Ogrenmenin en etkili yolu yaparak, yasayarak ogrenmektir. Kitapla, dersle, kursla, okuyarak, dinleyerek ogrenmek elbette mumkundur. Ancak bilen ve bildigini yapabilen bir ustanin yaninda calisarak, onu gozlemleyerek ve yaptiklarini ona onaylatarak ogrenmenin yerini hicbir sey tutamaz.

Ustalarin yaninda yetismek, ona ciraklik ederek ustalasmak caglar boyu bilinen ve uygulanan etkili bir ogrenme yontemidir. Ancak bu yontemin yine caglar boyu bilinen tipik bazi sorunlari vardir.

Bazi ustalar (deneyimli yoneticiler, birim mudurleri, egitimciler, danismanlar, sefler) ciraklarinin iyi yetiserek kendi islerini ellerinden alacagini, kendilerini yerlerinden edecegini dusunurler. Onlarin tam olarak yetismesini geciktirmek ve hatta engellemek isterler. Ne kadar olgunlasirlarsa olgunlassinlar asla kendi yerlerini alamayacaklarini iddia ederler. Cogu kez de bu endiseyle ya onlara olabildigince az sey ogretirler ya da onlara sert ve acimasiz davranirlar. Belki de pes edip, birakip kacmalarini beklerler.

Ciraklar (deneyimsiz yeni elemanlar, genc mezunlar) ise isi biraz ogrendiklerinde, ellerinden bir is gelmeye basladiginda ustalarini begenmemeye, onlari elestirmeye baslarlar. Isi cok daha iyi bildiklerini ve yapabileceklerini iddia etmeye baslarlar.

Bir taraftan kendi bilgi ve becerisini baskalarindan kiskanan ve sahip oldugu ustunlugu kaybetmekten korkan ustalar, diger taraftan ogrendikleri bir iki seyle kendini ustalasmis sayan ciraklar hemen her zaman birbirlerine kusku ile bakmislardir. Suphesiz birbirini anlayan, birbirlerine karsilikli faydalar saglayan, birlikte ogrenen ve kazanan ustalar ve ciraklar da coktur. Ancak nedense gelin-kaynana hikayeleri gibi usta-cirak hikayeleri de yaygindir.

Bazi ustalar, ciraklarin hep oyle kalmasini beklerler, mesleklerinin puf noktalarini ogretmemeye, gizlemeye calisirlar. Ciraklar da olabildigince isin sirlarini ogrenip bir an once kendi ayaklari ustunde durmayi ogrenmek isterler. Bu nedenle, karsilikli bir guvensizlik ortami soz konusudur. Ciraklar, isi biraz ogrendiklerinde kendilerine biraz guvendiklerinde ve ilk firsat bulduklarinda ayrilip kendi isini kurmaya bakarlar.

Bunun sonucu, isini tam bilmeyen, gercek ustaligi olmayan bircok kisinin ortada usta gecinip tam ve dogru olmayan isler yapmaya ve giderek isin degerini dusurmeye baslarlar. Bunun diger bir sonucu da ustalarin islerini gelistirme ve kurumsallastirma olanagini bulamamalaridir. Bircok kucuk girisim zayif cabalar icinde birbirinden kopuk, birbirine rakip is yapmaya, yasamlarini surdurmeye calismaktadir. Cogu da isin sahibi olan kisinin sagligina ve yasam suresine bagli olarak ayakta durmakta, sonra da kaybolup gitmektedir.

Bu konuda ilginc bir benzetme kavak agaci ile kabak cicegi ( ya da sirik fasulyesi) oykusu ile yapilir. Birincisi 20 yilda buyumus ve belirli bir boya ulasmistir. Digeri ise neredeyse o boya ilkbahar yaz aylarinda cok kisa bir surede gelmistir. Aralarindaki konusmada kabak cicegi kendini cok kisa surede cok hizli uzadigi icin over ve kavak agacini kucumser. Ancak mevsim degisip, havalar sogudugunda kabak ciceginin yapraklari dokulur ve olur. Biri cok hizli buyumustur. Ancak, kisa omurlu, yalnizca bir mevsimliktir, digeri ise guclu ve kalicidir.

Eski donemlerde belirli bir konudaki bilgi ve becerinin degeri uzun yillar ayni kalirdi. Bilgi ve beceri babadan ogula gecer, ayni sekilde uygulanir ve ayni degeri yaratirdi. Boylece belirli bir bilgiyle kusaklar boyunca guc ve para kazanma imkani bulunurdu. Gunumuzde ise belirli bir konudaki bilginin gecerliligi aylar, haftalar hatta gunler icinde kaybolmaktadir. Bu nedenle saklanan bilginin bir faydasi kalmamakta, son kullanma tarihi gecmis bilgi kimseye bir anlam ifade etmemektedir.

Ustalar, deneyimli insanlar, egitimciler ve yoneticiler yanlarinda calisanlara bilgi ve deneyimlerini aktarmali, onlari egitmeli ve kendilerine yetismelerine izin vermelidirler. Suphesiz bu sirada kendilerini yetistirmeye de devam etmelidirler. Ciraklar da bu ustalarinin degerini bilmeli, onlarla acik ve durust iletisim icinde ve karsilikli yarar saglayacak sekilde olabildigince cok bilgiyi, gorguyu ve beceriyi ozumseyerek paylasmalidirlar. Sabirli ve dikkatli olmaya, acik bilgi kadar icsel ortulu bilgiyi de almaya caba gostermelidirler.

Gercek anlamda usta-cirak iliskisi budur ve is basinda ogrenmek boyle olur.

Kaynak:Prof. Dr. Ismet BARUTCUGIL

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Fax Online    Send article as PDF