Verdiğim danışmanlık ve eğitimleri görmek için tıklayınız
Powered by MaxBlogPress 

Savaşların Geleceği

Askeri teknolojiler ilerledikçe televizyonda izlediğimiz bilim kurgu ve çizgi filmler(özellikle Voltron) giderek gerçek oluyor. Bunn son örneği URV yada Unmanned Robot Vehicle yani Robot Savaşçı.

Gerçekten korkutucu. URV önünde bulunan lazer radar ile Amerikan bilim kurgu filmlerindeki gibi karşısına gelen cisimleri yukarıdan aşağıya tarayarak tanımlıyor.

Aslında bu gelecekte savaşmak için insanların değil robotların kullanılacağının ilk göstergeleri muhtemelen. Gerçi bomba imha, pilotsuz uçak vb. birçok uygulama gerek gerçek savaş ortamlarında(Irak Savaşı vb.) gerekse laboratuvar ve fuarlarda zaten sergilenmekte. 

“Robotlar acımadan insan öldürecekler, merhamet diye bir kavramları olmayacak ve parçalanan bir robotun ailesine haber vermek gerekmeyecek” gibi durumu dramatize etmekte mümkün.

Amerikan Ordusu sanki mevcut hali ile yeterince katliam yapamıyormuş yada ileride yapamayacakmışcasına robotik silahları geliştirmeye devam ediyor. Bugün Afganistan ve Irak’ta pilotsuz uçaklarından(Unmanned Air Vehicles – UAV) Cehennem Ateşi (Hellfire) denen füzeleri atıyorlar.

Teknoloji mühimmatında(cephanenin) daoğasını değiştiriyor haliyle. Artık bildiğimiz havadaki oksijeni kullanan bombalar yerine kendi içinde oksijeni  taşıyarak imha gücünü kat be kat artıran thermobaric bomblar mevcut. Mikrodalga bombaları yada transient electromagnetic devices (TED) denen cihazlar ile tüm elektronik aletler durdurulabiliyor.

Uzay yeni savaş alanı olmuş durumda ve burada teknoloji kendi sınırlarını zorlamakta. Amerika’nın Yıldız Savaşlarına yönelik yatırımları(aynalar yardımı ile lazer ışınlarını yer yüzündeki yada uzaydaki hedeflere yönşlendirerek imha etme) fiyasko olsada uydular ciddi anlamda bir güç kaynağı. Katil uydular(Common Aero Vehicle – CAV) ile hiper hızda (3000 mil) saldırı ile diğer uyduların yok edilmesi çalışmaları sürüyor. Yine uzaydaki platformlardan 100 kg’lık tungsten çubukların fırlatılması ile saldırı yapılabiliyor.

Ayrıca nanoteknoloji’de hem silahları daha küçük ve etkili yapmakta hemde kişisel güvenlik ve medikal anlamda askerlerin yararına kullanılmakta. Teknolojinin insan yok etme konusundaki başarısı kullananları kurtarma konusundada başarı getiriyor. Amerika’lılar Vietnam’da her 3 yaralı askerden bir iölürken Irak’ta bu oran 8’te bire düşmüş durumda.

Bu işte en üzücü yan bence artık çok daha küçük grupların bile imha yada tahrip güçlerinin yüksek olması. 3-5 kişilik bir örgüt bile mevcut teknolojileri kullanaak çok ciddi zararlar verebilecek durumda. Teknoloji ok ve kılıç’ın yerini alarak artık birdüğmeye basmayla milyonlarca kişiyi öldürebilmeyi sağladı. 

Biyolojik silahlar tüm bunlara ek olarka diğer felaketlerden birisi. Ne üretmesi o kadar zor nede temin etmesi. Ancak ne varki bu zehirlere karşı kullanılacak ilaçlar sınırlı durumda. Çünkü bir biyolojik silah ancak kullanıldıktan sonra ona karşı ve ihtiyaç sayısına göre antidot üretilebiliyor.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

VN:F [1.8.3_1051]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
VN:F [1.8.3_1051]
Rating: 0 (from 0 votes)
Yazıyı pdf olarak gönder %error%

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>