Verdiğim danışmanlık ve eğitimleri görmek için tıklayınız
Powered by MaxBlogPress 

İyi bir uyku için yapmanız gerekenler

Eğer uyku problemi çekiyorsanız, yani uyuyamıyor, sık sık uyanıyor, sabahları kendinizi dinlenmiş hissetmiyorsanız uyku miktarınızı ve kalitenizi yükseltmeniz gerekir.

Yatmadan önce birşeyler atıştırmayın. Özellikle şeker ve karbonhidrat içeren şeyleri. Eğer böyle yaparsanız uykuda iken kan şekeriniz düşecek (hypoglycemia) ve uyuyamıyabileceksiniz.

Olabildiğince karanlıkta uyumaya çalışın. Eğer odada ışık olursa 24 saatlik vücut ritminizi, melatonin** ve seratonin* üretiminizi bozabilir. Hatta banyoya gittiğinizde eğer mümkünse ışığı açmayın. Eğer birden ışık açarsanız bu uyumanız için gereken melotoninin üretiminin durmasına yol açabilir.

Yatağınızın karşısında TV olmasın. (Hatta becerebilsek tüm evimizden çıkarabilsek çok daha iyi olacak.) TV, beyninizi sürekli uyardığı için uyumanızı geciktirecektir.

Eğer ayaklarınız üşüyor yada soğuksa çorapla yatın. Eğer dolaşımınızda bir zayıflık varsa vücudunuzda soğuğu ilk önce ayaklarınız algılar. Hatta bunun gece sık uyanmalarla ilgisi olduğu yönünde iddialar mevcut.

Sizi rahatlatacak bir şeyler okuyup, dinleyin. Sakın kafanızı kurcalayacak, beyninizi yoracak şeyler olmasın.

Günlük tutun. Yatmadan önce kafanızdaki ve o gün yaşadığınız herşeyi günlüğünüze yazarak, kafanız boş ve rahat bir biçimde yatabilirsiniz.

Olabildiğince erken yatın – Özellikle adrenalin, kendini yenileme ve yüklemeyi gece 23:00 ile 01:00 arasında yapmakta. Aynı saatlerde toksinlerde salınmaktadır. Eğer o saatlerde uyanıksanız toksinler tekrar dolaşım sisteminize girmekte ve sağlınıza zarar vermektedir. Güneş battıktan kısa bir süre sonra uyumak oldukça sağlıklı bir yöntemdir.

Yatak odanızda elektromanyetik şeyler bulundurmayın. Özellikle cep telefonunuzu odanızın dışında bırakın. Elektromanyetik alan serotonin ve melotonin sagılanamasını azaltırlar.

Yatak odanızın ısısı 21-22 dereceyi geçmemeli. Küçük bir termometre alarak odanıza koyabilirsiniz. Çok sıcak odalar uyumayı zorlaştırır.

Yatmadan en az 3 saat önce akşam yemeğinizi yemiş olmalısınız. Böylelikle melatonin ve serotonin üretimini artırmış olursunuz.

Birkaç meyva yemek Tryptophan, “Calming chemical” rahatlatıcı kimyasal adı verilen serotonin maddesini beynin salgılamasını sağlar.

Kullandığınız ilaçların prospektüslerini mutlaka okuyun. Uyarıcı etkisi olan ilaçlar uyumanızı engelleyebilir.

Kafein almayın. Bazı bünyeler kafeinden geçde olsa etkilenmektedir. Yani değil yatmadan önce öğleden sonra içilen bir kahve bile uykunuzu kaçırmaya yetebilir.

Saat vb. cihazları yatağınızdan en az 2 metre uzağa taşıyın. Saati özellikle göremeyeceğiniz bir yere koyun.

Alkolden kaçının. Alkolün uyuşturucu etkisi geçtiğinde uykuya dalmak zorlaşır. Ayrıca alkol derin uykuya geçmenizi engeller.

Kilo verin. Fazla kilo gece uykularını olumsuz etkiler .

Hassas olduğunuz yada sizi olumsuz etkileyen gıdalardan uzak durun. Ör. Gaz yapan yada mideağrısı yapan diye örnek verebilirim.

Yatağa girmeden en az 2 saat önce son sıvıyı alın. Böylelikle tuvalet ihtiyacınızı yani gece uyku ortasında kalkmayı minimize etmiş olursunuz.

Yatmadan önce sıcak bir duş alın. Unutmayın çok sıcak su-buhar beyninize zarar verebilir.

Uyku saatinizi değiştirmeyin. Hergün ve hatta haftasonları bile yatma ve kalkma saatlerinizde düzenli olun. Böylelikle vücudunuzun uyku ritmini yakalamasını sağlamış olacaksınız.

Düzenli egzersiz yapın. Hergün 30 dakika egzersiz iyi bir uykuya yardımcı olacaktır. Yatmaya yakın yaparsanız uykunuzu kaçıracaktır. En iyisi sabah yapılan egzersizdir.

Diyelim ki uykunuzu bir düzene oturttunuz. Şimdi sıra sabahları kendinizi uyandıktan sonra iyi hissetmekte.

*Serotonin uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı istekleri ve iştahı düzenler. Düşük serotonin miktarı, sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine yolaçabilir. Vücuttaki serotonin miktarını arttırmanın yollarından birisi, şeker ve karbonhidrat açısından zengin yiyecekler yemektir.

**Melotonin – uyku hormonu

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%

RSS’lerinizi temiz tutmanın yolları

RSS beslemeleri ilk kullanmaya başladığım zamanı hatırlamıyorum bile. ama o dönemlerde hemen hemen hiç kullanılmıyordu ve bakıldığında kullanıcı artış hızı çok yavaştı.  Bugün bir blog, sosyal ağ, video paylaşım vb. bir çok site RSS ile takip ediliyor.

Artık sadece RSS okuyucu kullanmak değil bu okuyucuyu yönetmekte çok önemli bir hale geldi. Özellikle kendi belirlediğiniz anahtar kelimelerle filtrelediğiniz içeriği takip edebilmek yüzlerce içerik arasından ihtiyacınız olana hızlıca ulaşmak artık çok önemli.

FeedWeaver

Feedweaver RSS’lerini özelleştirmede kullanabileceğiniz basit bir araç. İstediğiniz anahtar kelime ile izleyebileceğiniz 20 tane siteyi tek bir besleme şeklinde saklayabiliyorsunuz.

Aşağıdaki ekranda bir örnek görülebilmekte. Eğer demoyu görmek isterseniz siteye girin Demo linkine tıklayın kullanıcı adı  “demo” ve şifre “1234″ yazarak giriş yapabilirsiniz.

Feed Rinse

Feed Rinse ise RSS spam filtresi. Aynı şekilde belirlediğiniz anahtar kelimelere göre takip yapmanızı sağlıyor.

Bu sistemde düzenleyeceğiniz bir bookmarklet ile otomatik olarak bu takibinize bir siteyi otomatikman ekleyebilirsiniz.

Aşağıda uygulamayı görebilirsiniz;

Feedscrub uygulaması da yukarıdaki iki uygulamaya benzer BETA aşamasında bir uygulama.

Kaynak:makeuseof

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Çok dilli gazete: Takvim-i Vakayi

Bundan tam 175 yıl önce Osmanlı Türkçesi dışında Arapça, Ermenice, Farsça, Fransızca, Rumca baskıları da olan Takvim-i Vakayi gazetesi yayınlanmaya başladı.

1828′de Mısır’da Vekayi-i Mısriyye yayınlanmaya başlamıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından Türkçe ve Arapça olarak bastırılan bu yayın organı Mısır’ın Osmanlı Devleti’ne karşı etkin bir propaganda aracı olarak meydana çıkmıştı. Sultan II. Mahmut ve Bab-ı Âli, yürütmekte oldukları merkeziyetçi reformlar çerçevesinde devlet idaresinin sesini daha etkin olarak duyurabilmek amacıyla resmî bir gazetenin yayınlanmasını gerekli bulmaktaydılar. Bu amaçla, daha önceden İzmir’de yerel Fransızca gazete yayınlamış olan Alexandre Blacque ile anlaşmak suretiyle resmî bir gazete çıkarma kararı alındı. 11 Kasım 1831′de Takvim-i Vakayi yayın hayatına girdi.

Takvim-i Vakayi, Osmanlı Devleti sınırları dahilinde 1831′de yayınlanmaya başlanan bir Osmanlı Türk gazetesidir.

Haftalık olarak yayınlanan ve Osmanlı Türkçesi dışında Arapça, Ermenice, Farsça, Fransızca, Rumca baskıları da yayımlanan bir gazeteydi. Resmî ilânlar ve gayrı resmî duyurular dışında, iç ve dış gelişmelere ilişkin haberler de basılmaktaydı.

Takvim-i Vekayi resmî bir gazete olması dolayısıyla makaleler esas olarak devletin görüşlerini yansıtıyordu. 1860′tan itibaren sadece resmî duyurular ve kabul edilen yasa metinleri yayınlanır oldu.

II. Abdülhamit devrinin büyük bir kısmında Takvim-i Vakayi yayınlanmadı. İlk yayın kesintisi 1878 yılında oldu ve bu ara 1891′e değin sürdü. 1891′de yeniden çıkmaya başlayan Takvim-i Vakayi’nin basımı 1892′de yeniden durduruldu. 1908 Jön Türk İhtilâli sonrasında yeniden yayın hayatına girdi.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Takvim-i Vakayi’nin görevini Resmî Gazete devraldı.

Hem Resmi Gazete’nin geçmişini sizlerle paylaşmak istedim hemde çok kültürlü, çok dilli bir gazetenin yaklaşık 200 yıl önce yayınlanmasına rağmen bugün sadece birkaç gazetenin sadece İngilizce baskı yapmasına dikkat çekmek istedim.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Takvim-i_Vekayi

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Cep Telefonu Etiği

Bir düğünde ya da cenazede, iş görüşmesinde, sinemada, kütüphanede ya da uçakta birden bir cep telefonu çalar ve işte o an telefonu çalan kişi panikle kapatmayı unuttuğu telefonunu bulur ve kapatır. (Aslında bazen pişkinler çıkıp telefonu açıp konuşmaya başlamıyorlar değil)

Amerika’da benim bildiğim tiyatro ve müzelerde telefonu açık unutma cezası 50 dolar civarında. Bazı yerlerde de kurulan otomatik sistemlerle cep telefonunuz deaktive ediliyor.

Aslında benim dikkat çekmek istediğim şey şu:

Bütün gün sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, asansörlerde, dolmuşlarda, işyerinde ve bilimum yerlerde yüksek sesle telefonuyla konuşan insanları dinlemek zorunda mıyız?

Teknolojik değişimler sosyal değişimlere yol açıyor ama her zaman adaptasyonda güçlük yaşanıyor. Cep telefonları ile yüksek sesle her yerde konuşanlar kişisel yada gizli bilgilerini yüksek sesle dile getirmekten yada başkalaının bunları duymasından çekinmiyorlar.

İnanıyorum ki bu görmemişliğin getirdiği gürültü yavaş yavaş azalacak ve insanlar cep telefonlarını etik kurallar çevresinde kullanacaklar. Hatta bu tip teknolojik cihazlar insanları tembelleştirdiği gibi çevrelerindeki insanlara karşıda duyarsızlaştırıyor.

Gartner Group’un yaptığı bir çalışma 2009 yılında dünya çapında 1 milyaradet cep telefonunun satılacağını gösteriyor. Gürültününde bu oranda artacağını düşünebilirsiniz. Bozulan sinirler, moraller ve tabiki trafik kazalarıda o oranda artacak. YineAmerika’da yapılan bir araştırmada sürücülerin %3’ünün araba kulanrken telefon ile konuştuğu saptanmış. Bence bu oran Türkiye’de %80’ler civarında. Kullanmayanlarda yeni trafiğe çıkmış direksiyonu bırakamayan acemiler diye tahmin ediyorum. Onlarda biraz palazlanınca konuşmaya başlıyorlar.

Cep telefonu kullanan herkes gelişmek zorunda. Belkide herkes telefonunu titreşime geçirerek bir başlangıç yapılabilir.

O zaman cep telefonu olan biri olarak neleri yapalım neleri yapmayalım;

Yapılmayacaklar

1. Bir toplantı, iş görüşmesi, seminer esnasında kişisel arama yapmayın ve kabul etmeyin.

2. Konuşurken çevrenizdeki insanlardan en az 10 adım uzaklaşın.

3. Asansör, kütüphane, tiyatro, müze, restaurant, mezarlık, dişi hekimi vedoktor beklemesalonlarında, hastahane vb. kamuya açık veinsanları rahatsız edebileceğiniz alanlarda cep telefonunuzla konuşmayın. (Ki tuvaletlerde bağıra bağıra konuşanlara o kadar çok rastlıyorum ki)

4. Konsantrasyonu yada dikkati bozacak çirkinlikte ve yüksek seste melodiler kullanmayın.

5. Biriyle konuşurken, alışveriş yaparken, araba kullanırken(araç kitiniz yoksa), bankada işlem yaparken konuşmayın. Aynı anda hem telefonunuzla konuşup hemdeişinizi yapmayın.

6.İş görüşmelerinizi yaparken gizli bilgileri yüksek sesle konuşmayın.

Yapılacaklar

1. Telefonunuzun sizin özel ve kişisel bir aracınız olduğunu unutmadan başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde taşıyın ve kullanın.

2. Arabada araç seti, gürültülü yerlerde kulaluk kullanın. Siz kendi sesinizi duyamasanızda karşı tarafın duyabileceğini unutmayın. Karşı tarafın bağırması sizinde bağırmanız gerektiğini göstermez unutmayın.

3. Sizi arayanlara konuşmak için uygun bir ortamda olmadığınızı açık yüreklilikle söyleyin yada telefonunuzu hemen kapatın.

4. Başkalarını rahatsız etmeyecek yerlerde konuşun. Arabanızı yolun kenarına çekerek aramanızı yapın.

5. Başkalarınında cep telefonu etik kurallarına uymaları konusunda uyarın. Birbirimizi eğitmek zorundayız.

6. Cep telefonunuzun melodisini duyabileceğiniz seviyede tutun yada titreşime alın.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:D [1.8.1_1037]
Rating: -1 (from 1 vote)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Bebeğinizin konuşmasına destek olun!

Bebekler ilk dönemlerinden itibaren hareketler, bağırmalar ve ağlamalarla size mesajlarını iletmeye başlarlar. Ve siz onların bu mesajlarını ne kadar iyi anlayıp yanıt verebilirseniz iletişim becerileri o kadar iyi gelişir.

Çocuğunuz keyif aldığında ya da bir şey istediğinde neler yaptığını izlemeye ve anlamaya başlıyorsunuz. Ağlamalarının nedenini çözümleyip gereken aksiyonu alıyorsunuz. Ve her geçen gün artan tecrübenizle çocuğunuzu okumaya yani tam anlamıyla anlamaya başlıyorsunuz.

Bebeklerin reaksiyonları yetişkinlere göre doğal olarak yavaş. Bu yüzden ”dinlemek” dediğimizde onun yavaş bir şekilde size bir şeyler anlattığını, sizin kadar hızlı olmadığını unutmamanız gerekiyor. Ama çocuğunuzun demek istediklerinin tamamını da anlamıyorsanız üzülmeyin ve paniklemeyin.

Ve tabiki sıra konuşmaya gelecek. Çocuğunuzun konuşma gelişimine katkıda bulunmak istiyorsanız şunları yapmalısınız;

1. Her ağlamasına mutlaka yanıt verin – İlk iletişimini ağlayarak kurmasını öğrensin. (Burada ağlama derken çığlık vb. çıkardığı sesleride kastediyorum) Siz yanıt verdikçe bebeğiniz onunla ilgilenildiğini öğrenecek, kendini güvende hissedecektir.

2. Onunla sohbet edin – Çoğu zaman size doğru boş gözlerle bakarlar ya da dalar giderler. Siz bu noktada onunla mutlaka konuşun. Bir şeyler söyleyin ve size tepki verip vermediğini izleyin. En azından nasıl konuşulduğunu ve nasıl yanıt alabileceklerini görecekler.

3. Onunla normal yetişkin bir insanmış gibi doğal konuşun – Öncelikle temel ve anlaşılır dili öğrenecekler unutmayın. Ve özellikle konuşmadan önce sizin söylediklerinizi anlamayı öğrenecekler. Eğer çok konuşulan bir ortamda olurlarsa konuşmaya başlamalarıda o kadar çabuk olacak. Onunla ne kadar çok konuşur ve onu dinlerseniz o kadar çabuk konuşacaktır. Onlar en başta doğru konuşamayacaklar ve zaman içerisinde dillerini geliştirecekler.

4. Dilini geliştirmeye çalışın ve yaptıklarını ona açıklayın – Örneğin çocuğunuz burnuna dokunduğunda “Bu benim burnum. Şimdi ona elimle dokunuyorum” diye bir açıklama getirebilirsiniz. Kapı sesine irkildiğinde “Bu duyduğun ses kapının açılma sesiydi. Baban odaya girdi.” diyebilirsiniz.

5.Bebeğinize onunla ne yaptığınızı anlatın – Belki sizi anlamayacaktır ama sizin sesinize ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca her konuşmanız onun için bir deneyimdir. Sizin ona yaptığınız konuşmaların tekrarı arttıkça oda bu şekilde konuşmayı öğrenecektir. Onu kucağınıza almadan önce “Şimdi seni kucağıma alacağım” ya da yatırırken “Şimdi seni yatağına rahat rahat uyuman için yatırıyorum” diyebilirsiniz.

6. Ona kendinizle ilgili şeylerden bahsedebilirsiniz. – Örneğin onun yanında yemek hazırlıyorsanız “Şimdi havuçları rendeledim, salatalıkları soyuyorum, böylelikle cacık hazır oldu… gibi yaptıklarınızı anlatarak deneyimini geliştirebilirsiniz.

7. Şarkı söyleyin, hikaye anlatın – Şarkılar ve hikayeler konuşmaya başlangıcın en önemli unsurlarından biridir. Çünük tekrar edilirler ve böylelikle dilin gelişimini hızlandırırlar. Şarkılar yada parmak hareketleri öğrenmeyi hem keyifli hale getirirler hemde çabuklaştırırlar.

8. Kitap okuyun – Artık bir sürü çocuk kitabı var. Hemde renkli ve resimli olarak. Çocuklar kitaptaki renk ve resimlere bakarlar ancak birde sesli olarak kitap onlara okunursa işte o zaman göz ve kulak koordinasyonu ile öğrenmeleri hızlanır. Bazı bebekler yerde yatıp dakikalarca kitapların sayfalarını çevirip bakmaktadırlar. Okumanın sihirli bir yaşı yoktur. Becerebildikleri ve bunu istediklerinde okuyabilecekler.

Ayrıca sizde çocuklarınıza fotoğraflarınızdan oluşan kitaplar hazırlayabilirsiniz. Böylece hem geçmişinizi yazılı hale getirmiş olursunuz hemde çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunmuş olursunuz.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%