmayın.

19. Kendi blogunuzla ilgili profesyonel yada tecrübeli blogger’ların düşüncelerine başvurun. Her şey bir söz ile başladı, unutmayın. . .

20. Sizin yazılarınızla ilgilenebilecek websitelerine bir tantım yazısı gönderin. Bloglarınıza link verebilirler.

21. Güncel olun.

Paylaşın:

Kendi ikonunu yarat!

MSN Messenger vb. yerlerde kullanacağınız profil resminizi kolay ve keyifli bir şekilde hazırlayabilirsiniz. Öncelikle Emotiyou sitesine gireceğiz.ana sayfada yer alan “Create My Emocotion” butonuna tıklayacağız. Gelen sayfada ikon olarak kullanmak istediğimiz resmi bilgisayarımızdan seçip sisteme yükleyeceğiz.

emo1

Yüklediğimiz resmin hangi kısmını profil resmimizde kullanmak için seçtikten sonra Next butonuna tıklayarak resmimize ilişkin animasyonu tanımlayacağız. Okumaya devam et

Paylaşın:

Bu sunucuda başka kimler var?

Bir web sitesinin bulunduğu sunucuda başka hangi sitelerin olduğunu bulmak isterseniz aşağıdaki yolu izleyebilirsiniz;

1- Öncelikle Command Prompt kutusunu açmanız gerekiyor

11

2- Sonra hangi sitenin sunucusunda olan siteleri görmek istiyorsanız o siteyi pinglemeniz gerekiyor.

22 Okumaya devam et

Paylaşın:

Bilgilerinizi koruyun

Eğer bilgisayarınızda sakladığınız veriler ve bilgiler önemliyse onları korumak içi stratejiler geliştirmek zorundasınız. güvenlikİşletim sistemleri ya da yazılımlar herhangi bir zarar gördüklerinde tekrar kurulabilirler ancak sizin ürettiğiniz bilgiler tektir ve gittiler mi geri dönüşü olmaz.

Bazı bilgilerinizi hem kaybetmek istemezsiniz hem de kimsenin görmesini istemezsiniz. (Kredi kartı numaranız, kimlik bilgileriniz vb.) Ayrıca şirket dokümanları, finansal bilgilerde hem saklanması hem de kimsenin görmemesi gereken bilgilerdir.

Sık sık yedekleyin

Düzenli olarak bilgisayarınızdaki verilerin yedeğini almanız gerekmektedir. İster CD’lere kaydedin ister External Hard Disk dediğimiz bilgisayara dışarıdan bağlanan hard disklerden edinin. Verilerininizin kapladığı yere yani kapasiteye göre belirleyebilirsiniz. Hangi sıklıkta derseniz? Hangi süre içerisinde yarattığınız veri sizi ciddi zarara sokacaksa o zamanı geçrmeyin. Yani bir günlük kayıp bile bizi mahveder diyorsanız günlük olarak yapacaksınız demektir. Hatta gmail’in yaklaşık 7 GB’lık kapasitesini dosyalarının bir kopyasını göndererek yedeklemek gördüm.

Dosya seviyesinde paylaşım güvenliği

Dosyalarınıza yada klasörlerinize verdiğiniz erişim haklarını sınırlayın. Hangi dosyalarınıza kimlerin erişim hakkı olup olmadığını öğrenin ve sınırlayın. Bir klasörün üzerinde mouse’unuzu sağ klikleyip Özellikler seçeneğini seçin. Açılan kutuda Paylaşım tabını göreceksiniz. Bu bölümden klasörü paylaşıma açabilir ya da paylaşımdaysa kapatabilirsiniz.

Şifre korumalı dokümanlar

Microsoft Office ve Adobe Acrobat uygulamaları şifre girmenize olanak verirler. Örneğin Microsoft Word için Araçlar | Opsiyonlar ve Güvenlik seçeneğini seçin. Bu bölümden dosyanıza şifre ekleyebirsiniz. WinZip gibi programlarla önce dosyanızı sıkıştırır sonra şifre ile koruyabilirsiniz.

Disk şifreleme

Öylecehard disk’e yazılan her veri önce şifrelenmekte ve okunacağı zaman şifre çözülmektedir. Bu uygulama önce hard disk’i ikiye ayırarak yapılır. Bir kısmını herkesin görebileceği şekilde eskisi gibi bırakırsınız. Hacker’ları aldatmak için. Diğer kısmı şifreler işlerinizi onun üzerinde halledersiniz.

PKI sistemi

Dijital sertifikalar bundan 9 yıl önce kredi kartlarının internetten ödemede kullanılması(SET) amacıyla pratik hayatımıza ilk kez girmişti. Bir veri ya da dokümana sadece dijital sertifika sahibinin erişimini garantileyen bir sistemdir.

Stenografi ile gizleme

Bir program ile mesajınızı bir resmin yada müzik dosyasının içine gömerek karşı tarafa iletmektir. Uzun süre istihbarat birimlerininde kullandığı bir tekniktir. Aynı programa sahip kişi gelen mesajı o programda açarak mesajı okumaktadır. http://www.stegoarchive.com/ adresinde software bölümünde bu konuda yüzlerce program bulabilirsiniz.

IP Güvenliği

Bazen network izleme yazılımları ile verileriniz transfer esnasına izlenebilir, okunabilir. Transfer esnasında veri güvenliği için Internet Protocol Security (IPsec) kullanılmalıdır. Tüm gönderen ve alan sistemlerin desteklediği bir yapıdır. Windows’ta öncelikle IPsec politikası oluşturmalı, authentication metodunu ve kullanılacak IP filtrelerinin belirlenmesi gerekir. TCP/IP Ayarları bölümündeki opsiyonlar bölümünden yapılabilir. Bir uzman ile yapılmasında fayda vardır.

Güvenli kablosuz iletişim

Kablosuz erişim kullanıyorsanız verilerinizi görmek isteyen birisi eğer kablosuz erişiminizi güvenli olarak düzenlemediyseniz bilgilerinize erişebilir. Burada önerilen Wi-Fi Protected Access (WPA) dir.

Kullanıcı hakları yönetimi

Eğer kurum içinde kimin nereeye erişebileceğini merkezi bir sistem üzerinden kontrol edebilecek bir sistem kurarsanız birçok konuda rahatlarsınız. Hala bir çok yerde kullanılan Lotus Notes’da gönderilen dokümanı kimin sadece okuyabileceğini, kimin değiştirip kimin değiştiremeyeceğini yönetebildiğiniz bir uygulama olarak oldukça yaygındı.

Paylaşın: