Aynı anda birden fazla iş vermek ya da yapmaya çalışmak Hepimizi bildiği gibi araba kullanırken cep telefonu ile konuşmanın yasak olmasının sebebi aynı anda 2 iş yapmaya çalışırken kazaya sebebiyet vermemizi önlemektir. Hatta bazen bayanların araba kullanırken hem telefonla konuşmalarına hem de aynada makyajları ile uğraşmalarına tanık oluyorum.
Yapılan çalışmalarda email ve telefon ile işi bölünenlerin IQ’larında [...]
Politikacılar varsayımlarına dayalı cevap vermeleri gereken sorulardan korkarlar. Aynı şey gerek proje yöneticileri gerekse diğer yönetim kademeleri içinde oldukça korkutucudur. Neden korkutucudur? “Muhtemelen böyle olacaktır?” ya da “Tahminimce şunu yapmak lazım” gibi sözler neden korkutur insanları?
“Bir dakika” dedi öfkeyle Fırat. “Eğer hafızamı kaybetmediysem yada delirmediysem geçen hafta tüm malların elimizde olacağını söylemiştin”
“Evet” dedi Serkan. “Ancak gümrükte bir aksilik olmayacağını düşünerek söylemiştim. Fakat şimdi anlıyorum ki her türlü kötü olasılığı dikkate alarak size bilgi vermeliymişim.”
“Doğrusu bu” dedi Fırat. “Böylece beni yanıltmamış olursun ve diğer işlerimizde aksamaz”
Serkan, bir soruya cevap vermenin kendi varsayımına dayanmasının ne kadar zor olduğunu düşünüyordu. Eğer A, B, C olursa ve D, E, F koşulları gerçekleşmezse şu zamanda şunu yapabilirim gibi bir cevap üretmek gerçekten çok zordu. Özetlemek gerekirse “belirli şartlar altında belirli şeyleri gerçekleştirmek” taahhüdü vermek oldukça zordur.
Bu tipteki sorular genellikle konuşma esnasında ortaya çıkarlar ve sizi “Varsayımsal Yanıt” vermeye zorladığı için cevaplamak yukarıda dediğim gibi tehlikeli olabilir. Bu tipte sorulara yazılı cevap vermek bazen güvenli olabilir. Yani toplantılarda ya da birebir görüşmelerde biraz zaman isteyip cevabınızı daha sonra vermeniz çok daha doğru olacaktır.
Birden ve kesin cevap vermenin sakıncaları şunlardır;
Artık Bizans’ta yaşamıyoruz.
Yani artık koşullar eskisi gibi değil, değişti. Bu yüzden kesin cevap vermeniz hem kendinizi kandırmak hem de karşınızdakini yanıltmak anlamına gelecektir. Ayrıca kendi uzmanlığınızda olmayan, bilmediğiniz bir konuda konuşmanız ve taahhüt vermeniz doğru olmayacaktır.
Devamını okumak için tıklayınız
Eğer yöneticiniz bir “mikro yönetici” ise hayatınız çekilmez diyerek sizlere bu durumda ne yapılabileceğini anlatan bir yazı* yazmıştım. Ama farkettim ki işin diğer tarafını atlamışım. Ya siz bir “mikro yöneticisi” iseniz ne yapacaksınız?
Aslında her yönetici şirketi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeye çalışır. Fakat bunu yaparken çalışanlarının mutsuz olduğunu hissediyorsa tavırlarının ya da yaptıklarının doğru olmadığının farkındadır diyebiliriz. Eğer herkesi mutlu biliyor ve yanılıyorsa işte o başka bir yazı konusu. Eğer farkındaysa yolunu değiştirmesi gerektiğini bilir.
Yöneticilere sorarsanız aslında asla ve asla “mikro yönetici” olmadıklarını söyleyeceklerdir. Bazı alçakgönüllüler bazen ve bazı kişilere karşı böyle bir hata yapabileceğini söyleyecektir. İşte bu noktada kendinizin bir mikro yönetici olup olmadığını anlayabilmeniz için şunlara dikkat edebilirsiniz;
-
Birine bir iş verdiğinizde güçlü bir şekilde nasıl yapılacağını anlatma ya da mutlaka yapılanı onaylama ihtiyacı duyuyor musunuz?
-
Herkesin neyi ne kadar yaptığından emin olduğunuzu ve düşüncelerinizi onlara belli etmediğinizi düşünüyor musunuz?
-
Yapıcı bir müdahale yapmadan önce sürekli işleri sorguluyor musunuz? Hatalara karşı durumu tam olarak kayvrayamamanıza rağmen tepkisel yaklaşıyor musunuz?
-
Size gönderilen bir şeyleri, sizin onayınız gerekmesine rağmen sürekli erteliyor ve geciktiriyor musunuz?
İşte bu soruların bir yada birden fazlasına evet diyorsanız ACİLEN DEĞİŞMELİSİNİZ
Eğer çalıştırdığınız kişiler gerçekten bilgisiz ve beceriksiz ise yukarıdaki bazı maddelerde haklı olabilirsiniz. Ama bu noktada problem başkadır. Bu çalışanlara yönelik olarak eğitim, transfer, yer değiştirme, başka iş verme gibi yöntemlere gitmeniz gerekir. Yani sizi mikro yönetime mecbur eden etkenleri değiştirmelisiniz.
Eğer mikro yönetici olmak ya da böyle algılanmak istemiyorsanız;
Devamını okumak için tıklayınız
Proje Yönetimi konusunda uzun bir süredir eğitimler veriyorum. Bu eğitimlerim esnasında hem katılımcıların iyi-kötü yaşadıklarını öğrenme fırsatı buluyorum hem de benim bildiğim başarı ve başarısızlık öykülerini paylaşmaya çalışıyorum.
Başarı hikayeleri verim artışı, zaman ve para kazancı sağlarken, başarısızlık öyküleri de aynı hataların tekrarlanmamasını sağlayarak yol gösterici rol oynuyor. Bu konuda aşağıda verdiğim 2 örneğe göz atabilirsiniz.
Eğer sizler [...]
Sürekli bir arada olmayan bir ekibi yönetmek zordur. Böyle bir ekip ile çalışıyorsanız net bir
proje vizyonuna, iyi bir iletişime, motivasyon stratejilerine ve bireysel farklılıkların farkındalığına ihtiyacınız var demektir. Artık bir çok projede farklı departmanlarla ve 3. partilerle çalışıyoruz yani proje ekibi farklı lokasyonlarda yer alıyorlar. Böyle bir çalışmada işe yarayacak birkaç ipucu vermek istiyorum;
1. Çatışmaların ya da anlaşmazlıkların etkin çözümlenmesi
Ekibin birbiri ile konuşması konusunda cesaretlendirmeniz gerekir. Bu tip dağınık ekiplerdeki en büyük problem birileri arasındaki problemin konuşulmadan büyümesi ya da olan bitenden sizin haberinizin olmamasıdır. Olası anlaşmazlıkları profesyonelce yönetmek herkesin sorumluluğundadır ki anlaşmazlıkların her zaman kötü sonuçlar doğuracağını da söylemek gerçekçi olmayacaktır. Her hangi bir anlaşmazlığa müdahale edebilmeniz için öncelikle o anlaşmazlıktan haberdar olmanız gerekir. Bu yüzden ekibinizi olası anlaşmazlıklarda sizi bilgilendirmeleri ve/veya profesyonel bir biçimde sorunu çözmeleri konusunda cesaretlendirmeniz gerekir. Bazı anlaşmazlıkların ekip içinde çözülmeleri daha uygundur. Bu yüzden her şeye müdahale etmenizi önermiyorum.
Devamını okumak için tıklayınız